Ebû Katâde

Sahâbî, Nebî'nin süvarisi

Ebû Katâde (el-Hâris) b. Rib'î…

DoğumMedine
Vefath. 54 · Medine
Nisbeel-Ensârî, es-Sülemî, el-Medenî, el-Hazrecî
Yaşadığı yerlerMedine, Kûfe
TabakaUhud'a katıldı

Hakkında

Künyesiyle şöhret bulan bu sahâbînin asıl adı Hâris b. Rib'î b. Beldeme'dir; Ensar'ın Hazrec kolundan Benî Seleme'ye mensup bir Medinelidir. İkinci Akabe Biatı'nın ardından Müslüman oldu ve ilk yılların dışındaki hemen bütün gazve ve seriyyelere katıldı. Savaşçılığı ve özellikle at üstündeki hüneriyle tanındı; Hz. Peygamber'in süvariler arasında onu överek söylediği "Süvarilerimizin en hayırlısı Ebû Katâde'dir" sözü Müslim'in Sahîh'inde yer alır. Bu sebeple kaynaklarda Resûlullah'ın süvarisi diye anılır.

Hicretin sekizinci yılında Hadıra ve Batn-ı İdam seriyyelerine kumanda etti. Batn-ı İdam seferinin asıl amacı, Mekke fethi hazırlıkları sürerken düşmanın dikkatini başka yöne çekip gerçek hedefi gizlemekti; bu görevin ona verilmesi askerî güveni bakımından dikkat çekicidir. Hz. Ömer döneminde Medine'de mescidle ilgili bazı hizmetlerde adı geçer. Hz. Ali halife olunca kendisini Mekke valiliğine tayin etmiş, bir süre sonra bu görevden almıştır.

Hadis alanında da verimli bir sahâbîdir; kendisinden 170 kadar rivayet nakledilmiştir. Bunların on bir tanesi Buhârî ile Müslim'in ittifak ettiği hadislerdendir, ikisi yalnız Buhârî'de, sekizi yalnız Müslim'de bulunur. Abdest, namaz, oruç ve av hükümleriyle ilgili rivayetleri fıkıh kitaplarında sıkça kullanılır. Vefatı hakkında farklı tarihler zikredilmekle birlikte kaynakların çoğunluğu, yetmiş yaşlarında iken h. 54 / m. 674 yılında Medine'de vefat ettiğini kaydeder. Kûfe'de h. 38 / m. 658'de öldüğüne dair rivayet ise zayıf kabul edilmiştir.

Ailesi

Babası
Rab'i bin Baldama b. Khunas b. Sinan
Annesi
Kabsha bint Muthr b. Haram b. Sawad of B.Salima
Eşi
Sulafa bint al-Bara' bin Ma'rur, Umm Walad
Çocukları
'Abdullah bin Abi Qatada Ibn Rab'i, 'Abdur Rahman bin Abi Qatada Ibn Rab'i, Thabit bin Abi Qatada Ibn Rab'i

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bize ibni Ebi Ömer rivayet etti (Dediki); Bize Sekafi Eyyub'dan, o da Yahya b. Ebi Kesir'den, o da Abdullah b. Ebi Katade'den, o da Ebu Katade'den naklen rivayet etti, ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabın içine solumaktan zekerini sağ eliyle tutmaktan ve sağ eliyle taharetlenmekten nehiy buyurmuşlar
Bize Muhammed b. El-Müsennâ el-Anezî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiy, Haccâc (yâni Savvâf dan), o da Yahya'dan -ki bu zât Ebu Kesîr'dir- O da Abdullah b. Ebî Katâde ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırır; öğle ile ikindinin ilk iki rek'âtlarında Fatiha-i Kitap ile iki sure okurdu. Bazen âyeti bize işittirirdi. Öğle namazının ilk rek'âtını uzatır, ikinciyi kısa keserdi. Sabah namazında da öyle yapardı.
Bize Abdullah b. Meslemete'bnü Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Malik, Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr'den rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Dediki: Mâlik'e Sana Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr, Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, o da Ebu Katâde'den naklen: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu'I-As b. Rabî'in ve Zeyneb binti Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Ümâme kucağında olduğu hâlde namaz kılardı. Ayağa kalktığı vakit onu kucağına alır; secdeye varınca bırakırdı.» Hadîsini rivayet ettimi? dedim. Yahya: «Malik evet» cevâbını verdi., dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Abdullah b. Mesleme ve Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Âmir b. Abdullah b. Zübeyr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Mâlik b. Enes ← Amr b. Süleym ez-Zürakî ← Ebû Katâde
Bize Muhammed b. Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki) Bize Süfyan, Osman b. Ebî Süleyman ile îbn Aclân'dan rivayet etti. Onlar da Âmir b. AbdiIIâh b. Zübeyr'i; Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, o da Ebu Katâdete'l -Ensarî'den naklen rivayet ederken işitmişler, Ebû Katâde şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Umâme binti Ebîl-As — ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kerîmesi Zeyneb'in de kızıdır.— Omuzunda olduğu hâlde cemaata imam olurken gördüm. Rükû'a vardığı vakit o'nu bırakıyor; secdeden başını kaldırdığı zaman tekrar alıyordu.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb, Mahramatti'bnü Bükeyr'den naklen haber verdi. H. Bize Hârûn b. Saîd El-Eylî'de rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) Bana Mahrame, babasından, o da Amr b. Süleym EzZürakî'den naklen haber verdi. Amr, şöyle demiş: «Ben Ebu Katâdetel-Ensâriyi şöyle derken işitdim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i halk'a namaz kıldırırken gördüm. Ümâme binti Ebîl-Âs'da boynunda idi. Secdeye gittimi onu bırakıyordu.»
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Mahreme b. Bükeyr ← Bükeyr b. el-Eşecc ← Amr b. Süleym ez-Zürakî ← Ebû Katâde
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ'da rivayet etti. (Dediki) Bize Ebî Bekir El-Hanefî rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülhamîd b. Ca'fer rivayet etti. Bunlar topdan Sâîd-i Makburî'den, o da Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den naklen rivayet etmişlerdir. Amr, Ebu Katâde'yi: «Bir defa biz mescidde oturuyorken yaımıza Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkageldi.- diyerek yukarkilerin badîs'i tarzında rivayet ederken işitmiş. Yalnız o namazda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in imam olduğunu söylememiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Leys b. Sa'd ← Saîd el-Makbürî ← Amr b. Süleym ez-Zürakî ← Ebû Katâde
(Bana Muhammed b. Hatim ile Ubeydullah b. Satd rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Yahya b. Saîd, Haccâc-ı Savvâf dan rivâyet etti. ki): Bize Yahya b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme ile Abdullah b. Ebû Katâde'den, onlar da Ebû Katâde'den naklen rivâyet etti. Ebû Katâde şöyle dedi; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ikaamet getirildiği zaman beni görmedikçe ayağa kalkmayın» buyurdular. İbn Hatim: «İkaamet getirildiği yahut ezan okunduğu zaman...» dedi
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni'l-Mugîra) rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Abdullah b. Rabâh'dan, o da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hutbe okuyarak şöyle buyurdular: «Şüphesiz ki sizler bu gün öğleden sonra ve bu gece yürüyecek ve inşallah yârın suya varacaksınız.» Bunun üzerine halk, kimse kimseye bakmadan yola revân oldular. Ebu Katâde demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ben yanıbaşmda olduğum hâlde yoluna devam ederken gece yarısı oldu. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyukladı. Ve hayvanının üzerinden yanladı. Ben derhâl yetişerek, kendisini uyandırmadan hayvanının üzerinde dimdik oturuncaya kadar doğrulttum. Sonra yine yoluna devam etti. Gecenin çoğu gidince hayvanının üzerinden bir daha yanladı. Ben yine kendisini hiç uyandırmadan, hayvanının üzerinde iyice i'tidâl kesbedinceye kadar doğrulttum. Sonra tekrar yürüdü. Seher vaktinin sonu gelince öyle bir yanladı ki bu evvelkilerden daha şiddetli oldu. Hattâ nerdeyse düşüyordu. Ben, hemen yanına vararak, kendisini doğrulttum. Bunun üzerine başını kaldırarak: «Kim o?» dedi. Ben : — Ebu Katâde,.. dedim. «Bu benimle beraber yürüyüşün ne zamandan beridir?» diye sordu. — Bu geceden beri yürüyüşüm bu şekilde devam etmektedir... cevâbını verdim. «Peygamberini koruduğundan dolayı Allah da seni korusun!» buyurdular. Sonra şunu ilâve ettiler: «Halkın gözünden kaybolduk mu dersin? Hiçbir kimse görebiliyormusun?» Ben: — İşte bir süvari!., dedim. Sonra: İşte bir daha!., dedim. Nihayet toplanarak yedi kişilik bir kaafile olduk. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yoldan saparak uyumak için başını (yastığa) koydu. Sonra : «Bize namazımızı geciktirmeyin!» buyurdu. Ama ilk uyanan da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oldu. Güneş, sırtına vurmuşdu. Biz, telâşla kalktık, sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Binin!» emrini verdi. Derhâl hayvanlarımıza binerek yola revân olduk. Güneş iyice yükselince Resulullah (Sallallahu. Aleyhi ve Sellem) (Hayvanından) indi ve yanımda bulunan, içinde de biraz su olan bir su kabım istedi. Ve ondan hafif bir abdest aldı. Kap'da bir parça su da kaldı. Sonra Ebu Katâde'ye: «Su kabını bizim için muhafaza et! Az sonra onun için bir haber çıkacak!» buyurdular. Sonra Bilâl namaz için ezan okudu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki rek'ât namaz kıldı. Daha sonra sabah namazını kıldırdı, (yâni) hergün yaptığı gibi yaptı. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (hayvanına) bindi, onunla beraber biz de (hayvanlarımıza) bindik. Ve: Acaba namazımızda yaptığımız bu kusurumuzun keffâreti ne olacak? diye birbirimize fısıldaşmaya başladık. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dikkat edin! Sizin için, bende bir örnek vardır.» buyurdu. Daha sonra : «Dikkat edin! ki uyku (sebebi ile namaz kaçırmak) da bir taksir yoktur. Taksir ancak başka namazın vakti gelinceye kadar namazını kılmayan kimsede vardır. Binaenaleyh bu uyuyup kalma işini kim yaparsa uyandığı zaman, o namazı kılıversin! Ertesi gün ise, o namazı vaktinde kılsın!» buyurdu; şunu da ilâve etti: «Cemâatin ne yaptıklarını zannedersiniz? Cemâat, Nebilerini kaybederek sabahladılar Ebu Bekir'le, Ömer: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizden sonra gelmektedir, o sizi arkada bırakamaz... demişlerdir. Başkaları ise : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizin önünüzdedir... demişlerdir. Eğer Ebu Bekir ile Ömer'e itaat ederlerse doğru yolu bulurlar.» Bu suretle cemâatin yanına gündüz ilerlediği ve her şey kızıştığı zaman vardık. Cemâat: — Yâ Resûlallah! Helak olduk; susadık! diyorlardı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Size helak yokdur!» buyurdu. Sonra: «Bana küçük bardağımı getirin!» dedi. Su kabını da istedi. Artık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) döküyor, Ebu Katâde de cemaata su veriyordu. Halk kabın içinde su olduğunu görür görmez kabın üzerine yığıldılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Terbiyenizi takının! Hepiniz suya kanacaksınız!» dedi. Ashâb hemen onun dediğini yaptılar. (Ebu Katâde diyor ki) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dökmeye, ben de cemaata su vermeye devam ettik. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ikimizden başka kimse kalmayınca suyu dökerek bana «İç!» dedi. Ben : — Sen içmedikçe, ben içemem Yâ Resûlallah!.. dedim. «Şüphesiz ki bir kavmin sakisi suyu en son içendir.» buyurdu. Bunun üzerine, ben içtim; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de içti. Artık cemâat, kanmış ve müsterih olarak suya geldiler. Abdullah b. Rabâh şöyle demiş: «Ben, bu hadîsi (Küfedeki) mescid-i cami'de rivayet ediyordum, birden Imrân b. Huseyn (ileriye atılarak) : «Ey delikanlı! Nasıl rivayet ettiğine dikkat et! Çünkü o geceki kaafileden biri de ben'im.» dedi. Ben: — O hâlde bu hadîsi, sen daha iyi bilirsin!., dedim. Imrân: — Sen kimlerdensin? dedi. — Ensâr'danım... cevâbını verdim. Imrân : — Anlat! Çünkü siz hadîsinizi daha iyi bilirsiniz, dedi. Artık ben de cemaata hadîsi rivayet ettim. Bunun üzerine Imrân : — Vallahi ben, o gece oradaydım. Amma bu hadîsi, senin gibi belleyen hiç bir kimse duymadım.» dedi.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Harb haber verdi. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Humeyd'den, o da Bekr b. Abdillâh'dan o da Abdullah b. Rabâh'dan, o da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde olur da geceleyin istirahat molası verirse sağ yanına yatardı. Sabahdan az önce mola verirse kollarını diker, başını avucunun üstüne koyardı.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize, Mâlik rivayet etti. H. Bize, Yahya b. Yahya da rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr'den dinlediğim, onun da Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, onun da Ebû Katâde'den naklen rivayet ettiği, şu hadîsi okudum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz, mescide girdiği vakit, oturmadan önce iki rek'ât namaz kılıversin!» buyurmuşlar.
Bize, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Alîy, Zâide'den rivayet etti. Demişki: Bana, Amr b. Yahye'l-Ensârî rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed b. Yahya b. Habbân, Amr b. Süleym b. Haldete'l-Ensârî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahâbîsi Ebû Katâde'den naklen rivayet etti. Ebû Katâde, şöyle demiş: Mescide girdim, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemâatin arasında oturuyordu. Ben de oturdum. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Oturmazdan önce iki rek'ât namaz kılmakdan sen'i ne men etti?» buyurdular. Ben : — Yâ Resûlâllah! Seni otururken gördüm. Cemâat da oturuyorlar da (onun için kılmadım.)» dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Öyle ise biriniz, mescide girdiği vakit iki rek'ât namaz kılmadan oturmasın!» buyurdular. İzah 715 te.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd, Mâlik b. Enes'den ona okunanlar meyânında gelen şu hadîsi rivayet etti: Mâlik, Muhammed b. Amr b. Hâlhale'den, o da Ma'bed b. Kâ'b b. Mâlik'den, o da Ebû Katâdete'bnü Rib'î'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulunmuş. Ebû Katâde şunları anlatmış: Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bir cenaze geçirdiler. (Onu görünce) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Rahata ermiş yahut kendisinden kurtulunmuş.» buyurdular. Ashâb: — «Bu rahatlayan ve kendisinden kurtulunan ne demektir?» diye sordular. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' — «Mü'min bir kul dünyânın yorgunluğundan rahata erer; fâcir kuldan ise İnsanlar, memleketler, ağaçlar ve hayvanlar (kurtulup) rahata ererler.» buyurdu.
Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ rivayet etti. (dediki): Bize, Yahya b. Saîd rivayet etti. H. Bize, îshâk b. İbrahim de rivayet etti. (dediki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. Bu râvîler hep birden Abdullah b. Saîd b. Ebî Hindi'den, o da Muhammed b. Amr'dan, o da Kâ'b b. Mâlik'in bir oğlundan, o da Ebû Katâdeden, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. Yahya b. Said hadisinde: «Dünyânın çilesinden ve yorgunluğundan Allah'ın rahmetine (kavuşup) istirahat eder.» ibaresi vardır.
Bize Yahya b .Yahya et-Temîmî ile Kuteybetübnü Saîd hep birden Hammad'dan rivayet ettiler. Yahya dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Gaylan'dan, o da Abdullah b. Mabed-i Zimmâni'den, o da Ebû Katâde'den, naklen haber verdi. (Ebû Katâde şöyle demiş): «Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Nasıl oruç tutarsın? diye sordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gabadlandı. Ömer (Radiyallahû anh) onun kızdığını görünce: — Biz, Rabb olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, Nebi olarak da Muhammed'e razı olduk. Allah'ın gadabi ile Resulünün gadabından Allah'a sığınırız, dedi. Ömer (Radiyallahû anh) bu sözü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gadabı yatışıncaya kadar tekrarladı, durdu. Nihayet Ömer : — Yâ Resûlallah! Bütün sene oruç tutan kimsenin hali ne olacak? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «(Böylesi) ne oruç tutmuştur, ne tutmamıştır —yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir—» buyurdu. Ömer (tekrar) : — İki gün oruç tutup bir gün tutmayanın hâli ne olacak? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Buna kimse takat getirebilir mi? buyurdu. Ömer (yine): — Bir gün oruç tutup bir gün tutmayanın hâli nice olacak? diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Bu, Dâvud Aleyhisselâm'ın orucudur, buyurdu. Ömer: — Bir gün oruç tutup iki gün tutmayanın hali nasıldır? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Bunun için bana takat verilmesini dilerim; cevâbını verdi. Bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; — Her aydan üç gün, bir de ramazandan ramazana oruç tutmak yok mu? İşte bu bütün senenin orucu demektir. Arafe günün orucunu Allah'ın o günden önceki sene ile o günden sonraki senelerin günahlarına keffâret yapacağını umarım. Aşûra günün orucunu ise Allah'ın o günden önceki senenin günahlarına keffâret kılacağını ümîd ederim, buyurdular.
Bize Mnhammed b. El-Müsennâ.ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız ibni'l-Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be, Gaylan b. Cerîr'den naklen rivayet etti. O da Abdullah b. Ma'bed-i Zimmâni'yi Ebû Katadete'l-Ensâri (Radiyallahû anh)'dtın naklen rivayet ederken dinlemiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e nasıl oruç tuttuğu sorulmuş, Ebû Katâde (Demişki): Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gadaplandı da Ömer (Radiyallahu anh): — «Biz, Babb olarak Allah'a,' din İslâm'a Resul olarak Muhammed'e, bey'at nâmına da kendi bey'atımıza razı olduk.» dedi. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bütün sene oruç tutmanın hükmü soruldu: — «Böylesi ne oruç tutmuş ne de iftar etmiştir. —Yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir. —» buyurdu. Sonra iki gün oruç tutup, bir gün tutmamanın hükmü soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Buna kim takat getirebilir?» cevâbını verdi, Bir gün oruç tutup iki gün tutmamanın hükmü de soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Keşke Allah bunun için bize kuvvet verse.» buyurdular. Bir gün oruç tutup, bir gün tutmamanın hükmü dahi soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bu oruç kardeşim Dâvud Aleyhisselâm'ın orucudur.» buyurdular. Pazartesi günü oruç tutmanın hükmünü de sordular. Nebi — «Bu gün benim doğduğum ve Nebi olarak gönderildiğim — yahut bana vahiy indirildiği— gündür.» buyurdu. Müteakiben: — «Her aydan üç gön, bir de ramazândan ramazana tutulan oruç, bütün sene oruç tutmak demektir.» buyurdular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arafe günü oruç tutmanın hükmü de soruldu: — «Bu oruç geçen sene ile gelecek senenin günâhlarına keffâret olur.» buyurdu. Aşûra günü oruç tutmanın hükmü dahî soruldu. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bu Oruç geçen senenin günahlarına keffâret olur» buyurdular. Müslim diyor ki : Bu hadîsin Şû'be rivayetinde: «Pazartesi ile perşembe günleri oruç tutmanın hükmü de soruldu, dedi, ama biz perşembe meselesini bir vehimden ibaret bulduğumuz için onu zikretmedik.» ibaresi de vardır.
Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muâz dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. (Dedikî): Bize Şebabe rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Nadr b. Şumeyl haber verdi. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Gaylen b. Cerîr ← Abdullah b. Ma'bed ← Ebû Katâde
Bana Zuheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdurrahman b. Mehdî rivayet etti. (Dediki) Bize Mehdi b. Meymun Gaylân'dan, o da Abdullah b. Ma'bed-i Zimnanî'den, o da Ebû Katâdete'l-Ensâri (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet eyledi ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e pazartesi günü oruç tutmanın hükmü sorulmuş, o da: — «Ben, o gün doğdum, bana vahiy dahî o gün indirildi.» buyurmuşlar.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Salih b. Keysan'dan rivayet etti. H. Bize îbni Ebi Ömer de rivayet etti. Bu lâfız onundur. (Dediki): Bize Süfyan rivayet etti. (Dediki): Bize Salih b. Keysân rivayet etti. (Dediki): Ben, Ebû Katade'nin azatlısı Ebû Muhammed'i şöyle derken işittim: Ben, Ebû Katade'yi şunu söylerken dinledim: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yola çıktık. Kaaha denilen yere vardığımızda kimimiz ihrâmlı kimimiz ihrâmsız idik. Bir ara baktım ki arkadaşlarım bir şey görmeye çalışıyorlar, ben de baktım. Bir de ne göreyim, bir yaban eşeği... Derhal atımı eğerliyerek mızrağımı aldım. Sonra hayvana bindim. Kırbacım düştü de ihrâmlı bulunan arkadaşlarıma : — Şu kırbacı bana verin. Dedim. Onlar: — Vallahi bu hususta sana hiç bir yardım yapamayız, dediler. Bunun üzerine hayvandan inerek kırbacı aldım. Sonra tekrar bindim ve yaban eşeği bir tepenin arkasındayken ardından yetişerek onu mızrağımla yaraladım ve öldürdüm. Müteakiben onu arkadaşlarıma getirdim. Arkadaşlarımdan bâzıları: — Onu yeyin! Bâzıları da: — Yemeyin, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Önümüzde bulunuyordu. Hemen atımı sürerek ona yetiştim: — O helâldır, yeyin buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Ben, Malik'e okudum. H. Bize Kuteybe, Malik'den, kendisine Ebu'n-Nadır'dan, ona da Ebû Katade'nin azatlısı Nâfi'den, ona da Ebû Katade (Radİyallahu anh)'âan naklen okunan şu hadîsi rivayet etti: Ebû Katâde, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunuyormuş. Mekke yolunun bir kısmını aldıkları vakit ihrâmlı arkadaşları geri kalmışlar. Kendisi ihrâmlı değilmiş. Derken bir yaban eşeği görerek hemen atının üzerine doğrulmuş, arkadaşlarından kırbacını vermelerini istemiş, onlar bundan imtina etmişler, mızrağını istemiş, onu da vermemişler de kendisi almış. Sonra yaban eşeğinin üzerine hücum ederek onu öldürmüş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bâzıları bu hayvandan yemiş, bazıları yemekten çekinmişler. Az sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişerek bu mes'eleyi sormuşlar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Bu ancak, Allah'ın size it'am ettiği bîr rızıktır. buyurmuşlar.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Mâlik b. Enes ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Ebû Muhammed Mevlâ Ebû Katâde ← Ebû Katâde
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Ebû Muhammed Mevlâ Ebû Katâde ← Ebû Katâde
Bize Kutaybe, Mâlik'den, o da Zeyd b. Eslem'den, o da Ata' b. Yesâr'dan, o da Ebû Katâde (Radiyallahu anh)'dan naklen yaban eşeği hakkında Ebu'n-Nadır hadîsi gibi rivayette bulundu. Yalnız Zeyd b. Eslem hadîsinde: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); — Onun etinden yanınızda bir şey varmı? diye sordu.ifadesi de vardır.
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← Ebû Katâde
Bize Ebul-Heysem Hâlid b. Hidâş b. Aclân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den naklen rivayet etti, ki Ebû Katâde bir borçlusunu aramış da borçlu ondan gizlenmiş. Sonra onu bulmuş. Borçlu: Ben fakirim, demiş. Ebû Katâde: Allah'a yemin eder misin? diye sormuş. Borçlu: — Billahi, diye yemin etmiş. Ebû Katâde: — Zîrâ ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)V: «Her kimi Allah'ın kıyamet gününün dehşetinden kurtarması memnun ederse fakire nefes aldırsın; yahut alacağını ona bağışlasın!» buyururken işittim; demiş. (1563) -.
Bu hadîsi bana Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Cerîr b. Hâzim, Eyyûb'dan naklen bu hadîsin benzerini haber verdi.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb ve ishâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Şeybe'nindir. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı.) Ötekiler: Bize Ebû Usâme, Velid b. Kesir'den, o da Ma'bed b. Kâ'b b. Mâlik'ten, o da Ebû Katâdete'l-Ensârî'den naklen rivayet etti ki, Ebû Katâde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Alışverişte çok çok yemin etmekten sakının! Zira yemîn (malı) harcattırır; sonra yok eder.» buyururken işitmiş, dediler.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym, Yahya b. Saîd'den, o da Ömer b. Kesir b. Eflah'dan, o da Ebu Muhammed El-Ensari'den —ki bu zat Ebu Katâde'nin arkadaşı imiş— naklen haber verdi. (Demişki): Ebu Katade şunu söyledi... Ve hadîsi hikâye etmiştir. HADİS’İN METNİ EBU’T-TAHİR RİVAYETİNDEDİR
Bize Ebâ't-Tâhir ile Harmele de rivayet ettiler. Lâfız Harmele'nindir. (Bedilerki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Mâlik b. Enes'i şunları söylerken işittim: Bana Yahya b. Said, Ömer b. Kesir b. Eflâh'dan, o da Ebu Katâde'nin dostu Ebû Muhammed'den, o da Ebû Katâde'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Huneyn (harbi) yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte (gazaya) çıktık, iki ordu karşılaşınca müslümanlarda bir bozulma oldu. Derken müşriklerden bir adam gördüm ki, müslümanlardan bir zâtı alt etmişti. Hemen ona dönerek arkasından yanına geldim ve boynunu vurdum. Ama üzerime dönerek beni öyle bir sıktı ki bundan ölümün korkusunu duydum: Sonra can vererek beni bıraktı. Müteakiben Ömer b. Hattab'a yetiştim: — Bu insanlara ne oldu? dedi. Ben de: — Allah'ın emri! dedim. Sonra cemaat döndüler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de oturdu ve: «Bir kimse birini öldürürde onun aleyhine beyyinesi de bulunursa, olenîn üzerindeki eşyası onun olur.» buyurdular. Bunun üzerine ben ayağa kalkarak: — Bana kim şâhidlik edecek? dedim. Sonra oturdum. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine deminki gibi buyurdu. Ben hemen kalkarak: — Bana kim şâhidlik edecek? dedim; ve oturdum. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o sözü üçüncü defa tekrarladı. Ben yine kalktım. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sana ne oldu yâ Ebâ Katade?» diye sordu. Ben de kıssayı kendilerine anlattım. Derken cemaattan bir adam: — Doğru söyledi yâ Resûlâllah! Bu öldürülenin üzerindeki eşyası bendedir; hakkından dolayı Ebû Katâde'yi razı ediver! dedi. Ebû Bekr-i Sıddîk ise: —'Hayır vallahi! Bu olamaz! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah ve Resulünün yolunda cenk eden Allah arslanlarından bir arslanın hakkını çiğneyerek onun eşyasını sana veremez! dedi. Artık Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Doğru söyledi. Bunu ona ver!» buyurdu; ve bana verdi. Sonra zırhı sattım da onunla Benî Selime (kabilesin)'de bir bahçe satın aldım. işte islâm'da ilk edindiğim mal budur. Leys'in hadîsinde şu ibare vardır: «Ebû Bekir: Asla! Allah'ın arslanlarından bir arslanı bırakıp da onu Kureyş'ten bir sırtlancağiza veremez! dedi.» Yine Leys'in hadîsinde: «Edindiğim ilk maldır.» cümlesi vardır.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b, Saîd'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da Ebû Katade'den, naklen rivayet ettiki, Abdullah, Ebû Katâde'yi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ederken dinlemiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aralarında ayağa kalkarak onlara : Allah yolunda cihâdla îmânın amellerin en faziletlisi olduğunu söylemiş Bunun üzerine bir adam kalkarak : — Yâ Resûlâllahî Ne buyurursun, ben Allah yolunda öldürülsenı günahlarım affolunur mu? Demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona : «Evet, ihlâsla sabrettiğin halde ileri gidip gerî dönmeyerek Allah yolunda öldürülürsen!» buyurmuş. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nasıl dedin?» diye sormuş. Adam: — Ne buyurursun, ben Allah yolunda öldürülürsem günahlarım affolunur mu? demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet İhlâsla sabrettiğin halde, ileri gidip geri dönmeyerek Allah yolunda öldürülürsen!.. Yalnız borç müstesna! Gerçekten bunu bana Cibril aleyhisselâm söyledi.» buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b, Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Ali (Bu zat İbn-i Mübarek'tır.) Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Katâde'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Koruk hurma ile olgun hurmadan, beraberce neblz yapmayın! Olgun hurma ile kuru üzümden de beraberce nebiz yapmayın! Lâkin bunların her birinden yalnız başına nebîz yapsn!» buyurmuşlar. Yahya Abdullah b. Ebî Katâde'ye rasladığını, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun gibi rivayette bulunduğunu söylemiş.
Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman dahi Ebû Katâde'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebû Seleme ← Ebû Katâde
Bize ibni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Talha oğullarının azatlısı Muhammed b. Amr b. Alkame’den, onlar da Ebu Seleme’den, o da Ebu Katade’den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bu hadisin mislini rivayet etti. Ama bunların hadisinde Ebu Seleme’nin: Ben rü’ya görüyor, ondan sıtmalanıyordum. Yalnız örtünmüyordum. Dediğini anmamıştır.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Demişki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Yahya b. Saîd'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ebû Seleme b. Abdirrahman'ı şunu söylerken işittim: Ben Ebû Katâde'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Rü'ya Allah'dandır. Hulm ise şeytandan. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, üç defa sol tarafına tükürsün! Çünkü o kendisine asla zarar verecek değildir.» buyururken işittim. Râvi demiş ki: Ben rü'yayı Üzerine bir dağdan daha ağır görüyordum. Bu hadîsi işittim İşiteli artık ona aldırış etmiyorum.