Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6104, sondan 133. ayet; 95. sure ve Tîn Suresinin 6. ayetidir. Tîn Suresi 6. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 3390 olarak hesaplanmıştır. Tîn Suresinin toplam ebced değeri 10232 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الا الذين امنوا وعملوا الصالحات فلهم اجر غير ممنون
“Sonra onu aşağıların aşağısına (esfel-i sâfilîn) indirdik” ifadesini müfessirler iki türlü yorumlamışlardır: a) İnsanın aşağıların aşağısına indirilmesi, onun bedensel ve zihinsel gelişmesini tamamladıktan sonra fizyolojik ve psikolojik olarak gerilemeye başlaması; algı, hâfıza ve düşünme kapasitesinin gittikçe zayıflamasıdır. Nitekim başka âyet-i kerîmelerde bazı insanların güçlendikten sonra “erzel-i ömür” denilen ömrün en zayıf ve sıkıntılı çağına eriştirileceği ifade buyurulmuştur (bk. Hac 22:5; Yâsîn 36:68). Yaşlanma, müminler için de inkârcılar için de geçerli olan kaçınılmaz bir durumdur. Buna göre 6. âyet, inanıp iyi işler yapan yaşlı kimselerin, itaatlerinden ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmelerinden dolayı kesintisiz ödül alacaklarını, bedenen ve zihnen gerileseler bile mânen ilerleyeceklerini ifade eder. b) Bu ifade, yaratılış amacına uygun hareket etmeyip ahlâkî değerleri hiçe sayan ve en güzel biçimde yaratılmış olmanın şükrünü yerine getirmeyenlerin cehenneme indirileceğini gösterir. c) Bize göre “Sonra onu aşağıların aşağısına (esfel-i sâfilîn) indirdik” ifadesiyle şu gerçek ortaya konmaktadır: İman etmeyen ve sâlih amel (iyi, erdemli, dünya ve âhiret için yararlı işler) yapmayan kimseler, Allah Teâlâ’nın insana verdiği, onu yaratılmışların en mükemmeli kılabilecek imkânları kötüye kullanmış oldukları için, hayatın başlangıç noktasından ileriye doğru gitmek, kesintisiz gelişme ve ecir alma imkânından yararlanmak yerine geriye, insandan geri canlılar âlemine doğru gitmiş, alçalmış olacaklardır.
Mehmet Okuyan
İman edip iyi işler yapanlar hariç. Onlar için başa kakılmayan (kesintisiz) bir ödül vardır.
Ancak iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler bu duruma düşmeyecektir. Onlar için en yüksek makamlar, bitmez tükenmez mükâfatlar vardır.
(Şevahid’ut Tenzil c.2 s.352-356’da Hâkim Haskani’nin naklettiği rivayete göre bu ayet-i kerime ilk etapta “İmam Ali ve taraftarları” hakkında nazil olmuştur.)
Mahmut Kısa
Ancak Allah’a ve âhiret gününe yürekten iman edip bu imana yaraşır dürüst ve erdemlice bir hayat ortaya koyanlar hariç; yalnız onlar bu düşüşten kurtulabilirler. İşte onlar için, cennette bitip tükenmeyecek muhteşem bir ödül vardır.
[5797] Amel-i sâlih, 23 yıllık nüzul sürecinin tümünde aynı vurguya sahip olmasa gerektir. Başlangıçta 2:2 ışığında sorumluluk bilinci çerçevesinde “erdemli, dürüst ve sorumlu davranış” vurgusu taşır. Nebiliğin ortalarında, razı olunan ameller artık bildirildiği için “Allah’ın razı olduğu imanla uyumlu ameller” vurgusuna ulaşır. İslâm cemaatinin kurulup emr-i bi’l-ma‘rufun farz kılındığı Medine’de ise “ıslah edici iyi işler” vurgusunu kazanmıştır (Bkz: 103:3, not 5). Gayru memnûna verdiğimiz “kesintisiz” anlamının gerekçesi ve ona alternatif başka mâna için bkz: 84:25
Ömer Nasuhi Bilmen
Ancak o kimseler ki imân ettiler ve sâlih sâlih amellerde bulundular, Artık onlar için kesilmeyecek bir mükâfaat vardır.