Ebü'l-Mütevekkil

Ebû · 3. tabaka

Ali b. Dâvûd

Vefath. 102
KünyeEbû
Nisbeel-Basrî, es-Sâmî
Yaşadığı yerleral-Basra
Tabaka3. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Said r.a. şöyle anlatır: Resulullah'ın sahabılerinden bir grup bir sefere katılmışlar ve bir kabilenin yakınında konaklamışlardı. Onlardan, kendilerini misafir etmelerini istediler. Fakat bu arap kabilesi buna yanaşmadı. Bu arada kabilenin reisini bir akrep soktu. Onun için çareler araştırmaya başladılar. Derken (hiçbir çare kalmayınca) sahabılere gelip, "Ey ahali! Reisimizi akrep soktu. Her şeyi denedik ama hiçbir fayda vermedi. Sizin bu konuda yapacak bir şeyiniz var mı?" diye sordu. Bir sahabi, "Evet, vallahi ben rukye yapabilirim (okuyarak tedavi edebilirim). Fakat bizi misafir etmenizi istedik, siz kabul etmediniz. Bundan dolayı ancak belirli bir ücret karşılığında bunu yapabilirim" dedi. Daha sonra bir sürü koyun karşılığında tedavi yapmak üzere anlaştılar. Reisin yanına gittiler. Önce akrebin soktuğu yerin üzerine hafifçe tükürdü, sonra fatiha suresini sonuna kadar okudu. Reis, birden üzerindeki büyük bir yükten kurtulmuş gibi hafifledi ve yürümeye başladı. Onda hastalıktan bir eser kalmayınca: "Üzerinde anlaşmış olduğunuz ücreti bu adama verin" dedi. Daha sonra sahabilerden bazıları, "koyunları paylaştırın" dedi. Tedaviyi yapan kimse, "Hayır, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e varalım, durumu anlatalım, bakalım ne emreder, o zamana kadar paylaştırmayın" dedi. Olayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatınca, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Fatiha'nın tedavi için kullanıldığını sen nereden bildin? İsabet etmişsiniz. Koyunları aranızda paylaşın. Bana da bir pay ayırın" buyurdu ve gülümsedi. Tekrar: 5007, 5736, 5749
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Ebu Said el-Hudri r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İnananlar cehennemden kurtulunca cennetle cehennem arasındaki bir köprüde bekletilirler ve dünyada iken birbirine yapmış oldukları haksızlıkları ödeşirler. İyice temizlenip birbirinin hakkından arındırılınca cennete girmelerine izin verilir. Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizin cennette kalacağınız yer dünyadaki konumunuzun en iyi göstergesidir. " Tekrar: 6535
Ebu'l-Mütevekkil en-Naci rivayet etmiştir: Cabir İbn Abdullah r.a.'ın yanına gittim. Şöyle anlattı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide girdi. Ben de devemi mescidin döşeme taşlarına bağlayarak onunla birlikte mescide girdim ve "Bu senin devendir" dedim. Dışarı çıktı, deveye yaklaşıp çevresinde şöyle bir döndükten sonra: "Deve de, para da senindir" buyurdu. Not: Bu hadis Şurut bölümünde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.(2718. hadis)
Rivayet zinciri: Buhârî ← Müslim b. İbrâhîm ← Ebû Ukayl ← Ebü'l-Mütevekkil
Ebu'l-Mütevekkil en-Naci anlatıyor: Ensar'dan olan Cabir İbn Abdullah'ın yanına gelip ondan bana Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiği bazı konular anlatmasını istedim. Bana şu kıssayı anlattı: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir yolculukta bulunmuştum. (Ravilerden İbn Akil: "Bir savaş mı yoksa umre yolculuğu mu demişti bilmiyorum" demiştir.) Dönüşte Medine'ye yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ailesine bir an önce ulaşmak isteyen varsa hızlanabilir!" buyurdu. Bunun üzerine ben üzerinde hiçbir alacalık bulunmayan Ermek adlı devemin sırtında bir grupla birlikte öne atıldım. İnsanlar arkamda kalmıştı. Ben böyle giderken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem karşıma çıktı ve: "Ey Cabir sıkı dur!" deyip deveme kamçısıyla bir defa vurunca deve olduğu yerde sıçradı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Deveyi satar mısın?" diye sordu ben de "evet" deyip yola koyuldum. Biz Medine'ye vardıktan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ashabından bir grupla birlikte mescide girdi. Ben de deveyi bir köşe ye bağlayıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım ve: "İşte deveniz!" dedim. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem dışarı çıktı ve devenin etrafında dolaşıp: "Deve bizim devemiz" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana bir miktar altın gönderdi ve: "Bunu Cabir'e verin!" dedi. Sonra bana: "Devenin bedelini tam olarak aldın mı?" diye sordu. Ben "Evet aldım" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Para da deve de senindir!" buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Müslim b. İbrâhîm ← Ebû Ukayl ← Ebü'l-Mütevekkil
Ebu Said'den rivayete göre "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Benim kardeşim karnından rahatsız, dedi. Allah Rasulü: Ona bal içir, dedi. Daha sonra adam ona ikinci defa gelince, yine: Ona bal içir, dedi. Sonra yanına üçüncü defa geldi. Yine ona: Ona biraz bal içir, dedi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip: Yaptım, dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü: Allah doğru söylemiştir. Fakat kardeşinin karnı yalan söylemiştir. Sen ona bal içir dedi, ona bal içirdi ve iyileşti. " Bu Hadis 5716 numara ile de geçiyor. Diğer tahric eden: Tirmizî, Tıp
Ebu Said'den, dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Benim kardeşim ishal oldu, dedi. Allah Rasulü: Ona bal içir, buyurdu. O da ona bal içirdi. Daha sonra adam: Ben ona bal içirdim. Ama bu onun ishalini artırmaktan başka bir işe yaramadı, dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü: Allah doğru söylemiştir. Senin kardeşinin karnı ise yalan söylemiştir, buyurdu."
Ebu Said el-Hudrl r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazı kimseler, Arap kabilelerinden bir kabilenin bulunduğu yere gitti. Bu kabile onları misafir etmedi. Onlar bu durumda iken efendileri zehirli bir hayvan tarafından sokuldu. O kabile halkı: Sizinle birlikte buna dair bir ilaç ya da rukye yapacak bir kimse var mı, dediler. Nebiin ashabı:Siz bizi misafir etmediniz. Bu iş için bize bir ücret tayin etmedikçe böyle bir şey yapmayız, dediler. Bunun üzerine onlara bir sürü koyun vaat ettiler. Bir sahabi Ummu'I-kuran'l (Fatiha'yı) okumaya koyuldu. Tükürüğünü topluyor, sonra da (hastanın üzerine) tükürüyordu. Bunun sonucunda adam iyileşince onlar da koyun sürüsünü alıp geldiler. Ashab: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sormadan onu almayız, dediler. Nebie durumu sorunca, güldü ve: Bunun (Fatiha suresinin) bir rukye olduğunu nereden bildin? O koyunları alınız ve bana da bir pay ayırınız, buyurdu."
Ebu Said'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından askeri bir birlik, gitmeleri emrolunan bir sefere çıkıp yola koyuldular. Nihayet Arap kabilelerinden bir kabilenin yakınında bir yerde konakladılar. Onlardan kendilerini misafir olarak ağırlamalarını istediler. Ancak onlar kendilerini ağırlamayı kabul etmediler. O kabilenin efendisi zehirli bir hayvan tarafından sokuldu. Onu tedavi etmek için her şeyi yaptılar. Fakat hiçbir şeyin ona faydası olmadı. Onlardan birisi: Şu sizin yakınınızda konaklayan bu kimselere gitseniz, belki onlardan birisinin yanında yarayacak bir şey vardır, dedi. Yanlarına gelerek: Ey birlik, şüphesiz zehirli bir hayvan bizim efendimizi soktu. Yapabileceğimiz her şeyi yaptık ve hiçbir şeyona fayda vermedi. Sizden herhangi birinizin yanında bir şey var mı, diye sordu. Aralarından birisi: Evet, Allah'a yemin ederim, ben rukye yapan birisiyim. Fakat Allah'a yemin ederim biz sizden bizi ağırlamanızı istediğimiz halde sizbizi ağırlamadınız. Bu sebeple sizler bize belli bir ücret tespit etmedikçe ben rukye yapmam, dedi. Onlara bir sürü koyun vermek üzere anlaştılar. O adam gitti. "Elhamdulillahi Rabbi'l-alemın"i okuyup üf1emeye başladı. Nihayet adam bir bukağıdan kurtulmuş gibi rahat/adı ve herhangi bir acısı olmaksızın yürümeye koyuldu. verdiler. Birileri: Bunu paylaştırın, dedi. Ancak rukye yapan kişi: Hayır, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip ona olanı biteni anlatıncaya ve bize ne emir vereceğini görünceye kadar yapmayınız, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardılar ve ona olanı anlattılar. O da: Onun (Fatiha suresinin) bir rukye olduğunu nereden bildin? İsabet ettiniz. Sürüyü paylaştırınız ve bana da sizinle birlikte pay ayırınız, buyurdu."
Bize Abd b, Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Nuaym rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l Mütevekkil rivayet etti. Önada İbni Abbas anlatmış. İbn Abbas bir gece Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında kaldı. Allah'ın Nebisi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gecenin son vakitlerinde kalktı. Dışarı çıkıp semaya baktı, sonra Al-i İmran suresindeki şu: "Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır." (Al-i İmran, 190) ayetini: "Bizi ateş azabından koru" (Al-i İmran, 191) buyruğuna kadar okudu. Sonra eve dönüp ağzını misvakladı ve abdest aldı sonra kalkıp namaz kıldı sonra yattı sonra kalkıp dışarı çıktı, semaya baktı yine bu ayeti okudu sonra dönüp ağzını misvakladı, abdest aldı sonra kalkıp namaz kıldı.
Rivayet zinciri: Müslim ← Abd b. Humeyd ← Ebû Nuaym ← İsmâil b. Müslim ← Ebü'l-Mütevekkil ← İbn Abbâs
Bİze Ebu Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Gısas rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide haber verdi, H. Bana Amru'n-Nakid ile îbni Nümeyr dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mervan b. Muaviyete'I-Fezarî rivayet etti. Bunların üçü de Âsım'dan, o da Ebu'l Mütevekkil' den, o da Ebu Said-i Hudrî'den naklen rivayet etmişler. Ebu Said şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : "Biriniz hanımına yaklaştıktan sonra tekrar yaklaşmak isterse abdest alsın" buyurdu. Ebu Bekr hadisi rivayetinde: İkisi arasında bir abdest (alsın) ibaresini ekledi ve: Sonra bir daha yaklaşmak isterse, dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Hafs b. Giyâs ← Âsım el-Ahvel ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Küreyb ← İbn Ebû Zâ'ide ← Âsım el-Ahvel ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Müslim el-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l-Mütevekkil En-Nâcî, Ebû Saîd El-Hudrî'-den rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Altına mukabil altın, gümüşe mukabil gümüş, buğdaya mukabil buğday, arpaya mukabil arpa, hurmaya mukabil hurma, tuza mukabil tuz misli misline peşin satılır. Her kim ziyade verir veya alırsa muhakkak ribâ yapmıştır. Alanla veren bu hususta müsavidir.» buyurdular.
Bize Amr en-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman er-Rabî' haber verdi. (Dediki): Bize Ebu'l-Mütevekkil En-Nâcî, Ebû Saîd El-Hudrî'den rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Altına mukabil altın misli misline satılır...» buyurdular ve râvi yukarıki hadîsin, mislini rivayet etmiştir.
Bize Ukbe b. Mükrem El-Ammî rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Beşir b. Ukbe, Ebu'l-Mütevekkil en-Nâcî'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte seferlerinin birinde (zannederim gâzi olarak dedi) yola çıktını... diyerek hadîsi nakletti. Bu hadîste şunu da ziyade eyledi. Efendimiz : «Yâ Câbir! Parayı tastamam aldın mı?» dedi. Ben, evet, cevâbını verdim. «Para da senin, deve de senin olsun! Para da senin, deve de senin olsun!» buyurdular
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', İsmail b. Müslim EI-Abdî'den, o da Ebû'I-Mütevekkil En-Nâci'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem): «Sîzden her kim nebîz içecekse, onu tek başına kuru üzüm olarak yahut tek başına kuru hurma veya tek başına koruk olarak içsin!» buyurdular.
Bize Nasr b. Ali El-Cehdami dahi rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bana El-Müsennâ (yâni İbn-i Saîd) Ebû'I-MütevekkîI'den, o da Ebû Saîd'den, naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hantem'le, dübbâ' ve nekîrden içmeyi yasak etti.
Rivayet zinciri: Müslim ← Nasr b. Ali ← babam ← Müsennâ b. Saîd ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Ebû Bişr'den, o da Ebü'l-Mütevekkil'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bazı kimseler bir seferde imişler ve Arab mahallelerinden bir mahalleye uğrayarak onlardan kendilerini misafir etmelerini istemişler. Fakat onlar misafir etmemişler. Ve bunlara : — İçinizde rukyeci var mı? Çünkü mahallenin ağasını zehirli hayvan sokmuştur. Yahut isabet almıştır, demişler. İçlerinden bir adam : — Evet! cevâbını vermiş ve ağa'ya vararak ona Fâtihâ ile rukye yapmış. Arkacığından adam iyileşmiş. Bu zâta bir sürü koyun vermişler. Fakat o koyunları kabul etmek istememiş ve: — Bu meseleyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatayım da, ondan sonra bakarız, demiş. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu ona anlatmış ve: — Yâ Resûlallah! Vallahi Fatiha'dan başka bir şeyle rukye yapmadım, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümsemiş ve: «Onun rukye olduğunu nereden bildin?» demiş. Sonra: «Onlardan (koyunları) alın, bana da sizinle beraber bir hisse ayırın I», buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Bbu'l-Mütevekkil'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Kardeşim ishal'e tutuldu, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ona bal içir!» buyurdu. O da içirdi. Sonra tekrar ona gelerek: — Ben kardeşime bal içîrdim. Ama onun ishalini artırmaktan başka birşey yapmadı, dedi. Ve bunu ona üç defa (gelip) söyledi. Sonra dördüncüde tekrar geldi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine) : «Ona bal içir!» buyurdular. Adam : — Vallahi içirdim ama onun ishalini artırmaktan başka birşey yapmadı, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah doğru söyledi. Kardeşinin karnı ise yalan yaptı.» buyurdular. Müteakiben adam ona bal içirdi. Kardeşi hemen iyileşti.
Bana bu hadîsi Amr b. Zürâra da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vehhâb (yâni İbni Atâ'), Saîd'den, o da Katâde'den, o da Ebu'l- Mütevekkil Naci'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdiki: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Gerçekten kardeşimin midesi bozuldu, demiş. O da : «Kardeşine bal içir!» buyurmuş. Râvi Şu'be'nin hadîsi mânâsında rivayet etmiştir.