Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4644, sondan 1593. ayet; 50. sure ve Kaf Suresinin 14. ayetidir. Kaf Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 2170 olarak hesaplanmıştır. Kaf Suresinin toplam ebced değeri 106894 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ق (2) bulunuyor.
12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın[502] kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Burada adı geçen topluluklar (ümmetler, kavimler, kabileler) tıpkı Mekke müşrikleri gibi peygamberlerini yalanlamış, onlara inanmamış, tevhid inancının yayılmasını engellemek üzere mücadele vermiş, fakat sonunda mağlûp ve perişan olmuşlar, âhiretten önce dünyada cezalarını bulmuşlardır. Bunlar anılarak bir yandan müşrikler uyarılmakta, bir yandan da Peygamberimize moral verilmektedir. Burada anılan topluluklar hakkında aşağıda gösterilen yerlerde bilgi verilmiştir: Nûh: Yûnus 10:71-74; Hûd 11:25; Ress (Arabistan’ın orta bölgesinde yaşamış, Semûd kavminin Nabatî koluna bağlı bir topluluktur): Furkan 25:38; Semûd (Âd kavminin bir kolu olup Kur’an’ın atıf yaptığı dönemde Hicaz’ın Suriye sınırına yakın bir yerinde oturuyorlardı): A‘râf 7:73; Lût’un kardeşleri (Lût peygamberin mensup bulunduğu topluluk kastedildiği için bu ifade kullanılmıştır): Hûd 11:70; Hicr 15:61-62; Eyke halkı (Tevrat’ta Midian şeklinde geçen Medyenliler’dir): Şuarâ 26:176-177; Tübba‘: Duhân 44:37; Âd: A‘râf 7:65; Firavun: A‘râf 7:103; Yûnus 10:75-93; Tâhâ 20:25.
Mehmet Okuyan
12,13,14. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı, Semûd ve Âd (kavmi), Firavun, Lut’un kardeşleri, Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de yalanlamıştı. Hepsi elçileri yalanlamıştı. Böylece (azap) tehdidim gerçekleşmişti.
[Ress] halkının Hz. Şuayb, Hanzala adlı peygamber ya da Calut’un kavmi oldukları iddia edilmektedir. [Eyke], Hz. Şuayb’ın görevlendirildiği yerdir; [Tübba‘] ise Yemen’deki yöneticiler için kullanılmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. ‘Âd ve Firavun ile Lût'un kardeşleri de yalanladılar. Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de. Hepsi peygamberleri yalanladılar da, onları uyardığım şey başlarına geldi.
Eyke halkı ve Tubba' kavmi de (itiraz ve inkârla karşılamış;) hepsi de elçileri yalanlamıştı. Böylece Benim tehdidim (onların üzerine) hak olmuştu (ve belalarını bulmuşlardı).
Eyke Halkı, Tübba' kavmi (Himyerliler) her birisi Rasulleri yalanladılar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için tehdidim, azâbım gerekçeli olarak gerçekleşti, yok oldular.
Eyke'liler de, (Himyer meliki) Tübba'ın kavmi de. Bunların hepsi (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar da benim azabım (haklarında) gerçekleşti.
(Şuayb'ın gönderildiği, Medyen'in yemyeşil vadilerinin sakinleri olan) Eyke halkı ve (Himyer meliki olan) Tubba'ın kavmi de… Onların hepsi resulleri yalanladılar. Ve bunun üzerine (onları) uyardığım şey başlarına geldi (ve hepsi helak oldu).
12,13,14. Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.
Âyetlerde geçen Semûd Hz. Sâlih’in, Âd Hz. Hûd’un, Eyke Hz. Şuayb’ın kavimleri idiler. Burada önceki inkârcı milletlere gelen azap hatırlatılarak, Kureyş’in durumundan üzülen Hz. Peygamber teselli edilmektedir.
Edip Yüksel
Eyke'liler ve Tubba' halkı da... Hepsi elçileri yalanladılar. Bunun üzerine tehdidim gerçekleşti.
Eyke yârânı ve Tübba' kavmi dahi (tekzîb etdiler. Evet, bunların) her biri (gönderilen) peygamberleri tekzîb etdiler de benim tehdidim (onlara) hak oldu.
Eykeliler ve Tubba kavmi de yalanladı. Bunların hepsi (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. Bu yüzden tehdidim (azabım onlara) hak oldu.
Eyke halkı ve Tubba kavmi de... Evet, bunların hepsi kendilerine gönderilen Elçileri yalanlamıştı; bu yüzden tehdidim gerçekleşmiş ve hepsi helâk edilmişti.Âhireti inkâr edenler, şunu bir düşünsünler:
Eyke arkadaşları da, (Tübba’ = Ard Arda Gelen) Hanedanlıklar kavmi de!
Hepsi de Rasûller’i yalanladı.
Derken, benim vaadim tahakkuk etti / gerçekleşti.
12,13,14. Onlardan önce Nûh toplumu, Ress,1 Semud, Âd ve Firavun halkı, Lût’un kardeşleri,2 Eyke’liler3 ve Tübba’4 toplumu da yalanladılar. Hattâ bunların tamamı (kendilerine gönderilen) Peygamberleri de yalanladılar ve (sonunda) Benim cezâmı5 hak ettiler.
1 Ress: Örülmedik kuyu maden ve kalıntı demektir. Fakat “Ress Halkının” kimler olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bunlar hakkında Semud halkından, Azerbaycan kuyusuna kadar pek çok rivâyet varsa da bu rivâyetleri birleştirmek mümkün olamamaktadır. En doğrusunu Allah bilir. Bk. (Furkan: 38)2 Lût (a.s)’ın kavmi için, ona akrabalıklarından dolayı “kardeşleri” ifâdesi kullanılmıştır. Bu da gerek akrabalık, gerekse hısımlık yönünden yakınlığın, bir toplumu îman etmedikçe kurtaramayacağının izahı için olabilir. 3 Eyke: Sık, birbirine karışmış ağaç demektir. Eyke’liler de Medyen’liler gibi Şuayb (a.s.)’ın gönderildiği bir kavimdir. “Eyke” kelimesi “sedir ağacı, sık ve bol ağaçlıklı yer” anlamına gelir. Bu kelimenin “Leyke” şeklinde de okunduğu olur. Hz. Şuayb’ın bu kavme tebliği de Medyen halkına olan tebliğinin aynısıdır (Şuarâ: 177-183). Kur’ân-ı Kerîm’de Eyke halkının “gölge günü”nün azabı ile cezalandırıldığı belirtilmektedir. Bk. (Hicr: 78)4 Tübba‘: Eski Yemen krallarının unvanı, Kur’an’da günahkârlıkları ve elçileri yalanlamaları yüzünden helâk edildiği bildirilen bir kavmin adıdır. Tübba’ Yemen (Himyer) krallarının unvanıdır. Kendilerine tübba’ adı verilen Himyerî kralları Güneybatı Arabistan’ın tamamına hâkim olmuştur. Hz. Peygamber’den: “Tübba’a küfretmeyin, zira o Müslüman olmuştur, Es’ad el-Himyerî’ye küfretmeyin, zira o Kâbe’ye ilk örtü giydirendir” meâlinde hadisler nakledilmiştir. (Müsned) Bk. (Duhân: 37)5 Va’îd: Va'd gibi mastardır, mef'ul manasına da kullanılır. Va'd maddesi hayır ve şerde, acıda ve tatlıda kullanılır. Fakat vaîd, acı ve korkunç olanlarda kullanılır. Tehdit ve korkutma ifade eder.
Muhammed Esed
ve [Medyen'in] yemyeşil vadilerinin sakinleri ve Tubbe‘ halkı: 8 onların hepsi elçileri yalanladılar; ve bunun üzerine [onları] uyardığım şey başlarına geldi.
12, 13, 14. Onlardan önce Nûh halkı, Ashab-ı Ress, Semûd, Âd, Firavun halkları. Lût'un hemşehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tübba' halkı da hakkı yalanladılar. Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime müstehak oldular, azaba çarptırıldılar.