Abdullah b. Zeyd b. Âsım

Ebû Muhammed · Sahâbî, Müseylime'yi öldüren Mâzinî

Abdullah b. Zeyd b. Âsım b. Ka'b b. Amr b. Avf b. Mebzûl b. Amr b. Ganm b. Mâzin

DoğumMedine
Vefath. 63 · Medine, al-Harrah
KünyeEbû Muhammed
Nisbeel-Ensârî, el-Mâzinî, el-Medenî, en-Neccârî
Yaşadığı yerlerMedine
TabakaSahâbî

Hakkında

Ebû Muhammed künyeli Abdullah b. Zeyd b. Âsım, Neccâroğulları'nın Mâzin koluna mensup Medineli bir sahâbîdir. Annesi, Uhud'da Resûlullah'ı savunmasıyla bilinen Ümmü Umâre Nesîbe bint Ka'b'dır. Ezan rüyasını gören Abdullah b. Zeyd b. Abdirabbih ile karıştırılmaması gerekir; hadis âlimleri ikisini açıkça ayırmıştır.

Bedir'e katılıp katılmadığı konusunda kaynaklar farklı bilgi verir. Yemâme Savaşı'nda yalancı peygamber Müseylime'yi öldürenlerden biri olarak anılır. Buhârî'de Hz. Peygamber'in abdestini uygulamalı olarak tarif ettiği meşhur rivayetin sahâbî râvisidir. Ondan Saîd b. el-Müseyyeb ve yeğeni Abbâd b. Temîm hadis nakletmiştir.

Yezîd döneminde Medine halkına karşı yapılan Harre Vakası'nda, h. 63 yılının Zilhicce ayında (m. 683) yetmiş yaşında iken öldürülmüştür.

Ailesi

Babası
Zaid bin Asim Mazni
Annesi
Umm 'Ammarah Nasaybah
Eşi
Umm Sahl bint Sahl bin 'Atik
Kardeşleri
Habib bin Zaid Mazni

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bana Muhammed b, Sabbah rivayet etti. (Dedi*ki) : Bize Halid b. Abdillâh, Amr b. Yahya b. Umarâ'dan, o da babasından, o da Abdullah b. Zeyd b. Âsim el-Ensarî'den — ki bu zat sahâbidir. Naklen rivayet etti. Abdullah'a : Bize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest aldığı gibi bizim için abdest al, denildi. O da bir su kabının getirilmesini istedi. Kab'dan ellerine su döküp, ellerini üç defa yıkadıktan sonra elini kaba sokup, çıkardı. Bir avuç ile ağzına su alıp çalkaladı, burnuna su çekti. Bunu da üç defa tekradadı. Sonra elini yine (kaba) daldırıp çıkardı üç defa yüzünü yıkadı. Sonra elini (kaba) sokup, çıkardı ellerini ikişer defa dirseklerine kadar yıkadı. Sonra elini yine (kaba) soktu, onu çıkartıp başını -iki elini öne arkaya doğru götürüp getirerek- başına mesh etti sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkadı, sonra: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdesti böyleydi, dedi.
Bana İshâk b. Musa el-Ensârîde rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Malik b. Enes, Amr b. Yahya'dan bu isnadla rivayet etti. Ve şunu ilave etti: Üçer defa mazmaza ve istinsar yaptı ancak: "Tek bir avuçla" demedi, ellerini öne ve arkaya doğru götürüp getirdi, sözünder; sonra da şu fazlalığı zikretti: Başının önünden başladı sonra ellerini kafasına doğru götürdü sonra onları başladığı yere dönünceye kadar geri getirdi, ayaklarını da yıkadı.
Bize Abdurrahman b. Bişr el-Abdiy rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti ve: Bize Amr b. Yahya yukarıkilerin isnadları gibi bir isnadla rivayet etti. diyerek hadisi söyledi. O bu hadiste: «Üç avuçtan mazmaza ve istinşak yaparak burnunu attı» dedi şunu dahi söyledi: «Başınada öne ve arkaya giderek bir defa mesh etti.» Behz: «Bana bu hadisi Vüheyb yazdırdı» demiş Vüheyb de: Bana bu hadisi Amr b. Yahya iki defa yazdırdı demiştir.
Bize Harun b. Maruf tahdis etti. (H) Bana Harun b. Said (3/48a) el-Eyli ile Ebu't-Tahir tahdis edip (Harun b. Maruf ile birlikte) dediler ki: Bize Vuheyb tahdis etti. Bana Amr b; Haris'in haber verdiğine göre Habbfm b. Vasi' kendisine şunu tahdis etti: Babasmın kendisine tahdis ettiğine göre o Abdullah b. Zeyd b. Asım el-Mazini'yi şunları anlatırken dinlemiştir: O Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i abdest alırken gördü. Mazmaza yaptıktan sonra istinsar yaptı sonra üç defa yüzünü, üç defa sağ elini, üç defa diğerini yıkadı, elinin artığı dışında bir su ile başına mesh etti ve iyice temizleyinceye kadar da ayaklarını yıkadı. Ebu't-Tahir dedi ki: Bize İbn Vehb, Amr b. Haris'den tahdis etti.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Hârûn b. Ma'rûf
Bana Amru'n-Nakid ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. H. Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. Bunlar hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr dediki, bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd ile Abbad Temîm'den, Abbad da amcasından naklen rivayet ettiki : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e namazda iken; hayaline abdesti bozuldu gibi gelen kimsenin hükmü arz olumuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Böyle bîr kimse ses işitmedikçe veya koku duymadıkça namazdan çıkamaz.» buyurmuşlar. Ebu Bekr ile Züheyr b. Harb kendi rivayetlerinde. «Soran zat Abdullah b. Zeyd'dir» dediler.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Abdullah b. Ebû Bekir'den dinlediğim, onun da Abbad b. Temîm'den: Ben Abdullah b. Zeyd El-Mâziniyi şöyle derken işittim, diyerek rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazgah'a çıkarak yağmur duası yaptı. Kıbleye döndüğü vakit cübbesinl ters çevirdi.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Abdullah b. Ebî Bekir'den, o da Abbad b. Temimden, o da amıcasından naklen haber verdi. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazgaha çıkarak yağmur duası yaptı ve kıbleye karşı döndü. Cübbesini ters çevirdi; iki rekat da namaz kıldı.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Said'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr haber verdi; Ona da Abbâd b. Temim haber vermiş, ona da Abdullah b. Zeyd El-Ensârî haber vermişki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası için namazgaha çıkmış, duâ etmek isteyince kıbleye dönmüş ve cübbesini ters çevirmiş.
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki. Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Abbâd b. Temim El-Mâzîni haber verdi. O da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından biri olan amıcasmı şöyle derken işitmiş: «Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duasına çıktı» müteakiben arkasını cemaata vererek Allah'a duâ etmeye başladı ve kıbleye döndü. Cübbesini de ters çevirdi. Sonra İki rek'at namaz kıldı.» İzah Bu hadîsi Buhârî «İstiska» bahsinin bir kaç yerinde; Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve îbni Mace dahî muhtelif yerlerde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. «İstiskaa»: İçecek ve hayvanları ile nebatlarını sulayacak suyu bulunmayan yahut bulunup da yetmiyen yerler halkının ihtiyâç zamanında Allah Teâlâ'dan su niyaz etmeleridir. Hanefiîler'e göre istiskaa, kitap ve sünnetle sabitdir. Kitap» dan deliller «Ey kavmim? Rabbinizden (evvelâ) af dileyin sonra da tevbe edin ki, sizin üzerinize semâdan bol bol yağmur göndersin.» [ Hud 52 ] ayet-i kerimesi ile emsali âyetlerdir. Gerçi bu âyetlerde bahsi geçen Nebiler bizim Nebiimiz değil; Hz. Nûh ve Hz. Hûd (Aleyhimusselm) gibi geçmiş ümmetlere gönderilen Nebiler olup, duâ ve istiğfar hususunda yapmış oldukları tavsiyeler dahi kendi ümmetlerine âit ise de, Allah ve Resulü inkârsız şekilde hikâye etmiş olmak şartı ile eski şeriatlar bizim için dahî şeriat sayılır. Bunun mânâsı: O şeriatların bâzı ahkâmı bizim şeriatımızın bir cüz'ü olmak üzere bize meşru kılınmışdır. Bu âyetlerde de hâl böyledir. Bahsimiz hadislerinden de anlaşılacağı vecihle istiska, sünnetle de meşru olmuşdur. Bu bâbda bir çok sahih hadisler rivayet olmuşdur. îstiska hususunda kitap ile sünnetin isbât ettikleri haddi müşterek: istiğfar ile Allah'a hamd-ü sena ve duadır. Yağmur duasında namaz mes'elesi Hanefiiler'e göre: Yalnız bir hadîsde zikredilmişdir. O da şâzzdır. Anlaşılıyor ki yağmur duası eski ümmetlere de meşru olmuşdur. Bu cihet âyetlerle sabit olduğu gibi, bâzı hadîslerden de anlaşılmaktadır. îmam Ahmed ile Hâkim'in Hz. Ebû Hureyre'den, rivayet ettikleri bir hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: «Vaktiyle Süleyman (Aleyhisselâm) yağmur duasına çıktı ve sırtüstü yatarak ayaklarını semâya kaldırmış bir karınca gördü. Karınca: Yâ Rabbî! Biz, senin mahlûkaatından bir takım mahlûklarız. Senin suyundan müstağni değiliz, diyordu. Bunun üzerine Hz. Süleyman (yanındakilere): «Muhakkak başkasının duası sebebiyle sulandınız; dedi.» Bu hadîs de yağmur duasının eski ümmetlere meşru olduğunu gösterir. Yağmur duası islâmîyetten evvel araplarda da vardı. îbni Asâkir şu rivayeti tahric etmişdir: «Mekke'lilere kıtlık isabet etmiş, Kureyş (Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in amıcası Ebû Tâlib 'e): — Yâ Ebâ Tâlib! Bu vadiye kıtlık geldi. Çoluk çocuk kurağa tutuldu; gel bir yağmur duası yapıver! demişler. Bunun üzerine Ebû Tâlib, beraberinde bir çocuk, (ama) üzerinden siyah bir bulut açılmış güneş gibi bir çocuk (yâni âhir zaman Nebii onun etrafında da bir takım çocuklar olduğu hâlde duaya çıkmış.) Çocuğu alarak sırtını Kabe'ye dayamış ve parmağı ile çocuğa dokunmuş. Gökyüzünde bir pare bulut bile yokmuş. Derken öteden beriden bulutlar peyda olmuş. Ve gittikçe çoğalarak öyle bol bir yağmur yağmış ki; vadi dolmuş taşmış her taraf bolluk içinde kalmış...»
Bize Süreye b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize îsmâil b. Ca'fer, Amr b. Yahya b. Umâra'dan, o da Abbâd b. Temîm'den, o da Abdullah b. Zeyd'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn'i fethedince ganimetleri taksim ederek müellefe-i kulûb'a dünyalıklar vermiş. Sonra Ensâr'ın dahî başkalarının ellerine geçen mallardan almak istediklerini duymuş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak onlara hutbe okumuş: Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra: — «Ey Ensar cemâati! Ben, sizi dalâlette bulmadım mı Allah size benim vâsıtamla hidâyet vermedi mi? Fakir bularak Allah benim vâsıtam ile sizi zengin etmedi mi? Dağınık bularak Allah, sizi benim vâsıtam ile bir yere toplamadı mı?» buyurdu. Ensâr (bu suâllere hep): — «Allah ve Resulünün ihsanı pek büyüktür.» cevâbını veriyorlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bana cevap verseniz ya!» buyurdu. Ensâr (yine): — «Allah ve Resulünün nimetleri pek büyüktür.» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Siz isteseydiniz: şöyle şöyle söyler; filân iş şöyle şöyle oldu, derdiniz.» — Burada Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çok şeyler'e işaret buyurmuş yalnız râvî Amr onları bekleyemediğini söylemiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözüne devamla: — «Başkalarının koyunlarla develerle gitmesine, sizin de evlerinize Resulullah ile dönmenize razı olmaz mısınız? Ensâr iç çamaşırı, başkaları ise dış çamaşırdırlar. Eğer hicret olmasaydı ben mutlaka Ensâr'dan biri olurdum. Bütün insanlar bir vâdîyi ve dağ yolunu tutsa, ben mutlaka Ensâr'ın vadisi ve yolunu tutardım. Şu muhakkak ki: sizler benden sonra başkalarının kendinize tercih edildiğini göreceksiniz. (Ama) havuzun başında bana kavuşuncaya kadar sabredin.» buyurdular.
Bize Kuteybetû'bnû Saîd Mâlik b. Enes'den, ona Abdullah b. Ebî Bekii tarafından okunan, onun da Abbâd b. Temîm'den, onun da Abdullah b. Zeyd EI-Mâzinî'den rivayet ettiği hadîsler meyanında rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize AbdülAziz b. Muhammed El-Medenî, Yezîd b. Haad'dan, o da Ebû Bekir'den, o da Abbaad b. Tenıim'den, o da Abdullah b. Zeyd El-Ensarî'den naklen haber verdiki. Abdullah Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Minberimle evimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.» buyururken işitmiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e İbni Şihab'dan dinlediğim, onun da Abbâd h. Temim'den, onun da amcasından naklen rivayet etliği şu hadîsi okudum. Abbâd'ın amcası Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı mescidde sırtüstü yatarak bir ayağını diğerinin üzerine koyduğunu görmüş.