Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1990, sondan 4247. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 89. ayetidir. Nahl Suresi 89. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 103 ve toplam ebced değeri ise 4911 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ويوم نبعث في كل امة شهيدا عليهم من انفسهم وجئنا بك شهيدا على هؤلاء ونزلنا عليك الكتاب تبيانا لكل شيء وهدى ورحمة وبشرى للمسلمين
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
“Seni de bu kimseler hakkında tanık yapacağız” ifadesindeki “kimseler”den maksat, Hz. Peygamber’in mensubu bulunduğu toplumla onun evrensel bir peygamber olarak davetinin muhatabı konumunda bulunan, kendisinden sonra gelip geçen bütün insanlardır. Bu davetin ana kaynağı olan Kur’an-ı Kerîm, insanlığın muhtaç olduğu ve ilâhî bir aydınlatma olmadan ulaşamayacağı helâl-haram, sevap-günah konularına dair bilgileri ana hatlarıyla açıklamıştır. Kur’an, hükümleriyle amel edenler için bir hidayet ve rahmet vesilesi, Allah’ın birliğini tanıyıp O’na saygıyla itaat edenler için Allah’ın cömertliğini ve lutufkârlığını bildiren bir müjdecidir (Taberî, XIV, 161).
Mehmet Okuyan
O gün kendilerinden her ümmete bir şahit göndereceğiz (getireceğiz). Seni de bunların üzerine şahit olarak getirmiş olacağız. Bu Kitabı sana, her şey için bir açıklama, müslümanlar için de bir rehber, rahmet ve müjde olarak indirdik.
O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şâhit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şâhit olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Biz, o gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için¹ yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.
1- Allah'a gönülden boyun eğen, bağlılık gösteren.
Ahmet Akgül
Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, (Ey Nebim!) Seni de onlar üzerine bir şahit olarak getireceğiz (Baş müşahit makamına eriştireceğiz) . Biz Kitabı Sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde (kaynağı) olarak indirdik.
[Not: Bu düşünce yapısı ile mü’minler, olayları; cahiliye toplumunun değer ölçülerine göre değil, Kur’an’ın hükmüne göre yorumlamak mecburiyetindedir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Her ümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanık tutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara hidayet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik.
O gün her topluma, kendileri içinden aleyhlerine bir şahit çıkaracağız. Ve seni de ey peygamber! Mesajının ulaşabileceği tüm insanlar üzerinde şahit kılacağız ve biz sana herşeyi açıklayıp anlatan, doğru yolu gösteren ve rahmet olan ve Allah'a yürekten boyun eğenlere müjde olarak bu kitabı indirdik.
O gün, her millet içinde, kendilerinden, kutsal kitabı bilen ve kendilerine tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitler görevlendireceğiz. Seni de, geçmiş ümmetlere ve bu ümmete, Kur'ân'ı bilen, tebliğ eden önder, doğruları konuşan şâhit olarak getireceğiz. Biz bu kitabı sana, sorumluluklarını tevdi etmek üzere, dînî-şer'i her esası, genel kuralları açıklamak için, İslâm'ı yaşayan müslümanlara bir hidayet rehberi, bir rahmet ve müjde olsun diye bölüm bölüm indirdik.
Her ümmetin üzerine kendi içlerinden bir şahit getirdiğimiz gün seni de bunların üzerlerine şahit getiririz. Sana Kitab'ı her şeyi açıklayıcı, bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak gönderdik.
Her ümmet içinde kendi nefislerinden üzerlerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
Kıyamet günü, her ümmet içinden kendileri üzerine Peygamberlerini bir şâhid göndereceğiz ve seni de şu ümmetin üzerine şâhid getireceğiz (Ey Rasûlüm). Sana bu kitabı (Kur'an'ı), her şeyi beyan etmek için ve bir hidayet, bir rahmet, müminlere de bir müjde olarak perderpey indirdik.
O günü düşün ki; her ümmetin içinden kendilerine bir şahit göndeririz. Seni de bunlara şahit olarak getiririz. Müslümanlar için hidayet, rahmet ve müjde ve her şeyin bir açıklaması olarak, sana Kitab’ı indirdiğimizin (doğruluğu, o gün görünecektir.)
O gün her bir ümmete, yine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız, bunlara da seni tanık tutarız; Müslümanlar için her şeyi belirterek, müjdelemek, onlara kılavuzluk eylemek, rahmet olmak üzere biz sana kitap indirdik
O gün (kıyamette) her ümmete kendilerinden bir şahit (peygamber) göndeririz ve seni de (Ey Muhammed!) bu (mesajın muhatabı olan) insanlar üzerine şahit olarak getiririz. Sana bu kitabı her şeyi açıklamak için bir doğru yol rehberi, bir rahmet kaynağı ve Allah'a yürekten teslim olanlara bir müjde olarak indirdik.
O gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran'ı indirdik.
O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitab'ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Her topluluk içinden, kendilerine karşı bir tanık gönderdiğimiz, şunlara karşı da seni tanık olarak getirdiğimiz gün... Biz sana bu kitabı, her şeyi açıklayan, bir yol gösterici, bir rahmet ve müslümanlara bir müjde olarak indirdik.
Kurtuluşumuz için gerekli her şeyi açıklayan Kuran'ı yeterli görmeyenler hakkında elçinin tanıklığı için bak 25:30.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.
Hele her ümmet içinde kendilerinden üzerlerine bir şâhid ba's edeceğimiz, seni de onlar üzerine şâhid getirdiğimiz gün!... ve bu kitabı sana ceste ceste indirdik ki her şeyi beliğ bir surette beyan etmek hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslimîne bir müjde olmak için
O gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerine birer şâhid (-i hak) göndereceğimiz gibi seni de (Habîbim) onların üstüne tam bir şâhid olarak getirdik. Sana (bu) kitabı her şey'in apaçık bir beyânı, bir hidâyet, bir rahmet ve (hele) müslümanlar için bir müjde olmak üzere peyderpey indirdik.
(Ey Resûlüm!) O gün her ümmet içinde, üzerlerine kendilerinden bir şâhid çıkaracağız, seni de bunların (ümmetinin) üzerine şâhid getireceğiz. Sana bu Kitâb'ı, herşey için bir açıklama(1) ve Müslümanlar için bir hidâyet, bir rahmet ve bir müjde olmak üzere indirdik.
(1)“(Kur’ân) bütün uhrevî (âhirete dâir) ve dünyevî (dünyaya âid), ilmî ve amelî (ilme ve amele âid)erkân-ı sitte-i îmâniyenin (îmânın altı esâsının) her birisini tafsîlen (genişce), erkân-ı hamse-i İslâmiyenin(İslâm’ın beş şartının) her birisini kasden ve cidden ve saâdet-i dâreyni (iki cihan saâdetini) te’mîn eden bütün düsturları görür, gösterir. Müvâzenesini (dengesini) muhâfaza edip, tenâsübünü (birbirine uygunluğunu) idâme edip (devâm ettirip) o hakāikın (hakīkatlerin) hey’et-i mecmûasının (umûmunun)tenâsübünden hâsıl olan hüsün ve cemâlin (güzelliğin) menbaından (kaynağından) Kur’ân’ın bir i‘câz-ı ma‘nevîsi (ma‘nevî bir mu‘cizesi) neş’et eder (çıkar).” (Zülfikār, 25. Söz, 63-64)
İlyas Yorulmaz
O hesap günü her toplum içinden, onlara şahitlik yapacak kendi içlerinden bir şahit getireceğiz ve seni de, müslümanlar için doğru yolu gösteren, rahmet ve müjde olarak sana indirdiğimiz kitabın içinde her şeyin açıklandığına dair şahitlik yapman için getireceğiz.
O gün, her ümmete kendilerinden olan peygamberleri şahit çıkaracağız, seni de bunlara [²] şahit getireceğiz, her şeyi beliğ veçhile beyan etmek, herkese hidayet ve rahmet, bilhassa Müslümanlara müjde-i saadet olmak üzere sana Kitap indirdik.
İsmail Hakkı İzmirli Nahl Suresi 89. Ayet Açıklaması
[2] Bu ümmetlere veya kendi ümmetine.
Kadri Çelik
Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahit olarak getireceğiz. Biz kitabı sana her şeyin açıklayıcısı ve Müslümanlara da bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
Ve o gün her ümmetten, kendileri hakkında şâhitlik edecek birer Peygamberi şâhit getireceğiz; seni de ey Muhammed, Kur’an’ı tebliğ ettiğin şu kıyamete kadar yaşayacak insanlara şâhit tutacağız. (6. En’am: 19) İşte bu yüzden Biz sana, insanlığı dünyada ve âhirette kurtuluşa ulaştıracak her şeyi açıklamak ve yalnızca Allah’a boyun eğen Müslümanlara bir hidâyet rehberi, bir rahmet kaynağı ve bir kurtuluş müjdesi olmak üzere buKitabı gönderdik. Ve bakın Allah, sağlıklı ve dengeli bir toplumun temel dayanaklarını nasıl açıklıyor:
Her ümmete kendilerinden bir şahidi seçip göndereceğimiz gün, seni de onlara şahid getirdik.
Müslümanlar için müjde, rahmet ve hidayet, her şey için açıklama olmak üzere sana Kitab’ı indirdik.
(Kıyamet) günü, her ümmete kendilerinin içerisinden (Peygamberlerini) şâhit getirdiğimizde (Ey Muhammed!) seni de onların tamamına birden1 şâhit olarak getireceğiz. Biz bu Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı,2 doğru yol rehberi, rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde olarak indirdik.
1 Âyetin bu bölümü: “...(Ey Muhammed!) seni de bunların aleyhine şâhit olarak getireceğiz...” şeklinde tercüme edilebilir. Yukarıdaki tercüme; Hz. Muhammed (a.s)’ın son Peygamber olması sebebiyle, tüm ümmetlerin son durumuna vakıf olup tamamına birden şâhit olduğundan dolayı tercih edilmiştir. 2 Bu konu için ayrıca Bk. (En’am: 38)
Muhammed Esed
Ve gün gelecek her toplum içinden kendi aleyhlerine bir şahit çıkaracağız. 105 Ve seni de [ey Peygamber, mesajının ulaşabileceği] 106 kimseler üzerinde şahit kıldık; nitekim sana adım adım her şeyi olduğu gibi açıklayan, 107 bir doğru yol bilgisi, bir rahmet ve Allah'a yürekten boyun eğenlere müjde olarak bu ilahî kelâmı indirdik.
Her topluma kendi içlerinden onların aleyhine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de şunların aleyhine şahit olarak getireceğiz!1 Çünkü sana her şeyi açıklayan ve gönülden Müslüman olanlar için bir yol gösterici, bir rahmet ve müjde olan bu kitabı/Kuran’ı indirdik.2, 14/41, 39/69, 210/57, 12/111, 14/1, 16/64, 17/82
ve günü gelince onların aleyhine (de)[2178] her bir ümmetin kendi içerisinden bir şahit çıkaracağız.[2179] Seni de (ey Muhammed), işte şu (mesajın muhatabı olan) insanlara bir şahit olarak getirdik; ve sana her şeyi[2180] ana kaynağından indirerek vurgulu bir biçimde açıklayan[2181] ve bir yol haritası, bir rahmet ve Allah’a teslim olanlar için bir müjde olan bu ilâhî mesajı indirdik.
[2178] Buradaki “de”, benzer bir uyarı taşıyan 84. âyete imaen atıf niteliği taşımaktadır. Orada sapanlar, burada ise saptıranlar muhatap alınmıştır.
[2179] Her peygamberin ümmetine şahitliği için bkz: 4:41.
[2180] Belki; “din ile ilgili her şeyi...” (Zemahşerî). Kur’an’da kullu şeyin kalıbı, Allah için kullanıldığı bazı yerler dışında, lafzî değil mecazî anlam taşır (Krş: 18:84; 27:16). Dolayısıyla “her şeyi” değil, o bağlamda sözü edilen alanla ilgili şeyleri kapsar. Âyetteki “her şey için” (li-kulli şey’in) ibaresi, lafzi ve hakiki olarak da anlaşılabilir. Şöyle ki: Hiçbir matematik kitabı tüm problemleri çözmez. Fakat eğer o kitap “problemlerin çözümünü” değil de, “çözümlerin formüllerini” gösteren bir kitap ise, iş değişir. Zira bir formül bin problem çözer. Kur’an âlemlerin Rabbinden gönderilme bir kitaptır. O inananların nazarında, kâinatın matematiğinin yazıldığı yerden inmiştir. Nasıl ki sınırlı sayıda harflerden oluşan bir klavye ile, sınırsız metin üretilebiliyorsa, Kur’an’ın mesânî özelliği sayesinde (Bkz: 39:23’ün notu), eril ve dişil anlam çiftlerinin birbirini döllediği akıllar, tıpkı döllenen ağaçların meyveye durması gibi fikir meyvelerine durur. Böylece hacmi, kelime ve âyet sayısı sınırlı olan Kur’an’ın anlam debisinin sınırsız olduğu anlaşılmış olur. Âyetteki “her şey için”in bu lafzi anlamını zaman doğrulamıştır. Kur’an’ın formülleri, hayatın ürettiği sınırsız problemlere çözümler sunmaya devam edecektir.
[2181] Tenzilin inzalden farklı olarak vahyin kaynağına nisbetini göstermesiyle ilgili bkz: 12:2, not 3.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o gün her ümmet için de üzerlerine kendilerinden birer şahit göndereceğiz, seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdik ve sana kitabı herşey için apaçık bir beyan ve bir hidâyet ve bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olmak üzere indirdik.
Gün gelir, her ümmetten kendilerine birer şahit getiririz. Seni de ümmetin üzerine bir şahit olarak getirip dinleriz. Ey Resulüm, işte sana bu kutlu kitabı indirdik ki her şeyi açıklasın, doğru yolu göstersin, Allah'a teslimiyetle itaat edecek olanlara, rahmetin ve müjdenin ta kendisi olsun. [7, 6; 5, 109; 4, 41]
Her ümmet içinde, kendi aralarından, aleyhlerine bir şahid getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şahid getirmiş olacağız. Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik.
Her toplumun (ümmetin) içinden kendilerine karşı bir şahit çıkardığımız gün, seni de bunlara karşı şahit getiririz. Bu Kitabı, her şeyi açıklasın, doğru yolu göstersin, bir ikram ve İslam’a girenlere müjdeci olsun diye sana parça parça indirdik.
Her topluma, kendi içlerinden bir şahid getirdiğimiz gün, seni de bunlara şahid olarak getireceğiz. Çünkü, sana her şeyi açıklamak için ve yol gösterici, müslümanlar ve rahmet için müjde olarak kitabı indirdik.
Her ümmetten kendileri hakkında bir şahit çıkardığımız gün, seni de bu ümmet için şahit tutarız. Çünkü Biz herşeyi açıklamak üzere, hakka teslim olanlar için bir hidayet, rahmet ve müjde olarak kitabı indirmiş bulunuyoruz.
Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap'ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde ol
Ol günde durġuzur‐biz her ümmetden bir ṭanuḳ, nebīlerden üstlerine özle‐ri cinslerinden ve seni getürürüz biz yā Muḥammed ṭanuḳ, bunlar üstine.Daḫı indürdük senüñ üstüñe Ḳur’ānı bellü eylemeg‐içün her nesneyi. Daḫıhidāyetdür ve raḥmetdür ve beşāretdür Müselmānlara.