Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 836, sondan 5401. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 47. ayetidir. En'am Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 56 ve toplam ebced değeri ise 5157 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل ارايتكم ان اتيكم عذاب الله بغتة او جهرة هل يهلك الا القوم الظالمون
Muhatabın ve özellikle müşriklerin akıl ve iz‘anlarına hitap eden âyetlerde Allah’ın sınırsız kudretine dikkat çekilmektedir. 46. âyette bu kudretle, insanın en dikkat çekici yeteneklerinden olan işitme ve görme duyularıyla akıl gücünün yok edilmesi halinde, Allah’tan başka, onu bu imkânlara yeniden kavuşturacak bir kudret bulunmadığı vurgulanmaktadır. Âyette geçen “Bunları size Allah’tan başka hangi tanrı geri verebilir?” sorusundan da anlaşılacağı üzere müşrikler, putları Allah’a ortak koşsalar da, yaratanın yalnızca Allah olduğuna inanıyorlardı. Nitekim başka âyetlerde benzer sorulara, dünyanın, göklerin ve bunlardaki bütün varlıkların gerçek sahip ve mâlikinin Allah olduğu cevabını verecekleri belirtilmiştir (meselâ bk. Mü’minûn 23:84-89). Onların asıl suçu, put denilen nesneleri Allah’a eş tutmaları, bunlara kulluk etmeleri, putların kendilerine yardım ve şefaat edeceklerine inanmaları ve genel olarak İslâm dininin itikadî ve amelî hükümlerini reddetmeleridir. Hz. Peygamber’in çeşitli vesilelerle belirttiği üzere Allah Teâlâ, engin merhametinden dolayı, kullarının tövbe edip bağış dileyerek yanlışlardan dönmesini ister; O’nun bu müsbet davranıştan duyduğu memnuniyet, Resûlullah’ın teşbihiyle ağır bir savaş sırasında kaybettiği çocuğu için çırpınan annenin, onu bulduğu andaki sevincinden daha büyüktür (Buhârî, “Edeb”, 18; Müslim, “Tevbe”, 22; İbn Mâce, “Zühd”, 35). Bu sebeple sonsuz merhamet sahibi olan Allah, gerek burada gerekse daha pek çok âyette yanlış inançlıları, kötü yaşayışlıları ikna yoluyla düzeltmek, doğru yolu bulmalarını sağlamak için birçok delil göstermiştir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Bir düşünsenize; size Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helak edilirmiş!”
De ki: Allah'ın azabı aniden veya açıkca size gelecek olsa, durumunuz ne olur söyler misiniz? O zaman yok edilenler, varlık sebebine aykırı davrananlardan başkası mı olur?
Onlara:
“Size dünyada Allah'ın azâbı, ansızın veya açıkça gelirse, nasıl davranacağınızı söyler misiniz bana? Baskıcı, zâlim ve işkenceci, temel hak ve hürriyetleri engelleyen, küfürde ısrar eden toplumlardan başkaları helâk edilir mi hiç?" de.
(Yine o zalimlere) de ki: “Size Allah'ın azabı ansızın (birdenbire) ya da göz göre göre (önceden belli olacak şekilde) gelip çatsa, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğrayacak (bunu hiç düşünüyor musunuz)?"
De ki: «Bana haber verin: Eğer Allahın azabı ansızın (habersizce), yahud açıkdan açığa gelib size çatarsa zaalimler güruhundan başkası helake uğratılmış olur mu»?
Yine o zâlimlere de ki: “Söyleyin bakalım; Allah’ın azâbı hiç beklemediğiniz bir sırada ansızın veya açıktan açığa gelip başınıza çökecek olsa, zâlim toplumdan başkası mı helâk edilecek? İşte bu korkunç felâketten, ancak Allah’ın kitabına yönelerek kurtulabilirsiniz; Peygamberlerden, yetkileri dışında kudret gösterileri bekleyerek değil!
De ki: “Allah'ın azabı âniden veya [yavaşça] hissedilir şekilde başınıza gelse durumunuz ne olur, söyler misiniz? 36 [O zaman hiç] zalim halktan başkası yok edilir mi? 37
De ki: “Hiç düşündünüz mü? Allah’ın azabı, size ansızın veya açıktan açığa gelip çatsa, hiç yanlışta ısrar eden zalim bir halktan başkası mı helak edilir?” 6/6-131, 10/13, 47/10, 14/14, 26/227
De ki “Kendinize baktınız mı? Allah'ın azabı, hiç beklenmeyen bir anda ya da önceden belli olacak bir şekilde size gelse, yanlış yapan o topluluklardan başkası mı etkisizleştirilir?”