Vefath. 123
Nisbeel-Yeşkürî, el-Vâsıtî, el-Basrî aslen
Yaşadığı yerlerBasra
Tabaka5. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Said bin Cübeyr'den rivayet edildiğine göre, onunla İbn Abbas arasında şöyle bir konuşma geçmiştir: Said İbn Cübeyr: Tevbe Suresi kimler hakkında indi? İbn Abbas: Tevbe Suresi mi? Bu surenin adı Fadıha (ayıpları sayıp döken)'dir. Onlardan bazıları, onlardan bazıları şeklinde başlayan ayetler inmeye devam etti. Hatta münafıklar istisnasız kendilerinden her birinin bu surede anlatılacağını düşünmeye başladılar. Said İbn Cübeyr: Peki Enfal Suresi hangi konuda nazil oldu? İbn Abbas: Bu sure Bedir Savaşı hakkında indi. Said İbn Cübeyr: Haşr Suresi hangi konuda nazil oldu? İbn Abbas: Bu sure Nadir oğulları hakkında indi
Said'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: İbn Abbas'a "Haşr Suresi" dedim, o da bu sure için "Nadir Suresi de!" dedi. AÇiKLAMA : Öyle anlaşılıyor ki, İbn Abbas haşr kelimesi ile kıyametin anlaşılmaması için bu sureye Haşr adının verilmesini uygun görmemiştir. Zira burada bu kelime ile Nadiroğullarının sürgün edilmesi kastedilmiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Hasan b. Müdrik ← Yahyâ b. Hammâd ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr
İbn Abbas r.a.'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem Ukaz panayırına gitmek üzere bir grup ashabı ile yola çıktı. Bu esnada gökten gelen haber ile şeytanlar arasına engel konuldu ve onların üzerine alev huzmeleri gönderildi. Bunun üzerine şeytanlar geri döndüler, kendilerine "Neyiniz var? [Bir haber yakalayamadınız mı?]" diye sorulduğu zaman; "Bizim ile gökten gelen haber arasına engel konuldu ve üzerimize alev huzmeleri gönderildi," dediler. Bu defa oradakiler "Sizin ile gökten gelen haber arasına bir engel konulması gerçekten yeni bir gelişmedir. Öyleyse yeryüzünün doğu ve batı bölgelerini gezin ve sizinle gökten gelen haber arasına engel konulması meselesini bir araştırın!" dediler. Bunun üzerine şeytanlar yola çıkıp yeryüzünün doğu ve batı bölgelerini dolaştılar. Kendileri ile gökten gelen haber arasına giren engelin içi yüzünü araştırmaya başladılar. İbn Abbas olayı anlatmaya şöyle devam etti: Tihame tarafına yönelen şeytanlar, Nahle mevkiinde Ukaz panayırına doğru yola çıkmış olan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldiler. O esnada Hz. Nebi ashabı ile birlikte sabah namazını kılıyordu. Şeytanlar Kur'an'ı duyunca onu dinlemeye başladılar ve "Sizin ile gökten gelen haber arasına giren engel budur," dediler. Sonra oradan kavimlerinin yanına dönüp "Ey Halkımız! Gerçekten biz, doğru yola ileten harikulade güzel bir Kur'an dinledik de ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız," dediler. Bunun üzerine Allah Teala Hz. Nebi'e şu ayet i indirdi: "(Resulüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur. "(Cin 1) Hz. Nebi'e vahyedilen, cinlerin sözüdür.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Mücahid'den nakledildiğine göre, İbn Abbas r.a. leterkebunne tabakan an tabakin ayetini "Siz halden hale geçeceksiniz, "(İnşikak 19) şeklinde açıklamış ve şöyle demiştir: Bu ayetteki hitap Nebiiniz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yöneliktir.
İbn Abbas r.a.'ın Kevser hakkında şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Kevser, Allah'ın Hz. Nebi'e verdiği hayırdır. Ebu Bişr de şöyle demiştir: Said İbn Cübeyr'e "İnsanlar, Kevser'in Cennette bir ırmak olduğunu iddia ediyorlar," dedim. Bunun üzerine Said şöyle dedi: Cennetteki ırmak da Allah'ın Hz. Nebi'e verdiği hayrın bir parçasıdır." Hadisin geçtiği diğer yer: 6578
İbn Abbas r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Hz. Ömer beni, Bedir Savaşı'na katılan ve yaşlanmış olan insanların meclisine alırdı. İçlerinden biri bundan dolayı rahatsız olmuş olacak ki; "Bunu neden bizim yanımıza getiriyorsun? Bizim onun gibi çocuklarımız var!" demişti. Bunun üzerine Hz. Ömer ise "O, sizin bildiğiniz kimsedir," demişti. Bir gün onu davet edip yine onların meclisine aldı. [Olayın bundan sonraki kısmını İbn Abbas şöyle anlatmıştır:] O gün beni onlara göstermek için çağırdığını anladım. Hz. Ömer onlara; "Allah Teala'nın ..........iza cae nasrullahi ve'l-feth' suresinin anlamını sordu. Bazıları 'T3u surede yardıma mazhar olup fetih bize nasip olunca Allah'a hamd etmemiz ve ondan bağışlanma dilememiz bize emrediidi," dedi. Bazıları ise sustu ve hiçbir şey söylemedi. Sonra Hz. Ömer bana; "Ey İbn Abbas! Sen de mi böyle düşünüyorsun?" diye sordu. Ben de "Hayır," dedim. Hz. Ömer: "Peki sen ne düşünüyorsun?" diye sorunca şöyle cevap verdim: Burada Hz. Nebi'in vefatı anlatılmıştır. Allah Teala bunu Nebiine bildirmiştir. Şöyle ki; "Allah'ın yardım ve zaferi" -ki bu senin vefatının alametidir- "Rabbine hamd ile tesbih et ve O'ndan af dile. Çünkü O tevvabdır, tövbeleri çok kabul eder," buyurmuştur. Hz. Ömer de "Ben de bu surenin anlamını sadece söylediğin gibi biliyorum," demiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Said İbn Cübeyr'den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Sizin mufassal dediğiniz sureler elbette muhkemdir. İbn Abbas şöyle demiştir: Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiği zaman ben on yaşında idim. O vakit muhkem (sureleri) okumuştum." Hadisin geçtiği diğer yer: 5036.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde Muhkem (sureleri) ezberlemiştim." [Ravi İbn Cübeyr şöyle demiştir:] "Ona 'muhkem sureler hangileridir?' diye sordum. O da 'mufassal' diye cevap verdi."
İbn Abbas'tan rivayete göre "İbn Abbas'ın teyzesi olan el-Haris b. Hazm'in kızı Ümmü Tufeyl, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir miktar tereyağı, keş ve birkaç keler hediye etmişti. O da bunların getirilmesini emir buyurdu. Sofrası üzerinde bunlar yenildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. onlardan tiksinmiş gibi o kelerleri yiyemedi. Eğer kelerlerin yenilmesi haram olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sofrası üzerinde bunlar yenilmez ve yenilmelerini de emretmezdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Teyzem Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birkaç keler, bir miktar keş ve süt hediye etti. Keler onun sofrasına konuldu. Eğer haram olsaydı, sofrasına konmazdı. Sütten içti, keşten de yedi."
Said b. Cubeyr'den, dedi ki: "İbn Ömer'in birkaç gencin -yahut bir grup insanın- yanından geçtiler. Bunlar İbn Ömer'i görünce o tavuğun etrafından dağıldılar. İbn Ömer de: Bunu kim yaptı? Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu işi yapana la'net etmiştir, dedi." Süleyman bu hadisi Şu'be'den rivayet ederek ona (Ebu Bişr'e) mutabaat etmiştir. Bize el-Minhal, Said'den tahdis etti, o İbn Ömer'den (şöyle dediğini nakletti): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayvana musle yapan (canlı iken organını kesen) kimselere lanet etmiştir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Ömer
Ebu Said el-Hudrl r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazı kimseler, Arap kabilelerinden bir kabilenin bulunduğu yere gitti. Bu kabile onları misafir etmedi. Onlar bu durumda iken efendileri zehirli bir hayvan tarafından sokuldu. O kabile halkı: Sizinle birlikte buna dair bir ilaç ya da rukye yapacak bir kimse var mı, dediler. Nebiin ashabı:Siz bizi misafir etmediniz. Bu iş için bize bir ücret tayin etmedikçe böyle bir şey yapmayız, dediler. Bunun üzerine onlara bir sürü koyun vaat ettiler. Bir sahabi Ummu'I-kuran'l (Fatiha'yı) okumaya koyuldu. Tükürüğünü topluyor, sonra da (hastanın üzerine) tükürüyordu. Bunun sonucunda adam iyileşince onlar da koyun sürüsünü alıp geldiler. Ashab: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sormadan onu almayız, dediler. Nebie durumu sorunca, güldü ve: Bunun (Fatiha suresinin) bir rukye olduğunu nereden bildin? O koyunları alınız ve bana da bir pay ayırınız, buyurdu."
Ebu Said'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından askeri bir birlik, gitmeleri emrolunan bir sefere çıkıp yola koyuldular. Nihayet Arap kabilelerinden bir kabilenin yakınında bir yerde konakladılar. Onlardan kendilerini misafir olarak ağırlamalarını istediler. Ancak onlar kendilerini ağırlamayı kabul etmediler. O kabilenin efendisi zehirli bir hayvan tarafından sokuldu. Onu tedavi etmek için her şeyi yaptılar. Fakat hiçbir şeyin ona faydası olmadı. Onlardan birisi: Şu sizin yakınınızda konaklayan bu kimselere gitseniz, belki onlardan birisinin yanında yarayacak bir şey vardır, dedi. Yanlarına gelerek: Ey birlik, şüphesiz zehirli bir hayvan bizim efendimizi soktu. Yapabileceğimiz her şeyi yaptık ve hiçbir şeyona fayda vermedi. Sizden herhangi birinizin yanında bir şey var mı, diye sordu. Aralarından birisi: Evet, Allah'a yemin ederim, ben rukye yapan birisiyim. Fakat Allah'a yemin ederim biz sizden bizi ağırlamanızı istediğimiz halde sizbizi ağırlamadınız. Bu sebeple sizler bize belli bir ücret tespit etmedikçe ben rukye yapmam, dedi. Onlara bir sürü koyun vermek üzere anlaştılar. O adam gitti. "Elhamdulillahi Rabbi'l-alemın"i okuyup üf1emeye başladı. Nihayet adam bir bukağıdan kurtulmuş gibi rahat/adı ve herhangi bir acısı olmaksızın yürümeye koyuldu. verdiler. Birileri: Bunu paylaştırın, dedi. Ancak rukye yapan kişi: Hayır, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip ona olanı biteni anlatıncaya ve bize ne emir vereceğini görünceye kadar yapmayınız, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardılar ve ona olanı anlattılar. O da: Onun (Fatiha suresinin) bir rukye olduğunu nereden bildin? İsabet ettiniz. Sürüyü paylaştırınız ve bana da sizinle birlikte pay ayırınız, buyurdu."
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Bir gece teyzem Haris'in kızı Meymune'nin yanında kaldım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o gece onun sırası olduğundan ötürü onun yanında idi. (İbn Abbas) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece namazı kılmak üzere kalktı. Ben de onun sol tarafında, ayakt.a namaza durdum. (İbn Abbas) dedi ki: Saçımdan sarkan ka'küıümü yakalayıp beni sağ tarafında durdurdu. Ayrıca (ravi): "Saçımın ka'külünden yahut da başımdan" demiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ali b. Abdullah (el-Medînî) ← el-Fadl b. Anbese ← Hüşeym b. Beşîr ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Hüşeym b. Beşîr ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Ebu Bişr ile Ata b. es-Saib'in Said b. Cubeyr'den nakillerine göre İbn Abbas "Kevser, Allah Teala'nın ona (Resulüne) ihsan buyurmuş olduğu çok hayırdır" demiştir. Ebu Bişr dedi ki: Ben Said b. Cubeyr'e "Birçok kimse, kevserin cennette bir nehir olduğunu söylüyorlar" dedim. Bunun üzerine Said b. Cubeyr "Cennetteki o nehir de Allah Teala'nın ona ihsan buyurduğu hayırdandır" cevabını verdi.
İbn Abbas r.a. şöyle rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e müşriklerin çocuklarının durumu soruldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onların amellerini daha iyi bilir" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Beşşâr ← Gunder ← Şu'be b. el-Haccâc ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir adam geldi ve "Kız kardeşim hac yapmayı adamıştı, adağını yerine getiremeden vefat etti" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şayet kardeşinin üzerinde bir borç olsaydı sen o borcu öder miydin?" diye sordu. O zat "Evet, öderdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Öyleyse Allah'a olan borcu da öde, Allah hakkı ödenmeye daha layıktır" buyurdu.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Kadının biri Nebi (s.a.v.)'e gelerek "Annem hac yapmayı nezretmişti, haccedemeden önce öldü. Şimdi ben onun adına hac yapabilir miyim?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, annenin adına vekdleten hac edebilirsin! Bana söyler mİsin eğer onun üzerinde bir (kul) borcu olsaydı, sen onu öder miydin?" diye sordu. Kadın "evet" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ''Allah'ın hakkı olan borcu da ödeyiniz! Şüphe yok ki Allah hakkı ödenmeye başkalarından daha ziyade layıktır" buyurdu.
İbn Abbas şöyle demiştir: "Ümmü Hufeyd bintü'l-Haris b. Hazn bir keresinde Nebie bir miktar tereyağ, keş ve birkaç tane keler hediye etmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların getirilmesini istedi ve bunlar onun sofrası üzerinde yeniidi. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kelerleri tiksinmiş gibi bıraktı. Eğer keler haram olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sofrası üzerinde yenilmezdi ve onların yenilmesini emretmezdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Namazında yüksek sesle okuma, Onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut"(İsra 110) ayet-i kerimesi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de gizlenmekte iken indirildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kur'an okurken sesini yükseltir, müşrikler ise onun sesini işitirierdi. Hem Kur'an'a, hem onu indirene, hem de Kur'an'ın kendisine geldiği kimseye söverlerdi. Yüce Allah "Yüksek sesle okuma, onda sesini fazla da kısma" yani namazında açıktan okuma sonra müşrikler işitirler, sesini sahabilerinden gizli yapma, sonra onlara işittiremezsin. Bu ikisi arası yol tut, pek bağırmayarak onlara işittir ki onlar Kur'an'ı senden alabilsinler" buyurdu.
İbn Abbas "Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut"(İsra 1 10) ayeti hakkında şöyle demiştir: Bu ayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke' de gizlenmekte iken indirildi. O, sahabilerine namaz kıldırdığında kuran okurken sesini yükseltiyordu. Müşrikler ise kuran'ı duyunca kuran'a, hem onu indirene, hem de kuran'ın kendisine geldiği kimseye sövüyorlardı. Bunun üzerine Yüce Allah Nebiine "namazında" kıraatini yaparken "yüksek sesle okuma" sonra müşrikler duyar ve kuran'a söverler. "Onda" ashabına "sesini fazla da kısma" sonra kendilerine işittiremezsin. "İkisinin arası bir yol tut" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Amr b. Zürâre ← Hüşeym b. Beşîr ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
İbn Abbas radiyallahu anh şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de iken gizlenmişti. Namaz kıldınrken sesini yükseltirdi. Müşrikler kuran'ı işittikleri zaman hem kuran'a. hem onu getirene söverlerdi. Bunun üzerine Yüce Allah Nebiine : "Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut"(İsra 110) buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Haccâc b. Minhâl ← Hüşeym b. Beşîr ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Bize Şeyban b. Ferruh ile Ebu Kamil el cahderi hep birden Ebu Avane'den rivayet ettiler. Ebu Kamil dedikİ: Bize Ebu Avane Ebu Bişr'den, o da Yusuf b. Mahek'ten, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Yola çıktığımız bir seferde Nebi (Sallallahu Aleyhİ ve Sellem) bizden geri kaldı. Bize yetiştiği zaman ikindi namazının vakti gelmişti. Biz hemen ayaklarımızın üzerine mesh ederek acele abdest almağa başladık. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Vay ökçelerin ateşten başına gelene’ diye nida buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya ile İsmail b. Salim tahdis edip dediler ki: Bize Huşeym, Ebu Bişr'den haber verdi, o Ebu Süfyan'dan, o Cabir b. Abdullah'tan rivayet ettiğine göre Sakiflilerin heyeti Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e sorarak: Bizim yaşadığımız yerler soğuk yerlerdir, guslü nasıl yapacağız dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana gelince, başımın üzerine üç defa (su) boşaltırım" buyurdu. İbn Salim rivayetinde dedi ki: Bize Huşeym tahdis etti, bize Ebu Bişr haber verdi. Ayrıca dedi ki: Sakifliler heyeti ey Allah'ın Resulü dediler. Yalnız Müslim rivayet ebniştir
Bize Ebu Câ'fer Muhammed b. Sabbâh ile Amru'n-Nâkıd hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. İbni Sabbâh Dediki: Bize Hüseyni rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Bişr, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan: «Namazında pek bağırma! Sesini pek de alçaltma.» [ İsra 110 ] Âyeti kerimesi hakkında şu hadîsi haber verdi. Demişki: Bu ayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de gizli bulunduğu sırada indi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına namaz kıldırırken Kur'ânı yüksek sesle okuyordu. Müşrikler bunu işitince hem Kur'ân'a, hem onu indirene, hem de getirene sövüyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Peygamberi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Namazını aşikar etme ki müşrikler okuduğunu duymasın! Onu ashabın işitmiyecek derecede alçak sesle de yapma! Kur'ân'ı onlara işittir! Yalnız bu derece yüksek okuma, ikisinin arasında, yâni aşikâr ile gizli arası bir yol tut!., buyurdu.
Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Ebu Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne cinlere Kur'ân okudu, ne de onları gördü, (yalnız şu oldu): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabından bir cemaatla birlikte Ukâz panayırına gitmeyi kasdederek yola çıktılar. O tarihte şeytanlara semadan haber almak men edilmiş; Üzerlerine gök taşları atılmış, bunun Üzerine şeytanlar kavimlerinin yanına dönmüşler. Kavimleri onlara: «Size ne oldu» demişler. Şeytanlar: «Semâdan haber almakdan menedildik. Üzerimize gök taşları gönderildi.» diye cevap vermişler. Kavimleri: «Bu mutlaka yeni zuhur etmiş bir şeyden dolayı olacak. Siz hemen yeryüzünün şarkını, garbını dolaşın da bakın. Semâdan haber almanıza mâni olan bu şey nedir?» demişler. Şeytanlar da yerin şarkını, garbını dolaşmaya gitmişler, Tihâme taraflarını tutan takım Ukas panayırına gitmekte olan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nahle denilen yerde ashabına sabah namazını kıldırırken onun yanına uğramışlar. Cinler Kur'ân'ı işitince onu dinlemişler, ve (Birbirlerine) Semâdan haber almamıza mâni olan işte budur, demişler. Müteakiben kavimlerine dönerek: «Ey kavmimiz! Biz doğru yolu gösteren şaşılacak bir kırâet dinledik. Ve ona îman ettik, bundan sonra Rabbimize asla hiç bir şeyi şerik koşmayacağız.» demişler. Bunun üzerine Allah (azze ve celle) Nebii Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e [ Cin 1 ] «Deki! Bana cinlerden bir takımının (okuduğum Kur'an'ı) dinledikleri vahy olundu.» âyeti kerîmesini indirdi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Şeybân b. Ferrûh ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Hüşeym, Ebû Bişr'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den o da İbni Abbâs (Radiyallahû ahhûma)'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldi de, Yahudileri aşûra günü oruç tutarken buldu. Kendilerine bunun sebebi sorulduğunda: «Bu gün Allah'ın, Musa ile Beni İsrail'i Fir'avuna karşı muzaffer kıldığı gündür. İşte biz onu ta'zim için oruç tutuyoruz.» dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biz, Hz. Musa'ya sizden daha evlâyız.» buyurdu ve o gün oruç tutulmasını emreyledi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Hüşeym b. Beşîr ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Bize, bu hadîsi İbni Beşşâr ile Ebû Bekir b. Nâfi' hep birden Muhammed b. Cafer'den, o da Şu'be'den, o da Ebû Bişr'dari bu isnâdla rivayet ettiler. Yalnız burada râvi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Yahudilere bunun sebebini sordu.» demiş.
Bize Ebu'r-Rabi' Ei-Zehrâni rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs (Radiyallahû anhuma)'dan naklen rivayet eyledi. İbni Abbâs şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı} Ramazandan başka hiç bir zaman bütün bir ay oruç tutmazdı. Oruç tuttuğu zaman öyle tutardı ki insan: — Hayır vallahi, bu artık orucu bırakmaz, der, tutmadığı zaman da insan : — Hayır vallahi, bu artık oruç tutmaz, diyecek kadar orucu terkederdi.»
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebü'r-Rebî' ez-Zehrânî ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Bize Muhammed b. Beşşâr ile Ebû Bekir b. Nâfi', Gunder'den, o da Şu'be'den, o da Ebû Bişr'den naklen bu isnâdla rivayette bulundular. (Bu hadîste) İbni Abbâs : «Medine'ye geleli peşi peşine bir ay (oruç tutmadı)» demiş.