Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4230, sondan 2007. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 12. ayetidir. Fussilet Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 88 ve toplam ebced değeri ise 5631 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (3) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
فقضيهن سبع سموات في يومين واوحى في كل سماء امرها وزينا السماء الدنيا بمصابيح وحفظا ذلك تقدير العزيز العليم
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.
“Yedi gök” deyiminin evrendeki birçok kozmik sisteme delâlet ettiği düşünülebilir (Esed, III, 972; bilgi için bk. Bakara 2:29; A‘râf 7:54). “Her göğe işlevini ilham etti” cümlesi, kozmik sistemlerin Allah’ın iradesiyle kurulup işlediğine işaret eder. “Biz, yakın semayı kandillerle donattık” anlamındaki cümle ise gök yüzünün, çıplak gözle izlenebilen yıldızlarla bezeli görüntüsünün tasviridir. “İşte bu, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir” anlamındaki son cümle, kozmik varlıklardaki bu oluş ve düzenin bir tesadüf ürünü olmadığını; kesinlikle her şeye gücü yeten, her şeyi bilen yüce bir yaratıcının takdiriyle yani bilinçli, ölçülü ve amaçlı yaratmasıyla gerçekleşebileceğini dile getirmektedir (“İki gün” hakkında bk. 9. âyetin açıklaması).
Mehmet Okuyan
Böylece onları (gökleri) iki günde (dönemde) yedi gök olarak yaratmış ve her göğe görevini vahyetmişti (bildirmişti). Biz yakın göğü kandillerle ve koruma ile (koruyucu güçlerle) süslemiştik.İşte bu güçlü, bilen (Allah)’ın ölçüsüdür.
Göklerin “yedi kat” oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü’minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte “yedi yol” (Mü’minûn 23:17) ve “yedi güçlü yapı” (Nebe’ 78:12) ifadeleri de geçmektedir.,Burada geçen [evhâ/vahy] fiili Yüce Allah için kullanıldığı ve muhatap da peygamber olmadığı için bu vahye “ilahi vahiy” denmektedir ve anlamı da “ilham etmek” demektir
Benzer mesajlar: Hicr 15:16-17; Sâffât 37:6; Mülk 67:5; Cinn 72:8-9.
Bayraktar Bayraklı
Böylece onları, iki evrede yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti/öğretti. Biz, yakın/dünya göğünü kandillerle/ışık saçan cisimlerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, gücü sonsuz ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı. Ve her göğe işini vahyetti.¹ Ve dünya göğünü kandillerle süsleyip koruduk. İşte bu, Mutlak Üstün Olan ve Her Şeyi Bilen'in takdiridir.
Böylece (Allah) onları iki gün (iki süreç) içinde yedi gök olarak tamamlayıverdi ve her bir göğe emrini (yaratılış görevini ve hikmetini) vahyetti. Biz Dünya göğünü de kandiller (misali yıldızlar) ile süsleyip-donattık ve bir koruma (altına aldık) . İşte bu, Üstün ve Güçlü olan, (her şeyi en ince ayrıntılarıyla) Bilen (Allah) ın takdiridir.
Derken onları yedi gök olarak iki günde yaratmış ve her göğe yapacağı işi vahyetmiştir. Ve dünya göğünü kandillerle bezedik ve koruduk; işte bu, üstün olan ve her şeyi bilen mabudun takdiridir.
Ve onları iki zamanda yedi gök olarak yarattı, her göğe kendi görevini bildirdi. Biz, dünya göğünü kandiller gibi yıldızlarla süsledik ve koruduk. İşte bu çok üstün, çok güçlü herşeyi bilen Allah'ın ortaya koyduğu kanunudur.
Onları iki günde, iki devirde sağlam yedi göğe tamamladı. Her gökte cereyan edecek işleri planlayıp, programlayıp işlevlerini yükledi, vahyile bildirdi.
Dünya semasını sizin tasavvur edemeyeceğiniz güçlü ışık hüzmeleriyle süsledik. Korumaya da aldık. Bu, kudretli, hükümran olan, her şeyi bilen Allah'ın planlaması, tayini, tesbiti ve takdiridir.
Böylece onları iki günde yedi gök olarak belirledi ve her göğe emrini vahyetti. En yakın göğü de kandillerle donattık ve korumaya aldık. Bu, güçlü ve alim olanın düzenlemesidir.
Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti. Biz dünya göğünü de kandillerle süsleyip-donattık ve bir koruma (altına aldık). İşte bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)'ın takdiridir.
Böylece gökleri, yedi kat gök olarak iki günde yarattı: (Arzın yaratılışı gün, içindekilerin gün, göklerin gün ki, altı gün eder). Bir de her gök ehline (meleklerine, orada olacak hadiselerin) emrini vahy etti. Biz dünya göğünü de kandillerle (yıldızlarla) donattık, onu (afetlerden) koruduk. İşte bu, Azîz, Alîm olan Allah'ın takdiridir.
Bunun üzerine Allah, iki devrede gökleri yedi kat olarak yaptı. Her göğe de idaresini vahyetti. Ve dünya göğünü yıldızlarla süsledik ve (şeytanlardan) koruduk. İşte bu, güçlü izzetli ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.
Yedi kat gök olarak, iki günde tamamladı onları, her bir göğün işini de vahyetti, çırağlarla bezetti dünyanın gökyüzünü, hem de onu koruduk; emrenin, bilgenin ölçümü budur
Böylece onları iki evrede yedi gök (çok sayıda kozmik sistem) olarak yarattı, her göğe kendi işlevini yükledi. Biz, yere en yakın olan gökyüzünü kandillerle süsledik ve onları (çökmeye/düşmeye karşı) yıkılmaktan, (sesleri ve görüntüleri birbirine karışmaktan) koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve (her şeyi) hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur.
Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah'ın takdiridir.
Her göğe görevinin vahyedilmesi, meleklerin, yıldızların ve diğer gök cisimlerinin, yaratılmak suretiyle her birine işlerinin bildirilmesidir.
Edip Yüksel
Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı ve her göğe özel yasaları bildirdi. Ve biz en aşağıdaki göğü ise lambalarla ve koruma sistemiyle donattık. Bu, Üstün ve herşeyi Bilen'in planıdır.
Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
Bu suretle onları iki günde yedi Sema olmak üzere yerine koydu, ve her Semada ona aid emrine vahiy verdi, ve Dünya Semayı kandillerle donattık ve hıfzettik, işte bu hep o azîz alîmin takdiridir
Bu suretle onları yedi gök olmak üzere iki günde vücûda getirdi. Her gökde ona âid emri vahyetdi. Dünyâ göğünü de kandillerle donatdık. (Onu âfetlerden) koruduk. İşte (bütün) bu (nlar), O mutlak kaadir, O her şeyi hakkıyle bilen (Allah) ın takdiridir.
Böylece onları iki günde (iki devrede) yedi (kat) semâ(1) olarak hükmetti ve her semâda (bulunanlara kendilerine âid) vazîfesini vahyetti (ona ilhâm etti). Dünya semâsını da kandillerle (yıldızlarla) süsledik. (Ve yıkılmaktan ve şeytanların kulak hırsızlığından)koruyarak (muhâfaza ettik). Bu, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Alîm (herşeyi bilen Allah)'ın takdîridir.
(1)Yedi kat semâ için, bakınız; (Lem‘alar, 12. Lem‘a, 67; İşârâtü’l-İ‘câz, 239)
İlyas Yorulmaz
İki günde, göklerde yedi semanın var olmasına hüküm verdi ve her bir semaya görevlerini yükledi. Dünyanın gökyüzünü lambalarla (güneş, ay ve yıldızlarla) kıyamete kadar onların yerini muhafaza ederek süsledi. Bunlar her şeyi bilen ve her şeye gücü yetenin planlamasıdır.
Artık iki günde göğü yediye çıkardı. Her bir göğe de kendi işini [¹] vahiy etti. Biz dünya göğünü, yıldız çırağları ile donattık, âfetten sakladık, işte bu husus yegâne galip, hakkıyle âlim olan Zat/ın takdiridir.
İsmail Hakkı İzmirli Fussilet Suresi 12. Ayet Açıklaması
[1] Ona müteallik olan hususatı.
Kadri Çelik
Böylelikle onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti. Biz dünya göğünü de kandillerle süsleyip donattık ve koruduk. İşte bu, çok güçlü ve her şeyi bilenin takdiridir.
Böylece, gökyüzünü iki günde, yedi kat gök şeklinde düzenledi ve her katına, kendi işlevini öğreterek uyması gereken yasaları ilham etti. Ayrıca, dünyaya en yakın göğü parlak birer inci demeti gibi ışıldayankandillerle süsledi ve onu şeytanlardan korudu. İşte bu hârika sistem, sonsuz kudret ve ilim sahibi olan Allah’ın mükemmel bir ölçü ve denge ile ortaya koyduğu takdiri sayesinde yürümektedir.
Derken, onları iki günde yedi gök olarak takdir etti.
Herbir göğe kendi işini vahyetti / bildirdi.
Bir de Yakın Sema’yı / Dünya Seması’nı kandillerle süsledik; hem de koruyarak / tutarak!
İşte bu, Alîm Azîz’in takdiridir.
Böylelikle onları iki günde1 yedi2 gök olarak yarattı ve her göğe görevlerini ayrı ayrı vahyetti.3 Biz dünyaya ait olan gökyüzünü de parlak kandillerle süsleyip koruma altına aldık.4 İşte bütün bunlar, üstün ve güçlü olan, her şeyi bilen (Allah)’ın koyduğu kanunlardır.
1 Hâsılı onları iki günde sağlam yedi Semaya tamamladı. Bu iki günün birisi, Yeryüzününde yaratılışından evvelki ilk maddenin yaratılışı, birisi de yıldızların oluşum günleridir. A'raf: 54. ayette, “Muhakkak ki sizin Rabbiniz; gökleri ve yeri altı zaman diliminde yaratan” şeklinde beyan olunduğu üzere altı günden ikisini teşkil eder. Yahut birisi Arzın yaratılışından öncesi, birisi de Arzın yaratılışından sonrası da olabilir. Bir de buradaki (فِى يَوْمَيْنِ) ifâdesi zarf-ı müstekar olarak kabul edilirse bu iki günün; biri Dünya biri de Ahiret olması muhtemeldir. O zaman âyetin tercümesi, “Böylelikle onları (dünya ve âhiret olmak üzere) iki günlü ve yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevlerini ayrı ayrı vahyetti” şeklinde de olabilir. (Elmalılı)2 Bu, “yedi” rakamı çokluktan kinâye olup, “birçok” anlamına da gelebilir.3 Buradaki vahiy; Allah’ın onlara görevlerini, yani sünnetullahı mükemmel bir şekilde öğretmesi, demektir. Tıpkı bal arısına öğrettiği gibi… Bk. (Nahl: 8) 4 Yani bu ve Mülk: 5. ayetlerden, dünya semasının diğer göklerden farklı olduğunu ve bu semadaki yıldızların esas görevinin Dünya semasını süslemek olduğunu anlamak mümkündür. Bu, Dünyaya ait olan gökyüzü, Allah’ın koruması altındadır ve hiçbir güç, Allah’ın bilgisi olmadan oraların güvenliğini bozamaz. Zira bunlar, üstün ve güçlü olan, her şeyi bilen Allah’ın koyduğu kanunlardır. Bk. (Hicr: 16, Kaf: 6)
Muhammed Esed
Ve onları iki evrede yedi gök 14 olarak yarattı, her göğe kendi işlevini yükledi. Biz, yere en yakın olan gökleri ışıklarla süsledik. Ve onları emniyetli kıldık: 15 İşte bu, Kudret Sahibi ve Her şeyi Bilen'in takdiridir.
Böylece Allah gökleri iki evrede yedi tabaka olarak düzenledi ve her bir tabakaya kendi görev yasasını bildirdi. Nihayet biz yakın dünya göğünü yıldızlarla süsledik ve bir koruma sistemi oluşturduk işte bu her işinde mükemmel olan ve her şeyi bilen Allah’ın tesis ettiği bir düzendir. 37/1...10
Derken, onların iki aşamada yedi gök[4244] olarak var olmasını kararlaştırdı, her bir göğe kendi görev yasasını yükledi.[4245] Nihayet Biz en yakın göğü ışıklarla süsledik[4246] ve bir güvenlik sistemi oluşturduk:[4247] İşte bu her şeyi bilen, her işi mükemmel olan Allah’ın takdiridir.
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 12. Ayet Açıklaması
[4244] “Yedi gök”, bilinen ve bilinmeyen birbirinden farklı tüm kozmik sistemleri kapsayan bir ifade. Yedi rakamı çeşitlilik ve çok katmanlılıktan kinayedir (Krş: 15:44, not 34). “Yedi kat gökler ve yer” ibaresi “bütün kâinat” mânasına gelir.
[4245] Burada olduğu gibi mutlak mânada öznesi Allah nesnesi eşya olan (burada gökler) emr terimi, Allah’ın eşyaya yüklediği kanuna delâlet eder. Bu vurgusuyla emr eşyadaki nedensellik yasasına (causality) tekabül eder. Allah’ın eşyaya emr’ini vahyetmesi, ona yaratılış amacı olan mâ hulikâ leh’ini yüklemesidir. Arıya vahyetmesi de bu cümledendir (16:68). Bu nedensellik elbet Allah’ı koyduğu yasanın -hâşâ- mahkûmu eden bir nedensellik değildi. Zira O koyduğu yasanın hâkimi olarak her an eşyaya müdahil ve her an yaratmadaydı. Dolayısıyla ilâhî emri yüklenen eşya O’ndan bağımsız mutlak bir varlığa değil, O’nun iznine ve emrine tâbi mümkün bir varlığa sahiptir.
[4246] Gökyüzünün çıplak gözle görüntüsünün tasviri.
[4247] Kur’an kozmolojisini üç başlıkta tasnif etmek mümkündür:
1) Kur’an’ın “Dünya seması” veya “en yakın gök” (67:5) adını verdiği kuşların da boşluğunda uçtuğu gök (16:79). Bu atmosfer içi göktür. Belirlilik takısıyla es-semâ’ biçiminde geldiği yerlerde de çoğunlukla “çıplak gözle görülen” göğe delâlet eder.
2) Seb’a semâvât (yedi kat gökler) formuyla ifade edilen gök. Bu, bağlamına göre ya güneş sistemini, ya da birini kendi âlemimizin/uzayımızın oluşturduğu sonsuz âlemleri/uzayları ifade eder.
3) Semâun formunda belirsiz olarak geldiği yerler. Bu “uzay” anlamındadır. Bağlamına göre bazen kâinatın tümünü, bazen arzdan arşa kadar bütün bir varlık mertebelerini ifade eder. Âyetteki “güvenlik” (hıfzan) yeryüzünün zehirli güneş ışınlarından, meteor serpintilerinden ve çekim dengesini saptırıcı unsurlardan korunması anlamına gelebilir. Sâffât 7’de sözü edilen vahyin görünmez varlıklara karşı korunması anlamına da gelebilir (Krş: 67:5; 15:17). Bu sonuncu ihtimal Kur’an’ın geneliyle daha bir uyumludur (Hıfzanı çevirimiz için bkz: İbn Âşûr).
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık onları yedi gök olmak üzere iki günde tamamladı ve her gökte ona ait emri vahyeyledi ve dünya göğünü de kandillerle süsledik ve muhafaza kıldık. İşte bu, azîz, alîm (olan Allah)'ın takdiridir.
Derken, iki gün içinde, gökleri yedi kat olarak şekillendirdi ve her bir göğe kendisine ait işi vahyetti. Biz dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, azîz ve alîm (üstün kudret sahibi, her şeyi en mükemmel tarzda bilen Allah)'ın takdiridir.
Cenab-ı Hak kâinatı yaratmayı dileyince sonsuz kudretini izhar ederek, ölçüsü belirsiz bir enerji meydana getirdi ve o enerji zamanla yoğunlaşıp gaz halini aldı ve sonra da yoğunlaşıp bugünkü katı durumuna geçti. Yerküre iki jeolojik devirde oluşmuş ve sonra da oradaki kaynaklar belirlenerek, plan uyarınca dört jeolojik devirde oluşup bugünkü duruma gelmiştir. Zira âyetteki yevm kelimesi, başlangıç ve sonu kesin bilinmeyen uzun bir devir anlamına gelmektedir (...) Gökler, yerküre ile birlikte iki uzun devirde yedi tabaka haline getirilmiştir. Çünkü hepsi gaz halinde idi. Yoğunlaşıp katılaşması hep birlikte, iki devirde olmuştur. Bu âyetler müteşabih olduğundan başka yorumlar da mümkündür. Âyette sümme bağlacı zaman tertibi değil, beyan tertibini ifade eder, onun için “derken” diye çevirdik. 79, 30 âyeti önce gök, sonra yer; 41, 12 âyeti önce yer sonra gök; 21,30 âyeti ise beraber yaratıldıklarını ifade eder gibidir. Bu durumda ortaya çıkan sorunun cevabı şöyledir: Yaratmanın başlangıcında gökler ve yer beraber iken, yerküre diğer cisimler arasında hepsinden önce yoğunlaşıp katılaşmış, derken Allah’ın iradesi göğe yönelerek orayı yedi sema halinde düzenlemiş, daha sonra yerkürenin düzenlenmesini gerçekleştirmiştir.
Süleyman Ateş
Böylece onları, iki günde yedi gök yaptı ve her göğe emrini (kanunlarını) vahyetti. Biz, en yakın göğü lambalarla ve koruma ile (koruyucu güçlerle) donattık. İşte bu, o güçlü, bilen (Allah)ın takdiridir.
İki günde yedi gök olarak tamamlamış ve her gökte ona ait emri vahyetmiştir. En yakın göğü de kandillerle (yıldızlarla) süslemiş ve korumuştur. İşte bu, üstün ve bilgili olan Allah’ın koyduğu ölçüdür.
Onları yedi gök olarak iki günde varedip, her bir göğe kendi işini bildirdi. Dünya göğünü ise koruduk ve yıldızlarla süsledik. İşte bu, her şeye Hakim ve Bilen'in takdiridir.
Onların hepsini yedi gök(3) olarak iki günde yarattı(4) ve herbir göğe görevlerini bildirdi. Dünya semâsını da kandillerle süsledik ve güvenli kıldık.(5) Bu, kudreti herşeye üstün olan, ilmi herşeyi kuşatan Allah'ın çizdiği kaderdir.
(3) 2:29’un açıklamasına bakınız.(4) 9’uncu âyetten bu yana anlatılanlar, göklerin ve yerin yaratılışını birlikte tasvir etmekte, her ikisinin de beraberce yaratıldığını açıkça göstermektedir ki, 2:29 ve 21:30 gibi daha birçok âyette de bu durum görülmektedir. 11’inci âyetten, henüz duman (bugünün bilim diliyle gaz ve toz bulutları) halinde bulunan gök ile beraber Dünyanın da var olduğu anlaşılmaktadır. Bu, ister Güneş Sistemi, isterse galaksiler düzeyinde olsun, ilk yaratılış aşamalarını anlatan bir tasvirdir. Çünkü yıldızların ve gezegenlerin oluşumu, bugün uzayın birçok yerinde gözlenmekte olduğu gibi, “bulutsu” adı verilen gaz ve toz bulutları içinde cereyan etmektedir. 21:30’da da bu durum dile getirilmiş ve gökler ile yerin bitişik iken sonradan ayrıldığı bildirilmiştir ki, bir bulutsu içinde yaratılan Dünya ile Güneş Sistemindeki diğer gök cisimlerinin birbirinden ayrılışı, bu tabloya uymaktadır. Bu durumda, Dünyanın iki günde yaratılışı ile göklerin iki günde yaratılışı da birbirine paralel şekilde cereyan eden olaylar şeklinde karşımıza çıkar ki, bu iki günün sonunda, göklerin yedi gök olarak, yerin de bir gezegen olarak yaratılışı tamamlanmış olmaktadır. Bu, bizim zamanımızla, günümüzden 4,5 milyar sene kadar önceki bir vakte isabet eder ki, bildiğimiz kadarıyla galaksilerin de düzenlerini bulduğu, hattâ ikinci nesil yıldızlarına kavuştuğu bir dönemdir. Bundan sonra, yerin yaratılışındaki diğer aşamalar devreye girmekte ve sabit dağlarla (16:15’in açıklamasına bakınız) yerkabuğu güvenli bir hale getirilmekte, daha sonra hayata gözünü açacak canlıların rızıkları tek tek hazırlanmaktadır. Böylece, göklerin ve yerin yaratılışı toplam altı günde tamamlanmış olmaktadır.(5) 21:32’nin açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık. İşte bunlar Azîz ve Alîm olanın takdiridir.
pes tamām eyledi anları-y-idi gökler iki gün içinde ya'nį pençşenbe ādįne. daħı buyurdı her bir gökde buyruġın. daħı bezedük yaķın gögi çıraġlar-ıla ya'nį ılduzlar daħı şeyŧāndan saķlamaķ ya'nį śaķladuķ. şol endāze eylemegidür beñdeşsüz bilici.