Sehl b. Ebû Hasme

Ebû Abdurrahman · Küçük yaşta sahâbî

Sehl b. Ebû Hasme (Abdullah)

KünyeEbû Abdurrahman
Nisbeel-Ensârî, el-Hazrecî, el-Medenî, el-Evsî, el-Hârisî
TabakaKüçük yaşta sahâbî
Cerh-ta'dîlsahâbî

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Süfyan, Yahya İbn Said'den, o Beşir'den, o Sehl İbn Ebi Hasme'den şunu rivayet etti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yaş hurmanın kuru hurma karşılığında satımını yasakladı, ariyyeye ise izin verdi. Bu, kişinin kendisinin ve ailesinin yaş olarak yiyebilmesi için miktarını tahmin ile belirlemek suretiyle yaş hurma satın almasıdır." Süfyan şu sözü tekrarladı: Ancak Hz. Nebi, kişinin ailesi ile birlikte yaş hurma yiyebilmesi için miktarını tahmin ile belirlemek suretiyle yaş hurma satın almasına izin verdi. Süfyan şöyle dedi: Ben daha çocukken Yahya'ya şunu söyledim: Mekke'liler kendilerine araya satışı hakkında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in izin verdiğini söylüyorlar. Süfyan: Mekke'liler bunu nereden biliyor? dedi. Ben: Bunu Cabir'den rivayet ediyorlar, dedim. Bunun üzerine sustu daha sonra şöyle söyledi: Cabir'in Medine’li olduğunu belirtmek istedim. Süfyan'a "onun rivayet ettiği hadiste Nebi s.a.v.'in yaş meyveyi olgunlaşıncaya kadar satmayı yasakladığı yer almıyor muydu?" diye soruldu, "hayır" diye cevap verdi. Tekrar: 2384
Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir.
Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir.
Sehl b. Hasme'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Abdullah İbn Sehl ve Muhayyisa İbn Mes'ud Hayber'e gitmişlerdi. Onların oraya gittikleri gün onlarla aramızda sulh vardı. Tekrar: 3173, 6143, 6898, 7192
Sehl İbn Ebi Hasme'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyısa İbn Mes'ud İbn Zeyd Hayber'e gittiler. Onların Hayber'e gittikleri gün düşman tarafı ile barış anlaşması yapılan bir gündü. Hayber'e varınca bunlar birbirlerinden ayrıldılar. Bir süre sonra Muhayyısa, Abdullah İbn Sehl'in yanına vardı. Abdullah, kanlar içinde can çekişiyordu. Muhayyısa ölen Abdullah'ı defnetti ve Medine'ye döndü. Dönünce Abdurrahman İbn Sehl ve Mes'ud'un oğulları Muhayyısa ile Huveyyısa Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldiler. Abdurrahman huzurda konuşmaya başlayınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bırak önce büyükler konuşsun, müsaade et önce büyükler konuşsun!" buyurdu. Zira Abdurrahman gelenler içinde yaşça en küçük olanı idi. O da bunun üzerine sustu ve diğerleri Abdullah'ın öldürülmesi ile ilgili konuşmalar yaptılar. ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu falan kişi öldürmüştür diye yemin eder misiniz? Eğer bu şekilde yemin ederseniz o kişi üzerindeki hakkınız sabit olur" buyurdu. Onlar: "Nasıl yemin edebiliriz ki!? Biz ne olaya şahit olduk ne de öldüreni gördük!" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu durumda Yahudilerden elli kişi cinayeti işlemediklerine yemin ederse size karşı sorumluluktan kurtulurlar." Onlar: "Biz kafirlerin yeminlerini nasıl kabul edebiliriz ki!?" dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem maktulün diyetini kendisi ödedi."
Sehl b. Ebi Hasme dedi ki: "İmam kıbleye dönerek namaza durur. Askerlerden bir grup da onunla birlikte dururken bir diğer grup yüzleri düşmanlara dönük olarak düşmanın karşısında dururlar. Kendisiyle birlikte olanlarla bir rekat kılar. Sonra onlar kalkıp kendi kendilerine ve bulundukları yerde bir rekat kılıp, iki secde yaparlar. Daha sonra bunlar öbürlerinin yerine gider. Öbürleri gelir (imarnın arkasında dururlar.) O da onlarla bir rekat kılar. Böylelikle o iki rekat kılmış olur. Daha sonra onlar (sonra gelenler) rüku edip, iki defa secde yaparlar."
(Ensar'ın mevlası Buşeyr İbn Yesar'dan rivayete göre), Rafi' İbn Hadic ile Sehl İbn Ebi Hasme kendisine şu hadisi nakletmişlerdir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyisa İbn Mesud, Hayber'e gittiler. Hurmalıklar arasında her biri bir tarafa ayrıldı. Daha sonra Abdullah İbn Sehl öldürüldü. Abdurrahman İbn Sehl ile Mesud'un iki oğlu Huvayyisa ile Muhayyisa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek arkadaşları Abdullah İbn Sehl'in durumu hakkında konuştular. Gelenlerin yaşça en küçükleri olan Abdurrahman söze başlayınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Büyük olana sözü bırak, buyurdu. (Ravilerden) Yahya: Yaşça büyük olan konuşsun buyurdu, dedi. Sonra arkadaşlarının durumu hakkında konuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öldürülen bu adamınızın -yahut arkadaşınızın- diyetini hak etmek için aranızdan elli kişi (Hayberliler öldürdü diye) yemin eder mi, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, bu görmediğimiz bir iştir, dediler. Allah Rasulü: O zaman Yahudiler arasından elli kişi yemin ederek sizin onu öldürmediğinizi söyleyip, kanından beri olduklarını belirtsinier, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, onlar kafir bir topluluktur diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tarafından onlara diyet ödedi." Sehl dedi ki: "Ben o develerden bir dişi deveye yetiştim. Sahiplerine ait olan bir ağıla girdim, o deve beni ayağıyla tekmeledi." İbn Uyeyne dedi ki: Bize Yahya, Buşeyr'den, o, Se hı 'den tahdis etti, diyerek yalnızca Sehl'in adını söyledi, (Rafi' İbn Hadle'i sözkonusu etmedi.) .
(Ensar'ın mevlası Buşeyr İbn Yesar'dan rivayete göre), Rafi' İbn Hadic ile Sehl İbn Ebi Hasme kendisine şu hadisi nakletmişlerdir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyisa İbn Mesud, Hayber'e gittiler. Hurmalıklar arasında her biri bir tarafa ayrıldı. Daha sonra Abdullah İbn Sehl öldürüldü. Abdurrahman İbn Sehl ile Mesud'un iki oğlu Huvayyisa ile Muhayyisa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek arkadaşları Abdullah İbn Sehl'in durumu hakkında konuştular. Gelenlerin yaşça en küçükleri olan Abdurrahman söze başlayınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Büyük olana sözü bırak, buyurdu. (Ravilerden) Yahya: Yaşça büyük olan konuşsun buyurdu, dedi. Sonra arkadaşlarının durumu hakkında konuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öldürülen bu adamınızın -yahut arkadaşınızın- diyetini hak etmek için aranızdan elli kişi (Hayberliler öldürdü diye) yemin eder mi, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, bu görmediğimiz bir iştir, dediler. Allah Rasulü: O zaman Yahudiler arasından elli kişi yemin ederek sizin onu öldürmediğinizi söyleyip, kanından beri olduklarını belirtsinier, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, onlar kafir bir topluluktur diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tarafından onlara diyet ödedi." Sehl dedi ki: "Ben o develerden bir dişi deveye yetiştim. Sahiplerine ait olan bir ağıla girdim, o deve beni ayağıyla tekmeledi." İbn Uyeyne dedi ki: Bize Yahya, Buşeyr'den, o, Se hı 'den tahdis etti, diyerek yalnızca Sehl'in adını söyledi, (Rafi' İbn Hadle'i sözkonusu etmedi.) .
Abdurrahman b. Sehl'e Sehl b. Ebi Hasme ve kavminin büyüklerinden bazı kimselerin verdikleri habere göre Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa uğradıkları bir kıtlık ve fakirlikten dolayı hurma satın almak için Hayber'e doğru yola çıkarlar. (Orada birbirlerinden ayrılıp, kendi işleriyle meşgul olmaya başlarlar.) Sonunda Muhayyisa'ya, Abdullah b. Sehl'in öldürülüp bir çukura -yahut bir pınar içine- atılmış olduğu haberi gelir. Bunun üzerine Muhayyisa Yahudilere gelir ve onlara "Valiahi onu sizler öldürdünüz!" der. Yahudiler de ona "Valiahi onu biz öldürmedik!" derler. Bundan sonra Muhayyisa dönüp ( Medine'ye) kendi kavminin yanına gelir ve onlara hadiseyi anlatır. Ardından Muhayyisa ve kardeşi Huvayyisa -ki Huvayyisa, Muhayyisa'dan daha büyüktü- ve (maktulün kardeşi) Abdurrahman b. Sehl gelirler. Hayber'de bulunmuş olan Muhayyisa Nebie bu davayı anlatmaya başlar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muhayyisa'ya hitaben "İlk sözü büyüğe bırak, ilk sözü büyüğe bırak!" buyurur. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu emriyle yaşça büyük olan kardeşini kastetmektedir. Bunun üzerine Huvayyisa söz alır, ondan sonra Muhayyisa konuşur. Bunun ardından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara "Ya Yahudiler arkadaşınızın diyetin i öderler yahut da bize harb ilan etmiş olurlar!" buyurur ve bunu Yahudilere mektup yazıp gönderir. Onlardan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Abdullah'ı biz öldürmedik" diye cevap gelir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huvayyisa, Muhayyisa ve Abdurrahman üçlüsüne hitaben "Sizler bu cinayetin Hayber Yahudileri tarafından işlendiğine yemin eder de arkadaşınızın kan bedeline hak kazanır mısınız?" diye sorar. Onlar da "Bizler buna yemin edemeyiz" derler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Öyle ise Yahudiler (onu öldürmediklerine dair) size yemin ederler" buyurur. Davacılar "Onlar Müslüman değillerdir" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öldürülenin diyetini kendi imkanlarından yüz deve olarak öder ve sonunda bu develer onların evlerine sokulur. Sehl bu develerden bir dişi deve bana ayağıyla vurdu demiştir.
Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdurrahman b. Kasim'den, o da babasından, o da Salih b. Havvât b. Cübeyr'den, o da Sehl b. Ebî Haşme'den naklen rivayet ettiki, ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Korku ânında ashabına namaz kıldırmış da, onları arkasına iki safi yapmış. Hemen arkasında bulunanlara bir rek'ât kıldırmış. Sonra ayağa kalkmış ve arkasındakiler bir rek'ât namaz kilıncaya kadar ayakta durmuş. Sonra geriki safftakiler ilerlemiş; ön safftakiler de gerilemişler. Bu suretle (ilerleyenlere) bir rek'ât namaz kıldırmış. Sonra Resûlulla (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gerileyenler bir rek'ât namaz kılıncaya kadar oturmuş; sonra selâm vermiş.
Bize bu hadîsi Amru'n-Nâkıd ile İbni Numeyr de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Yahya b. Saîd'den, o da Büşeyr b. Yesar'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıkilerin hadîsleri gibi rivayette bulundu.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Hasen-i Hulvâni rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme, Velîd b. Kesîr'den rivayet etti. (Demişki): Bana Benî Hârise'nin âzâdlısı Büşeyr b. Yesâr rivayet etti. Ona da Râfi' b. Hadîc ile Sehl b. Ebi Hasme rivayet etmişler ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müzâbene (yâni) taze hurmayı kuru hurma karşılığında satmaktan nehî buyurmuş; yalnız ariyye sahipleri müstesna! Çünkü onlara izin vermiş.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yahya'dan —ki İbni Saîd'dir— o da Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Eb! Hasme'den (Yahya: Zannederim bir de Râfi' b. Hadîc'den naklen dedi, demiş) rivayet etti ki, Sehl ile Râfi' şunu söylemişler: Abdullah b. Sehl b. Zeyd ile Muhayyisa b. Mes'ûd b. Zeyd sefere çıktılar. Hayber'e vardıklarında oradaki bazı şeylerin içinde ayrıldılar. Sonra Muhayyisa ansızın Abdullah b. Sehl'i maktul olarak buldu ve onu defnetti. Bundan sonra Huveyyişa b. Mes'ûd ve Abdurrahmân b. Sehl ile birlikte Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı)'e geldi. Bu Abdurrahmân cemaatin en küçüğü idi. Abdurrahmân iki arkadaşından önce konuşmağa davrandı. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Büyük fani!» (Yâni yaşça senden büyüğüne riâyet et!) buyurdu. O da sustu; ve arkadaşları konuştular. O da onlarla birlikte konuştu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Abdullah b. Sehl'in öldürüldüğünü anlattılar. Bunun üzerine onlara: «Elli yemîn verebilir misiniz ki, arkadaşınızı (yahut katilinizi) hak edesiniz?» buyurdu. Onlar: — Görmediğimiz hâlde nasıl yemîn ederiz! dediler. «Öyle ise yahudiler sizi elli yeminle tebrie etsinler mi?» buyurdu. — Kâfir bir kavmin yeminlerini biz nasıl kabul edelim! dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu görünce onun diyetini kendisi verdi.
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîr! de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Said, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme ile Râfi' b. Hadîc'-den naklen rivayet etti ki, Muhayyisa b. Mes'ûd ile Abdullah b. Sehl Hayber tarafına doğru gitmişler ve hurmalıkta ayrılmışlar. Az sonra Abdullah b. Sehl öldürülmüş. Onlar yahudileri itham etmişler. Derken (ölenin) kardeşi Abdurrahman'la amcasının iki oğlu Huveyyisa ve Muheyyisa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelmişler. Abdurrahman onlardan daha küçük olduğu halde kardeşinin başına gelen musibet hususunda konuşmuş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Büyüğü büyük bil!» Yahut «Büyük olan söze başlasın!» buyurmuşlar; ve Huveyyisa ile Muheyyisa arkadaşlarının musibeti hakkında konuşmuşlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden elli kişi, onlardan bir adam aleyhine yemîn eder; ve adam tamamı ile size verilir.» buyurmuş. Onlar: — Görmediğimiz bir iş!.. Nasıl yemîn ederiz!., demişler. «öyle ise yahudiler sizi kendilerinden elli kişinin yeminleri ile tebrie ederler.» buyurmuş. — Yâ Resûlâllah, bunlar kâfir bir kavimdir... demişler. Râvi diyor ki: Artık Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun diyetini kendinden verdi. Sehl şunu söylemiş: «Sonra bir gün onların deve ağılına girdim de o develerden bir dişi deve ayağı ile beni bir tepti!..» Hammâd, bunu, yahut bunun benzerini söylemiştir.
Bize yine Kavârîrî rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. Mufeddal rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun benzerini rivayet etti. Sehl, hadisinde: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun diyetini kendinden verdi.» demiş; «Beni bir dişi deve tepdi.» cümlesini söylememiştir.
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Biie Abdülvehhâb (yâni Sekafl) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yahya b. Saîd'-den, o da Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den, yukarıkilerin hadtsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Amr b. Muhammed ← Süfyân b. Uyeyne ← Yahyâ b. Saîd b. Kays ← Büşeyr b. Yesâr ← Sehl b. Ebû Hasme
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ubeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Büşeyr b. Yesâr El-Ensâri, Sehl b. Ebî Hasmete'l-Ensârf-den naklen rivayet etti, ki ona: Kendilerinden birkaç kişinin Hayber'e gittiklerini, orada birbirlerinden ayrıldıklarını, kendilerinden birini ölü olarak bulduklarını haber vermiş... ve hadisi nakletmiştir. O bu hadiste şunu da söylemiştir: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onun kanını heder etmeyi doğru bulmadı da ona diyet olarak sadaka develerinden yüz deve verdi.
Bana ishâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. Ömer haber verdi. (Dediki): Mâlik b. Enes'i şöyle derken işittim: Bana Ebû Leylâ Abdullah b. Abdirahmân b. Sehl, Sehl b. Ebî Hasme'den naklen rivayet etti. Sehl de kavminin büyüklerinden ma'dûd bazı zevattan naklen ona haber vermiş ki, Abdullah b. Sehl ile Muhayyisa başlarına gelen bir sıkıntıdan dolayı Hayber'e çıkmışlar. Az sonra Muhayyisa gelerek Abdullah b. Sehl'in öldürüldüğünü ve bir koyuya veya bir çukura atıldığını haber vermiş. Arkacığından yahudilere giderek: Vallahi onu siz öldürdünüz! demiş. Yahudiler: — Vallahi onu biz öldürmedik! demişler. Sonra dönüp kavminin yanına gelmiş. Bunu onlara da anlatmış. Bilâhare kendinden büyük olan kardeşi Huveyyisa ve Abdurrahmân b. Sehl ile birlikte gelmişler. Muhayyisa konuşmağa davranmış. Hayber'de bulunan da o imiş. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)—yaşı kasdederek— Muhayyisa'ya: «Büyült, büyült!» buyurmuş. Bunun üzerine Huveyyisa konuşmuş. Sonra Muhayyisa konuşmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Yâ arkadaşınızın diyetini verirler yahut harbe hazır olduklarını bize bildirirler» buyurmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususta onlara mektup da yazmış. Yahudiler: «Vallahi onu biz öldürmedik!» diye cevap yazmışlar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huveyyisa, Muhayyisa ve Abdurrahman'a: «Yemîn verir de arkadaşınızın kanını hak eder misiniz?» diye sormuş. — Hayır! demişler. «Yahudiler size yemîn etsinler mi?» buyurmuş. — Onlar müslüman değildir! demişler. Artık Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onun diyetini kendinden vermiş; ve onlara yüz dişi deve göndererek tâ evlerine kadar götürülmüş. Sehl de: «Gerçekten beni onlardan kızıl bir dişi deve tepdi.» demiş.