Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5463, sondan 774. ayet; 72. sure ve Cin Suresinin 16. ayetidir. Cin Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 39 ve toplam ebced değeri ise 2611 olarak hesaplanmıştır. Cin Suresinin toplam ebced değeri 66593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
16,17. Yine de ki: “Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa, mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
Müfessirler bu âyetlerin cinlerin sözü değil, sûrenin 1. âyetinin başında yer alan, “De ki ...” buyruğu ile bağlantılı olduğunu kabul ederler (Zemahşerî, IV, 170; Şevkânî, V, 355). Buna göre mâna şöyle olur: “Ey Peygamber! Muhataplarına, sana vahyolunan yukarıdaki bilgileri duyurduğun gibi şu gerçeklerin vahyolunduğunu da duyur: Eğer onlar teslimiyet gösterip hak yolda dosdoğru yürürlerse biz de kendilerini, içinde denemek üzere nimetlere boğarız...” Burada, doğru yolda gidenlere bolca nimetler nasip edileceği, ama bu lutufların daima bir fitne yani sınav ve deneme amacı da taşıdığı belirtilmektedir. Kur’an-ı Kerîm’de, inancı doğru, yaşayışı düzgün olanların nimetlerle, güzel bir hayatla ödüllendirileceği (meselâ bk. Nahl 16:97; Nûh 71:10-12); fakat bu lutufların aynı zamanda bir sınav yanının da olduğu (meselâ bk. Enfâl 8:28; Tâhâ 20:131; Zümer 39:49) başka yerlerde bildirilmiştir. 16. âyete şöyle de mâna verilir: Eğer onlar, içinde bulundukları inkârcılığa devam ederlerse istidrâc olarak onların rızıklarını çoğaltırız, sonunda zenginliklerine ve güçlerine güvenerek fitneye düşer, büsbütün sapkınlaşırlarsa onları hem dünyada hem de âhirette cezalandırırız (Taberî, XXIX, 72; Şevkânî, V, 356; istidrâc kavramı için bk. A‘râf 7:182). Bu mânayı destekleyen başka âyetler de vardır (meselâ bk. En‘âm, 6:44). 17. âyette de Allah’ı anmaktan yüz çevirenlerin çetin bir azaba atılacakları ifade buyurulmuştur.
Mehmet Okuyan
16,17. Doğru yolda olsalardı, kendilerini nimetler içerisinde imtihan edelim diye onlara bol su verirdik. Zaten kim Rabbinin [zikr]inden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sürükler.
16,17. “Eğer doğru yolda yürüselerdi, onları onun içinde imtihan edelim diye bol su ile suvarırdık. Kim Rabbinin öğüdünden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
1- Hakk yol, doğru yol. 2- Bolluk, nimet, bereket verirdik.
Ahmet Akgül
(Rabbimiz buyurdu;) Eğer onlar (insanlar ve cinnler), yol üzerinde (tarikatte) 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (bereketli bir rızık ve nimet verir, böylece huzur ve mutluluğu tattırırdık).
16.Mukatil`den rivayet edildiğine göre bu ayeti kerime Mekke müşriklerinin yedi yıl kuraklık çekmeleri üzerine indirildi.Bu kuraklık olayı ile ilgili bazı rivayetler şöyledir:Buhari ve Müslim, Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`un şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir:Kureyşiler İslâm`a girmekten kaçınıyorlardı. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) onların aleyhlerine dua etti ve başlarına kıtlık geldi. Bundan dolayı helak oldular. Ölü hayvan etlerini ve kemikleri yemek zorunda kaldılar. Sonunda Ebu Süfyan O`na (Resulullah (a.s.)`a) gelerek dedi ki: Ey Muhammed! Sen akrabaya iyiliği emretmek üzere geldin. Senin kavminse helak oldu. Onlar için Allah`a dua et." Bunun ardından şu ayeti kerime indirildi: "Artık sen göğün açık bir duman getireceği günü gözetle." (Duhan, 44:10) Ancak müşrikler daha sonra yine küfürlerine döndüler."Bir rivayette de şöyle denmektedir: "Resulullah (a.s.) insanların yüz çevirdiklerini görünce şöyle buyurdu:Ey Allah`ım! Bunlara Yusuf`un yedi (yıl)ı gibi bir yedi (yıl) ver.Bunun ardından öyle bir kıtlığa maruz kaldılar ki her şeyi etkiledi. Öyle ki derileri, ölü hayvan etlerini ve cifeleri yemek zorunda kaldılar..." devamı yukarıdaki gibidir.
Ali Bulaç
Eğer onlar (insanlar ve cinler), yol üzerinde 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir rızık ve nimet verir)dik.
16,17. Eğer yolda doğru yürüselerdi, —bununla onları sınamak için— bol su ile su verirdik onlara, Tanrısını anmaktan yüz çeviren kimseyi, Tanrısı yorucu azaba atar!
(Allah şöyle buyuruyor:) Eğer onlar, İslâm ve iman yolunda (diğerleri gibi) hep dosdoğru gitselerdi. Elbette biz onların hepsine bolca su (bereket ve rızık) verirdik.
16,17. Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
16, 17. Şayet doğru yolda gitselerdi, bu hususta kendilerini denememiz için onlara bol su verirdik. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.
(Burada suyun sağanak halde olması, nimetlerin bolluğuna kinaye olarak kullanılmıştır.)
Mahmut Kısa
“Bakın, Rabb’imiz buyuruyor ki: “Eğer insanlar ve cinler Kur’an’ı pratik hayata yansıtarak doğru yolda doğru bir şekilde yürümüş olsalardı, üzerlerine bereketli yağmurlar yağdırır ve daha bu dünyada onları ödüllendirerek, hepsini huzur ve esenlik içinde yaşatırdık.”
16,17. Eğer (insanlar ve cinler)1 dosdoğru yola girmiş olsalardı, (bu konuda) Biz, kendilerini denemek için onlara bitmez-tükenmez nîmetler2 verirdik. Kim de Rabbinin zikrinden yüz çevirirse (Rabbin) onu gittikçe şiddeti artan bir azaba sürükler.
1 Bu âyete kadar olan ifâdeler, cinlerin sözleridir. Bu âyetten itibaren söz Allah’a aittir. Parantez de bu sebeple ilave edilmiştir.2 Bol yağmur: “sınırsız ve tükenmeyen nîmetten” mecâz olduğu için, tercümede bu mecâzî anlam tercih edilmiştir.
Muhammed Esed
ÖYLEYSE, [bilin ki] onlar, [çağrımızı duyanlar,] şaşmadan [doğru] yoldan gidecek olurlarsa kendilerine sınırsız nimetler 12 yağdıracağız,
[5358] Burada, “Cinlerin su ile ne alâkası olabilir ki?” denilebilir. Muhtemel cevabı, gerçek birçokanlamlı kavram olan el-cinnin taşıdığı muhtemel anlamlar içinde aramak gerekir. 1. âyetin 2. notuna bkz. Gerçek anlamı “görünmeyen varlıklar” olan bu kavram, mecazen “uzaklardan gelen, bölgede tanınmayan, ender görülen garip kimseler” anlamına da gelir. Allahu a‘lem. (İnsan ve cinlere kendi türlerinde elçi gönderildiğiyle ilgili bkz: 6:130).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer onlar, o yol üzerin de dosdoğru gitse idiler, elbette kendilerine bol bol su içirirdik.
Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer insanlar ve cinler, Allah'ın yolunda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık. [5, 66; 7, 96; 6, 44; 23, 55-56]