Avf b. Mâlik, Gatafân'a bağlı Eşca' kabilesindendir. Künyesi çoğunlukla Ebû Abdurrahman olarak anılır; Ebû Abdullah, Ebû Muhammed, Ebû Amr ve Ebû Hammâd künyeleri de kaynaklarda geçer. h. 6 / m. 627 yılında Müslüman olmuş, Hz. Peygamber Medine'de onunla Ebü'd-Derdâ arasında kardeşlik bağı kurmuştur.
Hayber, Mûte ve Tebük seferlerine katılan Avf, Mekke'nin fethi günü kabilesinin sancağını taşıyan kişiydi. Resûlullah'ın vefatından sonra Hz. Ebû Bekir döneminde bir süre Medine'de kaldı, ardından Şam bölgesine geçerek Humus'a yerleşti. Yezîd b. Muâviye komutasındaki İstanbul seferine de katıldığı bildirilir.
Hz. Peygamber'den altmış yedi kadar hadis rivayet etmiş, bunların önemli bir kısmı Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde yer almıştır. Ondan Ebû Hüreyre, Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Mikdâm b. Ma'dîkerib gibi sahâbîlerle Ebû Müslim el-Havlânî gibi tâbiîler hadis nakletmiştir. h. 73 / m. 692 yılında Humus'ta vefat etti.
Ailesi
Babası
Malik b. Abi 'Auf al-Ashja'i
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Avf İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Tebuk savaşı sırasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Deriden yapılmış bir çadırda oturuyordu. Şöyle buyurdu: "Kıyamet kopmadan önce meydana gelecek olan şu altı alameti say: (1) Benim ölümüm, (2) sonra Kudüs'ün (Beytü'l-makdis) fethi, (3) ardından koyunları kırıp geçiren bir salgın hastalık gibi sizi yakalayacak olan Mutan (taun / veba) hastalığının aranızda yaygınlaşması. (4) Sonra zenginlik / mal o kadar artacak ki, kendisine yüz dinar verildiği halde bunun azlığından şikayetle öfkeye kapılanlar olacak. (5) Bunun ardından fitneler ortaya çıkacak ve Araplara ait olup da girmediği tek bir ev bile kalmayacak. (6) Daha sonra Rumlarla barış anlaşması yapacağınız bir dönem gelecek. Ancak onlar sözlerinde durmayıp ihanet edecekler ve her bir sancağın altında on iki bin askerin toplandığı seksen sancak taşıyan büyük bir ordu ile sizin üstünüze yürüyecekler."
Bana Hârûn b. Saîd El-Leylî rivayet etti. (dediki): Bize îbni Vehb haber verdi. (dediki): Bana Muâviyetü'bnü Salih, Habîb b. Ubeyd'den, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den naklen haber verdi. Habib Cübeyr'i: Ben, Avf b. Mâlik'i şöyle derken işittim, diye anlatırken dinlemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin namazını kıldı, ben onun duasından şunları belledim: Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım bunu mağfiret eyle, buna merhamet buyur ve afiyet ihsan et. Bunu affeyle, vardığı yerde ona ikramda bulun. Yerini genişlet, bunu su ile, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbiseyi kirden nasıl temiz pâk edersen, bunu da günahlarından öylece pakla. Kendisine (dünyâdaki) yurdunun yerine daha hayırlı bir yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile, zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu cennete koy ve kabir azabından (yahut cehennem azabından) koru.» diyordu. Hattâ «keşke o cenaze ben olaydım.» diye temenni ettim.
Bize Nasru'bnü Alîyy El-Cehdamî ile İshâk b. İbrahim ikisi birden îsâ b. Yûnus'dan, o da Ebû Hamzete'l-Hımsî'den naklen rivayette bulundular. H. Bana Ebû't-Tâhir ile Hârûnu'bnü Saîd El-Eyli dahî rivayet ettiler. Lâfız Ebü Tahirindir. Dedilerki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Hamzete'bnü Süleym'den, o da Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nufeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik-i Eşçai'den naklen haber verdi. Avf şöyle demişt Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir cenazenin namazını kılarken dinledim? şöyle diyordu; «Allah'ım! Buna mağfiret buyur; buna rahmet eyle; bunu affet ve kendisine afiyet ver. Vardığı yerde ona ikramda bulun; yerini genişlet; kendisini su ile, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbisenin kirden paklandığı gibi günahlardan pakla. Buna dünyâdaki yurdunun yerine daha hayırlı bîr yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile; zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu kabrin fitnesinden ve cehennem azabından koru.» Avf demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o cenazeye yaptığı duadan dolayi: (Keşke bu cenaze ben olaydım.) diye temenni ettim.»
Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi haber verdi. (dediki): Bize Muâviyetü'bnü Salih bu iki isnâdla birden İbni Vehb hadisi gibi rivayette bulundu.
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Şerh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Muâviye b. Salih, Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Hımyer (kabilesin) den bîr adam, düşmandan birini öldürdü de eşyasını almak istedi. Hâlid b. Velîd onu men'etti. Hâlid onların üzerine vâlî idi. Derken Avf b. Mâlik, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek (bunu) kendilerine haber verdi. Bunun üzerine Hâlid'e: «Onun eşyasını buna vermekten seni hangi şey menefti?» buyurdular. Hâlid: — Eşya gözüme çok göründü yâ Resûlâllah! dedi. «Onları kendisine veri» buyurdu. Az sonra Hâlid Avf'ın yanına uğradı. Avf onun cübbesini çekti. Sonra: (Nasıl) Sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için söylediğimi yerine getirdim mi? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu işitti ve canı sıkıldı. Müteakiben: «Ona verme yâ Hâlid! Ona verme yâ Hâlid! Siz kumandanlarımı bana bırakırmısınız hiç! Onlarla sizin misâliniz öyle bir adam'a benzer ki, deve veya koyun çobanı tutulur da onları güder; sonra sulama zamanını kollayıp onları bir havuza getirir; ve oraya girip suyun temizini içer, bulanığını bırakırlar, işte temizi sizin olur, bulanığı da kumandanların üzerine kalır!» buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Safvân b. Amr, Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik El-Eşcaî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Mûte gazasında Zeyd b. Hârise'nîn maiyyetinde (gazaya) çıkanlarla birlikte gazaya çıktım. Yemen'den (gelen) bir imdad gâzisi bana arkadaş oldu... Ve hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarıki hadîs gibi rivayet etti. Yalnız o bu hadîste şunu söyledi: «Avf dediki: Ben de, Yâ Hâlid! Bilmez misin ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} selebin öldürene verilmesini hüküm buyurdu; dedim. Evet, bilirim; lâkin o benim gözüme çok göründü, cevabını verdi.»
Bize İshâk b. İbrahim EI-Hanzalî rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Yûnus haber verdi. (Dediki): Bize Evzâî, Yezid b. Yezîd b. Câbir'den, o da Ruzeyk b. Hayyân'dan, o da Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'ten o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti : «Hükümdarlarınızın en hayırlısıdır birlerinizi sevdikleriniz ve birbirlerinîze duâ ettiklerinizdir. Hükümdarlarınızın en kötüleri de birbirinize buğz-u la'net etttklerinizdir. buyurmuşlar. — Yâ Resulâllah! Onlarla kılıçla çatışmayalım mıt? denilmiş. «Hayır! Aranızda namazı ikame etfikleri müddetçe!.. Şayet valilerimizden hoşlanmadığınız bir şey görürseniz onun yapılmasını kerîh görür ve bîr eli itâatdan çıkarmayın!» buyurmuşlar.
Bize Dâvûd b. Ruşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd (yânî İbni Müslim) rivayet etti. (Dediki); Bize Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir rivayet etti. (Dediki): Bana Beni Fezâre'nin âzâdlısı —ki bu Zât Ruzeyk b. Hayyân'dır— haber verdi ki. kendisi Avf b. Malikk El-Eşcaî'nin amcası oğlu Müslim b. Karaza'yı şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Hükümdarlarınızın en hayırlısı bir birlerinizi sevdikleriniz ve bir birlerinize dua ettiklerinizdir. Hükümdarlarınızın en kötüleri de bir birinize buğz-u lâ'net ettiklerinizdir.» buyururken işittim. Ashâb dediler ki — Biz, yâ Resûlâllah! O anda onlarla atışmayalım mı? Dedik. «Hayır! Aranızda namazı ikâme ettikleri müddetçe! Hayır; Aranızda namazı ikâme ettikleri müddetçe!.. Dikkat! Bir kimseye bîri vâlî olur da onu Allah'a ma'sıyet olan bîr şey yaparken görürse, yaptığı ma'sıyetten ikrah etsin! Ama bir eli itâattan çıkarmasın !» buyurdular. İbni Câbir demiş ki: «Bana bu hadîsi rivayet ettiği zaman dedim ki: (yâni Ruzcyk'a demiş) Allah aşkına söylermisin yâ Ebe'I-Mikdâm, bunu sana rivayet mi etti; yoksa Müslim b. Karaza'yi: Ben Avf'i: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitttîm derken dinledim; diyordu.
Bize İshâk b- Mûsâ El-Ensârî de rivayet etti. (Dediki): Bize Velid b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Câbir bu isnâdla rivayet etti. Ve: Beni Fezâre'nİn âzâdlısı Ruzeyk dedi. Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Bu hadisin râvilerinden Ruzeyk b. Hayyân birçok nüshalarda burada olduğu gibi rivayet edilmişse de Ebû Zür'ate'r-Râzi ve Dimaşki gibi bazı ulema onu Züreyk şeklinde tesbit etmişlerdir.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize lbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Muâviye b. Salih Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik El-Eşcaî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Biz cahiliyyet devrinde rukye yapardık. Bilâhare : — Yâ Resûlallah! Bu hususta ne buyururdun? dedik. «Bana rukyenizi gösterin! İçerisinde şirk olmadıkça rukyede bir beis yoktur.» buyurdular.