Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huseyn -ki ibnü'l Müsenna'dır- rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ukayl'den rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâz dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Selemetü'bnü Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Yunus haber verdi. Bunların ikisi de Zührî'den bu îsnadla İbni Cüreyc'in dediği gibi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit ellerini ta omuzları hizasına kadar kaldırır; sonra tekbir alırdı» şeklinde rivayet etmişlerdir.
Bana Muhammed b. Râfi rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Ebu Bekr b. Abdirrahman b. Haris, Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittiğini haber verdi: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit (tam) namaza dururken tekbîr alırdı... (Bundan sonra) hadisi İbni Cüreyc'in rivayeti gibi tahdîs etmiş; yalnız Ebu Hureyre'nin: — «Şüphesiz ki içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in namazına en ziyade benzeyeniniz benim» sözünü zikretmemiş.
Bana Muhammed b. Râfî rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Urvetü'bnu*z Zübeyr haber verdi; «Aişe'ye sordum...» diyerek hadisi, yukarki hadîs tarzında rivayet etmiş, şunları da söylemiştir: «Onlar, bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sorarak: — Yâ Resûlallah! Biz Safa ile Merve arasında sa'y yapmaktan çekiniyoruz! dedikleri vakit. Allah (Azze ve Celle) de: (Şüphesizki Safa ile Merve, Allah'ın şeâirindendir. İmdi her kim Beyti hacceder yahut Umre yaparsa bunların arasında sa'y yapmasından beis yoktur) âyet-i kerimesini indirdi, Âişe: — Gerçekten (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Safa ile Merve arasındaki sa'yi» sünnet (olarak meşru) kılmıştır. Binâenaleyh onların arasındaki sa'yi terketmek kimsenin hakkı değildir! dedi.»
Bize Muhammed b. Râîi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn b. Müsennâ rivayet elti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da ibni Şihab'dan naklen rivayet ettiki. ibni Şihab şöyle demiş: Bana Saîd b, El-Müscyyeb haber verdi. Kendisi Sa'd b. Ebî Vakkâa'ı şunu söylerken işitmiş : «Osman b. Mazun bekâr kalmak istedi de Resulullah (Sallalluhu Aleyhi ve Sellem) kendisini (bundan) nehi buyurdu. Şayet ona bekârlığı tecviz etseydi biz de hayalarımızı çıkarırdık.»
Bana bu hadîsi Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da ibni Şihâb'dan bu îsnâdia bu hadîsin mislini Urve'nin: «Âişe Fâtıme'nin bu hadîsini kabul etmedi.» sözü ile birlikte rivayet etti.
Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet ettiki, İbni Şihab: Ebu Hureyre'nin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunduğunu duyduk; demiş.
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan, o da Saîd b. Müseyyeb'den naklen rivayet ettiki, Resûlulllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müzâbene ve mühâkale satışından nehî buyurmuş. Müzâbene: Hurmanın yemişinin kuru hurma mukabilinde satılması; muhâkale de: Ekinin buğday mukabilinde satılması ve yerin buğday mukabilinde kiralanmasıdır. Saîd şöyle demiş : Bana Salim b. Abdillâh, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj den naklen haber verdiki: «Olgunlaştığı zahir olmadıkça meyveyi satın almayın; kuru hurma mukabilinde taze hurmayı da satın almayın!» buyurmuşlar. Salim şunu söyledi: Bana Abdullah, Zeyd b. Sâbit'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bundan sonra ariyyenin taze veya kuru hurma mukabilinde satılmasına ruhsat vermiş, bundan başkasına ruhsat vermemiş.
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki); Bize Huceyn haber verdi. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da ibni Şihâb'tan, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki, Aişe kendisine şunu haber vermiş: Fâtıme binti Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekr'e haber göndererek Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, kendisine Allah'ın Medine ile Fedek'de fey' olarak tahsis buyurduğu mallardan ve Hayber'in beşte birinden kalanlardan mirasını ondan istedi. Ebû Bekir de şunu söyledi: — Şüphesiz ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Bize mirasçı olunmaz! Bıraktığımız sadakadır. Ancak Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ailesi bu maldan yer!» buyurmuştur. Vallahi ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sadakasından hiç bir şeyi, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanındaki hâlinden değiştiremem! Onun hakkında mutlaka Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne yaptı ise onunla amel ederim! Hâsılı Ebû Bekir, Fâtıme'ye bir şey vermekten çekindi. Fâtıme de bu hususta Ebû Bekr'e gücendi; ve kendisini terk etti; Ölünceye kadar da onunla konuşmadı. Fâtıme, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra altı ay yaşadı. Vefat ettiği vakit onu kocası Alî b. Ebî Tâlib geceleyin defnetti. Onun vefatını Ebû Bekr'e haber vermedi. Namazını Alî kıldı. Fâtıme'nin hayatı müddetince Alî insanlardan itibar görmüştü. O vefat edince Alî halkın i'tbarını kaybetti. Ve Ebû Bekir'le barışarak ona bey'at etmek istedi. O aylarda henüz bey'at etmemişti. Ve Ebû Bekr'e: Bize gel! Ama seninle beraber başka bir kimse gelmesin! diye haber gönderdi. (Bunu Ömer b. Hattâb gelmesin diye yapıyordu.) Bunun üzerine Ömer, Ebû Bekr'e: — Vallahi onların yanına yalnız başına girme! dedi. Ebû Bekir ise: — Bana ne yapabilirler ki! Vallahi ben onlara giderim! cevabını verdi. Müteakiben Ebû Bekir yanlarına girdi. Alî b. Ebî Talib bir şehâdet getirdi. Sonra şunları söyledi: — Biz yâ Ebâ Bekr, senin faziletini ve Allah'ın sana olan ihsanını biliriz! Allah'ın sana verdiği bir bayırı sana çok görmeyiz. Lakin sen bu (hilâfet) iş (in) de bize karşı istibdâd gösterdin. Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e olan karabetimizden dolayı kendimiz için bir hak görüyorduk... Alî, Ebû Bekr'Ie konuşmasına devam etti. Nihayet Ebû Bekr'in gözleri boşandı. Sözü Ebû Bekir alınca şunları söyledi: — Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yakınları benim için kendi yakınlarıma yardım etmemden daha iyidir! Benimle sizin aranızda şu mallar hususunda geçen ihtilâfa gelince: Hiç şüphe yoktur ki ben bunlar hakkında hakta kusur etmiş değilim! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaptığını gördüğüm bir şeyi yapmadan bırakmadım!.. Bunun üzerine Alî Ebû Bekr'e: — Bey'at için miadın öğleden sonradır! dedi. Ebû Bekir öğle namazını kılınca Alî minbere çıkarak şehâdet getirdi; ve Alî'nin hâlini, bey'attan niçin geciktiğini, Ebû Bekr'e i'tizârda bulunduğu özrünü anlattı. Sonra istiğfar etti. Ve Ali b. Ebî Tâlib şehâdet getirerek Ebû Bekr'in hakkını ta'zîm eyledi. Bu yaptığına kendisini sevk eden şey ne Ebû Bekr'i çekememezlik, ne de Allah'ın ona verdiği fazileti inkâr olduğunu söyledi. (Sözüne devamla): — Lâkin biz kendimiz için bu işte bîr nasîb görüyorduk; ama bize karşı istibdat gösterildi; biz de gücendik! dedi. Müslümanlar buna sevindi ve: — isabet ettin! dediler. Emr-i ma'rûfa döndüğü zaman artık müslümanlar Alî'ye yakın oldular.
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn (yâni ibni'l-Müsennâ) rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da ibni Şihâb'dan bu isnâdda bu hadîsin mislini rivayet etti. Şunu da ziyâde eyledi: «Bu mesele Abdullah müslüman olmazdan önce idi.»
Bize bu hadîsi Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni İdris rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû İshâk Eş-Şeybânî ile Leys b. Ebî Süleym, Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sa'dan isnadlarıyle haber verdiler. O Cerir ile İbni Müshir'in ziyâdesini anmamış. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize UbeyduIIah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. {Dediki): Bize Ebû Âmir EI-Akedî haber verdi. H. Bize Abdurrahman b. Bişr de rivayet etti. (Dediki): Bana Behz rivayet etti. Bu râvilerin hepsi dedilerki: Bize Şu'be, Eş'as b. Süleym'den yukarkilerin isnadı ve hadîsi mânâsında rivayette bulundu. Yalnız : «Selâmı ifşa etmeyi» sözü müstesna! Çünkü o bunun yerine: «Selâmı almayı» dedi. Bir de : «Bize altın yüzüğü yahut altın halkayı yasak etti.» dedi.
{m-121} Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bana Huceyn (yâni İbni Müsennâ) rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ukayl'den rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe b. Sevvâr rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zi'b rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk b. İsa haber verdi. (Dediki): Bize Mâlik haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zührî'den bu isnadla Yûnus'un hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Yalnız Mâlik kendi hadîsinde tsşe'ümü zikretmiştir. Ama onda kâhinler zikredilmemiştir
Bize Ahmed b. Abdillah b. Yûnus ile Kuteybe b. Said ikisi birden Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. İbni Yûnus dedi ki: Bize Leys rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ubeydillah b. Ebi Müleykete'l-Kureşi Et-Temimi rivayet etti. Ona da İbni Mahrame rivayet etmişki, Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde iken dinlemiş, şöyle buyuruyormuş : «Gerçekten Hişam b. Muğıre oğulları kızlarını Ali b. Ebi Talib'e nikâhlamak için benden izin istediler. Ben onlara izin vermiyorum! Sonra (yine) Ben onlara izin vermiyorum! Sonra (yine) Ben onlara izin vermiyorum! Meğer ki, Ebû Tâlib'in oğlu benim kızımı boşayıb, onların kızını almak İsteyel Çünkü benim kızım ancak benden bir parçadır. Onu şüpheye düşüren beni de şüpheye düşürür; ona eziyet veren şey bana da eziyet verir.»