Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1303, sondan 4934. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 68. ayetidir. Tevbe Suresi 68. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 4136 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وعد الله المنافقين والمنافقات والكفار نار جهنم خالدين فيها هي حسبهم ولعنهم الله ولهم عذاب مقيم
Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
Bu âyetlerde münafık karakteri ve münafıkların davranışlarıyla ilgili tasvire yeni kesitler eklenmekte, bir taraftan müslümanlar onların görünen yüzlerine aldanmamaları için uyarılmakta, diğer taraftan da Allah’ın âyetleri, peygamberi ve müslümanlarla alay eden münafıklarakendilerinden önceki inkârcı kavimlerin acı sonları hatırlatılmaktadır. Burada işaret edilen münafıklara ait söz ve davranışlar, tefsirlerde daha çok Tebük Seferi öncesinde ve bu sefer esnasında yaşanan olaylarla açıklanır; bu konudaki rivayetler âyetlerin yorumuna ışık tutmakla beraber, âyetlerin üslûbu ve sözün akışından daha çok münafık tiplemesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır (münafıklar hakkında ayrıca bk. Bakara2:8-20; Nisâ 4:138-140, 142-146; Münâfikun 63:1-8). Tefsirlerde 61. âyetin inişi ile ilişkilendirilen bazı rivayetlere yer verilir. Bunlardan biri şöyledir: Bazı münafıklar özel sohbetlerinde Resûlullah’ı çekiştiriyorlardı, sonra içlerinden biri “Aman bunlar onun kulağına gitmesin” diye ikazda bulununca, “O her söze kolayca kanar, söylediklerimizi inkâr ederiz, üstüne bir de yemin ettik mi bize inanır” şeklinde cevaplar veriyorlardı (Taberî, X, 168-169). Resûl-i Ekrem’in, münafıkların yalanlarını yüzlerine vurmadığı ve özellikle yemine çok değer verdiği gerçeğinden hareketle söz konusu rivayetlerle âyet arasında bağ kurulabilir. Fakat burada asıl amacın münafıkların tutumlarından bir kesit verip onların zihniyetini mahkûm etmek ve bu vesileyle dikkatleri Hz. Peygamber’in yüksek ahlâkına yöneltmek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan münafıkların, “O her söylenene kulak veriyor” anlamındaki sözleriyle, Resûlullah’ın bazı sesler işitip onu vahiy olarak yansıttığı iddiasında bulunmuş oldukları yorumu da yapılmıştır. “Allah’ın resulünü incitenler” şeklinde tercüme edilen kısmı “peygamberi yerip kınayanlar” şeklinde anlamak da mümkündür (Esed, I, 366). Âyetin, “O sizin için hayırlı olana kulak veriyor” şeklinde tercüme edilen kısmı şöyle izah edilebilir: Resûlullah gelişigüzel tahminlerle insanlar hakkında yargıda bulunmaz, Allah’a olan derin imanının yanı sıra müminlere de büyük bir güven duyar ve söylenenleri böyle iyi niyet temeline dayanan bir anlayışla değerlendirir. Bu cümlede onun kulak verdiği bildirilen şeyle kastedilenin, bütün insanlığın hayrına olan “vahiy” olduğu da söylenmiştir. Allah’ın mesajını ileten elçi olması itibariyle 62. âyette Hz. Peygamber de Allah’ın yanı sıra zikredilmiş fakat kimin hoşnut kılınması gerektiğini belirten zamir tekil kullanılmıştır. Bazı müfessirler bununla ilgili olarak, resulünün rızâsını kazanmanın Allah’ın da rızâsını kazanma mânasına geldiği yönünde açıklamalar yaparken, bazıları da burada hoşnutluğuna erişilmesi hedeflenecek yegâne varlığın Cenâb-ı Allah olduğuna işaret bulunduğunu belirtmişlerdir (Şevkânî, II, 429). 63 ve 64. âyetler arasında şöyle bir bağ kurulabilir: Allah ve resulüne karşı çıkan, din özgürlüğünü yok etmek için uğraş veren kimseler, bu durumları dünyada açığa çıkmış olsa da olmasa da içinde ebedî olarak kalacakları cehennem azabına çarptırılacaklardır, en büyük rezil-rüsvâ olma aslında budur. Münafıklar bunu bilip dururken, sadece dünyada rezil olmaktan, haklarında bir sûre indirilip kalplerindekinin ortaya dökülmesinden endişe etmektedirler. Münafıkların ileri sürdükleri mazeretin geçersizliğini belirten 65. âyet, dolaylı bir tarzda müminlere yönelik olarak da dinî ve itikadî konuların şaka ve eğlence konusu edilemeyeceği hususunda ciddi bir uyarı ihtiva etmektedir. Münafıkların bir kısmı iman ile küfür arasında bocalayan, diğer bir kısmı ise bilinçli olarak ve ısrarla inkârcılığını sürdüren fakat müslümanlara karşı bunu gizlemeye çalışan kişilerdir. İşte 66. âyette, aklını ve iradesini doğru yönde kullanmayı, içindeki hak-bâtıl mücadelesini imanın galibiyetiyle sonuçlandırmayı başaranlara yüce Allah’ın bağış kapısının açık bulunduğu, inkârcılıkta ısrar edenler için ise kötü âkıbetin kaçınılmaz olduğu haber verilmektedir. 67. âyette münafık karakterine ve 68. âyette münafıkların acı âkıbetlerine değinildiği gibi, 71. âyette mümin karakterine ve 72. âyette de onların mutlu sonlarına işaret edilerek iki grup arasında bir mukayese yapılmasına imkân sağlanmıştır. 69-70. âyetlerde, gerçekte inkârcı oldukları halde iman etmiş gibi görünen münafıkların âkıbetlerinin açıktan açığa peygamberlere karşı mücadele veren inkârcılardan daha iyi olmayacağı belirtilmekte, güç ve servet sahibi olsalar da inkârcıların boş davalar uğruna yaptıklarının gerek dünyada gerekse âhirette ziyan olup gittiği (bu konuda bk. Âl-i İmrân3:10, 116-117) hatırlatılıp münafıkların da bundan ders almaları gerektiği uyarısı yapılmaktadır.
Mehmet Okuyan
Allah münafık erkeklere de münafık kadınlara da kâfirlere de içinde [ebedî] kalacakları cehennem ateşini vadetmiştir. O (cehennem) onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir! Onlar için kalıcı bir azap vardır.
Allah, erkek münafıklara da kadın münafıklara da, kâfirlere de süreli kalacakları cehennem ateşini vaad etti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Allah, münafık¹ erkeklere ve münafık kadınlara ve gerçeği yalanlayan nankörlere, cehennem ateşini vadetmiştir. Orada sürekli kalıcıdırlar. Bu, onlara yeter. Allah, onları lanetlemiştir ve onlar için kalıcı bir azap vardır.
1- İkiyüzlü, içten pazarlıklı, inanmadığı halde inanıyormuş gibi görünen.
Ahmet Akgül
Allah erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) inkârcılara da; içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va’ad etmiştir. Bu (sonsuz azap) onlara yeterlidir. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Allah, nifak sahibi erkeklerle kadınlara ve kafirlere cehennem ateşini vaadetmiştir, orada ebedi kalırlar, o yeter onlara ve Allah onlara lanet etmiştir ve onlar içindir bitip tükenmeyen daimi azap.
Hem erkek ve hem kadın münafıklara, hem de Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere Allah, içinde yerleşip kalacakları cehennemi vaadetmiştir. Onların payına düşecek olan budur. Allah onları rahmetinden uzak tutmuştur ve devamlı bir azap beklemektedir onları.
Allah, müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan erkek münâfıkları da, kadın münâfıkları da, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri de içinde ebedî kalacakları Cehennem ateşiyle tehdit ediyor. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Sadece onlara has, kurtuluşu mümkün olmayan, kesintisiz, sürekli bir azap vardır.
Allah münafık erkeklere, münafık kadınlara ve kâfirlere içinde sonsuza kadar kalacakları cehennem ateşini vaadetmiştir. O onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için kalıcı bir azap vardır.
Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır.
Allah, münafık erkeklere, münafık kadınlara ve bütün kâfirlere, içinde ebedî olarak kalmak üzere, cehennem ateşini vaad buyurdu. Bu azab onlara yeter. Allah onları rahmetinden uzaklaştırdı. Onlara devamlı bir azab vardır.
Allah, münafık erkeklere, münafık kadınlara ve kâfirlere ebedî olan Cehennem ateşini vaadetmiştir. Orası onların payı olarak onlara yeter ve Allah, onları rahmetinden mahrum bırakmıştır. Ve ayrıca onlar için, içinde oldukları daimi bir azap vardır.
Erkek, dişi münafıklarla, kâfirlere Allah vadetmiştir cehennemin ateşini, orda sonsuz kalırlar, bu onlara yetişir, onları Hak lanetledi, sonsuz azap onların
Allah, münafık erkeklerle, münafık kadınlara ve inkârcılara içinde daimî kalacakları cehennem ateşini vadetmiştir. O (cehennem ateşi), onlara yeter. Ve Allah, onlara (yaptıkları yüzünden) lanet etmiştir. Onlara sonu gelmeyen bir azap vardır.
Lânet etmek, mahrum etmek, ilgilenmemek, yoksun bırakmak demektir. Allah’ın lânet etmesi, rahmetinden yoksun bırakması ve nimetlerini esirgemesidir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkarcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir (rahmetinden uzak kılmıştır). Onlara devamlı azab vardır.
Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar için devamlı bir azap vardır.
ALLAH, ikiyüzlü erkeklere, ikiyüzlü kadınlara ve kafirlere ebedi kalacakları cehennem ateşini söz verir. O onlara yeter. ALLAH onları lanetlemiştir ve onlar için tükenmez bir azap vardır.
Allah, erkek kadın bütün münafıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.
Allah, Münafıkların erkeğine, dişisine ve bütün kâfirlere ebedî olarak Cehennem ateşini va'd buyurdu o onlara yeter, Allah onları rahmeti sahasından uzaklaştırdı ve onlar için mukim bir azab var
Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da, kâfirlere de — kendileri için ebedî kalıcı olmak üzere — cehennem ateşini va'd etdi. Bu, onlara yeter. Allah, onları rahmetinden koğdu. Onlara bitib tükenmeyen bir azâb vardır.
Allah, münâfık erkeklere, münâfık kadınlara ve kâfirlere, içinde ebediyen kalıcı oldukları Cehennem ateşini va'd etti.(2) O, onlara yeter! Allah ise onlara lâ'net etti! Ve onlar için dâimî bir azab vardır.
(2)“Ateş ile yapılacak azab, Kur’ân’a imtisâl etmeyen (uymayan) kâfirlere hazırlanmıştır. Hem bu ateş, tûfân vesâir musîbetler gibi mü’min ve kâfir bütün insanlara şâmil musîbetlerden değildir. Ancak bu ateş musîbetini celb edenler (çekenler), ehl-i küfür ve ehl-i inkâr olanlardır. Onların bu belâdan kurtulmaları, ancak Kur’ân-ı Kerîm’e imtisâl etmeleriyle (uymalarıyla) mümkündür.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 181)
İlyas Yorulmaz
Allah ikiyüzlü davranan erkeklere, ikiyüzlü davranan kadınlara ve doğruları inkâr edenlere, içlerinde sürekli kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O ateş onlara yeter ve Allah onlara lanet etmiş olup, onlar için kalıcı bir azap vardır.
Allah münafık erkekler ile münafık kadınlara, kâfirlere orada daima kalmak üzere Cehennem ateşini vaadetmiştir. Bu, onlara yetişir. Bir de Allah onları rahmetinden uzak tutmuştur. Onlar için kendilerini kımıldatmayacak azap vardır.
Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve küfre sapanlara, ebedi kalıcılar oldukları cehennem ateşini hazırlamıştır. O (cehennem), onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Allah, hem ikiyüzlü erkek ve kadınları, hem de diğer bütün kâfirleri, sonsuza dek içerisinde kalacakları cehennem ateşine atacağına söz vermiştir! Onlara ceza olarak bu yeter: Allah, onları rahmetinden kovarak lânetlemiştir! Dolayısıyla onlara, cehennemde sürekli bir azap vardır!
Allah erkek Münafıklar’a ve kadın Münafıklar’a, tüm Kâfirler’e, içinde sürekli kalacakları Cehennem’in ateşini vaad etti.
Bu onların hesabıdır.
Allah onları lanetledi.
Onlara kalıcı bir azap da vardır.
Allah erkek kadın bütün münâfıklara ve kâfirlere içerisinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vâdetmiştir. Onlara ancak o yeter. Allah onları lânetlemiştir. Onlar için bir de bitmez tükenmez bir azap vardır.
Hem erkek ve kadın münafıklara, hem de hakkı açıktan açığa inkar edenlere Allah, içinde yerleşip kalacakları cehennem ateşini vaad etmiştir; onların payına düşecek olan budur. Çünkü Allah onları lânetlemiştir; ve sürüp gidecek bir azap beklemektedir onları.
Allah, ikiyüzlü erkek ve ikiyüzlü kadınlara ve inanmadığını açıktan ilan eden kâfirlere içinde kalacakları cehennemi vaat etmiştir. Onların hak ettiği de budur, Allah onları rahmetinden dışlamıştır ve onlara azap vardır. 2/89, 3/87, 4/145, 13/25, 33/65, 48/11-12
Allah, ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlara ve inkârını açıkça ortaya koyanlara, içinde daimî kalmak üzere cehennem ateşini vaad etmiştir: odur onların payına düşen; zira Allah onları rahmetinden dışlamıştır;[1482] dolayısıyla onların hakkı kalıcı bir azaba mahkûm olmaktır.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 68. Ayet Açıklaması
[1482] Lanet, Allah’ın rahmetinden mahrum olmak demektir (Bkz: 2:61, ilgili notlar).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ münafıklara ve münafıkalara ve kâfirlere, cehennem ateşini orada müebbeden kalıcılar olmak üzere vaadetmiştir. O onlara kâfidir. Ve onlara Allah Teâlâ lânet etti. Ve onlar için elîm bir azap da vardır.
Allah gerek münafık erkeklere, gerek münafık kadınlara, gerekse bütün kâfirlere, ebedî kalmak üzere girecekleri cehennem ateşini vaad etmiştir. O onlara yeter! Allah onları rahmetinden uzaklaştırdı. Onlara devamlı bir azap vardır.
Allah münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kafirlere içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini va'detmiştir. O, onlara yeter. Allah, onları la'netlemiştir. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Allah, ikiyüzlü(münafık) erkekler ile ikiyüzlü kadınlara ve kâfirlere Cehennem ateşini vaat etmiştir. Orada ölümsüz olacaklardır. Onların hakkından orası gelir. Allah onları dışlamıştır (lanetlemiştir). Onların hak ettiği kalıcı bir azaptır.
Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve tüm kafirlere içinde ebedi kalacakları cehennemi vaat etti. Bu onlara yeter. Allah, onları lanetlemiştir. Onlara kalıcı bir azap vardır.
Münafık erkekler ile münafık kadınlara ve kâfirlere, Allah, içinde sürekli kalacakları Cehennem ateşini vaad etmiştir; onları böylesi paklar. Allah onları lânetlemiştir; artık onlar için devamlı bir azap vardır.
Allah, erkek münafıklara da kadın münafıklara da küfre sapanlara da içinde uzun süre kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O yeter onlara. Allah lanet etmiştir onlara. Köklü bir azap var onlar için.