Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 113, sondan 6124. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 106. ayetidir. Bakara Suresi 106. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 4535 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (7) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ما ننسخ من اية او ننسها نأت بخير منها او مثلها الم تعلم ان الله على كل شيء قدير
Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
Sözlükte “iptal etmek, gidermek, yok etmek, nakletmek” gibi anlamlara gelen nesh (nesih), İslâmî bir terim olarak “dinî bir hükmün yürürlükten kaldırılması veya daha sonra gelen bir hükümle değiştirilmesi” anlamında kullanılır. Sadece buyruk ve yasaklarda nesih söz konusu olabilir. Ortadan kaldırılan hükme mensuh, onu ortadan kaldırana da nâsih denir.
Prensip olarak neshin aklen mümkün olduğu, ayrıca diğer dinlerde de fiilen meydana geldiği hususunda görüşbirliği vardır. Nitekim Tevrat’ın bazı hükümleri İncil ile yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı şekilde Tevrat ve İncil’deki hükümlerin bir kısmı da Kur’an-ı Kerîm tarafından değiştirilmiş veya kaldırılmıştır. Ayrıca Hz. Peygamber’in kabir ziyaretiyle ilgili hadislerinde olduğu gibi İslâm’ın gelişme sürecine bağlı olarak önceki bazı hükümler sonradan değiştirilmiştir. Ancak Kur’an-ı Kerîm’de neshedilmiş âyetler bulunup bulunmadığı konusu tartışmalıdır. İslâm bilginlerinin çoğunluğu bâzı âyetlerin sonradan gelen başka âyetler veya hadislerle neshedildiğini savunurken bazı âlimler de bu görüşü reddetmişlerdir. Bu arada Kur’an’da neshi mümkün görenler de mensuh âyetlerin sayısıyla ilgili olarak 5 ile 200 arasında değişen farklı rakamlar ileri sürmüşlerdir.
Daha çok son dönem İslâm bilginlerinin tercih ettiği ve bizce de isabetli olan anlayışa göre bir konuda iki farklı hüküm içeren iki âyetten, sonra gelenin –nihaî bir düzenleme getirme amacının açıkça anlaşıldığı durumlar dışında– öncekinin hükmünü tamamen ortadan kaldırdığını kabul etmek yerine, her iki âyetin de kendi şartlarında geçerli ve yürürlükte olduğunu, hangisinin indiği şartlar mevcutsa onun hükmünün uygulanması gerektiğini, böylece duruma göre birinin veya ötekinin uygulanabileceğini, eğer birinin şartları artık sonsuz olarak tekrar doğmazsa pratikte o hükmü uygulamaya da imkân bulunmayacağını düşünmek daha isabetli görülmektedir (nesih hakkında ek bilgi için ayrıca bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’an-ı Kerîm F Nesih” başlığı).
“Unutturursak” diye çevirdiğimiz “nünsi(hâ)” fiiliyle ne kastedildiği konusunda farklı yorumlar yapılmıştır. Şevkânî’nin özetlediği bilgilere göre söz konusu fiili “nense (hâ)” şeklinde okuyanlara göre âyette bu fiil, “(neshedilmesini) ertelersek” anlamında kullanılmıştır. Bizim de tercih ettiğimiz “nünsi(hâ)” şeklindeki okunuşa göre bu ifade, “... o âyeti (değiştirmeden, neshetmeden) olduğu gibi bırakırsak” veya “o âyetin yürürlükten kaldırılmasına izin verirsek” şeklinde açıklanmıştır. Şevkânî, son yorumun, “lugat ve nazar ehlinin çoğunluğunun üzerinde birleştiği yorum” olduğunu söyler (Başka yorumlar için bk. Şevkânî, I, 138-139). Buradaki “unutturma” ifadesiyle, geçmiş dinlere ait kitaplarda bulunan ilâhî mesajların unutturulması, yani sonraki kitaplara ve rivayetlere hiç intikal etmemesi de kastedilmiş olabilir.
Mehmet Okuyan
Biz bir ayetten her neyi [nesh]eder veya unutturursak daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye gücü yetendir.
Burada geçen [ayet] kelimesi bilinen anlamda “Kur’an cümleciği” değil, Bakara 2:105, En‘âm 6:124 ve Zuhruf 43:31-32. ayetler gereği “şeriat” veya “risâlet” anlamına gelmektedir. Bu nedenle neshinden söz edilen şey önceki şeriatlerle ilgilidir
[Nesh], kültürümüzde “şer’i bir hükmün yine şer’i bir delille iptal edilmesi” şeklinde tarif edilir. Kelimenin “ayetlerin hükümsüz bırakılması” anlamında Kur’an bünyesinde kullanımı söz konusu olamaz. Bu durum, hiçbir şeyin Kur’an’ı iptal edemeyeceğini vurgulayan Fussilet 41:42. ayetinden de açıkça anlaşılmaktadır. Bakara 2:106. ayetteki mesaj, bir önceki ayetin de işaretiyle risalettir; yani yeni bir elçilik ve mesaj verilmesidir. Allah’ın kitabında iptal edilmiş veya hükmü kaldırılmış hiçbir ayet yoktur. Bu iddia Kur’an’da çelişkinin olmadığını içeren Nisâ 4:82’ye, ayrıca Hûd 11:1-2 ile Hacc 22:52’ye açıkça aykırıdır. Böyle bir iddia Hacc 22:51, Sebe’ 34:5 ve 38’de verilen bilgilere muhatap olma anlamında kesinlikle yeniden gözden geçirilmelidir.
Bayraktar Bayraklı
Biz, daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir âyeti ortadan kaldırmayız veya unutturmayız. Allah'ın her şeye gücü yettiğini bilmez misin?[27]
[27] Nesh meselesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, II, 118-135.
Erhan Aktaş
Biz, bir âyeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak ya onun dengini ya da ondan daha iyisini getiririz. Sen, Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin?¹
1- Kimi ayetlerin “nesh” edildiğini (geçersiz kılındığını) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ayeti ileri sürüyorlar. Oysaki bu ayet Ehl-i Kitap'a bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi.
Ahmet Akgül
Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiçbir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten her şeye güç yetirendir.
[Not: Özel mazeret ve mecburiyetler karşısında ve İslami düzene geçiş ortamında izin verilen bazı durumlarla ilgili ayetlerin hükmü; şartlar olgunlaşınca ve ihtiyaç kalmayınca kaldırılır, yeni gelen ayetlerin kuralları esas alınır. Ama Kur’an’da kayıtlı bırakılan böylesi nesih (feshetme, lağvedip erteleme) ayetlerinin bir kısmı, aynı zaruretlerin ortaya çıkması halinde ve fetret süreçlerinde geçici ruhsat olarak uygulanmak üzere kolaylık sağlayacaktır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Bir ayetin hükmünü değiştirir, yahut geri bırakırsak ya ondan hayırlısını getiririz, yahut onun eşidini. Bilmez misin ki Allah'ın her şeye gücü yeter.
Biz, yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah'ın herşeye gücü yettiğini bilmez misin?
Biz bir âyet nesheder, yürürlükten kaldırırsak veya unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini vahy ile getiririz. Allah'ın gücünün kudretinin her şeye yettiğini, her türlü düzenlemeyi yaptığını bilmiyor musun?
Biz yerine daha iyisini veya bir benzerini getirmedikçe bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. Allah'ın her şeye güç yetirdiğini bilmez misin?
Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiç bir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten herşeye güç yetirendir.
Biz, bir âyetin hükmünü diğer bir âyetle değiştirirsek veya unutturursak (geri bırakırsak) ondan daha hayırlısını yahud onun benzerini getiririz. Cenâb'ı Allah'ın her şeye kâdir olduğunu bilmedin mi?
Biz, (Kitap’tan ve tabiattan) bir ayet (ve yaratığı) gidersek veya unuttursak (veya geciktirsek,) ondan daha yararlısını veya aynısını getiririz. Sen Allah’ın her şeye gücü yettiğini bilemedin mi?
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 106. Ayet Açıklaması
Ayette ifade edildiğine göre; önceden nazil olmuş bir mesajın, sonradan gelen bir başka mesajla yürürlükten kaldırılmasına “nesh” denilmektedir. Bu âyette ortaya konulan gerçek; Tevrat ve İncil gibi eski kitapların mesajının yerini Kur’an mesajının almasıdır. O Kitaplardaki öğretilerin bir kısmı Âl-i İmran 3:3 ve Fatır 35:31. ayetlerinde ifade edildiği gibi; Kur’an’da yerini almış ise de bir kısmı yeni hükümlerle yürürlükten kaldırılmıştır. Allah, vahyin iniş süreci boyunca coğrafi şartların ve sosyal hayatın gereği olarak pedagojik bir eğitim metoduyla insanlığın maddi ve manevi gelişimine göre Kitaplar, şeriatlar göndermiş; bu âyette ve Âl-i İmran 3:50’de görüldüğü gibi öncekilere ait bazı hükümleri de bu süreçte yürürlükten kaldırmıştır. Nitekim bu durumu açıklar manada Kur’an’ı Kerim’de; “…Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik…” (Maide 5:48) buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.
Sonra gelen bir âyetin, daha önceki âyetin hükmünü yürürlükten kaldırmasına «nesh» denir. Allah Teâlâ, insanlığın medenî ve kültürel gelişmesine ve bu gelişmenin doğurduğu ihtiyaçlara uygun olarak, gerektikçe yeni peygamber ve kitaplar göndermiş, öncekilere ait bazı hükümleri yürürlükten kaldırmıştır. Naslarının hükmü ebedi olan Kur’an-ı Kerim nâzil olurken, bu döneme mahsus olmak üzere bazı âyetler, diğerlerini neshetmiştir; ancak bunların sayısı oldukça azdır ve ilk İslâm neslinin terbiye ve intibakını temin maksadına yöneliktir.
Edip Yüksel
Daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir mucize veya sistemi yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. ALLAH'ın herşeye gücü yettiğini bilmez misin?
Kuran'da birbirini iptal eden ayetler olduğu ve hatta bazı ayetlerin hadislerle iptal edildiği biçimindeki şeytani inanç, bu ayetin anlamı saptırılarak desteklenmiştir. "Ayet" sözcüğü tekil olarak kullanıldığı 84 yerin hiç birinde Kuran ayetleri için kullanılmaz; tekil olarak kullanıldığı zaman sürekli olarak "işaret, delil, mucize" anlamlarına gelir. Ne var ki çoğul hali olan "Ayaat" (ayetler) ise, tekil anlamına ek olarak Kuran ayetleri için de kullanılır. Nitekim Kuran'ın bir "ayeti" daha doğrusu bir birimi /ifadesi tek başına mucizevi bir özelliğe sahip değildir. Örneğin bir veya iki kelimeden oluşan birimler var ve bunlar, Kuran'ın tanımladığı ayet (mucize) özelliğini göstermez. Bazı kısa ifadeler Kuran'ın inişinden önce günlük konuşmada, kitaplarda ve şiirlerde kullanılan /kullanılabilen ifadelerdir. Örneğin bak 55:3; 69:1; 74:4; 75:8; 80:28; 81:26. Mucizelik özelliğini gösteren minimum ölçü bir sure (10:38) olup en kısa sure de 3 ayettir (103; 108; 110). Besmele, tek bir birim olduğu için kendi başına bir mucize değildir; ancak Kuran'in bütününü saran matematiksel örgü içinde mucizelik özelliğini kazanır. Ayetlerin (mucizevi özelliğe sahip olan ifadelerin) bir parçası olduğu için Besmele'den ayet diye sözedilebilir; ancak şunu unutmamak gerekir ki Tanrı, tekil olan "ayet" kelimesini Kuran'ın ayetleri için kullanmayarak, sadece mucizelerden sözetmeyi sağlamıştır. Nasih-Mensuh konusu için ayrıca 4:82 ayetine bakınız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdir.
Biz neshetdiğimiz (hükmünü diğer bir âyetle değiştirdiğimiz) veya unutdurduğumuz (geri bırakdırdığımız) bir âyetin (yerine) ya ondan daha hayırlısını, yahud onun benzerini getiririz. Allah'ın her şey'e kemâliyle kaadir olduğunu bilmedin mi? (Elbette bildin).
(Biz) bir âyetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz.(1) Bilmez misin ki şübhesiz Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir!
(1)Şer‘î ıstılahta nesh, herhangi bir hükmün yerine, sonradan başka bir şer‘î hükmün beyân edilmesi ve böylelikle, evvelki hükmün vaktinin sona ermesidir. Nesh, ebediyetine hükmedilmemiş emir ve yasaklara mahsustur. (Kurtubî, c. 1:2, 62-65)“Evet mevâsim-i erbaada (dört mevsimde) giyecek, yiyecek ve sâir ilaçların tebeddülüne (değişmesine) lüzum ve ihtiyaç hâsıl olduğu gibi, bir şahsın yaşayış devrelerinde, ta‘lim ve terbiye keyfiyeti (şekli) tebeddül eder(değişir). Kezâlik (bunun gibi), hikmet ve maslahatın iktizâsı (gereği) üzerine, ömr-i beşerin (insan ömrünün)mertebelerine göre ahkâm-ı fer‘iyede (esâsa âid olmayan hükümlerde) tebeddül (değişme) vardır. Çünki fer‘î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat (faydalı) iken, diğer bir zamâna göre mazarrat (zararlı) olur. Veya bir ilâç, bir şahsa devâ iken, şahs-ı âhara (başka şahsa) dâ’ (hastalık) olur. Bu sırdandır ki Kur’ân, fer‘î hükümlerden bir kısmını neshetmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 44)
İlyas Yorulmaz
Biz bir ayeti kaldırır veya unutturursak, o ayetten daha iyisini veya benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücü yeter olduğunu görmüyor musun?
Biz her hangi bir ayeti nesh veya tehir eder [¹] isek ondan hayırlısını veya onun gibisini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kemaliyle kadirdir.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 106. Ayet Açıklaması
[1] Yahut unutturursak.
Kadri Çelik
Her hangi bir ayeti (hükmen) nesh eder veya (bildirimini) ertelersek, ondan daha hayırlısını veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Biz, önceki ümmetlere gönderdiğimiz kutsal kitaplardaki bazı geçici toplumsal-hukûkî düzenlemeleri içeren herhangi bir ayeti —değişen şartlara uygun olarak—yürürlükten kaldırır veya unutturur isek, mutlaka ondan daha iyisini veya en azından bir benzerini göndeririz. Nitekim, önceki kutsal kitapları aynen onaylayan bu Kur’an, hem bu kitaplarda yapılan tahrifâtı düzelterek, hem de değiştirilmesi gereken hükümleri değiştirerek, kıyâmete kadar geçerli olacak en son ve en mükemmel hayat sistemini ortaya koymuştur. Öyle ya, Allah kendi mesajını korumayacak mı sanıyordun? Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Biz herhangi bir âyetin daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe onu asla yürürlükten kaldırmaz1 ve unutturmayız.2 Sen Allah’ın gücünün her şeye yettiğini hiç bilmez misin?
1 Nesih: Değiştirmek, bir şeyi diğerinin yerine getirmek, yok etmek anlamına gelir. Dini terim olarak: her hangi bir dini hükmün daha sonra gelen diğer bir dini hükümle kaldırılması veya değiştirilmesidir. Kendisinden önceki hükmü kaldıran hükme “nâsih”, hükmü kaldırılana da “mensûh” denilir. Neshin câiz olup olmadığı ve bunun “İslâm Şeriatı”nda meydana gelip gelmediği konusunda İslâm âlimleri arasında farklı görüşler vardır. Ancak bu âyetteki (مِنْ اٰيَةٍ) ifâdesinden ve (Nahl: 101)’den; Kur’an’da nesih olduğu, (Nisâ: 160-161, Yûnus:15, A’lâ: 6-7) âyetlerinden de Allah’ın gönderdiği tüm dinlerde olabileceği, anlaşılmaktadır. İslâm âlimlerinin büyük bir çoğunluğu, neshin câiz olduğu kanaatindedirler. Bunlara göre Kur’an, kendisinden önce indirilmiş kitapları neshettiği gibi İslâmî hükümlerin, tedricen indirilmesinden dolayı bazı âyetlerin hükümleri de sonradan kaldırılmış veya değiştirilmiştir. Zâten nesih, Allah’ın gönderdiği dinlerin îman esaslarında değil, emir ve yasaklarda söz konusudur. Bu değiştirmeler de; Müslümanların, dinî görevlerini kolaylaştırmak ve pratik bir şekle sokmak amacıyla meydana gelmiştir. Zâten bu âyette de; “öncekinden daha hayırlısını veya benzerini” ifâdesiyle, önceki hükmün hayırsız olmadığı, sonraki hükmün daha hayırlı veya benzer olduğu açıkça ifâde edilmektedir. Nesih konusunda ittifak halinde olan İslâm âlimleri nâsih ve mensûh hakkında ihtilâf etmişlerdir. İmam Şafiî’nin de içlerinde bulunduğu bir grup müctehid, bir Kur’an âyetini, ancak başka bir Kur’an âyetinin neshedebileceği görüşündedirler. Neshedildiği halde metni Kur’an’da bulunan âyetler, yeni Müslüman olanlar veya ortaya çıkan yeni durumlar için “Müslümanların kendilerinden olan devlet başkanları” tarafından tedric amacıyla geçici olarak kullanılabilir. Kur’an’da neshin câiz olmadığını ilk ileri süren, Mutezile âlimlerinden el-Isfahânî’dir. Yenilerden bazıları, tatmin edici izah yapamasalar da neshe karşı çıkmışlar ve bu konuda da akıllarını dinlerinin önüne almışlardır. Muhammed Esed ve takipçilerinin, İslâm’ın nezaket sınırlarını aşarak yaptıkları yorumları ve neshi kabul edenlere hakarete varan sözler söylemeleri, meşrep taassubunun hangi boyutlara vardığının açık bir göstergesidir. Bk. (Nisâ: 160-161, Nahl: 101)2 Bir âyetin, Allah tarafından başka bir âyetle değiştirilmesi; Allah’ın hikmetindendir. Önceki kötü, sonraki iyi gibi anlaşılamaz. Her ikisi de iyidir. Bunu; “Allah, önce birinci iyiyi, sonra da ikinci iyiyi uygulamamızı emretmiş,” şeklinde anlamak gerekir.
Muhammed Esed
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. 87 Allah'ın her şeye kâdir olduğunu bilmez misin?
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha iyisini veya onun dengini getiririz. Bilmiyor musun ki Allah her şeye bir ölçü koyandır? 2/213, 13/39, 16/101
Biz yerine yenisini ya da daha hayırlısını getirmeden bir mesajı unutturmayız[202] ya da yürürlükten kaldırmayız:[203] Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 106. Ayet Açıklaması
[202] Veya tekil olarak gelen âyetine “mucize” anlamı vererek: “..bir mucizeyi unutturmayız”.
[203] Veya İbn Kesir ve Ebu Amr’in nenseuhâ okuyuşuyla: “erteleyip geciktirmeyiz”. Ebu Müslim bu âyetin neshe delil gösterilemeyeceğini üç maddeyle özetler: 1) Burada sözü edilen âyetler Tevrat ve İncil’de yer alan Cumartesi yasağı, doğuya ve batıya yönelerek ibadet gibi hükümlerdir. 2) Neshin anlamı “istinsah”, yani ilâhî Kelâm’ın Levh-i Mahfuz’dan aktarılmasıdır. 3) Bir şart-cevap cümlesi olan bu âyet Kur’an’da neshin vuku bulduğuna değil, olması hâlinde daha iyisinin ikamesine delildir (Nkl: Râzî). Bu âyetin ait olduğu pasaj, daha önce kendilerine vahiy ile hitap edilen toplulukların ilâhî kelâma sırt çevirmeleri ve buna da gerekçe üretmelerinin anlatıldığı bir pasajın hemen ardından gelmektedir. Açıktır ki âyette, Yahudilerin Hz. Muhammed’e gelen mesaja sırt dönme gerekçeleri çürütülmektedir. Dolayısıyla burada söz konusu olan nesh Kur’an’ın herhangi bir âyetinin neshi değil Tevrat’la gelen şeriatın neshidir. Âyetin bağlamı (105 ve 108) ve nüzul sebebi bunu doğrulamaktadır (bkz: İbn Âşûr).
Ömer Nasuhi Bilmen
Biz bir âyetten her neyi nesh eder veya unutturursak ondan daha hayırlısını veya onun mislini getiririz. Bilmez misin ki Allah Teâlâ şüphe yok her şeye kemaliyle kâdirdir.
Biz, daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe, herhangi bir âyetin hükmünü neshetmez veya ertelemeyiz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? [16, 101; 22, 52]
Hem nesheden, hem de neshedilen âyetler, Kur’ân metni olma bakımından eşit değerdedirler. Daha hayırlı olma, o hükmü uygulayanların elde edecekleri sevap yönündendir. Nesh: Dilde nakil veya izale anlamındadır. Istılahta: “Şariin, şer’î bir hükmü, daha sonraki şer’î bir delille kaldırması”dır. Allah Teâlâ insanlığı Cahiliye anarşisinden İslâm’a çıkarırken köprü konumundaki sahâbe neslini eğitmede neshi bir metod olarak kullanmıştır. Geçiş döneminin, muayyen bir vakit için yapılmış bazı istisnalar ihtiva etmesi kaçınılmazdır. Esasen nesh, bir yönü ile, vahyin bölüm bölüm indirilmesinin bir tezahürüdür. Biz insanlara göre değiştirme görünen durum, Allah Teâlâ bakımından nihaî hükmü beyan etmedir. Ancak bize, ilk hükmün sona ereceği vakit bildirilmediğinden, sınırlı ilmimiz, bu işi yürürlükten kaldırma sanmaktadır. Allah, mahlûkatı yaratmadan önce nâsihi de mensûhu da bilir. Fakat yüce hikmetiyle, mensûh olan ilk hükmün, muayyen bir vakitte sona erecek bir hikmet ve maslahat (işlev) ile sınırlı olduğunu da bilmektedir. Neshe bir misal verelim: Miras paylarındaki nihaî hüküm (4,11-12) gelmeden önce, anne ve baba gibi yakınlara vasiyetle mal bırakma farz kılınmıştı (2,180). Neshin çok az örneği vardır. İtikadî bir konu değil, ilmî bir değerlendirmedir.
Süleyman Ateş
Biz bir ayeti siler veya unutturursak ondan daha iyisini, ya da benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 106. Ayet Açıklaması
[*] Nesih sözlükte, iki belgeyi yan yana getirip birindeki yazıyı diğerine aktarmak veya bir şeyi kaldırıp yerine başkasını koymaktır. Nesih ya aynısıyla ya da daha iyisiyle olur. Allah, önceki kitapların hükümleri son kitabında aynen korumuş ve şöyle demiştir: "Allah, Nuh'a buyurduğunu sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimiz şudur: Bu dini ayakta tutun, o konuda ayrılığa düşmeyin..." (Şûrâ 42:13) Allah, kitapların bazı hükümlerini Kur'ân'a almamış ve şöyle demiştir: "Ey Ehl-i Kitap, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan birçoğuna da dokunmayan Elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi." (Maide 5:15) Önceki kitapların bazı hükümleri de daha iyisi ile değiştirilmiştir. Mesela Müslümanlara orucu, önceki ümmetler gibi tutarken (bkz. Bakara 2:183) daha sonra bazı hafifletmeler yapılmıştır ( bkz. Bakara 2:187).
Şaban Piriş
Biz neshettiğimiz veya, unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?
(53) Nesh, âlimlerin çoğunluğu tarafından, “bir hükmü yürürlükten kaldırarak onun yerine yeni bir hüküm koymak” şeklinde yorumlanmıştır. Kur’ân, kendisinden önce indirilmiş olan kitapları tasdik etmiş ve onlara da inanma zorunluluğu getirmiş, ancak onların hükümlerinden bir kısmını değiştirmiştir. Daha önceki kitap ve peygamberler de, kendilerinden önce indirilmiş olan hükümlerden bazılarını değiştirmişlerdir (3:50’ye bakınız). Kur’ân âyetlerinin kendi içinde nesh olup olmadığı konusunda ise ihtilâf edilmiştir. Bir kısım bilginler, İslâmın tedricî bir terbiye yöntemi izlemesi nedeniyle, bazı hükümlerin toplum ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra konulduğunu, böylece zaman içinde bir kısım hükümlerin başka hükümlerle değiştirilmiş olduğunu söylerler. Diğerleri ise, farklı hükümler içerir görünen âyetler arasında bir çelişki bulunmadığına dikkat çekerek, bunlardan herbirinin geçerli olacağı bir zaman ve zeminin bulunduğunu savunurlar.(54) Bir diğer okunuşa göre, “ertelersek.”
Yaşar Nuri Öztürk
Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?