Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4244, sondan 1993. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 26. ayetidir. Fussilet Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 5778 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الذين كفروا لا تسمعوا لهذا القران والغوا فيه لعلكم تغلبون
Hz. Peygamber, âyetler kendisine geldikçe bunları çoğunlukla Kâbe çevresinde yüksek sesle insanlara okur, inanan ve inanmayan herkes onu dinlerdi (İbn Atıyye, V, 13). Râzî’nin de belirttiği gibi (XXVII, 119-120) Araplar, Kur’an’ın mânasının ve sözlerinin mükemmel olduğunu biliyorlardı; onu işiten herkes, lafızlarının güzelliğini farkediyor, anlamlarını kavrıyorlardı; benzersizlik, doğruluk ve tutarlılığına aklıyla hükmediyorlardı. Bu yüzden toplumsal konumlarını kaybedeceklerinden korkan Mekke’nin ileri gelenleri, nüfuzları altındaki insanların âyetleri dinlemelerini önlemek için tedbirler düşündüler. Sonuçta adamlarından, Hz. Peygamber âyetleri okurken yüksek sesle şiirler okuyarak, ıslık çalıp el çırparak, anlamlı anlamsız sözler söyleyerek gürültü çıkarmalarını, yaygara koparmalarını ve böylece Resûlullah’ın sesini bastırarak okuduğu âyetlerin anlaşılmasını önlemelerini istemişlerdir.
Mehmet Okuyan
Kâfir olanlar, “Bu Kur’an’ı dinlemeyin; (okunurken) onunla ilgili gürültü yapın! Umulur ki galip gelirsiniz!” demişlerdi.
Ayette yer verilen konu Mekkeli kâfirlerin Kur’an okunurken gürültü yapmalarını birbirlerine telkin etmeleridir. Böyle yaparak Kur’an’a karşı galip geleceklerini zannediyorlardı. Kur’an okunurken onu dinlemek ve başka sesleri kesmek A‘râf 7:204’te herkese emredilmektedir. Benzer şekilde “Kur’an okunurken gürültü yapmak” aynı zamanda Tevbe 9:32 ve Saff 61:8’de de belirtildiği gibi Yüce Allah’ın nurunu söndürmek anlamına gelmektedir. Bu durum bazen İbrâhîm 14:9’da belirtildiği gibi “elçilerin ağızlarına ellerini tıkamakla” gerçekleşmiştir. Ayrıca Hz. Nuh’un da benzer bir tepki ile karşılaştığı Nûh 71:7’de ifade edilmektedir. Demek ki hakikate karşı duran küfür tek millettir; aynı hatadan ve metoddan beslenmektedir. Hacc 22:72’de belirtildiği üzere vahyi aktaranlara karşı saldırgan bir tutum sergilemek de bu kapsamda düşünülmelidir.
Kâfirler (müşrikler ve münafık kesimler) birbirlerine: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve Ona (karşı; ayetleri okunurken ve açıklanırken) yaygaralar koparın. (Siz Allah’ın emirlerini Kur’an’dan öğrenmeye çalışmayın; Onu en iyi anlayıp açıkladıkları sanılan bel’am kılıklı Siyonist kuklalarına ve başka kitap ve yayınlara kulak kabartın.) Umulur ki, böylece (belki) üstün gelirsiniz” (diyerek aldatmışlardı).
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler dediler ki: “Bu Kur'ân'ı dinlemeyin, okunurken gürültü edip, bağırın, çağırın da O'nun sesini bastırın, belki bu şekilde O'na karşı üstünlük sağlar da, O'nu bastırırsınız.”
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre saplanan güç ve iktidar sahipleri:
“Bu Kur'ân'a kulak vermeyin. Ağız kalabalığı yaparak Kur'ân'da hata yaptırın. Kur'ân'ın bâtıl olduğunu söyleyin. Ola ki, üstün gelirsiniz." dediler.
Cemal Külünkoğlu Fussilet Suresi 26. Ayet Açıklaması
Bkz. 17:47, 21:3Her vahiy geldikçe, insanlardan birileri Müslüman oluyor ve böylece her gün inananların sayısı çığ gibi büyüyordu. Bu durumdan rahatsızlık duyan Mekkeli müşrikler, gelen İlahi mesajları insanlara duyurmamak için hem şamata yapıyor hem de bugün olduğu gibi farklı söylemlerle gündem oluşturuyorlardı. Ama bütün bu engellemelere rağmen başta Allah’ın Resulü Hz. Muhammed olmak üzere onun dava arkadaşları ve gönül dostları iyiliği yaşamaktan ve yaymaktan, kötülüğü engellemekten ve sakındırmaktan geri kalmıyordu.
Diyanet İşleri (Eski)
İnkar edenler: "Bu Kuran'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız" dediler.
İnkâr edenler ise dedi ki: “Bu Kur'ân'ı dinlemeyin ve onda (o okunduğu zaman)ma'nâsız sözler söyleyin (gürültü yapın), belki (bu sûretle) üstün gelirsiniz!”
Doğruları inkâr edenler kendi yandaşlarına “Bu Kur’an’ı dinlemeyin ve anlamsız boş sözlerle ile anlamalarına engel olun ki, böylece galip gelebilirsiniz” demişlerdi.
Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, birbirlerine diyorlar ki: “Sakın şu Kur’an’ı dinlemeyin; başkasının dinlemesine de izin vermeyin! Çünkü onu duyan, etkisinde kalıp bir anda değişiveriyor. Bunun için, din adına uydurulmuş bidat ve hurâfelerle, ilgi çekici menkıbelerle, hikayelerle vs. mümin kitleleri oyalayıp uyutmaya çalışın. Bunun yanı sıra, bir yandan insanları cinsellik, içki, uyuşturucu, kumar gibi çılgınca eğlencelerle oyalarken, diğer yandan da İslâm ve Müslümanlar aleyhinde yıkıcı propagandalar yapın, Kur’an hakkında yanıltıcı itirazlar geliştirin, basın-yayın araçlarını da kullanarak Kur’an tebliğcilerini susturmak için bu yolda her türlü yaygarayı koparın; çünkü onun kitleleri etkileyen muazzam gücünü ancak bu şekilde bastırıp kültür çatışmasında Müslümanlara üstün gelebilirsiniz!”
1 Rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.v) Mekke’de iken yüksek sesle Kur’an okurken onu dinleyen insanları kovar dağıtırlar, gürültü yapın, şu asılsız bir yaygara olan Kur'anı dinlemeyin,” derler, ıslık çalar ve gürültü ederlerdi.
Muhammed Esed
HAKİKATİ inkar edenler [birbirlerine]: “Bu Kur’an'ı dinlemeyin, ve onun hakkında saçma, anlamsız şeyler uydurun ki onu(n gücünü) bastırasınız!” 27 derler.
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: – Bu Kuran’ı dinlemeyin ve okunurken gürültü yapın ki, böylece onun anlaşılmasını engellemiş olursunuz demişlerdi. 7/204, 22/72
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 26. Ayet Açıklaması
[4260] Zımnen: Her tür kara propaganda yöntemiyle Kur’an’ın sesini boğun! (Lağv için bkz: 23:3, not 5) Önyargıya dayalı inkârcı aklın bu yaygaracı tavrı, 4 ve 5. âyetlerle birlikte okunmalıdır. Bu tavrın karşı tarafında, “sen kötülüğü en güzel şekilde savuştur” diyen bu sûrenin 34. âyeti yer alır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o kimseler ki, kâfir oldular. Dediler ki: «O Kur'an'ı dinlemeyiniz, onda gürültü yapınız, olabilir ki galip olursunuz.»
Bir de kâfirler dediler ki: “Şu Kur'ân okunduğunda ona kulak vermediğiniz gibi, ona karşı yaygara koparıp onun, başkaları tarafından anlaşılmasını da engelleyin. Ancak böyle yaparak üstünlük sağlayıp onu bastırmayı umabilirsiniz. ” [7, 204]
İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, o(okunduğu)nda gürültü edin, (böylece onun anlaşılmasına engel olun), belki ona galib gelirsiniz (başka türlü onunla başa çıkmanıza imkan yoktur)."