Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5148, sondan 1089. ayet; 59. sure ve Haşr Suresinin 22. ayetidir. Haşr Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 51 ve toplam ebced değeri ise 3093 olarak hesaplanmıştır. Haşr Suresinin toplam ebced değeri 129416 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
هو الله الذي لا اله الا هو عالم الغيب والشهادة هو الرحمن الرحيم
535. “Gayb”ın anlamı için Bakara sûresi, âyet: 3 ve ilgili dipnota bakınız.536. “Rahmân” ve “Rahîm” sıfatlarının anlamı için Fâtiha sûresi, âyet: 2 ve ilgili dipnota bakınız.
Cenâb-ı Hak, “Allah” ismini en başa koyarak kendisinin bazı isim ve sıfatlarını özellikle anmakta, ardından en güzel isimlerin kendisine ait olduğunu hatırlatmaktadır.
Kulluk bilincine erişmiş olanların taşıması gereken Allah korkusuna değinen 21. âyetin açıklaması mahiyetindeki bu âyetlerde bile önce Allah Teâlâ’nın birliğine, sonra ilminin sınırsızlığına, hemen bunların ardından da rahmet ve şefkatinin enginliğine yer verilmesi, Yüce Rabbimizi diğer isim ve sıfatlarını da unutmadan, ama her şeyden önce sevgi, şefkat ve bağışlayıcılık nitelikleriyle düşünmemiz ve bizim de bütün yaratılmışlara karşı bu tavrı öncelememiz gerektiğini gösterme açısından dikkat çekicidir.
“En güzel isimler” diye çevirdiğimiz 24. âyetteki esmâ-i hüsnâ terimi, “Allah Teâlâ’nın en güzel niteliklerine ve en mükemmel anlamlara delâlet eden isimleri” demektir (bilgi için bk. A‘râf 7:180; “Allah” hakkında bk. Bakara 2:255; “Rahmân” ve “rahîm” hakkında bk. Fâtiha 1:1). Genellikle birden fazla mâna ile açıklanan esmâ-i hüsnâdan 23-24. âyetlerde geçenler için verilen başlıca anlamlar şöyledir:
a) Melik: Egemenliğin mutlak sahibi, görünen ve görünmeyen âlemlerin yegâne mâliki, b) Kuddûs: Her türlü eksiklikten uzak, mutlak kemal sahibi, yaratılmışların tasavvur ve tasvirine sığmaz, kutsî, c) Selâm: Esenlik kaynağı, esenlik veren, selâmete çıkaran,
d) Mü’min: Güven sağlayan, kendisine güvenilen, vaadine itimat edilen, gönlünü imana açanlara iman veren, kendisine güvenenleri korkudan emin kılan, e) Müheymin: Görüp gözeten, yöneten ve denetleyen, evrenin mutlak hâkim ve yöneticisi, f) Azîz: Üstün, yenilmeyen, mutlak güç sahibi, yegâne galip, izzet ve şanın asıl sahibi ve kaynağı,
g) Cebbâr: İradesine sınır olmayan, murat ettiğini her durumda icra edebilen, hükmüne ve etkisine karşı direnilemeyen, yaratılmışların halini iyileştiren, yaraları saran, dertlere derman olan, erişilemez, yüceler yücesi, güç ve azamet sahibi, h) Mütekebbir: Büyüklüğü apaçık olan, azametini ortaya koyan, büyüklük ancak kendisine yaraşan, büyüklükte eşi olmayan, ı) Hâlik: Takdir ettiği gibi yaratan, i) Bâri’: Örneği olmadan yaratan, yaratmanın bütün evrelerindeki inceliklerin asıl kaynağı, j) Musavvir: Biçim ve özellik veren, yarattıklarının maddî ve mânevî, duyularla algılanan ve algılanamayan bütün şekil ve hususiyetlerini belirleyen, k) Hakîm: Bütün işleri ve buyrukları yerli yerince olan, hüküm ve hikmet sahibi.
Sûre –ilk âyetinde olduğu gibi– göklerde ve yerde bulunanların hepsinin Allah’ı tesbih ettiği, O’nun azîz ve hakîm olduğu belirtilerek sona ermektedir.
Mehmet Okuyan
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Görünmeyeni de görüneni de bilendir. O [Rahmân]’dır, [Rahîm]’dir.
O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de (görülmeyen gizlilikleri de, görülebilen her şeyi de) Bilen’dir. O Rahman’dır, Rahim’dir.
Allah O'dur ki, O'ndan başka gerçek ilah yoktur. O yaratılmışların duyu ve anlayışlarıyla görüp bilemediklerini ve görüp bildiklerini de tek bilendir. O dünyada herkese, ahirette sadece inananlara merhamet sahibidir.
O, kesinlikle hak ilâh olan Allah'tır. Duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilendir. O, sınırsız rahmeti ve engin merhameti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, merhametine, lütfuna, mükâfatlarına ve hayırlara mazhar eden, Rahman ve rahim olan Allah'tır.
O, öyle Allah ki, O'ndan başka hiç bir İlâh yok... Gizliyi de bilir aşikârı da... O, Rahmân'dır = dünyada bütün kullara merhamet edendir, Rahîm'dir= ahirette yalnız müminlere merhamet edendir.
Allah O'dur ki O'ndan başka ilah yoktur. O, görülmeyeni (yaratılmışların kavrayış alanı dışındaki şeyleri) de görüleni de bilendir. O Rahman'dır (yarattıklarını esirgeyen ve koruyandır) ve Rahim'dir (yarattıklarına karşı daima şefkatli ve merhametlidir).
Allah, dünyayı, ahireti, varı ve yoğu bilendir. Rahmân ve Rahîm isimleri rahmet kelimesinden türemiştir. Rahmân, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin, bütün yaratıkları kapsadığını, Rahîm ise kıyamet gününde yalnız müminlere yöneldiğini ifade eder.
Edip Yüksel
O ALLAH'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Tüm gizemleri ve açıktakileri Bilendir. O Rahmandır, Rahimdir.
O öyle Allah'dır ki, O'ndan başka ilâh yoktur! Gaybı ve şehâdeti (gizli olanı ve görüneni) hakkıyla bilendir. O, Rahmân (bütün mahlûkata rahmet eden)dir, Rahîm(mü'minlere çok merhamet eden)dir.
O Allah ki, Kendisinden başka emrine kayıtsız şartsız boyun eğilecek hiçbir otorite, kulu kölesi olunacak, her dediği dinlenecek hiçbir ilâh yoktur! O, yaratılmışların algılama sınırlarının ötesinde bir âlem olan gaybı da, duyularla kavranabilen şehâdet âlemini de en mükemmel şekilde bilmektedir. Görülen ve görülmeyen, açıkta ve gizli olan her şeyden haberdardır. Aynı zamanda O, sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir.
1 Ğayb için Bk. (Hûd: 31)2 Rahman; yarattıklarına kazanmaları için hiç bir çalışmayı şart koşmadan, yaratılışlarından ilâhi rahmet veren demektir. Bu rahmet, mü’mine de kâfire de çalışana da çalışmayana da verilir. (İnsana verilen vücut, rızık ve akıl gibi.) Rahîm: ise, yarattıklarına kazanmaları şartı ile kazançları karşılığında ilâhi rahmet veren, demektir. (Âhirette Müslümanlara verilen, cennet ve nîmetleri gibi.) Demek ki Allah’ın rahîm sıfatı, îmanlı ile îmansızı, iyi ile kötüyü, ayırt ederek iyilere mükâfat, Allah’ın rahmet sıfatını kötüye kullanan kötülere de cezâ veren, ayırt edici bir sıfattır. Geniş bilgi için Bk. (Fatiha: 1)
Muhammed Esed
ALLAH O'dur ki O'ndan başka ilah yoktur: O, yaratılmışların kavrayış alanı dışındaki şeyleri de, duyuları yahut akıllarıyla kavrayabildiklerini 27 de tek bilendir: O, Rahmân ve Rahîm.
O,[5034] kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır:[5035] İdrak edilemeyen ve edilebilen her şeyin âlimi sadece O’dur; O özünde merhametli, işinde merhametlidir.[5036]
[5034] Tüm ilâhî esma Allah’a döner, Allah has ismi ise, burada olduğu gibi sadece huveye döner. Huve Zât’ın “ayn”ını, yani bireysel cevheri ifade eder. Allah kelimesi, dilde başlayıp ciğerde biten bir ses düzenine sahiptir. Bir kez Allah diyen, iman ağacının dıştan içe doğru dört unsuru olan amel-ikrar-tasdik-marifet süreçlerinin tamamını yaşar. Dıştan içe, müşahhastan mücerrede, şehadet âleminden gayb âlemine… Ğayb-şehadet ikilisinde, Allah’a nisbet edildiği için ğayb önce gelmiştir. Huve zamirinde son harf zaittir, ikil form olan humâda düşmesi bunun delilidir. Aslı hudur. Hu görünürde bir ses ise de, özünde bir nefestir. Can taşıyan her varlık, aldığı her nefesle “O”nu anar. Nefes canlılığın alametidir. Varlık ilâhî bir nefestir. Celal ve cemalin tecellisi olan kevn ve fesad, bu nefesin veriliş ve alınışını temsil eder. Nefes alan canlılar içerisinde iradesiyle temayüz eden insan, tesbihi zikre çevirerek sorar: O kimdir? Vahyin verdiği cevap, aslında idrakin derinliklerinde yatan bu soruya vicdanın verdiği cevabın ta kendisidir: O Allah’tır. İşte bu nedenle, mutlak ateizm imkânsızdır.
[5035] Esmadan murad Allah’ın kendisiyle nitelendiği sıfatlardır. Haşr bir el-esmâu’l-husnâ sûresidir. 24 âyetlik sûrede 28 Allah ismi, 13 Allah’a dönen zamir, 23 ilâhî sıfat yer alır. Son üç âyette ardı ardına hepsi de farklı 16 esma sıralanır. Kur’an’ın zirvesi, Allah’ın Allah hakkında konuştuğu yerlerdir. Bunların en başında bu sûrenin son kısmı gelir. Zira bu âyetler, Allah’ı bilme, tanıma ve anlama yolunda insanoğluna âlemlerin Rabbi tarafından uzatılmış bir kartvizit mesabesindedir. Haşr sûresinin son âyetlerinin önemi konusunda nakledilen tüm rivayetler, bu çerçevede anlaşılmalıdır. Hepsi de, bu tür zirve bölümlerin Allah’ı tanıma ve anlamadaki önemine dikkat çekme amacı taşır. Zira bu esma bizi Allah’a ulaştıran meşru vesilelerdir: “En güzel nitelikleri ve tüm mükemmellikler(i ifade eden Esma-i Hüsna) Allah’a mahsustur. Artık O’nu onlarla anın ve O’nun isimleri konusunda haktan sapan kimseleri kendi haline terk edin!” (7:180; krş: 20:8; 17:100).
[5036] Önceki pasajla münasebeti: mü’minlere tek kişinin burnu kanamadan zahmetsizce verilen fey’, işte bu merhametin tecellilerinden sadece biridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O, o Allah'tır ki O'ndan başka Allah yoktur. O, gizli olanı da âşikâre olanı da bilendir. O Rahmândır, rahîmdir.
Allah'tır gerçek İlah! O'ndan başka yoktur ilah. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O rahmandır, rahîmdir. [1, 3; 10, 58; 7, 156; 6, 54] {KM, Matta 10, 34-35}
(3) Bu âyetler hakkında Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Kim sabaha erdiğinde üç defa Eûzü billâhi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm [Kovulmuş şeytanın şerrinden, herşeyi işiten ve herşeyi bilen Allah’a sığınırım] der ve Haşir Sûresinin son üç âyetini okursa, Allah akşama kadar onun için rahmet duası etmek üzere 70 bin melek görevlendirir. O kimse eğer o gün ölürse, şehit olarak ölür. Kim akşama erdiğinde bunu yaparsa, sabaha kadar yine aynı durumdadır.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân: 22.) Rahmân ve Rahîm isimleri için 1:1’in açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Öyle Allah ki O, tanrı yok O'ndan başka. Gaybı da görünen âlemi de bilen O! Rahman O, Rahîm O.