İbn Ahî b. Şihâb

Ebû Abdullah · 7. tabaka

Muhammed b. Abdullah b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihâb b. Abdullah b. el-Hâris b. Zühre

Vefath. 152 · Medine
KünyeEbû Abdullah
Nisbeez-Zührî, el-Medenî, el-Kureşî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka7. tabaka
Cerh-ta'dîlleyyin (gevşek)

Ailesi

Babası
'Abdullah bin Muslim bin 'Ubaidullah

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Hureyre'den şöyle nakledilmiştir: "Ebu Bekir, o yılki hacda Kurban Bayramı günü Mina'da insanlara: 'Bu yıl'dan sonra hiçbir müşrik hac edemeyecek, hiçbir çıplak da Kabe'yi tavaf edemeyecek' şeklinde duyuru yapan tellallar'la birlikte beni de gönderdi. Humeyd İbn Abdurrahman dedi ki: Daha sonra Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ali (r.a.)'i göndererek ona Tevbe suresini insanlara okumasını emretti. Ebu Hureyre (r.a.) olayı anlatmaya şu şekilde devam etti: Bizimle birlikte Ali, bayramın birinci günü Mina'da bulunanlara: 'Bu yıl'dan sonra hiçbir müşrik hac edemeyecek, hiçbir çıplak da Kabe'yi tavaf edemeyecek' şeklinde duyuru yaptı. Tekrar: 1622, 3177, 4363, 4655, 4656, 4657.
İbn Şihâb amcasına başkasının yaptığı bir fiil yüzünden namazın bozulup bozulmayacağını sormuş, o da şöyle cevap vermişti: "Haricî hiçbir şey namazı bozmaz. Urve İbn Zübeyr'in bana haber verdiğine göre Allah Resûlü'nün eşi Aişe (r.anha) şöyle demiştir: 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, gece vakti kalkar namaza dururdu. Bu esnada' ben ise, onunla kıble arasında birlikte uyuduğumuz yatakta yatardım.
Abdullah İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Ergenlik çağına yaklaştığım bir sırada bir merkebe binmiş gidiyordum. O esnada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'da namaz kıldırıyordu. İlk saftakilerin bir bölümünün önünden geçtim, sonra merkepten indim, merkep otlamaya başladı. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında cemaatin safına girerek namaza başladım.
Abdullah İbn Ömer r.a., Ebu Said el-Hudri'den bunun benzerini (gümüşle gümüşün ancak eşit ve peşin olarak değişilebileceğini) Resulullah'tan hadis olarak rivayet etmiştir. Abdullah, Ebu Said ile karşılaşarak ona sordu: "Ebu Saidl Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den aktardığın şu haberin aslı nedir?" Ebu Said: "Sarf konusunda olanı mı soruyorsun? Resulullah'ın şöyle söylediğini işittim": "Altın ile altın eşit olarak değişilir. Gümüş ile gümüş eşit olarak değişilir. " Tekrar: 2177, 2178
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kayser'e şöyle yazmıştır: "Eğer yüz çevirirsen, senin halkın olan çiftçilerin tamamının (Erisilerin) günahını da yüklenmiş olursun!"
Aizullah b. Abdullah dedi ki: "Ubade b. es-Samit, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunanlardan -ve Akabe gecesindeki ashabından idi- kendisine haber verdiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem etrafında ashabından bir topluluk bulunduğu halde şöyle buyurdu: Geliniz, bana Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı öldürmeyeceğinize, elleriniz ve ayaklarınız arasında iftira edip düzeceğiniz bir bühtanda bulunmayacağınıza ve maruf olan hiçbir hususta bana karşı gelmeyeceğinize dair bey'at ediniz. Aranızdan bunu eksiksiz yerine getirenlerin ecrini vermek Allah'a aittir. Kim bunlardan herhangi birisini yapacak olup da dünyada bundan dolayı cezalandırılacak olursa, bu ceza onun için bir keffaret olur, kim de bunlardan bir şey işleyip de Allah onu setrederse işi Allah'a kalır. Dilerse onu cezalandırır, dilerse onu affeder. (Ubade) dedi ki: Biz de bunlar üzere onunla bey'atleştik."
Ata b. Yezid el-Leysi ve sonradan el-Cundal'den rivayete göre Ubeydullah b. Adiy b. el-Hiyar'ın kendisine haber verdiğine göre "Mikdad b. Amr el-Kindi'nin -Zühre oğulları ile antlaşmalı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunanlardan idi- kendisine haber verdiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: Ben kafirlerden bir adam ile karşılaşsam, onunla çarpışsak, kılıcıyla bir elimi vurup koparsa, sonra da benden kurtulmak için bir ağaca sığınarak, ben Allah'a teslim oldum dese ne dersin? O bu sözü söyledikten sonra ey Allah'ın Resulü, onu öldüreyim mi? Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hayır, onu öldürme, diye buyurdu. O: Ey Allah'ın Resulü o bir elimi kopardı, sonra da onu kopardıktan sonra bu sözü söyledi, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şu cevabı verdi: Hayır, onu öldürme. Eğer onu öldürecek olursan, o sen onu öldürmeden önceki senin konumuna geçer. Sen de onun o sözü söylemeden önceki konumuna düşersin." Tekrarı: 6865
Urve b. Zübeyr'den rivayete göre o Mervan b. el-Hakem ile Misver b. Mahreme'yi Hudeybiye umresinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ilgili haberlerden bir haberi naklederken dinlemiştir. Urve'nin bana (İbn Şihab'a) ikisinden haber verdiğine göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hudeybiye günü Suheyl b. Amr ile barış süresi hakkında yazışınca Suheyl b. Amr'ın koştuğu şartlar arasında şu hususlar da vardı: Bizden herhangi bir kimse sana gelecek olursa senin dinin üzere olsa dahi onu bize geri vereceksin ve bizi onunla başbaşa bırakacaksın. Suheyl bu şart olmaksızın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile anlaşmak istemedi. Mu'minler bundan hoşlanmadı, bu onlara çok ağır geldi ve bu hususta (görüşlerini beyan için) konuştular. Suheyl, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bu olmadan antlaşmayı kabul etmeyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla (bu şartı kabul ederek) yazıştı. Resulullah o gün Suheyl'in oğlu Ebli Cendel'i babası Suheyl b. Amr'a geri iade etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu süre zarfında Müslüman dahi olsa gelen her bir erkeği de mutlaka geri çevirdi. Mu'min kadınlar da hicret ederek geldiler. Ukbe b. Ebi Muayt'ın kızı Ümmü Külsum da henüz yeni ergenlik yaşına girmişken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına çıkıp geldi. Yakınları gelerek Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den onu kendilerine geri vermesini istediler. Nihayet yüce Allah mu'min kadınlar hakkında o indirdiği buyruklarını indirdi."
Urve b. Zübeyr'den rivayete göre o Mervan b. el-Hakem ile Misver b. Mahreme'yi Hudeybiye umresinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ilgili haberlerden bir haberi naklederken dinlemiştir. Urve'nin bana (İbn Şihab'a) ikisinden haber verdiğine göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hudeybiye günü Suheyl b. Amr ile barış süresi hakkında yazışınca Suheyl b. Amr'ın koştuğu şartlar arasında şu hususlar da vardı: Bizden herhangi bir kimse sana gelecek olursa senin dinin üzere olsa dahi onu bize geri vereceksin ve bizi onunla başbaşa bırakacaksın. Suheyl bu şart olmaksızın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile anlaşmak istemedi. Mu'minler bundan hoşlanmadı, bu onlara çok ağır geldi ve bu hususta (görüşlerini beyan için) konuştular. Suheyl, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bu olmadan antlaşmayı kabul etmeyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla (bu şartı kabul ederek) yazıştı. Resulullah o gün Suheyl'in oğlu Ebli Cendel'i babası Suheyl b. Amr'a geri iade etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu süre zarfında Müslüman dahi olsa gelen her bir erkeği de mutlaka geri çevirdi. Mu'min kadınlar da hicret ederek geldiler. Ukbe b. Ebi Muayt'ın kızı Ümmü Külsum da henüz yeni ergenlik yaşına girmişken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına çıkıp geldi. Yakınları gelerek Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den onu kendilerine geri vermesini istediler. Nihayet yüce Allah mu'min kadınlar hakkında o indirdiği buyruklarını indirdi."
Muhammed b. Şihab dedi ki: Urve b. Zubeyr'in dediğine göre Mervan ile Misver b. Mahreme kendisine şunu haber vermişlerdir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hevazin heyeti kendisine Müslümanlar olarak geldiklerinde ayağa kalkmış, kendisinden mallarını ve alınan esirlerinin geri verilmesini istemişlerdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da şöyle buyurmuştu: Benimle beraber gördüğünüz kimseler de vardır. Benim en sevdiğim söz de doğru olanıdır. Şu iki şeyden birisini seçiniz ya esirlerinizi ya da mallarınızı. Çünkü ben size süre tanımış bulunuyorum. -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Taiften döndükten sonra onlara on küsur gece mühlet vermişti.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine ancak iki şeyden birisini geri vereceğini açıkça anlayınca bizler esirlerimizi tercih ediyoruz, dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanlara hitap etmek üzere ayağa kalktı. Yüce Allah'a layık olduğu şekilde övgülerde bulundu, sonra şöyle buyurdu: İmdi şüphesiz kardeşleriniz bize tevbe edenler olarak geldiler. Ben de onlara esirlerini geri vermeyi uygun gördüm. Aranızdan bunu gönül hoşluğuyla yapmak isteyen yapıversin. Fakat aranızdan hakkını elinde tutmak isteyenler de yüce Allah'ın bize ihsan edeceği ilk fey"den (ganimetten) ona vermemizi beklemek şartıyla yapıversin. Herkes: Ey Allah'ın Resulü, biz bunu gönül hoşluğuyla verdik, dedi. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bizler bu hususta aranızda kimlerin izin verdiğini, kimin vermediğini bilemiyoruz. Bunun için geri dönün de arifleriniz sizin kanaatlerinizi bize bildirsinIer. İnsanlar geri döndü, arifleri de onlarla konuştu. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönerek gönül hoşluğuyla kabul ettiklerini ve izin verdiklerini ona haber verdiler. İşte Hevazinlilerden alınan esirler ile ilgili olarak bana ulaşan budur."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Saîd b. Ufeyr ← Leys b. Sa'd ← Ukayl b. Hâlid ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Muhammed b. Şihab dedi ki: Urve b. Zubeyr'in dediğine göre Mervan ile Misver b. Mahreme kendisine şunu haber vermişlerdir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hevazin heyeti kendisine Müslümanlar olarak geldiklerinde ayağa kalkmış, kendisinden mallarını ve alınan esirlerinin geri verilmesini istemişlerdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da şöyle buyurmuştu: Benimle beraber gördüğünüz kimseler de vardır. Benim en sevdiğim söz de doğru olanıdır. Şu iki şeyden birisini seçiniz ya esirlerinizi ya da mallarınızı. Çünkü ben size süre tanımış bulunuyorum. -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Taiften döndükten sonra onlara on küsur gece mühlet vermişti.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine ancak iki şeyden birisini geri vereceğini açıkça anlayınca bizler esirlerimizi tercih ediyoruz, dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanlara hitap etmek üzere ayağa kalktı. Yüce Allah'a layık olduğu şekilde övgülerde bulundu, sonra şöyle buyurdu: İmdi şüphesiz kardeşleriniz bize tevbe edenler olarak geldiler. Ben de onlara esirlerini geri vermeyi uygun gördüm. Aranızdan bunu gönül hoşluğuyla yapmak isteyen yapıversin. Fakat aranızdan hakkını elinde tutmak isteyenler de yüce Allah'ın bize ihsan edeceği ilk fey"den (ganimetten) ona vermemizi beklemek şartıyla yapıversin. Herkes: Ey Allah'ın Resulü, biz bunu gönül hoşluğuyla verdik, dedi. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bizler bu hususta aranızda kimlerin izin verdiğini, kimin vermediğini bilemiyoruz. Bunun için geri dönün de arifleriniz sizin kanaatlerinizi bize bildirsinIer. İnsanlar geri döndü, arifleri de onlarla konuştu. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönerek gönül hoşluğuyla kabul ettiklerini ve izin verdiklerini ona haber verdiler. İşte Hevazinlilerden alınan esirler ile ilgili olarak bana ulaşan budur."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Saîd b. Ufeyr ← Leys b. Sa'd ← Ukayl b. Hâlid ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Urve'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Hz. Aişe ona şunları anlatmıştır: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem hicret ederek kendisine gelen mu'min hanımları şu ayet ile imtihan ederdi: Ey Nebi! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmem ek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, onları biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine 12) Urve Hz. Aişe'nin şöyle söylediğini aktardı: Bu şartları kabul eden mu'min kadınların hepsine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sözlü olarak senin biatını kabul ettim" dedi. Allah'a yemin olsun ki, biat esnasında Allah Resulü'nün eli hiçbir kadıriın eline değmedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınların biatını, sadece "Bu esaslar üzerine senin biatını kabul ettim" sözü ile kabul etti.
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kurbanlık etlerinden üç gün yiyiniz. Abdullah da kurbanlıketlerinden yememek için Mina'dan ayrıldığı vakit (ekmeği) zeytinyağı ileyerdi."
Ebu Hureyre'den, diyor ki: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Ümmetimin hepsi ilahi affa mazhar olur. Ancak (günahları) açıktan açığa işleyenler müstesnadır. Şüphesiz bir adam geceleyin bir iş yapıp sonra Allah onu setretmiş olduğu halde sabahı edip de: Ey filan, ben dün şöyle şöyle yaptım, demesi de kötülüğün açıkça işlenmesi kabilindendir. Böyle bir kişi, Rabbi kendisini setretmiş olduğu halde geceyi geçirmekle birlikte, sabahı edince Allah'ın, kendisi üzerindeki o setredici örtüsünü açıverir."
Bana Zuheyr b. Harb ve Abd b. Humeyd birlikte Yakub'tan tahdis etti. Zuheyr dedi ki: Bize Yakub b. İbrahim tahdis etti. Bize İbn Şihab'ın kardeşinin oğlu amcasından tahdis etti. Bana Urve b. ez-Zubeyr'in haber verdiğine göre Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şeytan birinize gelip: Şunu şunu kim yarattı, der. Sonunda ona: Rabbini kim yarattı, der. İş buraya varınca derhal Allah'a sığınsın ve buna son versin. " Tahric bilgisi 341 ile aynı.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Şihâb'ın kardeşi oğlu, Amcasın-rivâyet etti. Demiş ki: Bana Amir b. Sa'd b. Ebi Vakkas'ın babası Sa'd'dan rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Birkaç kişiye (dağıttığı mallardan bir şeyler) verdi. Sa'd da aralarında oturuyordu. Sa'd dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aralarından kendisine bir şeyler vermediği birisini bıraktı. Halbuki aralarında benim en beğendiğim kişi o idi. Bunun üzerine: Ey Allah'ın Resulü neden filana bir şey vermedin? Allah'a yemin olsun ki ben onu bir mümin olarak görüyorum, dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yahut bir Müslüman olarak (de)" buyurdu. (Sa'd) dedi ki: Kısa bir süre sustum sonra onun hakkında bildiklerime yenik düştüm ve: Ey Allah'ın Resulü neden filan'a bir şey vermedin? Allah'a yemin ederim ki ben onu bir mümin olarak görüyorum, dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yahut bir Müslüman olarak (de)" buyurdu. (Sa'd) dedi ki: Kısa bir süre sustum sonra onun hakkında bildiklerime yenik düştüm ve: Ey Allah'ın Resulü neden filan kimseye bir şeyler vermedin? Allah'a yemin olsun ki ben onu bir mümin olarak görüyorum, dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yahut bir Müslüman olarak (de). Şüphesiz ki ben bir adama -başkasını ondan daha çok sevdiğim halde- bir şeyler veririm çünkü onun yüz üstü cehenneme yıkılacağından korkarım" buyurdu.
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yâ'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Şihâb'ın kardeşi oğlu amcasından rivayet etti Demiş ki: Bana Ebu Katade el-Ensari'nin azatlısı Nafi'in haber verdiğine göre o Ebu Hureyre'yi şöyle derken dinlemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Meryem oğlu aranıza inip de imam olacağı vakit haliniz nasıl olacak?" buyurdu. Tahric bilgisi 390 ile aynı
Bana Zuheyr b. Harb ile Abd b. Hümeyd de rivayet ettiler. Züheyr dedi ki: Bize Yakub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Şihab'ın kardeşi oğlu amcasından rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebu Selemete'bni Abdirrahman Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini haber verdi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "Şüphesiz her bir nebinin bir (kabul edilen) duası olmuştur. Ben de -inşallah- bu duamı kıyamet gününde ümmetim için yapacağım dua olarak saklamak istedim" dedi.
Bana Zuheyr b, Harb ile Abd b. Hümeyd rivayet ettiler. Züheyr dedi ki: Bize Yakub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihab'ın kardeşi oğlu, amcasından rivayet etti. (Demişki): Bana Amr b. Ebî Süfyan b. Esid b. Cariyete'es-Sekafî bu hadisin mislini Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti
{…} Bize ibni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana, bu hadisi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkûb b. İbrahim b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Şihab'ın kardeşi oğlu rivayet etti. H. Bize, bu hadîsi ishâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahî rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdurrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. Bu râvîlerin hepsi Zührî'den bu İsnâdla, Salih'in, Zühri'den rivayet ettiği hadîs mânâsında rivayette bulunmuşlardır
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İbn Ebû Ömer ← Süfyân b. Uyeyne ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkûb b. îbrâhim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihâb'm kardeşi oğlu, Amıcasından naklen rivayet etti; «Bana Enes b. Mâlik haber verdi» diyerek hadîsi yukarki gibi rivayet etmiş. Ancak o da; «Enes (Dediki): Ensâr: sabrederiz, dediler.» cümlesini Yûnus'un Zührî'den rivayet ettiği gibi nakleylemiş
Bana bu hadîsi Abdülnıelik b. Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Ukayl b. Hâlid rivayet eyledi. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bana Ya'kub b. İbrâhîm ez-Zührî haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Abdillâh b. Müslim rivayet eyledi. Bu râvilerin ikisi de Zührî'den, İbni Ebî Habîb'in isnadı ile onun hadisi gibi rivayette bulunmuşlar; fakat Yezîd b, Ebî Habib'den başka hiç biri hadîsinde Azze'yi adlandırmamıştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Abdülmelik b. Şuayb b. Leys ← Şuayb b. Leys ← Sa'd b. Abdurrahman ← Ukayl b. Hâlid
{…} Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd ikisi birden Ya'kub b, İbrâhîm b. Sa'd'dan, o da Zührî'niıı kardeşi oğlundan, o da amcasından bu isnâdla bu hadîsin tamamiyle mislini rivayet ettiler
Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Ukayl rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb b. ibrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihâb'ın kardeşi oğlu rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zi'b rivayet etti. Bu râvilerin hepsi bu hadîsi Zührî'den bu isnâdla rivâyet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Abdülmelik b. Şuayb b. Leys ← Şuayb b. Leys ← Sa'd b. Abdurrahman ← Ukayl b. Hâlid
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← İbn Ebî Zi'b ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Ebû Seleme ← Ebû Hureyre
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Zührî'ntn kardeşi oğlu, amcasından, rivayet etti. (Demişki): Bana Urvetü'bnü'z-Zübeyr haber verdiki, Âişe şunları söylemiş: Hind binti Utbe b. Rabia gelerek: Yâ Resûlâllah! Vallahi yeryüzünde senin hanen halkı kadar zelil olmalarını dilediğim bir hâne yoktu. Bugün ise yeryüzünde senin hanen halkı kadar aziz olmalarını dilediğim hane kalmadı, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki, yine de!» buyurdu. Sonra Hind : — Yâ Resûlâllah! Gerçekten Ebû Süfyân pek cimri bir adamdır. Acaba onun malından çoluğumuza çocuğumuza yedirmemde bana bir vebal varmıdır? dedi. Efendimiz ona : «Hayır! Ancak ma'ruf vecihle (harca)!» buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb de rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbııi Şihab'ın kardeşi oğlu rivayet etti. H. Bize Hasen EI-Hulvânî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Sâlih'den rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd dâhi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zühri'deıı bu isiıâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Kurban etinin 3 günden sonra yasağı neshedildi 1971 ve 1972 nolu hadisleri de mutlaka oku !
Bana bu hadîsi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Demişki): Bize Ya'kub b. İbrahim rivayet etti, (Demişki): Bize Zührî'nin kardeşi oğlu rivayet etti. (Demişki): Bize amcam rivayet etti. Ve râvi iki hadîsi birden isnadlarıyle tamamen Yûnus'un hadîsi gibi zikretmiştir.
Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihâb'ın kardeşi oğlu, amcasından rivayet etti. (Dediki): Bana Said b. Müseyyeb, Ebû Hureyre'den rivayet etti. Şöyle demiş : Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Allahım! Ben senden ahd-ü peyman aldım. Elbette bunu bana bozmazsın, imdi herhangi bir mü'mine sitem ettim yahut dayak vurdumsa; kıyamet gününde bunu onun için bir keffâret yap!» derken işittim.
Bana Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Hatim ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Abd bana rivayet etti, ötekiler bize rivayet etti tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Ya'kub b. ibrahim rivayet etti. (Demişki): Salim şunu söyledi. Ben Ebû Hureyre'yi §öyle derken işittim. Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ümmetimin hepsi affedilmiştir. Yalnız açıktan açtğa günah işleyenler müstesna! Açık günahlardan biri de kulun geceleyin bir amel işlemesi, sonra Allah onu örtbas ettiği halde sabahlamasıdır. Fakat kul: Ey filân! Ben dün şöyle şöyle yaptım, der. Halbuki kendisi Allah onu örtbas ettiği halde gecelemişti. işte Rabbi örtbas etliği halde geceler sabahladığı vakit Allah'ın örtbas ettiğini meydana çıkarır.» buyururken işittim. Züheyr ichâr yerine cihar demiştir.