Mâlik b. Enes

Ebû Abdullah · 7. tabaka

Mâlik b. Enes b. Mâlik b. Ebû Âmir b. Amr b. el-Hâris…

Doğumh. 93 · Medine
Vefath. 178 · Medine
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Asbahî, el-Himyerî, el-Medenî, et-Teymî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka7. tabaka
Cerh-ta'dîlimam

Ailesi

Babası
Anas bin Abi Aans (Malik)
Annesi
Aaliyah bint Shurayk al-Azdiyya
Çocukları
Yahya and Muhammad, Fatima

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha )şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına sebep olan hastalığı çekerken 'Ebu Bekir'e söyleyin insanlara namazı kıldırsın' diye emir vermişti. Ben: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz. Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedim ve hatta Hafsa'dan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip aynı şeyleri söylemesini istedim. O da gidip: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz. Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Durun bakalım, Daha fazla üstüme gelmeyin, Yusuf'un başını derde sokan siz kadınlar değil misiniz zaten!? Söyleyin Ebu Bekir'e namazı kıldırsın' diyerek emrini tekrarladı." Hafsa (r.anha) bu olay üzerine Aişe (r.anha)'ya şöyle demiştir: "Sen'den bana bir fayda geleceğini zaten hiç düşünmüyordum." Diğer tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Salat
Sehl İbn Sa'd es-Sâidî'den nakledilmiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Amr İbn Avf oğullarını barıştırmak, aralarını bulmak üzere onların mahallesini teşrif buyurmuşlardı. Namaz vakti yaklaşınca müezzin, Ebu Bekir (r.a.)'e gelerek; 'Sen insanlara namaz'ı kıldırır mısın, namaz için kamet getireyim mi?' diye sordu. Ebu Bekir (radiyallahu anh) bu teklifi kabul edip namazı kıldırmaya başladı. Cemaat bu şekilde namaz kılarken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkageldi ve safları yararak ilk saf'a kadar ulaştı. Bunun üzerine cemaat ellerini çırpmaya başladı. Ancak Ebu Bekir (r.a.) bu duruma hiç aldırış etmiyor dönüp bakmıyordu bile. Cemaat daha şiddetli bir şekilde ellerini çırpmaya devam edince dönüp baktı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, yerinde kal ve namazı kıldırmaya devam et, anlamında işaret buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir (radiyallahu anh) ellerini kaldırıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın kendisine olan bu emrinden dolayı Allah'a hamd etti ve ilk saf'a girinceye kadar geri çekildi. Ebu Bekir (r.a.)ilk saf'a girince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öne geçip namazı kıldırdı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirdikten sonra Ebu Bekir (r.a.)'e: "Sana yerinde kalıp namaza devam etmeni işaret ettiğim halde niçin geri çekildin?" diye sordu. Ebu Bekir (r.a.) şu cevabı verdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde namaz kıldırmak Ebu Kuhâfe'nin oğlunun haddi değildir..." Daha sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaat'e dönüp şöyle buyurdu: Size ne olduğunu anlayamadım, bu el çırpma işini ne kadar çok abarttınız... Namazla ilgili olarak herhangi bir kuşkuya düşüp imam'ı uyarmak istediğinizde tesbih getirin. Eğer tesbih getirirseniz, imam'ın dikkatini çekmiş olursunuz ve böylece hata düzeltilir, imam'ı uyarmak için el çırpmayı kadınlar yapsın. Tekrar: 1201, 1204, 1218, 1234, 2690, 2693 ve 7190.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hasta olduğu günlerden birinde evinde oturduğu yerde namaz kıldırıyordu. Arkasında bulunan cemaat ise ayakta namaz'a durmuştu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara eliyle işaret ederek oturmalarını istedi. Namazı bitirdikten sonra onlara şöyle buyurdu: İmam kendisine uyulması için vardır; o rükûya vardığında siz de rükû edin, o kalktığında siz de kalkın, o oturarak namaz kılıyorsa siz de oturarak namazlarınızı kılın. Tekrar: 1112, 1236 ve 5658.
Enes İbn Mâlik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında bindiği at'tan düşmüş ve sağ yanını incitmişti. Bu yüzden namazlardan birisini oturarak kıldırmıştı. Biz de O'nun arkasında namazlarımızı oturarak kılmıştık. Resûl-i Ekrem Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz bitince şöyle buyurmuştu: İmam kendisine uyulması için vardır, o ayakta namaz kılıyorsa siz de namazlarınızı ayakta kılın, o rükûya vardığında siz de rükû edin, o kalktığında siz de kalkm, (Semi'allahu limen hamideh) dediği zaman siz (Rabbena lekel hamd) deyin. Hâsılı o ayakta kılıyorsa siz de ayakta kılın, oturarak kılıyorsa sîz de oturarak kılın." Ebû Abdullah (İmam Buhari) Humeydî'nin şöyle dediğini kaydetmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oturarak namaz kılıyorsa siz de oturarak namazlarınızı kılın şeklindeki emri daha önce yaşamış olduğu hastalıkla ilgilidir. Fakat daha sonra Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına yol açan hastalığı çektiği günlerde oturarak namaz kıldırırken cemaat arkasında ayakta namazlarını kılmıştır. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiilleri arasında tercihte bulunulurken tarih itibariyle sonra gerçekleşen esas alınır."
Ebu Hureyre (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Sizden birisi insanlara namaz kıldırıyorsa namazı kısa ve hafif tutsun. Çünkü cemaat içinde zayıf, hasta ve yaşlı kimseler bulunabilir. Fakat tek başına kılıyorsa istediği kadar uzatsın."
Ebu Hureyre (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Bir gün Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (dört rekatlıkbir namazı) iki rekat kılıp namazdan çıkmıştı. Bunun üzerine Zü'l-yedeyn adlı sahâbî; 'Ey Allah'ın Resulü, namaz mı kısaltıldı yoksa unuttunuz mu?' diye sordu. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cemaate; 'Zü'l-yedeyn doğru mu söylüyor?' diye sorup onlardan evet cevabını aldıktan sonra iki rekat daha namaz kıldı. Sonra selâm verdi ve ardından tekbir getirip secde etti. Bu secdesi normal secdeleri gibi veya daha uzun idi."
Mu'minlerin annesi Aişe (radiyallahu anha) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına sebep olan hastalığı sırasında: 'Ebu Bekir'e söyleyin insanlara namazı kıldırsın’ diye emir vermişti-. Ben: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz, Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedim ve hatta Hafsa'dan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip aynı şeyleri söylemesini istedim. O da gidip: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz,, Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Yeter artık, "daha fazla üstüme gelmeyin, Yusuf un başını derde sokan siz kadınlar değil misiniz zaten!? Söyleyin Ebu Bekir'e namazı kıldırsın' diyerek emrini tekrarladı." Hafsa (r.anha) bu olay üzerine Aişe (r.anha)'ya şöyle demiştir: "Senden bana bir fayda geleceğini zaten hiç düşünmüyordum."
Ebu Hureyre (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Şehitler şunlardır: Boğulanlar, bulaşıcı hastalıklardan ölenler, karın ağrısından ölenler ve göçük / yıkıntı altında kalanlar."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebû Âsım ← Mâlik b. Enes ← Sümâ Mevlâ Ebû Bekir ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Ve (Ebu Hureyre r.a.) dediki (Resûlullah Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer insanlar namaza erkenden gelmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi mescide ilk gelen kişi olmak için birbirleriyle yarışırlardı; şayet insanlar yatsı ve sabah namazlarının kıymetini bilselerdi bu namazlara sürünmek zorunda kalsalar da gelirlerdi; eğer insanlar ilk safta yer almanın değerini bilselerdi bunun için aralarında kur'a çekerlerdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebû Âsım ← Mâlik b. Enes ← Sümâ Mevlâ Ebû Bekir ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Salim bin Abdullah babası (İbni Ömer r.a.) nın şöyle dediğini nakletmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'a başladığı zaman ellerini omuzları hizasında kaldırırdı. Rükû için tekbir getirdiğinde ve başını rükûdan kaldırıp doğrulunca aynı şekilde ellerini kaldırırdı ve (Semi'allahu limen hamideh, Rabbena ve lekel hamd) derdi. Fakat secdelerde ellerini kaldırmazdı. Tekrar: 736, 738 ve 739
Sehl ibn Sa'd şöyle demiştir: "Ashâb-ı kiramın erkeklerine namaz kılarken kıyamda sağ ellerini sol kollarının (zira') üstüne koymaları emredilmişti." Ebû Hâzim de şöyle demiştir: "Sehl'in bunu kesinlikle Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e isnâd ettiğini biliyorum."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Ebu Hureyre (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Siz burada benim kıblemi görüyor musunuz? Allah'a yemin ederim ki, sizin rükünüz de huşuunuz da bana gizli kalmaz. Ben sizi arkamdan da görürüm."
Abdullah İbn Abbâs (r.a.) şöyle demiştir: "Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında güneş tutulmuştu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir namaz kıldırdı. Ashâb-ı kiram Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Resulü, namazda İken bulunduğunuz yerde bir şey almak üzere elinizi uzattınız ama sonra sizin geri çekildiğinizi gördük?!' deyince Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Ben cenneti gördüm ve oradan bir salkım meyve almaya yeltendim. Şayet onu alsaydım dünya var olduğu sürece bunu yiyebilecektiniz."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil b. Abdullah ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'ın naklettiğine göre: Ümmü'l-Fadl birgün İbn Abbas'ı Mürselat sûresini okurken işitmiş ve şöyle demiştir: "Evlâdım, Allah'a yemin ederim ki sen bu sureyi okuyunca bana Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hatırlattın. Benim O'ndan işittiğim son sûre buydu. Mürselât sûresini akşam namazında okumuştu. Tekrar: 4429.
Muhammed İbn Cübeyr İbn Mut'im babasının şöyle dediğini naklettir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İn akşam namazında Tur sûresini okuduğunu işittim. Tekrar: 3050, 4023 ve 4854.
Ebu Hureyre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "İmam 'Amîn' dediği zaman siz de 'Âmîn' deyin. Zira meleklerle aynı anda 'Amîn' demeye muvaffak olan bir kimsenin geçmiş günahları bağışlanır." İbn Şihâb şöyle demiştir:" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Âmîn' derdi. Tekrar: 6402
Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "İçinizden biri âmîn dediği zaman melekler de aynı anda gökyüzünde âmîn dediklerinde ve böylece yeryüzündeki âmînler İle gökyüzündeki âmînler birbirine karıştığında o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır."
Ebu Hureyre (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "İmam […ğayri’l-mağdubi aleyhim veleddaaaalliiin] dediği zaman siz de âmîn âmîn deyin. Zira meleklerle aynı anda âmîn demeye muvaffak olan bir kimsenin geçmiş günahları bağışlanır. Tekrar: 4475
Ebu Seleme (r.a.)'den nakledilmiştir: "Ebu Seleme, Ebu Hureyre'nin cemaate namaz kıldırırken her pozisyon değişikliğinde her eğiliş ve kalkışında tekbir getirdiğini belirtmiştir. Bir defasında Ebu Hureyre yine bu şekilde namaz kıldırmış ve namaz'dan çıktıktan sonra şöyle demişti: "Kesinlikle ben, aranızda kıldığı namaz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazına en çok benzeyen kişiyim. Tekrar: 789, 795, 803.
Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nak-letmiştir: "İmam (Semi'allahu limen hamideh) dediği zaman (Allahumme Rabbena lekel hamd) deyin. Zira kimin bu sözü meleklerin sözüne denk gelirse geçmiş günahları bağışlanır. Tekrar: 3228. Diğer tahric: Tirmizi Salat; Müslim, Salat: 42
Abdullah İbn Abdullah şöyle demiştir: "Babam Abdullah İbn Ömer (radiyallahu anh)'in namaz kılarken teşehhüd'e oturduğunda bağdaş kurduğunu görmüştüm. Ben de onun gibi yapıp bağdaş kurdum. O zamanlar yaşım küçüktü. Bunun üzerine babam beni uyardı ve böyle yapmamamı söyledi. Bana o gün şöyle demişti! Namazın sünneti (parmaklarının uçları kıbleyi gösterecek şekilde katlayarak) sağ ayağını dikmen ve sol ayağını yatırmandır! Ben: 'Ama sen bağdaş kuruyorsun' dediğimde şöyle cevap vermişti; Benim ayaklarım vücûdumu taşıyamıyor ki !.."
Zeyd İbn Halid el-Cüheni (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize Hudeybiye'de geceleyin yağan yağmur'un izleri belli İken sabah namazı kıldırmıştı. Namaz bittikten sonra cemaate dönerek şöyle buyurdu: 'Siz Rabbinizin ne buyurduğunu biliyor musunuz?' ashab-ı kiram, Allah ve Resulü daha iyi bilir' deyince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kullarımdan kimisi bana inanan birer mu'min olarak sabah'a çıktığı halde kimisi kafir oldu. Kim, bu yağmur Allah'ın fazlı ve rahmeti ile üzerimize yağdı, demişse o bana inanan ve “ızların güç ve kuvvet sahibi oIduğunu reddeden bir mu'mindir. Kim de, bu yağmur şu ve şu yıldızlar sayesinde yağdı, derse beni inkar etmiş ve yıldızların bir güç ve kuvvet'e sahip olduğuna iman etmiş demektir. Tekrar: 1038, 4147 ve 7503.
Enes İbn Mâlik'ten rivayet edilmiştir: "Bir gün Enes İbn Mâlİk'in ninesi Müleyke Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İ yemeğe davet eder. Davete icabet eden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeği yedikten sonra oradakilere size namaz kıldırayım' buyurur. Enes İbn Mâlik şöyle diyor: Bunun üzerine ben uzunca bir süre kullanılmadan beklediği için kararmış hasırımızı aldım ve üzerine biraz su serptim. Ardından namaza başladık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İmam olarak önümüzde bulunuyordu, ben ve yetim aynı safta idik, ninem ise bizim arkamızda namaza durmuştu. Bu şekilde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize iki rekat namaz kıldırdı."
Abdullah İbn Abbas şöyle demiştir: "Ben bir dişi merkebin üstünde ilerliyordum. O sıralarda ergenlik çağına henüz girmiştim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İn Mina'da ashâb-ı kirâm'a namaz kıldırdığını fark ettim. önlerinde duvar gibi bir engel yoktu. Ben safların bir kısmının önünden bu şekilde geçip merkepten indim ve otlaması için onu salıverdim. Sonra da gidip saflardan birisine girerek namaza durdum. O gün hiç kimse benim bu hareketlerimi yadırgamamış ve bana karşı çıkan olmamıştı."
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabah namazını kılıp bitirdiğinde kadınlar elbiselerinin peçeleriyle yüzlerini kapatarak mescid'den ayrılırlardı. Bu sırada gece'den kalma alacakaranlık devam ettiği için tanınmaları da mümkün olmazdı."
Aişe (r.anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu an yaşayıp kadınların (giyim kuşam, koku sürünme, takılar takma gibi konularda) ne garip işler ortaya çıkardığını görseydi kesinlikle onların mescidlere gelmelerine mani olurdu; Tıpkı İsrail oğullarının kadınlarının mescidlere gitmekten alıkonması gibi..." Bu rivayeti nakledenlerden Yahya İbn Saîd Amra Binti Abdurrahmân'a: "İsrâiloğullarının kadınlarına mescide gelmeleri yasaklanmış mıydı?" diye sorunca ondan "Evet" cevabını almıştır."
Abdullah İbn Ömer (Radiyallahu Anh) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: İçinizden kim Cum'a namazına gelirse boy abdesti alsınl. Tekrar; 894 ve 919.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer
Abdullah İbn Ömer (Radiyallahu Anh)'den nakledilen bir rivayet şöyledir: "Ömer bir Cum'a günü ayakta hutbe îrad ederken ilk olarak hicret edenlerden bir sahabî mescid'e girmişti. Bunun üzerine Ömer ona seslenerek: Hiç vakitten haberin var mı senin?!' demişti. O sahabî: 'Bazı işlerim vardı, daha evime varmadan ezan'ın okunduğunu işittim ve hatta bu telaş içinde sadece abdest alarak mescid'e gelmek durumunda kaldım' deyince Ömer (r.a.) ona şöyle mukabelede bulundu; (Namaz'a geç kaldığın yetmiyormuş gibi) bir de sadece abdest almakla yetindin öyle mi! Halbuki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cum'a günü boy abdesti almayı emrettiğini biliyorsun."
Ebu Saîd el-Hudrî (Radiyallahu Anh) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Cum'a günü boy abdesti (ğusül) almak ihtilam olan (ergenlik çağına giren) herkese vaciptir."
Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Cum'a günü cünüp olduğu için boy abdesti alan ve (herkes'ten önce) namaz'a gelen kimseler sanki bir deveyi Allah yolunda tasadduk etmiş gibi sevap alırlar. Onlardan sonra gelenler bir sığırı, daha sonra gelenler boynuzlu bir koçu, ardından gelenler bir tavuğu ve en sona gelenler bir yumurtayı Allah yolunda tasadduk etmiş gibi sevap alırlar, İmam (hutbe için) çıktığında melekler okunan zikri dinlemek üzere oraya toplanırlar."