Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize Osman b. Ömer tahdis etti. Bize Ali b. el-Mübarek, Yahya b. Ebi Kesir'den bu isnat ile haber verdi ve (Allah Resulü): "Onun yer i/e gök arasında arşın üzerinde oturmakta olduğunu görüverdim" (buyurdu), dedi. Tahric bilgisi 404 ile aynı.
Bize Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Osmân b. Ömer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be, Sâbit-i Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğuna ağlayan bir kadının yanına uğramış da, ona: — «Allah'dan kork ve sabret.» buyurmuş. Kadın: «— Sen, benim musibetime aldırış etmezsin.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (oradan gidince) kadına: — Bu zât Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) idi.» demişler. Bu sefer kadının içine «ölüm acısı» gibi bir şey çökmüş. Bunun Üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kapısına gelmiş. Fakat onun kapısında kapıcı filân bulamamış ve. — «Yâ Resulullah! Ben, seni tanıyamadım» diyerek özür beyân etmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Sabır ancak (musibet) ilk başa geldiği andadır.» yahut «Musibetin başa geldiği ilk andadır.» buyurmuşlar.
Bana Züheyr b. Harb rivayet elli. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet elti. (Dediki): Bize îsâ b. Hafs b. Âsim haber verdi. (Dediki): Bize Nafi', İbni Ömeı'den rivayet etti. şöyîe demiş; Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Her kim Medînenin sıkıntılarına katlanırsa kıyamet gününde ben ona şefaatçı yahut şâhid olurum» buyururken işittim.
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer haber verdi. (Dediki): Bize Yûnus, Zührî'den, o da Abdullah b. Kâ'b b. Mâlik'den naklen haber verdi. Ona da Kâ'b b. Mâlik haber vermiş ki, Kendisi İbni Ebî Hadred'de olan bir alacağını istemiş... Râvî, İbni Vehb hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bana Haccâc b. Şair de rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Rafı' dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'I-Münzir El-Kazzâz rivayet etti. Her iki râvî Dâvud b. Kays'dan o da Ubeydullah b. Miksem'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etmişlerdir. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cüheyne toprağına bir müfreze gönderdi. Üzerlerine de bir zâtı kumandan tayin etti... Râvî hadîsi yukarkilerin hadisi gibi rivayet etmiştir.
Bana Ebû Dâvud, Süleyman b. Ma'bed rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Kehmes bu isnadla bu hadîsin benzerini haber verdi.
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b, Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Ali (Bu zat İbn-i Mübarek'tır.) Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Katâde'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Koruk hurma ile olgun hurmadan, beraberce neblz yapmayın! Olgun hurma ile kuru üzümden de beraberce nebiz yapmayın! Lâkin bunların her birinden yalnız başına nebîz yapsn!» buyurmuşlar. Yahya Abdullah b. Ebî Katâde'ye rasladığını, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun gibi rivayette bulunduğunu söylemiş.
Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Simak'dan rivayet etti. (Demişki): Ben Alkame b, Vâil'i babasından rivayet ederken dinledimki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kerm demeyin! Lâkin İneb ve hable deyin!» buyurmuşlar.
Bana Ebû Gassan El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Âmir (yâni El-Hazzâz) Ebû İmran El-Cevni'den, o da Abdullah b. Samit'den, o da Ebû Zer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın maruftan hiç bir şeyi hakir görme! Velev din kardeşini güier yüzle karşılaman olsun!» buyurdular.
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Azra b. Sabit, Yahya b. Ukayl'dan o da Yahya b. Ya'mur'dan, o da Ebu'l-Esved ed-Dieli'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İmran b. Husayn bana şunu söyledi: --Ne dersin, İnsanların bu gün yapmakta olduğu ve hakkında çaba gösterdikleri şey, onlara takdir edilmiş ve geçmişte haklarında kaza buyurulmuş bir kader midir ? Yoksa geleceklerine ait Nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında huccet sabit olan bir şeymidir ? Ben: -- Belki onlar hakkında kaza buyurulmuş ve geçmiş bir şeydir, dedim. İmran: -- O halde zulüm olmaz mı ? dedi. Ben bundan fena halde korktum ve: -- Her şey Allah'ın mahluku ve mülküdür. O yaptığından sorulmaz ! Ama mahluklar sorulurlar, dedim. İmran bana: -- Allah sana rahmet eylesin ! Ben sana sorduklarımla ancak senin aklını denemek istedim. Müzeyne'den iki adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler de: -- Ya Resulullah ! Ne buyurursun ? Bu gün insanlar ne amel edecek, neye çaba gösterecekler ? Haklarında hükmolunmuş ve bitmiş, geçmiş bir kader hakkında mı, yoksa istikballerine ait Nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında huccet sabit olan bir hususta mı ? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ''Hayır ! bilakis haklarında hüküm verilmiş ve geçmiş bir şey hususunda (amel edecekler) Allah (Azze ve Celle)'nin Kitabında bunun tasdiki: ''Nefs'e ve o nefsi kusursuz yaratıp kendisine sapıklığını, takvasını ilham eden Allah'a yemin olsun! {[Şems 7 ve 8] ayetidir.'' buyurdu, dedi.
{m-75} Bana bu hadîsi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti, H. Bize bunu ishak b. ibrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. Her iki râvi israil'den, o da Ebû ishak'dan, o da Bera'dan naklen rivayet etmişlerdir. Bera' şöyle demiş : Ebû Bekr babamdan on üç dirheme bir semer satın aldı... Ve râvi hadîsi Züheyr'in Ebû ishak'dan rivayet ettiği hadîs mânâsında nakletmiştir. O, Osman b. Ömer'den rivayet ettiği hadîsinde şöyle demiştir : «Sürâka yaklaşınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona beddua etti. Ve atı karnına kadar yere battı. Sürâka ondan atladı ve : — Yâ Muhammed! Anladım ki, bu senin işindir. imdi Allah'a dua et de, bulunduğum halden beni kurtarsın. Senin için boynuma borç olsun, arkamdan gelenlere hâlinizi gizleyeceğim, işte ok torbam. Onlardan bir ok al. Sen filân ve filân yerde benim develerimin ve çıraklarımın yanına uğrayacaksın. Onlardan hacetini de al, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Benim, senin develerine ihtiyacım yoktur!» buyurdular. Müteakiben Medine'ye geceleyin geldik. Medîneliler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kim'e misafir olacağı hususunda münakaşa ettiler. Bunun üzerine: «Ben, Benî Neccâr'a, Abdu'l-Muttalib'in dayılarına misâfir olur, bununla onlara ikramda bulunurum.» buyurdular. Derken erkekler ve kadınlar evlerin üstlerine çıktılar. Çocuklar ve hizmetçiler yollara dağıldılar. — Yâ Muhammed! Yâ Resûlallah! Yâ Muhammed! Resûlallaîı! diye sesleniyorlardı.»