Tam adı es-Sâib b. Yezîd b. Saîd el-Kindî'dir. Hicretin ikinci yılında (m. 623-624) doğdu; kaynaklarda Abdullah b. Zübeyr ve Nu'mân b. Beşîr ile yaşıt gösterilir. Hz. Peygamber'i çocuk yaşta gördüğü için sahâbîler arasında sayılır. Yedi yaşındayken babasıyla birlikte Veda haccına katıldığını bizzat anlatması, onu Resûl-i Ekrem'i doğrudan gören en genç sahâbîlerden biri yapmıştır.
Çocukluğunda hastalandığı bir sırada teyzesinin kendisini Hz. Peygamber'e götürdüğü, Resûlullah'ın elini başına koyup ona dua ettiği rivayet edilir. İlerleyen yaşlarda saçlarının ortasındaki bir bölümün hiç ağarmaması da bu duaya bağlanmıştır. Hz. Ömer döneminde Medine çarşısının denetimiyle görevlendirildiği, yani sonraki hisbe teşkilâtını andıran bir vazife üstlendiği nakledilir.
Rivayetleri sayıca azdır; kendisinden yirmi civarında hadis nakledildiği belirtilir ve bu rivayetler Buhârî ile Müslim başta olmak üzere temel hadis kitaplarında yer alır. Hz. Ömer zamanında teravih namazının nasıl kılındığına dair meşhur rivayet de ona dayandırılır. Yahyâ b. Saîd el-Ensârî gibi tâbiîn âlimleri kendisinden hadis almıştır. Vefat tarihi ihtilâflıdır; en çok zikredilen yıl h. 82 / m. 701 olmakla birlikte kaynaklarda h. 91 / m. 710 ve h. 94 / m. 713 tarihleri de geçer. Medine'de vefat etmiştir.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ca'd şöyle demiştir: Saib İbn Yezîd'in şöyle dediğini duydum: Teyzem beni Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e götürerek: "Ey Allah'ın Resulü! Kız kardeşimin oğlunun ayakları ağrıyor" dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem başını okşayarak benim için bereket duası etti. Sonra abdest aldı, onun abdsst suyundan içtim. Sonra arkasında durdum. İki kürek kemiği arasında keklik yumurtası büyüklüğünde Nübüvvet mührünü gördüm. Tekrar: 354, 3541, 5670, 6352. Diğer Tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
Sâib İbn Yezîd'den şöyle nakledilmiştir: "Bir gün Mescid-i Nebevî'de ayakta duruyordum. Birden adam'ın teki bana bir çakıl taşı artı. Hemen dönüp baktım. O kişi Ömer İbn Hattab'mış. Bana, 'Git şu iki adamı tut getir’’ dedi. Ben de gittim, onları bulup getirdim. Onlara: 'Siz kimsiniz?' veya 'Nerelisiniz?' diye sordu. Onlar da 'Taifliyiz' diye cevap verdiler. Bunun üzerine Ömer onlara şöyle dedi: Eğer Medine'li olsaydınız canınızı yakardım. Zira siz, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidinde sesinizi yükseltiyorsunuz!"
Saib İbn Yezîd (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) dönemlerinde Cum'a ezanı imam minbere çıkıp oturduğunda okunurdu. Fakat Osman (r.a.) halife olduğunda Medine'de İnsanlar çoğalıp nüfus arttığı için Zevrâ denen yerde üçüncü ezanın ek olarak okunmasını kararlaştırdı. Tekrar: 913, 915, 916.
Saib Ibn Yezîd'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Cum'a günü ek olarak üçüncü, ezan okunması uygulamasını başlatan Osman'dır. O dönemde Medine'de nüfus arttığı için Osman (Radiyallahu Anh) böyle bir uygulamayı başlatmak zorunda kalmıştı. Daha önceleri Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sadece bir müezzini vardı ve Cuma ezanı imam minbere çıkıp oturunca okunurdu."
Saib İbn Yezîd (r.a.) şöyle demiştir: "Cum'a günleri ezan'ın okunma vakti Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir ve Ömer dönemlerinde imam'ın hutbe için minbere çıkıp oturduğu an idi. Daha sonra Osman halife olunca insanlar çoğaldığı için üçüncü ezan'ın okunması talimatını verdi. Bu ezan da Zevrâ denen yerde okunuyordu. İşte onun bu talimatı daha sonra yerleşik bir uygulama haline geldi."
Ezd-i Şenue kabilesinden Süfyan İbn Ebu Züheyr adlı sahabı, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim" demiştir: "Zirai gereklilik ya da çoban köpeği olma amacı bulunmadığı halde köpek edinen kimsenin, hergün amelinden bir kırat eksilir." (Saib İbn Yezid), "Ben ona, sen gerçekten bu sözü Resulullah'tan işittin mi?" diye sordum. O da bana, "Şu mescidin Rabbine yemin olsun ki evet işittim" diye cevap verdi" demiştir. Tekrar: 3325
Saib İbn Yezıd şöyle demiştir: "Biz çocuklarla birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere Veda Tepesine gitmiştik. " Tekrar: 4426, 4427 Diğer tahric: Tirmizî, Cihad
Saib b. Yezid dedi ki: "Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. Başımı sıvazladı ve bana bereket ihsan edilmesi için dua etti. Abdest aldı, abdest suyundan içtim. Sonra da sırtının arkasında ayakta durdum. İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."
Muhammed b. Yusuf dedi ki: es-Saib b. Yezid'i şöyle derken dinledim: "Ben, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, el-Mikdad ve Said (Allah onlardan razı olsun) ile birlikte arkadaşlık ettim. Onlardan birisinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den hadis naklettiğini duymadım. Ancak ben Talha'nın Uhud gününden söz ettiğini dinledim."
Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir.
Zühri, o Saib'in şöyle dediğini nakletmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Teblik gazvesinden dönüşünde onu karşılamak üzere çocuklarla birlikte Seniyetu'l-Veda {Veda tepesi)'a çıktığım ı hatırlıyorum."
Saib'den, dedi ki: "Teyzem beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürerek: Ey Allah'ın Rasulü, kız kardeşimin oğlu hastadır, dedi. Allah Rasulü, Başımı sıvazladı ve bana bereket ile dua etti. Daha sonra abdest aldı, ben de onun abdest aldığı sudan içtim. Sırtının arka tarafında da ayakta durdum. İki kürek kemiği arasındaki gerdek çadırının düğmelerini andıran nübüvvet mührüne baktım (gördüm)."
Saib İbn Yezıd'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürmüş ve benim hasta olduğumu söylemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başımı okşadı ve bereket duası etti. Daha sonra abdest aldı; ben de abdest suyunu içtim. Daha sonra arkasında durup Nebilik mi,ihrüne baktım.
Saib b. Yezid r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dönemindeki sa', sizin bugünkü kullandığınız müd ile bir müdd ve bir müddün üçte biri idi. Ömer b. Abdulaziz zamanında sa' ölçeğinde artırma yapılmıştır."
Saib b. Yezid şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında, Ebu Bekir'in halifeliğinde ve Ömer'in halifeliğinin ilk zamanlarında bize şarap içmiş olan sarhoş bir kişi getirildi de ona doğru kalkıp ellerimizle, ayakkabılarımızla ve ridalarımızla vurduk. Hz. Ömer, halifeliğinin son yıllarında o sarhoşa kırk değnek vurdu. Nihayet insanlar içki içmek ve fesad çıkarmakta ileri gittiklerinde Ömer içki içenlere seksen değnek vurdu.
Saib b. Yezid şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında sağ ölçeği bugünkü müddümüz ölçüsüyle bir müd ile üçte bir müd miktarı idi. Sağ ölçeği (Ömer b. Abdulaziz'in zamanında) arttırıldı.
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve Ibni Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail, Yezîd b. Husayfa'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Sâib b. Yezîd haber verdiki, yanlarına Süfyân b. Ebî Züheyr eş-Şeneî gelmiş de: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yukarıki hadîs gibi îrâdda bulundu. demiş.
Bize Kuteybe b. Saîd ile Muhammed b. Abbâd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hatim (bu zat İbni İsmail'dir) Ca'd b. Abdirrahman'dan rivayet etti. (Demişki): Sâib b. Yezid'i şöyle derken işittim: Teyzem beni Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdü de: - Yâ Resûlallah! Gerçekten kız kardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. O da benim başımı sıvazladı. Ve bana bereket duasında bulundu. Sonra abdest aldı. Ve ben abdest suyundan içtim. Sonra arkasında ayakta durdum. Ve iki omuzunun arasındaki çadır düğmesi gibi mührüne baktım.