Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Yahya b. Habib el-Hfuisı tahdis etti. Bize Hammad b. Zeyd, Gaylan'dan -ki o İbn Cerir el-Ma'veli'dir- tahdis etti. O Ebu Burde'den, o Ebu Musa'dan şöyle dediğini nakletti: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzuruna misvakın bir ucu dilinin üzerinde iken girdim.
Bize Yahya b. Yahya ile Halef b. Hişam hep birden Hammâd'dan rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Hammâd b. Zeyd, Gâylân'dan, o da Mutarrif den naklen haber verdi. Mutarrif şöyle demiş: İmrân b. Husayn ile ikimiz Ali b. Ebî Tâlib'in arkasında namaz kıldık. Ali secde ettiği zaman tekbîr alır. (secdeden) başını kaldırdığı zaman tekbîr alır, iki rekât (kıldık) tan sonra kalkarken dahî tekbîr alırdı. Namazdan çıktığımız vakit İmran elimden tuttu, sonra: «Vallahi bu zât bize Muhâmmed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı gibi bir namaz kıldırdı; yahut bu zât bana Muhâmmed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazını hatırlattı.» dedi.
Bana Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî rivayet etti. (Dediki) Bize Mehdi yâni İbmi Meymûn rivayet etti. (Dediki) Bize Gaylan b. Cerîr, Mutarrif'den, o da İmran b. Husayn (Radiyallahû anhüma)'dan naklen rivayet eyledi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) imrâ'na —yahut İmrân da işitmek suretiyle başka zâta—: — «Ey fülân! Bu ayın sonunda oruç tuttun mu?» diye sormuş. O zât: . — «Hayır!» cevâbını vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ramazandan çıktıktan sonra iki gün oruç tut,» buyurmuşlar.
Bize Yahya b .Yahya et-Temîmî ile Kuteybetübnü Saîd hep birden Hammad'dan rivayet ettiler. Yahya dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Gaylan'dan, o da Abdullah b. Mabed-i Zimmâni'den, o da Ebû Katâde'den, naklen haber verdi. (Ebû Katâde şöyle demiş): «Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Nasıl oruç tutarsın? diye sordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gabadlandı. Ömer (Radiyallahû anh) onun kızdığını görünce: — Biz, Rabb olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, Nebi olarak da Muhammed'e razı olduk. Allah'ın gadabi ile Resulünün gadabından Allah'a sığınırız, dedi. Ömer (Radiyallahû anh) bu sözü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gadabı yatışıncaya kadar tekrarladı, durdu. Nihayet Ömer : — Yâ Resûlallah! Bütün sene oruç tutan kimsenin hali ne olacak? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «(Böylesi) ne oruç tutmuştur, ne tutmamıştır —yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir—» buyurdu. Ömer (tekrar) : — İki gün oruç tutup bir gün tutmayanın hâli ne olacak? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Buna kimse takat getirebilir mi? buyurdu. Ömer (yine): — Bir gün oruç tutup bir gün tutmayanın hâli nice olacak? diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Bu, Dâvud Aleyhisselâm'ın orucudur, buyurdu. Ömer: — Bir gün oruç tutup iki gün tutmayanın hali nasıldır? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Bunun için bana takat verilmesini dilerim; cevâbını verdi. Bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; — Her aydan üç gün, bir de ramazandan ramazana oruç tutmak yok mu? İşte bu bütün senenin orucu demektir. Arafe günün orucunu Allah'ın o günden önceki sene ile o günden sonraki senelerin günahlarına keffâret yapacağını umarım. Aşûra günün orucunu ise Allah'ın o günden önceki senenin günahlarına keffâret kılacağını ümîd ederim, buyurdular.
Bize Mnhammed b. El-Müsennâ.ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız ibni'l-Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be, Gaylan b. Cerîr'den naklen rivayet etti. O da Abdullah b. Ma'bed-i Zimmâni'yi Ebû Katadete'l-Ensâri (Radiyallahû anh)'dtın naklen rivayet ederken dinlemiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e nasıl oruç tuttuğu sorulmuş, Ebû Katâde (Demişki): Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gadaplandı da Ömer (Radiyallahu anh): — «Biz, Babb olarak Allah'a,' din İslâm'a Resul olarak Muhammed'e, bey'at nâmına da kendi bey'atımıza razı olduk.» dedi. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bütün sene oruç tutmanın hükmü soruldu: — «Böylesi ne oruç tutmuş ne de iftar etmiştir. —Yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir. —» buyurdu. Sonra iki gün oruç tutup, bir gün tutmamanın hükmü soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Buna kim takat getirebilir?» cevâbını verdi, Bir gün oruç tutup iki gün tutmamanın hükmü de soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Keşke Allah bunun için bize kuvvet verse.» buyurdular. Bir gün oruç tutup, bir gün tutmamanın hükmü dahi soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bu oruç kardeşim Dâvud Aleyhisselâm'ın orucudur.» buyurdular. Pazartesi günü oruç tutmanın hükmünü de sordular. Nebi — «Bu gün benim doğduğum ve Nebi olarak gönderildiğim — yahut bana vahiy indirildiği— gündür.» buyurdu. Müteakiben: — «Her aydan üç gön, bir de ramazândan ramazana tutulan oruç, bütün sene oruç tutmak demektir.» buyurdular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arafe günü oruç tutmanın hükmü de soruldu: — «Bu oruç geçen sene ile gelecek senenin günâhlarına keffâret olur.» buyurdu. Aşûra günü oruç tutmanın hükmü dahî soruldu. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bu Oruç geçen senenin günahlarına keffâret olur» buyurdular. Müslim diyor ki : Bu hadîsin Şû'be rivayetinde: «Pazartesi ile perşembe günleri oruç tutmanın hükmü de soruldu, dedi, ama biz perşembe meselesini bir vehimden ibaret bulduğumuz için onu zikretmedik.» ibaresi de vardır.
Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muâz dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. (Dedikî): Bize Şebabe rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Nadr b. Şumeyl haber verdi. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır.
Bana Ahmed b. Saîd Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki) Bize Habban b. Hilâl rivayet etti. (Dediki) Bize Ebân-ı Attâr rivayet etti. (Dediki) Bize Gaylân b. Cerîr bu isnadda Şu'be hadîsinin mislini rivayet eyledi. Yalnız o, hadîsde pazartesi gününü zikretmiş, perşembeyi söylememiştir.
Bana Zuheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdurrahman b. Mehdî rivayet etti. (Dediki) Bize Mehdi b. Meymun Gaylân'dan, o da Abdullah b. Ma'bed-i Zimnanî'den, o da Ebû Katâdete'l-Ensâri (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet eyledi ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e pazartesi günü oruç tutmanın hükmü sorulmuş, o da: — «Ben, o gün doğdum, bana vahiy dahî o gün indirildi.» buyurmuşlar.
Bize Halef b. Hişâm ile Kuteybe b. Saîd ve Yahya b. Habîb El-Hârisî rivayet ettiler. Lâfız Halefindir. (Dedilerki): Bize Hammâd b. Zeyd, Gaylân b. Cerîr'den, o da Ebû Bürde'den, o da Ebû Mûsâ El-Eş'arî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Eş'arîlerden bir cemaat içinde yüklerimizi taşıyacak (deve) istemek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. «Vallahi size (deve) veremem; zâten bende size verecek (deve) yok...» buyurdu. Bunun üzerine Allah'ın dilediği kadar durduk. Sonra kendilerine bir takım develer getirdiler de, bize üç tane beyaz hörgüçlü deve (verilmesini) emir buyurdu. Yola revân olduktan sonra: Allah bize iyi hayır getirmez. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, yük devesi istemeye geldik. Bize deve veremiyeceğine yemin etti; sonra verdi, dedik (yahut bunu bazımız söyledi). Bu konuştuğumuzu derhal ona gidip haber verdiler. Bunun üzerine : «Size yük hayvanlarını ben vermedim; lâkin Allah verdi. Vallahi Allah diler de ben bir şeye yemîn eder; sonra ondan daha hayırlısını görürsem, hemen yeminime keffâret verir, o hayırlı şeyi yaparım.» buyurdular.
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr (yânî İbni Hâzim) rivayet etfi. (Dediki}: Bize Gaylân b. Cerîr, Ebû Kays b. Riyah'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: «Her kim tâattan çıkar ve cemaattan ayrılırsa câhiliyyeî ölümü ile ölür. Her kim körü körüne (çekilmiş) bîr sancağın altında harbeder bir asabe namına kızar yahud bîr asabeye davet eder veya bîr asabeye yardımda bulunur da öldürülürse bu da bir câhiliyyet ölümüdür. Ve her kim benim ümmetime karşı çıkar, iyisini kötüsünü vurur; mü'mininden çekinmez; ahid sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir; ben de ondan değilim!» buyurmuşlar.
Bana Ubeydullah b. Ömer EI-Kavariri de rivayet etti. (Dediki): Bize Hamnıâd b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Gaylân b, Cerîr'den, o da Ziyâd b. Riyâh El-Kaysi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular. Ravi, Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş ve: demiştir.
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurralımân b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Mehdi b. Meymûn, Gaylân b. Cerîr'deıı, o da Ziyâd b. Riyâhî'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim tâattan çıkar; cemaattan ayrılır da sonra ölürse, cahilîyyet ölümü ile ölür. Her kim körü körüne (çekilmiş) bir sancağın altında ölür; asabe namına kızar ve asabe için çarpışırsa benim ümmetimden değildir. Ve benim ümmetimden her kfm ümmetime karşı çıkar; iyisini kötüsünü vurur; mü'mİninden korunmaz; ahid sahibi olanına da verdiği sözü yerine getirmezse benden değildir.» buyurdular.
Bize Muhamnıed b. Müsennâ ile İbnü Beşşar da rivâyet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Gaylân b. Cerîr'den bu isnâdla rivayet etti. Ama îbnü'l-Müsennâ bu hadîsde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i anmadı, İbnü Beşşar'a gelince: O kendi rivayetinde yukarikilerin hadîsinde olduğu gibi «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu.» dedi.
Bize Muhammed b. Amr b. Ubbâd b. Cebele b. Ebî Revvâd rivayet etti. (Dediki): Bize Harami b. Umara rivayet etti. (Dediki): Bize Şeddad Ebû Talhata'r-Kâsibî, Gaylan b. Cerir'den, o da Ebû Bürde'den, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Kıyamet gününde müslümanlardan bîr takım kimseler dağlar kadar günahlarla gelecekler, fakat Allah onlara bu günahları affedecek ve onları —benim zannettiğime göre— yahudilerle hırİstiyanların üzerine yükleyecektir.» buyurdular. Ebû Ravh: «Şekkin kimden geldiğini bilmiyorum.» demiş. Ebû Bürde demiş ki: Ben bu hadîsi Ömer b. Abdi'l-Aziz'e rivayet ettim de: Bunu sana baban Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den! mi rivayet etti? diye sordu: Evet! dedim.
Bize Hasan b. Ali El-Hulvânî ile Ahmed b. Osman En-Nevfelî de rivayet ettiler, (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Ben Gaylan b. Cerir'i, Şa'bi'den, o da Fâtıme binti Kays'den naklen rivayet ederken dinledim. Fâtıme şöyle demiş: Temimi Dârî, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek haber verdi ki: Kendisinin gemiye binmiş. Ve gemisi yolunu şaşırtarak bir adaya düşmüş. Sonra adaya çıkarak su aramış. Derken saçını sürükleyen bir insana rastlamış... Ve râvi hadîsi hikâye etmiştir. Bu hadîsde o şunu da söylemiştir : «Sonra dedi ki : Dikkat edin, bana çıkış için izin verilse Taybe'den başka bütün beldelere ayak basardım. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu halka çıkardı ve kendilerine anlattı. İşte Taybe bu, Deccal de odur, buyurdular.»