İbn el-Hâd

Ebû Abdullah · 5. tabaka

Yezîd b. Abdullah b. Üsâme b. el-Hâd

Vefath. 139 · Medine
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Leysî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka5. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana İbni Ebî Ömer rivayet etti. (dediki): Bize Abdülazîz, Yezîd'den, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti ki, Ebû Seleme şöyle demiş: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'ye sordum; — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaç elbise içinde kefenlendi? dedim. Âişe: — Üç sehûl elbisesi içine; cevâbım verdi. İzah Bu hadîsi Buhârî «Cenaiz» bahsinin bir iki yerinde; Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbni Mâce «Cenâiz» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kaç parça elbise içine kefenlendiği ihtilaflıdır. Hadîslerin bâzılarında üç parça beyan Yemen bezi ile; diğerlerinde evvelâ bir hülleye, sonra o çıkarılarak üç parça beyaz Yemen bezine sarıldığı bildiriliyor. Hülle: Bir cinsten olmak üzere izâr ve ridâ' yani üst ve alt elbise, demektir. Bu elbise Yemen kumaşlarından yapılır. Sehûl veya Suhûl: Pamuklu elbise, demektir. Ebû Dâvûd'un «Sünen» inde rivayet ettiği bir hadisde Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve SelIem)'in «Hibera- denilen bir nev'i Yemen kumaşi ile kefenlendiği, sonra o elbise çıkarıldığı bildiriliyor. Yine Ebû Davud'un «Sünen»inde buradaki rivayet bulunduğu gibi İbni Abbâs' dan nakledilen başka bir rivayette üç Necrân elbisesi ile yâni iki elbiseden ibaret bir hülle ve içinde vefat ettiği gömleği ile kefenlendiği bildiriliyor. Osman b. Ebî Şeybe: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç elbise ile yâni kırmızı hülle ve bir de içinde vefat ettiği gömlekle kefenlenmiştir, diyor. Bezzâr'in rivayet ettiği bir hadîse göre: Resulullah tSallallahu Aleyhi ve Sellem) yedi parça kumaşla kefenlenmiştir. Bunların üçü sehûl bezindendir. Bunlarla beraber gömlek, sarık, don ve altına yazılan bir de kadife vardır. İbni Adiyy'in rivayet ettiği bir hadîste İbni Abbas {Radiyallahu anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki beyaz sehûl kumaşı ile kefenlendi, demiştir. Tirmiizî diyor ki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kefeni hakkında muhtelif rivayetler vardır. Bunların içinde en sahih olanı Hz. Aişe hadîsidir» Lügat ulemâsından Ezherî'ye göre; Sehûliyye: Yemen de bir yerin ismidir. Orada kumaş dokunur. Sûhûliyye ise: Beyaz kumaş, demektir. Bâzıları «Sehûliyye» kelimesinin Yemen'de bir yere mahsûs ism-i mensûb olduğunu; Suhûliyye ise: Pamuklu kumaş, mânâsına geldiğini söylemişlerdir. Hattâ «Sehûl: Yemen'de bir kabiledir. Yemen elbiseleri bu kabileye nisbet edilir; Sahi: Beyaz elbise, demektir, cem'i suhûl gelir.» diyenler de olmuştur. Daha başka tefsirler yapanlar da vardır.
Bana Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülazîz b. Muhammed Ed-Derâverdi, Yezîd b. Abdillah b. Had'dan, o da Muhammed b. İbrahim'den o da Ebû Selemete'bni Abdurrahman'dan, o da Aişe (Radiyallahû anha)'dan neklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: G«erçekten bizden birimiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bazan oruç tutamaz da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunmak dolayısıyla onu ta şaban gelinceye kadar kaza edemezdi.»
Bize Muhammed b. Rumh b. El-Muhacir rivayet etti. (Dediki) Bana Leys, Îbni'l-Had'dan o da Süheyl b. Ebî Sâlih'den, o da Nu'man b. Ebî Ayyaş'dan o da Ebû Saîd-i Hudri (Radiyallahu anhuma)'dan naklen haber verdi. Ebû Saîd şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah yolunda bir gün oruç tutan hiç bir kul yoktur kî, o gün sebebi ile Allah onun yüzünü yetmiş sene cehennemden ırak etmesin» buyurdular.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Bekir yâni İbni Mudar, İbni Had'dân, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Selemete'bni Abdiraahman'dan, o da Ebû Saîd-i Hudri (Radiyallahû anh) dan naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan ayının ortasındaki on günde itikaf yapardı. Yirminci gece geçip de yirmîbirinciyi karşıladığı zaman evine dönerdi. Onunla birlikte itikâf yapanlar da dönerlerdi. Sonra, bir Ramazan ayında evine dönmeyi itiyat edindiği gece mescidde kalarak cemaata hutbe okudu ve onlara Allah'ın dilediklerini emretti. Sonra şöyle buyurdu : «Ben, bu on günde îtikâf yapıyordum. bi'l ahara şu son on günde itikaf yapmak hatırıma geldi, imdi benimle beraber kim itikaf yapmışsa, îtikâf yerinde gecelesin. Ben, bu geceyi hakikaten rüyamda gördüm ama, o hana unutturuldu. Artık siz, onu son on gün zarfında tek gecelerde arayın. Ben kendimi bir su ve çamura secde ederken gördüm.» Ebû Said-i Hudrî Demişki: «Yirmibirinci gece yağmura tutulduk da mescid Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı yere aktı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazından çıkarken ona baktım, yüzü çamur ve suyla ıslanmıştı.»
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülaziz yani Derâverdi, Yezîd'den, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Selemete'bnü Abdirrahman'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiki, şöyle demiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda ayın ortasındaki on günde îtikâf yapardı...» Ravi hadîsi yukarki hadîs gibi rivayet etmiş yalnız: «îtikaf ettiği yerde dursun, buyurdu.» Bir de: «Alnı çamur ve suyla dolu olarak çıkıyordu.» demiştir.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Bekr yâni İbni Mudar, Îbni'l-Hâdd'dan, o da Ebû Bekr b. Muhammed'den, o da Abdullah b. Amr b. Osman'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Râfi' şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'yi kasdederek: «Şüphesiz ki İbrâhîm Mekke'yi haram kılmıştır. Ben de bunun iki taşlığı arasını haram kılıyorum» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize AbdülAziz b. Muhammed El-Medenî, Yezîd b. Haad'dan, o da Ebû Bekir'den, o da Abbaad b. Tenıim'den, o da Abdullah b. Zeyd El-Ensarî'den naklen haber verdiki. Abdullah Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Minberimle evimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.» buyururken işitmiş.
Bize ishâk b. ibrâhîm rivayet etti. (Dediki: Bize Abdülâzîz b. Muhammed haber verdi. (Dediki): Bana Yezîd b. Abdillâh b. Üsâmete'bni'î-Hâd rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Ebî Ömer el-Mekkî de rivayet etti. Bu lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdülâzîz, Yezîd'den, o da Muhammed b. ibrahim'den, o da Ebu Selemete'bnü Ahdirrahmân'dan naklen rivayet eyledi, ki şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în zevcesi Aişe'ye: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mehri ne kadardı? diye sordum. Âişe : — Onun zevcelerine (verdiği) mehri on iki okiyye i!e bir neşş idi. Neşş nedir bilir misin? dedi. Ben : — Hayır, cevâbını verdim. — Yarın okiyyedir. Bunların mecmu'u beşyüz dirhem eder; işte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerine (verdiği) mehri bundan ibaretti; dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Abdülazîz b. Muhammed ← İbn el-Hâd ← Muhammed b. İbrâhîm ← Ebû Seleme
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Ebû Ömer ← Abdülazîz b. Muhammed ← İbn el-Hâd ← Muhammed b. İbrâhîm ← Ebû Seleme
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, ibni'I-Hâd'dan, o da Ebu Hâzim'den, o da Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen haber verdiki, Yahudiler: Kadının fercine arkasından cima' edilir de sonra gebe kalırsa çocuğu şaşı gözlü olur; derlermiş. Nihayet: (Kadınlarınız sizin tarlanızdır; imdi tarlanıza nereden isterseniz gidin) âyet-i kerîmesi indirilmiş.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize, Leys, ibni Hâd'dan, o da Ömer b. Alî b. Hüseyn'den, o da Saîd b. Mercâne'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettti. Ebû Hureyre şunu söylemiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Bir kimse mü'min bir rakabe âzâd ederse, Allah o rakabenin her uzvuna mukabil cehennemden bir uzuv âzâd eyler. Hattâ fercine mukabil fercini bile âzâd eder.»
Bana Bişr b. Hakem El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz b. Muhammed, Yezid b. Abdillâh b. Hâd'dan, o da Ebû Bekir b. Muhammed'den, o da Amra'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, Âişe Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hırsızın eli ancak çeyrek altında ve daha fazlada kesilir.» buyururken işitmiş.
Bize İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. El-Müsennâ ve İshâk b. Mansûr toptan Ebû Âmir El-Akadî'den rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Misver b. Mahreme oğullarından Abdullah b. Ca'fer, Yezîd b. Abdillâh b. Hâd'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz b. Muhammed, Yezîd b. Abdillâh b. Usâmetebni'l-Hâd'dan, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Amr b. As'ın âzâdlısı Ebû Kays'dan, o da Amr b. Âs'dan naklen haber verdi ki Amr Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş: «Hâkim hüküm verir (ken) ictihâdda bulunur; İsabet de ederse onun için iki ecir vardır. Ama hüküm verir (ken) ictihâd eder de yamlırsa ona bir ecir vardır.»
Bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân —yâni İbni Muhammed Ed-Dimaşkî— haber verdi. (Dediki); Bize Leys b. Said rivayet etti. (Dediki): Bana Yezîd b. Abdillâh b. Usâmete'bni'l-Hâd EI-Leysî bu hadîsi, Abdülazîz b. Muhammed'in her iki isnâdla rivayeti gibi rivayette bulundu.
{…} Bize İbııü Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz (yâni Derâverdî) Yezîd'den —ki İbnül'-Hâd'dır—, o da Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*e bey'at ettik... Râvi, İbni İdrîs'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur
Bize Amr'un-Nâkid rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. Kasım rivayet etîi. (Dediki): Bize Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana Yezid b. Abdillah b. Usâme b. Hâd EI-Leysî, Yahya b. Saîd'den, o da Ca'fer b. Abdillah b. Hakem'den, o da Ka'kaa' b. Hakîm'den, o da Câbir b. AbdilIah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kabı örtün! Tulumu da bağlayın! Çünkü senede bir gece veba iner. Kapağı olmayan hiç bir kabın yahut üzerinde bağı olmayan hiç bir tulumun yanından geçmez ki, içine bu vebadan bir şey İnmesin.» buyururken işittim.
Bize Nasr b. Ali El-Cehdamî de rivayet etti. (Dedikî): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Leys b. Sa'd bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o: «Çünkü senede bir gün vardır. O günde veba iner,» demiş; hadîsin sonuna şunu ziyade etmiştir: «Leys dedi ki: Bizde yabancılar bundan Aralık ayında korunurlar.»
Bize Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz Ed-Derâverdi, Yezid'den (Bu zât İbni Abdillah b. Usâme b. Had'dır.) o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ln zevcesi Âişe'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandığı vakit onu Cibril okur: Seni berî kılan, her hastalıktan sana şifâ veren, hasedliği kabardığı vakit her hasetçinin şerrinden ve her nazarı değenin şerrinden emin eyleyen Allah'ın ismiyle, derdi.
Bize Kuteybe b. Saîd Es-Sekafî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbnü'l-Hâd'dan, o da Mus'ab b. Zübeyr'in azatlısı Yuhannis'den, o da Ebû Saîdi Hudrî'den, naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Bir defa biz Arc denilen yerde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürürken aniden önümüze şiir okuyan bir şâir çıktı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu şeytanı alın! Yahut bu şeytanı tutun! Bir adamın içinin İrinle dolması, şiirle dolmasından kendisi için daha hayırlıdır.» buyurdular.
{m-130} Bana Muhammed h. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu zat Mansur b. Selemete'l-Huzâî'dir. (Dediki): Bize Leys, Yezid b. Hâd'dan, o da İbni Şihab'dan naklen bu isnadla tamamıyle bu hadîsin mislini haber verdi
Bana Ebû't-Tâhir rivayet etti. (Dodiki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Hayve b, Şureyh, İbni'l-Hâd'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İyiliğin en iyisi, kişinin baba dostuna sılada bulunmasıdır.» buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Hayve b. Şüreyh ← İbn el-Hâd ← Abdullah b. Dînâr ← İbn Ömer
Bize Hasen b. Ali El-Hulvânî rivâyet etti. (Dediki): Bize Ya'kub b ibrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babamla Leys b Sa'd hep birden Yezid b. Abdillah b. Usame b. Hâd'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Kendisinin bir eşeği varmış. Mekke'ye çıktığında deveye binmekten bıktığı zaman onun üzerinde rahatlanırımış. Bir de başına sardığı sarığı varmış. Bir gün bu eşeğin üzerinde iken aniden yanından bir bedevi geçmiş. Abdullah (ona) : — Sen filân oğlu filânın oğlu değil misin? diye sormuş. Bedevi : — Evet! cevâbını vermiş. Abdullah hemen eşeği ona vermiş. Ve : — Buna bin! demiş. Sarığı dahi vererek : — Bunu başına sar! demiş. Bunun üzerine arkadaşlarından biri Abdullah'a : — Allah sana mağfiret buyursun. Bu bedeviye üzerinde rahatlandığın bir eşek verdin. Bir de sarık verdin ki, onu kendi başına sarıyordun, demiş. Abdullah ; — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kişinin babası öldükten sonra baba dosîlarına sılada bulunması, iyiliğin en iyisindendir.» buyururken işittim. Bunun babası da Ömer'in dostu idi, demiş.
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bize Hayve haber verdi. (Dediki): Bize İbni Hâd, Ebû Bekr b. Hazm'den, o da Amra'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Mu'minin başına gelen hiç bir şey, hattâ ayağına batan diken yoktur ki, Allah onun sebebiyle kendisine bir sevab yazmasın! Yahut onun sebebiyle kendisinden bir günah düşülmesin!» buyururken işittim.
Bize Harmele b. Yahya El-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Hayve haber verdi. (Dediki): Bana İbni Hâd, Ebû Bekr b. Hazm'den, o da Amra'dan (yâni binti Abdirrahman'dan), o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Âişe! Şüphesiz ki, Allah refikdir. Rıfkı sever. Rıfk karşılığında şiddet ve başkası için vermediğini verir.» buyurmuşlar.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Bekr (yâni İbni Mudarj İbni Had'dan rivayet etti. Ona da İbni Ayyaş'ın azatlısı Ziyad b. Ebî Ziyad, Irak h. Mâlik'ten naklen rivayet etmiş. (Irak demişki): Ben bu hadîsi Âişe'den naklen Ömer b. Abdi'l-Aziz rivayet ederken dinledim. Âişe (Şöyle demiş): Fakir bir kadın, iki kızını yüklenmiş bana geldi. Ben de kendisine üç kuru hurma verdim. Kızların her birine birer hurma verdi. Yemek için bir hurma da ağzına attı. Derken kızları onu da yemek istediler. Kadın yemek istediği hurmayı hemen ikisinin arasında pay etti. Onun bu hâli benim hoşuma gitti. Yaptığını Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlattım da: «Muhakkak bu hurma sebebiyle Allah ona cenneti vâcib kılmıştır. Yahut bu hurma sebebiyle onu cehennemden azad etmiştir.» buyurdular
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Bekr (yâni; ibni Mudar) ibni Hâddan, o da Muhammed b. ibrahim'den, o da îsa b. Talha'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sallem)'i şöyle buyururken işitmiş: «Şüphesiz kul bir söz söyier, onun sebebiyle cehenneme, doğuyla batı arasından daha uzağa iner.»
Bize bu hadîsi Muhammed b. Ebi Ömer El-Mekkî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Aziz Ed-Derâverdî, Yezid b. Hâd'dan, o da Muhammed b. ibrahim'den, o da isa b. Talha'dan, o da Ehû Hureyre'-den naklen rivayet ettiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz kul mânâsını düşünmeden bîr söz söyler. Onun sebebiyle cehenneme, doğu ile batı arasından daha uzağa düşer.» buyurmuşlar.