Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2502, sondan 3735. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 19. ayetidir. Enbiyâ Suresi 19. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 56 ve toplam ebced değeri ise 4234 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وله من في السموات والارض ومن عنده لا يستكبرون عن عبادته ولا يستحسرون
Allah Teâlâ, hakkın bulunduğu yerde bâtılın barınamayacağını, yok olup gideceğini mecazi bir anlatımla ifade edip, kendisi hakkında yakışıksız sözler söyleyenlerin, Kur’an’a sihir, saçma sapan rüya vb. nitelemeler yakıştıranların, Peygamber’i yalancılıkla itham edenlerin, evrenin sadece dünya hayatı için yaratılmış olduğuna inananların kendilerine yazık ettiklerini haber vermiştir. Halbuki Allah evrende ne varsa her birini bir hikmete bağlı olarak yaratmıştır, hepsi O’nun mülkü ve kullarıdır. O, hiçbir şekilde yarattıklarına muhtaç olmadığı gibi yarattıkları da O’na ortak değildir. Hepsi iradeli veya iradesiz olarak O’na kulluk eder; evrende Allah’ı tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur, fakat insanlar bunu anlamazlar (bk. İsrâ 17:44). Müfessirler 19. âyette, Allah’ın huzurunda bulunduğu bildirilen varlıkların melekler olduğunu ifade etmişlerdir. Melekler Allah’a ibadet etme hususunda ne kibirlenirler ne de yorulurlar; bıkıp usanmaksızın gece gündüz Allah’ı tesbih ederler; Allah’a kulluktan kaçınmazlar (Nisâ 4:172). O’na isyan etmez, kendilerine emredileni yerine getirirler (Tahrîm 66:6). “O’nun huzurunda bulunanlar” ifadesini, yalnızca melekleri değil, aynı zamanda Allah’a karşı sorumluluk duyan ve bütün varlığı ile O’na boyun eğen insanları da içine alacak şekilde geniş anlamıyla ele almak mümkündür (Esed, II, 649).
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi yalnızca O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadetten dolayı kibirlenmez ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim (ve ne) varsa O'nundur. O'nun yanında (katında-huzurunda) olanlar, O'na ibadet etmekte kibirlenip büyüklüğe kapılmazlar ve (bu hizmet ve gayretten asla usanıp) yorgunluk ve yılgınlık duymazlar. (Hepsi huzurla ve şuurla ibadet ve hizmet üzerindedir.)
Çünkü göklerde ve yerde var olan herşey O'nundur. O'nun yanında bulunan melekler, O'na kulluk etmekte asla, ne kibre kapılırlar, ne de usanıp bıkarlar.
Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların tamamı O'nun koyduğu düzenin içindedir. Kendi katında olanlar da, O'na kulluk ve ibadette ne büyüklük taslarlar, ne serkeşlik ederler, ne de yorulurlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Ve O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten (O'nun verdiği vazifeyi icra etmekten) ne büyüklüğe kapılırlar ne de yorulurlar.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a aittir. O’nun katında olanlar (melekler), O’na ibadet etmekten kaçınıp kibirlenmezler ve kulluktan kaçmayı da düşünmezler.
Göklerde ve yerde olan herkes, O’nun âciz birer kuludur. Dolayısıyla, O’nun katında bulunan ve müşrikler tarafından ilâhlaştırılan melekler, O’na kulluk etmektenasla kibre kapılmazlar ve ona ibâdette en ufak bir kusur işlemez, hiçbir zaman bundan bıkıp yorulmazlar.
Zira göklerde ve yerde canlı cansız ne varsa hepsi O’nundur. O’nun katında olanlar O’na kulluk etmekten asla büyüklük taslamazlar ve bıkıp usanmazlar. 2/116, 4/171, 10/66, 19/91...93, 16/48- 49, 17/44, 21/20 40/7...9, 41/38
Zira, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’na aittir; nitekim O’nun tarafında yer alanlar, O’na kulluk etmede ne kibre kapılırlar, ne de bıkıp usanırlar:[2695]
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 19. Ayet Açıklaması
[2695] Başta melekler olmak üzere, yıldızlar, gezegenler ve diğer gök cisimleri (yer cisimlerini tanrılaştıranlar 21. âyette ele alınacak) gibi soyut ve somut, varlığı sabit ya da muhayyel birtakım şeylere, zirvesini Allah’ın oluşturduğu bir hiyerarşide “ilâhlar” ya da “yarı ilâhlar” payesini veren ve somut putlara tapınan Mekke müşriklerinin inancından daha sofistike ve soyut olan Eski Hind, Mısır, Harran, Cündi Şapur ve Mezopotamya merkezli bâtıl ve şirke bulaşmış inanç sistemleri kastedilmektedir.
Son ibârenin alternatif bir anlamı da şöyle olabilir: “O Sınırsız Rahmet sahibini anmakla birlikte, O’na nankörlük eden de yine kendileri olmaktadır” (Krş: Râzî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve göklerde ve yerde kim varsa O'nun içindir ve O'nun huzurundakiler, O'na ibadette bulunmaktan asla kibirlenmezler ve yorgunluk da duymazlar.
Halbuki göklerde olsun, yerde olsun kim varsa O'nun mülküdür. O'nun nezdindeki melekler O'na ibadeti, ne gurur meselesi yapar, ne de ibadetten yorulurlar. [4, 172]