Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 348, sondan 5889. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 55. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 55. ayetinin kelime sayisi 31, harf sayısı 131 ve toplam ebced değeri ise 10056 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (12) م (12) bulunuyor.
Arapça Metin
اذ قال الله يا عيسى اني متوفيك ورافعك الي ومطهرك من الذين كفروا وجاعل الذين اتبعوك فوق الذين كفروا الى يوم القيمة ثم الي مرجعكم فاحكم بينكم فيما كنتم فيه تختلفون
Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”
Hz. Îsâ’nın dünya hayatının son bulması ve nezd-i ilâhîye yükseltilmesi konusu, onun öldürüldüğü ve çarmıha gerildiği iddiaları ile yakından ilgili olduğundan Nisâ sûresinin 155-158. âyetlerinin tefsirinde ele alınacaktır.
58. âyette geçen “netlû” fiilinin masdarı olan tilâvet “okuma ve anlatma” mânalarına gelir. “İşte bunlar” mânasını taşıyan “zâlike” kelimesiyle daha önceki âyetlerde bildirilen haberlere işaret edildiği genellikle kabul edilir. Elmalılı ise bunun 55. âyette değinilen ihtilâf konusuna dair hükme işaret ettiği anlayışından hareketle âyete “İşte o hüküm, biz onu sana… okuyoruz” şeklinde mâna vermiştir (II, 1117).
“Deliller”den (âyât) maksat Kur’an âyetleri olabileceği gibi Hz. Muhammed’in peygamberlik iddiasını destekleyen deliller de olabilir. Zira Hz. Peygamber’in okuma-yazma bilmediği ve yetiştiği ortamın koşulları dikkate alındığında, bu haberleri bu biçim ve içerikte verebilmesinin ancak ilâhî vahiy almasıyla izah edilebileceği anlaşılır. Bir başka anlatımla, bu gayb haberlerini verebilmesi onun peygamberliğini ortaya koyan mûcizelerdendir.
“Hikmet dolu sözler” diye çevirdiğimiz “ez-zikrü’l-hakîm” tamlamasında geçen zikir kelimesi sözlükte “öğüt verme, anma, hatırlama, hatırlatma” gibi anlamlara gelir. Burada bu kelimeyle Kur’an-ı Kerîm’in kastedildiği görüşü hâkimdir ve bu görüş Kur’an’ı “zikr-i hakîm” olarak niteleyen bir hadisle (bk. Tirmizî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 14) ve İbn Abbas’tan gelen bir rivayetle desteklenmiştir (İbn Atıyye, I, 446). Diğer bir görüşe göre burada zikirden maksat bütün ilâhî kitapların kaynağı olan levh-i mahfûzdur (Râzî, VIII, 74).
Zikirden maksadın Kur’an-ı Kerîm olduğu kanaatini taşıyan müfessirler bunun sıfatı olarak geçen “el-hakîm” kelimesini, hâkim (hükümlerin ana kaynağı), hikmetlerle dolu, hakîmâne bir üslûba sahip ve muhkem (eksiği gediği olmayan) gibi mânalarla açıklamışlardır. Başka bir izaha göre burada Kur’an-ı Kerîm, sahibinin sıfatı ile nitelendirilmiştir (Zemahşerî, I, 192; Râzî, VIII, 74; Şevkânî, I, 384).
Mehmet Okuyan
Hani Allah şöyle demişti: “Ey İsa! Şüphesiz ki seni ben vefat ettireceğim; seni bana (katıma) yükselteceğim; seni kâfir olanlardan arındıracağım ve sana uyanları kâfir olanlardan kıyamet gününe kadar üstün kılacağım. Sonunda dönüşünüz sadece banadır ve ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hüküm vereceğim.”
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 55. Ayet Açıklaması
Bu mesaj Nisâ 4:158 ve Mâide 5:116-117. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet Hz. İsa’nın ölümünden sonra Yüce Allah’ın katına yükseltildiğinin delilidir.
Bayraktar Bayraklı
Allah buyurmuştu ki: “Ey İsâ! Seni vefat ettireceğim, seni katıma yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman, ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”[54]
[54] Hz. İsâ’nın vefatı ve yükseltilmesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IV, 119-128; IV, 93-107; V, 430-437.
Erhan Aktaş
Hani, Allah, İsa'ya: “Ey İsa! Seni öldürecek olan Ben'im. Seni Bana yükselteceğim. Seni gerçeği yalanlayan nankörlerden arındıracağım. Sana tabi olanları da Kıyamet Günü'ne kadar küfredenlerden üstün tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnız Bana olacak; anlaşmazlığa düştüğünüz konular hakkında hükmü Ben vereceğim.” dedi.
Hani Allah, buyurmuştu ki: "Ey İsa, doğrusu senin (dünya) hayatına Ben (şimdilik) son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve (yeniden yeryüzünde zuhur edip Deccalizm’le mücadelende) sana uyanları (zafere eriştireceğim ve) kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedip (yargılayacağım) .”
Hani o zaman Allah ya İsa demişti, seni öldürecek de benim, kendime yüceltecek de, kafirlerden kurtarıp arıtacak da. Sana uyanları kıyamete dek kafirlere üst edeceğim. Sonra, dönüp geleceğiniz yer, benim tapımdır, aranızda, aykırılığa düştüğünüz şeylerin hükmünü de ben vereceğim.
Bu âyete dayanarak İsa'nın, maneviyat bakımından diri olup, madde bakımından ölmüş bulunduğunu söyleyenler olmuştur ki Sımavna Kadısıoğlu Bedreddin bunlardandır ve "Vâridât" ında bunu açıkça söyler (Mehmet Şerefeddin Yaltkaya: Sımavna Kadısoğlu Şeyh Bedreddin, İst. 1925-1341, s. 38-39). 10- En doğru söz, Peygamberin yakınlarından olduklarından temiz kişiler anlamına gelen bu adı aldıklarıdır. Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Avvan oğlu Zübeyr'e ümmetimden benim havarimdir dediği rivayet edilmiştir (al-Cami'üs-Sagıyr, c.2, s. 23-24).
Abdullah Parlıyan
O zaman Allah: “Ey İsa!” demişti. “Senin, şimdiki bu görevine son verip katıma yükselteceğim. Benden gelen gerçekleri örtbas edenlerin arasından seni çekip arındıracağım, sana uyanları, kıyamet günü gerçekleri örtbas edenlerin kat kat üstüne çıkaracağım. Sonra hepiniz bana döneceksiniz ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda ben hüküm vereceğim.”
Hani Allah Îsâ'ya:
“- Ey Îsâ, ecelin gelince ruhunu alıp ölümünü ben gerçekleştireceğim. Sana yapılan iftiralarla ilgili muhakemeyi huzurumda alenî yapacağım. Seni inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin karalamalarından, iftiralarından arındırıp, temize çıkaracağım” buyurmuştu.
“- Ya Muhammed, kıyamete kadar, sa-na tâbi olan müslümanları, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin üstünde tutacağım.
Sonra hesap vermek üzere benim huzuruma getirileceksiniz. Kasıtlı farklı düşünmeye, farklı uygulamaya, çarpıtmaya devam ettiğiniz konularda, aranızda mahkeme görevini ben yapacağım, ben hüküm vereceğim.”
Hani Allah şöyle demişti: "Ey İsa! Ben seni eceline erdireceğim, kendime yükselteceğim ve seni inkarcılardan temizleyeceğim. Sana uyanları da kıyamet gününe kadar inkarcıların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır. Üzerinde ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda ben hüküm veririm."
Hani Allah, İsa'ya demişti: 'Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.'
O vakit Allah şöyle buyurdu: “- Ey İsâ! Şüphe yok ki seni, (ecelin bitince) öldüreceğim, seni bana yükselteceğim, seni küfredenlerin içinden tertemiz kurtaracağım ve sana bağlı olanları, kıyamet gününe kadar küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz de yalnız banadır. O vakit ihtilâf ettiğiniz şeyler hakkında aranızdaki hükmü ben vereceğim.
O zaman ki, Allah İsa’ya şöyle dedi: “Seni vefat ettireceğim, seni yanıma yükselteceğim. Ve seni o kâfirlerden temizleyeceğim. Ve kıyamet gününe kadar sana tabi olanları o kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İhtilaf ettiğiniz konularda sizi yargılayacağım.
Hani Allah buyurdu ki: «Ey İsa! Seni dünya dirliğinden çekerim, katıma yüceltirim, kâfirlerden seni temizlerim, kıyamet gününe dek, sana uyan kimseleri, kâfirlere üstün kılarım, sonra sizin döneyiniz banadır, ayrışmış bulunduğunuz bir şeyde, aranızda hükmederim»
O vakit Allah şöyle buyurdu: “Ey İsa! (Korkma! Zalimlerin seni öldürmelerine asla izin vermeyeceğim) senin hayatına son verecek olan benim (onlar değil). Seni kendi katıma yükselteceğim. Seni küfredenlerden (kurtarıp) temizleyeceğim ve sana uyanları da kıyamete kadar küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana olacak. İşte o zaman dünyada iken hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda aranızda nihai hükmü Ben vereceğim.”
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 55. Ayet Açıklaması
Bkz. 4:157-158Âyette geçen: “Senin hayatına son verecek olan Benim” ifadesi, Hz. İsa’nın yaşamını sonlandırma yetkisinin sadece Allah’a ait olduğunu vurgulamaktadır. En’am, 6:60. ve Zümer, 39:42. âyetlerde de aynı ifadeyi görmekteyiz. Buradan aynı zamanda şunu da anlıyoruz ki; kim nerede ve hangi sebeple ölürse ölsün ister corona’dan ister veremden ister kanserden ister kazadan ister tayfundan, isterse herhangi bir felaketten insanın yaşamına son veren Allah’tır. Allah’ın takdir ettiği ömrü tamamlamış olan kişi ne yapılırsa yapılsın kurtarılamaz ve hayata döndürülemez ama ömrünü tamamlamamış olan kişi de ne olursa olsun ölmez ve hiçbir şekilde o kişinin hayatına son verilemez, bir sebeple hayatına devam eder, ta ki Allah’ın takdir ettiği ecel gelene kadar. (Nahl 16:61) “Seni kendi katıma yükselteceğim” cümlesini ise, Hz. İsa’nın bedeniyle değil ruhuyla Allah’ın katına çıkacağı şeklinde yorumlamalıyız. Nitekim aynı ifade Nisa, 4:158’de “Doğrusu Allah onu kendisine yükseltti” şeklinde kullanılmıştır. Yükselen Hz. İsa’nın bedeni değil ruhudur. Ayrıca En’am, 6:83. ve Yusuf, 12:76. âyetlerinde “refea” kelimesi derecelerin yükseltilmesi ve ilahi ikrama nail olma anlamında da kullanılmıştır. Yani İsa’nın ruhu Allah’a ulaşırken aynı zamanda makamı da yükseltilmiştir. Aynı durum Hz. İdris için de söz konusudur. Meryem, 19:57’de “Onu yüce bir makama yükselttik” buyrulmuştur. Birçok müfessir bu ifade ile Hz. İsa’nın Hz. İdris gibi bedeniyle göklere çıkarıldığını iddia etmiş olsa da Nisa 4:158 ve Zuhruf 43:61-62 ve benze ayetlerde görüldüğü gibi Hz. İsa vefat etmiş ve tüm vefat eden diğer kimselerin ruhları gibi onun ruhu da Allah’a ulaşmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
55,56. Allah demişti ki: "Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır."
Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.
ALLAH İsa'ya şöyle demişti: "Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtaracağım ve sana uyanları Diriliş Gününe kadar inkar edenlerin üzerinde tutacağım. Sonra, dönüşünüz banadır ve anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda ben hüküm vereceğim."
54-55 İsa'nın nefsi/bilinci vucuduna bir daha dönmemek üzere göğe çekildi, yeryüzündeki yaşamına son verildi. Düşmanları ise onun bilinci ayrılmış ama biyolojik olarak yaşayan bedenini astılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
O zaman Allah şöyle dedi: "Ey İsa, şüphesiz ki seni öldüreceğim, seni kendime yükselteceğim ve seni inkârcılardan temizleyeceğim. Hem sana uyanları, kıyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim".
o vakit ki Allah buyurdu: ya İsa! emin ol ben seni eceline yetireceğim ve seni bana ref'edeceğim ve seni o küfredenlerden pâkliyeceğim ve sana tabi' olanları o küfredenlerin kıyamet gününe kadar fevkında kılacağım, sonrada hep dönümünüz banadır, ıhtılâf edib durduğunuz şeyler hakkında o vakit aranızda hükmü ben vereceğim
O zaman Allah şöyle de (miş) di: «Ey İsâ, şübhesiz ki seni öldürecek olan (onlar değil) benim, seni kendime yükseltib kaldıracak, seni küfredenlerin içinden tertemiz (kurtarıb) çıkaracak ve sana tâbi olanları kıyaamet gününe kadar küfredenlerin üstünde tutacak da (benim). Sonra dönüşünüz (de) yalınız bana (olacak) dır. İşte (o zaman) aranızda, hakkında ihtilâf etmekde olduğunuz şeylerin hükmünü ben vereceğim».
O vakit Allah şöyle buyurdu: “Ey Îsâ! Seni (kıyâmete yakın) vefât ettirecek olan ve seni kendime yükseltici(1) ve seni o inkâr edenlerden (onların iftirâlarından) temizleyici ve sana tâbi' olanları kıyâmet gününe kadar inkâr edenlerin üstünde tutacak olan, şübhesiz benim! Sonra dönüşünüz ancak banadır; artık hakkında ihtilâf etmekte olduğunuz şeyler husûsunda aranızda (ben) hüküm vereceğim!”
Allah İsa ya dedi ki “Muhakkak seni öldüreceğim, senin değerini katımızda yücelteceğim, gerçekleri inkâr edenlerden seni çekip kurtaracağım ve sana tabi olanları, kıyamet gününe kadar gerçeği inkâr edenlerin üzerine çıkaracağım. Sonra dönüşünüz banadır, aranızda ihtilaf ettiğiniz konuların hükmünü ben vereceğim.”
Hani Allah demişti: İsa! Ömrünü tamamlayacağım [⁴]; seni kendime [⁵] kaldıracağım seni kâfir olanlardan tathir ve halâs edeceğim, sana tâbi olanları kıyamet gününe kadar kâfir olanların üstünde tutacağım [⁶]. Sonra merciniz [⁷] yalnız banadır. İşte o zaman ihtilâf etmiş olduğunuz şeyler hakkında aranızda hükmedeceğim.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 55. Ayet Açıklaması
[4] Seni katilden kurtarırım, seni ömrünün sonuna kadar bırakırım — seni dünyadan çekerim — şehevattan temizlerim — semaya kaldırırken öldürürüm.[5] Mahall-i kerametime — mahall-i sevabına, Allah'tan başka hâkim olamayacak bir yere.[6] Yâni seni tasdik edenleri seyf ile veya hüccet ile, seni inkâr edenlerin üstünde tutarım.[7] Sana tâbi olsun, olmasın hepinizin mercii.
Kadri Çelik
Hani Allah demişti ki: “Ey İsa! Ben seni tümüyle alacağım, seni kendime yükselteceğim, seni küfre sapanlardan arındıracağım, sana uyanları kıyamet gününe kadar kâfirlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim.”
Böylece,Allah İsa’ya demişti ki:“Ey İsa, o zâlimlerin seni öldürmelerine asla izin vermeyeceğim! Onlar seni öldüremeyecekler, (4. Nisa: 157) aksine seni ben istediğim zaman vefât ettirecek ve şânını yüceltip onurlandırmak için kendi katıma yükselteceğim. Göndereceğim Son Elçi sayesinde, seni inkârcılarınkötülüklerinden ve çirkin iftiralarından koruyup tertemiz kılacağım. Senin izinden giden gerçek müminleri, ta Kıyâmet Günü’ne kadar inkârcılardan üstün kılacağım. Ve sonunda hepiniz dönüp Benim huzuruma geleceksiniz. İşte o zaman, dünyada iken anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda, aranızda nihâî hükmü vereceğim.”
Hani, Allah dedi:
-“Ey İsa! Ben, seni vefat ettireceğim, seni benim katıma kaldıracağım.
İnkâr edenlerden seni tertemiz arındıracağım.
Sana tâbi’ olanları, Kıyamet günü’ne kadar, inkâr edenlerin üstünde tutacağım.
Yine dönüşünüz banadır; ihtilaf ediyor olduğunuz şeylerde aranızda hüküm veririm”.
Bunun üzerine Allah: “Ey İsa, şüphesiz seni Ben, vefat ettireceğim,1 kendi katıma yükselteceğim2 ve seni kâfirlerin iftiralarından arındıracağım.3 Sana uyanları ise, kıyamete kadar o kâfirlere üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak ve anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler hakkında, aranızda (gerçek) hükmümü vereceğim.” buyurdu.
1 Buna göre; Hz. İsa, Yahûdîler tarafından öldürülmeyip, Allah tarafından vefat ettirilerek kendi katına yükseltilmiştir. Yani Hz. İsa, ölmüştür ve göklerde bir yerde dünyaya ineceği günü beklememektedir. Tefsirlerin pek çoğunda, “Hz. İsa’nın ölmediği” şeklindeki yorumlar, dayanaksızdır ve âyetin zahirine de aykırıdır. (Nisâ:158, Zuhruf: 61-62 dipnotu.) 2 Bu ve benzeri ayetlere göre Hz. İsa (a.s) vefat etmiş ve tüm vefat eden kimselerin ruhları gibi onun da ruhu Allah’ın katına yükselmiştir. “Teveffiy”, kelimesi “vefa” fiilinden gelir ve lügatte tamamen almak anlamınadır. Lâkin bilhassa insan için vefat ettirmek yani eceline yetiştirip ruhunu kazbetmek manasında kullanılır. Arapçada “Allah’ın katına yükselmek”, mecâzen “vefat etmek” veya (Meryem: 57) deki gibi, “Allah’ın rahmetine ve yüce mertebelere ulaşmak” anlamına gelir.3 Allah’ın kâfirlere yaptığı tuzak bu olabilir. Çünkü onlar Îsâ diye başkasını çarmıha germişlerdi. Bk. (Nisâ: 157)
Muhammed Esed
O zaman Allah: “Ey İsa!” demişti, “Seni ölüme yollayacağım ve Katıma yücelteceğim ve seni hakikati inkara şartlanmış olanlar[ın arasın]dan çekip arındıracağım; sana tâbi olanları, Kıyamet Günü, hakikati inkara şartlanmış olanların (kat kat) üstüne çıkaracağım. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda Ben hüküm vereceğim.” 45
Allah, İsa’ya dedi ki; “Ey İsa, seni vefat ettireceğim ve seni katıma öyle yücelteceğim. İnanmayanlardan seni arındıracağım. Sana tabi olanları, kıyamet gününe kadar inanmayanlara üstün tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Aranızda hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda ben hüküm vereceğim.” 4/157, 5/116-117, 42/10
O zaman Allah “Ey İsa!” demişti, “Seni Ben ölüme yollayacağım[598] ve katıma yücelteceğim[599] ve seni küfreden kimselerden arındıracağım; sana uyanları, Kıyamet Gününe kadar (ve o günde) inkâr edenlere üstün kılacağım: Sonra hepinizin dönüşü Bana olacak. İşte o zaman anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda Ben hüküm vereceğim.
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 55. Ayet Açıklaması
[598] Zımnen: Seni öldürdüğünü iddia eden Yahudiler değil, Ben alacağım senin canını. Bu âyet Mâide 117 ile birlikte okunduğunda, teveffanın anlamının “can alma” olduğu açıkça anlaşılır. Bu kelimeye mecazî anlamı olan “uyku” veya “öldürmeksizin çekip katına alma” anlamı verenler olmuşsa da, Kur’an Allah Rasûlü’nden önce hiç kimseye ölümsüzlük bahşedilmediğini açıkça ifade eder (21:34-35; ayrıca krş: 13:38; 21:8; 25:20).
[599] Buradaki ref‘ sözcüğü, Kur’an’da Hz. Lût’a atfedilen “Ben Rabbine iltica eden bir hicret eriyim.” (29:26) sözündeki hicret ve Hz. İbrahim’e atfedilen “Ben Rabbime (kulluk edebileceğim bir yere) giden biriyim.” (37:99) cümlesindeki “gitme” gibi mecazidir. Ref, sözlükte hem maddî hem de mânevî yükselmeyi ifade eder. Kur’an’da her iki anlamıyla kullanılmıştır. Fakat ilginç olan teveffi kelimesine lafzî mânası dururken mecazî olarak “uyku” anlamı verenler, aynı cümlenin devamındaki ref kelimesine lafzî mâna vermişlerdir. “Allah’ın katının” neden gök olduğu sorusu da cevaplanmamış olarak kalır. Her ne kadar Mülk 17’de Allah’ın gökte olduğu dile getirilirse de, Zemahşerî’nin de vurguladığı gibi bu âyet Allah’ın mekânını değil müşriklerin yanlış inanışını dile getirir. Açıktır ki ref mânevî bir yüceltme ve ilâhî ikrama nail kılmadır. Ref’e sadece Hz. İsa değil, Hz. İdris de muhatab olmuştur (19:57).
Ömer Nasuhi Bilmen
O vakit ki, Allah Teâlâ buyurdu: «Ya İsâ! Muhakkak seni vefat ettirecek olan Ben'im ve seni Bana yükselteceğim ve seni küfredenlerden tertemiz kılacağım ve sana tâbi olanları kıyamete kadar seni inkâr edenlerin fevkinde bulunduracağım. Sonra dönüşünüz Bana olacaktır. İşte o zaman, kendisinde ihtilâf etmiş olduğunuz şeyler hakkında Ben hükmedeceğim.»
O zaman Allah şöyle buyurmuştu: “Îsâ! seni öldürecek olan, onlar değil Ben'im. Seni Kendi nezdime yükseltecek, seni inkârcıların içinden kurtarıp temize çıkaracak ve sana tâbi olanları ta kıyamete kadar kâfirlere üstün kılacak olan da Ben'im. Sonra hepinizin dönüşü Bana olacak. Ben de aranızda ihtilâf ettiğiniz konularda hükmümü vereceğim. [4, 158; 19, 56-57]
Allah demişti ki: "Ey Îsa, ben senin canını alacağım, seni bana yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz bana olacaktır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim."
Bir gün Allah şöyle dedi: “Ey İsa! Senin ruhunu alacağım[1] ve katıma yükselteceğim[2]. Ayetlerimi görmezlikten gelen şu insanlardan seni arındıracağım. Sana uyanları, kıyamet gününe kadar kâfirlerden üstün kılacağım[3]. Sonunda yeniden hayata döndürülüp bana geleceksiniz[4]. Aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konuları, o zaman karara bağlayacağım.”
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 55. Ayet Açıklaması
[*] ( مُتَوَفِّيكَ) Vefat, ruhu alma anlamındadır... Ruhun, geri gönderilmemek üzere alınması kişinin ölmesi demektir. vefat kelimesi şu ayette geçmektedir. "Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır" (Zümer 39:42) Hz İsa mahşerde vefat ettiğini yani gözetleyici olmadığını da ayette şöyle ifade eder: "..Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun..." (Maide 5:117) [*] Sadece İsa aleyhisselamın ruhu değil, ölen her insanın ruhu göğe yükselir. Kafirler için göklerin kapıları açılmaz. Allah Teala şöyle demiştir: "Ayetlerimiz karşısında büyüklenerek yalan söyleyenler için göklerin kapıları açılmayacak, deve iğne deliğinden geçinceye kadar da Cennet'e giremeyeceklerdir." (Araf 7:40) [*] İsa'ya uyanlar, onu Allah'ın oğlu sayanlar değil, Allah'ın elçisi sayan ve ona o şekilde inananlardır. [*] مَرْجِعُكُمْ = merciukum kelimesinin kök anlamı الرجع / rec' = başa döndürmek veya الرجوع /rücu )= başa dönmektir. (Müfredât) "hayata döndürülüp" ifadesi مَرْجِعُكُمْ = merciukum'un mealidir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Sizi topraktan yarattık, yine toprağa çevireceğiz ve bir kere daha sizi topraktan çıkaracağız." (Taha 20:55) "De ki "Sizi tohum gibi toprağa atıp bitirecek olan O'dur. Huzurunda toplanacağınız da O'dur." (Mülk 67:24) Tohum gibi atıldığımız toprakta bir bitki gibi yetiştikten sonra yeni bir vücutla kalkmamız, rec' veya rücu' kökünden türemiş kelimelerle (ترجعون = turceûn ve مَرْجِعُكُمْ = merciukum) ifade edilmektedir. Bundan sonra insanların Allah'ın huzurunda toplanması da ileyhi tuhşerûn = وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ sözleriyle ifade edilir. Bütün bu ayetleri birlikte düşündüğümüzde إليه ترجعون = ileyhi turceûn sözünün açılımı şöyle olur: "Eski halinize döndürülür ve Allah'ın huzurunda toplanırsınız" turceune haletekum'ul-ûlâ ve tuhşerûne il'Allah /ترجعون حالتكم الاولى وتحشون الي الله Allah'ın bildiği şeylerin tekrar O'na arz edileceğini ifade için de şöyle buyrulmuştur: İşler onun huzurunda tekrar başa döndürülür ve eski defterler açılır/وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ
Şaban Piriş
Allah, İsa'ya şöyle buyurmuştu:-Ey İsa, seni vefat ettireceğim ve seni katıma yükselteceğim. İnkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım. Sana tabi olanları kıyamet gününe kadar inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda hüküm vereceğim.
O vakit Allah şöyle buyurdu: Ey İsa, seni öldürecek olan Benim. Seni kendi nezdime yükseltecek ve inkâr edenlerin elinden kurtarıp temize çıkaracağım ve sana uyanları da kıyamete kadar kâfirlere üstün kılacağım. Sonra hepinizin dönüşü Banadır; Ben de anlaşmazlığa düştüğünüz şey hakkında hükmümü veririm.(13)
(13) Bu iki âyet ile ilgili ayrıntı 4:157-158’de gelecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah şunu da demişti: "Ey İsa, senin canını alacağım, seni kendime yükselteceğim; seni, inkâr edenlerden uzaklaştırıp arındıracağım. Ve sana uyanları, inkâr edenlerin, kıyamete kadar üstünde tutacağım. Sonra bana olacak dönüşünüz; tartışıp durduğunuz şeyler hakkında aranızda ben hüküm vereceğim."
ol vaķt kim eyitti Tañrı: “iy 'įsā! bayıķ ben tamām alıcıvan seni yā öldüriciven seni daħı götüriciven seni benüm yaña daħı arıdıcıvan seni anlardan kim kāfir oldılar daħı ķılıcıvan anları kim uydılar saña üzerine anlaruñ kim kāfir oldılar ķıyāmet günine degin. andan benüm yañadur dönecek yirüñüz pes hükm eyleyem arañuzda anuñ içinde kim olduñuz anuñ içinde dartışursız.