Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1421, sondan 4816. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 57. ayetidir. Yunus Suresi 57. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 3532 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (5) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
يا ايها الناس قد جاءتكم موعظة من ربكم وشفاء لما في الصدور وهدى ورحمة للمؤمنين
Özellikle âhiretle ilgili açıklama ve uyarıların yer aldığı 45-56. âyetlerin ardından Kur’an-ı Kerîm’in öğüt, şifa, rehber (hüdâ), rahmet olarak gösterilmesiyle, bir bakıma, bu açıklama ve uyarıların niçin yapıldığının cevabı da ortaya konmuş bulunmaktadır. Çünkü âhireti inkâr etmek ve bunun neticesinde âhiret sorumluluğunu hissetmeden yaşamak iman ve amelde sapma demektir. Kur’an, öncelikle bu tehlikeli duruma karşı insanlara öğüt vermekte, onları aydınlatmakta; ikinci olarak her bir insanın gönül dünyalarına hitap ederek oradaki mânevî ve ahlâkî bozuklukları tedaviye yönelmekte, insanın iç dünyasını arındırmasını, doğru inanç ve güzel hasletler kazanmasını sağlayıcı hükümler getirmekte; üçüncü olarak Kur’an’ın uyarı ve öğütlerini ciddiye alıp onun şifa verici hükümlerini benimseyen müminin doğru ve yanlışları görmesine, ebedî kurtuluşa yönelmesine ve hak yolda yürümesine rehberlik etmekte; nihayet bu kemal derecelerini aşan müminlerin Allah’ın sevgi ve merhametini kazanmalarını sağlamaktadır. Kur’an-ı Kerîm’in özellikle müminler için bir rehber ve rahmet olarak gösterilmesi, insanların Kur’an karşısındaki tavrıyla ilgilidir. Çünkü inatçı ve ön yargılı tavırlarıyla daha baştan doğru ve hayırlı olan şeylere kendilerini kapatanlar, nübüvvet ve vahiy nurundan yararlanamazlar; bu yüzden de özünde hidayet ve rahmet olan Kur’an bunlara fayda sağlamaz (Râzî, XVII, 116-117). Nitekim A‘râf sûresinde (7:179) “...Onların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da akılsızdırlar. İşte asıl gafiller onlardır ” buyurularak bu hususa açıklık getirilmiştir.
Fahreddin er-Râzî, peygamberlerin doğruluğunu kanıtlayan biri mûcize, diğeri aklî burhan olmak üzere iki farklı delil şekli bulunduğunu belirtmekte ve bu âyeti, Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğunu aklî olarak kanıtlayan delillerden biri olarak göstermektedir (XVII, 114-117).
Mehmet Okuyan
Ey insanlar! Elbette size Rabbinizden bir öğüt, göğüslerdeki (kalplerdeki inançsızlığa) bir şifa, müminler için bir rehber ve rahmet gelmiştir.
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana (kalbi ve ruhi hastalıklarınıza, stres ve bunalımlarınıza) bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet (olarak Kur’an-ı Kerim) gelmiştir.
Ey insanlar! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek her türlü hastalıklar için bir şifa ve O'na inanan herkes için hidayet ve rahmet olan Kur'ân, sizlere gelmiş bulunuyor.
Bkz. 2:2, 3:103, 5:16 ve dipnotu, 6:155, 14:1, 17:82, 41:44“Kalplerdeki hastalıklara şifa” olan Kur’an’ın içindeki ilahi öğütlerdir, teselli edici ayetlerdir, müjdeleyici öğretilerdir, vaad veren mesajlardır, dünya için tasalanmaya gerek olmadığını, gerçek hayatın âhiret olduğunu anlatan ayetlerdir. Kur’an’ın kendisinin rahmet olması, şifa olması demektir. Ancak şifadan bahseden bu ayet, maddi hastalıklara uğramış insanları iyileştirmek için gelmemiştir. Ayetteki “şifa” kelimesini bağlamından kopararak maddi hastalıkların tedavisinde kullanmaya kalkan muskacılar, Kuran ayetlerini bilinçsiz insanlara ilaç gibi satmaktadır. Oysa bu ayet Kur’an’la ilgili bir realiteyi ortaya koymak için gelmiştir.Göğüsler anlamındaki “sudur” kelimesi, kalpte olan ruhu anlatmaktadır. “Biz, onların gönüllerindeki kini söküp atmışızdır” (Hicr 15:47), “Allah, bunu gönüllerinizdeki (ihlâs ve fitne gibi) şeyleri yoklamak ve kalplerinizdeki (vesveseleri) temizlemek için yaptı.” (A. İmran 3:154)ayetlerinde olduğu gibi kinin atıldığı, vesveselerin temizlendiği yer kalpteki ruhtur.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.
Ey insanlar! İşte size Rabb’inizden bir öğüt, gönüllerdeki tüm hastalık ve dertlerekesin bir şifâ ve müminler için bir yol gösterici ve rahmetkaynağı olan Kur’an gelmiş bulunuyor!
Ey insanlar! (Bu Kur’an’da) kesinlikle size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki (dert ve sıkıntılara) bir şifa1 ve Müslümanlar için bir hidâyet ve bir rahmet2 gelmiştir.
1 Burada ve (İsra: 82.) ayette Dünya her türlü hastalık ve sıkıntılarla dolu bir hastahaneye, Peygamber bir doktora, Kur'an ise Allah’ın kendisiyle şifa verdiği bir ilaca benzetilmiştir. Ayetin zahirinden, (الصُّدُورُ) “gönül” ifadesinden ve devamındaki hidayet ve rahmetten; Kur’an’ın, şirk, küfür, nifak, cehalet, kötü niyet ve ahlaksızlık gibi gönüllerde bulunan hastalıklara tam bir şifa ve rahmet olduğu kesin olarak anlaşılmaktadır. Ayrıca tıbbî pek çok hastalığa karşı da Kur’an’ın ihlâs ve samimiyetle okunması suretiyle şifâ olageldiği ve sünnette uygulamasının olduğu (rukye) bilinmektedir. Ancak Müslümanların, bu ayetin esasen gönüllerdeki hastalıklara şifa olduğunu âdeta unutup, onu tamamen bir büyü ve üfürük kitabı durumuna getirmelerinin izahı mümkün değildir. Bu; ilk dönem sûfî toplum mühendislerinin kasdî uydurması, sonrakilerin de körü körüne onların yolundan gitmesidir. Unutulmamalıdır ki; Kur’an’ın içerisindeki hükümler, emir ve yasaklar gibi ilaçları içmeden, onu sadece bir reçete gibi muska veya levha yaparak boyuna takıp gezdirmenin İslamî mantığını anlamak mümkün değildir. Gerçek öğüt ve gönül dertlerinin şifası Kur’an’dadır. 2 Kur’an doğru yolu göstermenin (hidâyetin) tek kaynağıdır. Gelişiyle, hükümleriyle ve sonunda cennet vâdetmesiyle bir rahmettir.
Muhammed Esed
EY İNSANLAR! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek her türlü [darlık ve hastalık] için bir şifa 79 ve [O'na] inanan herkes için hidayet ve rahmet gelmiş bulunuyor.
– Ey İnsanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara şifa, müminler için doğru yol kılavuzu ve rahmet olan Kuran gelmiştir. 2/21, 4/174- 175, 22/49, 35/3- 5, 17/41, 51/55, 87/9, 9/14, 26/80, 41/44, 7/52, 45/11- 20, 21/107, 27/77, 28/86, 31/3
EY insanlık! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerdeki her tür (mânevî hastalık) için bir şifa; inananlar için de bir rehberlik ve bir rahmet gelmiştir.[1635]
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 57. Ayet Açıklaması
[1635] Zımnen: İnsanın Allah’tan tek bir şey isteme hakkı olsa, insan o hakkı hidayet istemek için kullanmalıdır. Âyet dört unsur içerir. İlk ikisi olan “öğüt” ve “şifa” herkesi kapsar. Öğüt düşüncenin, şifa duygunun inşâsı içindir. Son ikisi olan “rehberlik” ve “rahmet”, insanoğlu içinden inananları kapsar. Zira vahiy ancak kendisine inanana rehberlik yapar, rehberlik yaptığına rahmet olur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey insanlar! Muhakkak ki, size Rabbinizden bir öğüt ve gönüllerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidâyet ve bir rahmet gelmiştir.
Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi. [17, 82; 41, 44]