Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Züheyr b. Harb ile îshak b. İbrahim de hep birden Ebu'l-Velid'den rivayet ettiler. Züheyr dedi ki: Bize Hişam b. Abdilmelik rivayet etti. (Dedi kî): Bize Ebu Avane, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Alkametü'bnü Vaîl'den, o da Vail b, Hucr'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellemi'in huzurunda idim. Yanına bir arazi hakkında birbirinden davacı olan iki adam geldi. Onlardan biri: Ey Allah'ın Resulü, bu adam cahiliye döneminde bana ait olan bir arazimi gasp etmişti, dedi. -Bu kişi İmriu'I-Kays b. Abis el-Kind! idi. Davacı olduğu kişi de Rabia b. İbdan'dı.- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Beyyinen var mı" buyurdu. O: Beyyinem yok dedi. Allah Resulü: "O halde o yemin edecek" buyurdu. İmriu'I-Kays: O zaman arazimi alır gider dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin bundan başka bir hakkın yok" buyurdu. (Vail) dedi ki: Hasmı yemin etmek üzere kalkınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Her kim haksızca bir araziyi kesip alırsa, Allah'ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar" buyurdu. İshak rivayetinde (Rabia b. İbdan yerine) Rabia b. Aydan demiştir.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Cerir, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Musa b. Talha'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre dedi ki: Şu: "Aşiretini, en yakın akrabanı uyar" (Şuara, 214) ayeti nazil olunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kureyşlileri çağırdı, onlar da toplandılar. Allah Resulü hem genel, hem özel konuşarak şöyle buyurdu: "Ey Ka'b b. Luey oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Murre b. Ka'b oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Abdu Şems oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Abdu Menaf oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Haşim oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Abdulmuttalib oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Fatıma kendini ateşten kurtar. Benim Allah'a karşı size hiçbir faydam olmaz. Şu kadar var ki sizin, ıslaklığıyla ıslak tutacağım (gözeteceğim) bir akrabalığınız var. "
Bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavariri de tahdis etti. Bize Ebu Avane, Abdulmelik b. Umeyr'den bu isnad ile tahdis etti (3/30b). Ama Cerir'in rivayet ettiği (bundan önceki) hadis daha eksiksiz ve daha doyurucudur. DAVUDOĞLU İZAHI 205.sayfada, NEVEVİ İZAHI 206.sayfada.
Bize Ubeydullah b. Ömer El-Kavariri ile Muhammed b. Ebi Bekr, El-Mukaddemi ve Muhammed b. Abdilmelik, El-Emevi'de rivayet ettiler dedilerki: Bize Ebu Avane Abdiilmelik b. Umeyr'den, o da Abdullah b. Haris b. Nevferden, o da Abbas b. Abdulmuttalip'ten naklen rivayet etti ki Abbas b. Abdulmuttalib: Ey Allah'ın Resulü, Ebu Talib'e hiç faydan oldu mu, çünkü o seni korur, senin için öfkelenirdi, dedi. Allah Resulü: "Evet, o topuklarına kadar varan bir ateştedir. Ben olmasaydım hiç şüphesiz cehennemin en aşağı basamağında olacaktı. "
Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Abdulmelik b. Umeyr'den, o da Abdullah b. Haris'ten naklen rivayet etti. Demişki. Abbas'ı şunları söylerken işittim: Ey Allah'ın Resulü, şüphesiz Ebu Talib seni koruyor, sana yardım ediyordu. Bunun ona bir faydası oldu mu, dedim. Allah Resulü: "Evet, ben onu cehennemin derinliklerinde buldum, onu topuklarına kadar varan bir yere kadar çıkardım" buyurdu.
Bu hadisi bana Muhammed b. Hatim'de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Sa'id Süfyan'dan rivayet etti. Demişki: Bana Abdilmelik b. Umeyr rivayet etti. Dedi ki: Bana Abdullah b. Haris rivayet etti. Dediki: Bana Abbas b. Abdulmuttalib haber verdi. H. Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî Süfyan'dan bu isnadla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ebu Avane hadisi gibi rivayet etti.
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den, o da Abdülmelik b. Ümeyr'den, o da Ebu Bürde'den, o da Ebu Musa'dan naklen rivayet etti. Ebu Musa şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı ve hastalığı şiddetlendi, bunun üzerine: «Ebu Bekir'e emredin de cemaata namazı kıldırıversin» buyurdular. Âişe: — Yâ Resulullah, Ebu Bekir yufka yürekli bir zâttır. Senin yerine geçerse halka namaz kıldıramaz, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : (Sana) Ebu Bekir'e emretde cemaata namazı kıldırsın (diyorum) Siz muhakkak Yusuf (A.S.) zamanının kadınlarısınız.» buyurdular. Artık bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yaşadığı günler de cemaata namazı Ebu Bekir kıldırdı.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym Abdül melik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen haber verdi ki, Kufeliler Sa'd'ı Ömerü'bnü'l-Hattâb'a şikâyet ederek namazından söz etmişler. Ömer de ona haber göndermiş. Sâ'd gelmiş, Ömer ona Kufelilerin namaz meselesinden dolayı kendisini ta'yîb ettiklerini söylemiş, Sâ'd: «Ben onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldırıyorum, ondan hiç bir şey eksiltmiyorum, ilk iki rek'âti onlara, uzunca tutuyorum; son iki rek'âtta ise kısa kesiyorum.» demiş. Bunun üzerine Ömer: «Senden zâten bu beklenir. Yâ Ebâ İshâk!» demiş.
Bize Ebu Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Bişr Mis'ardan, o da Abdülmelik ile Ebu Avn'dan, onlar da Câbir b. Semura'dan yukarkilerin hadîsi mânâsında rivayette bulundu. O şunu da ziyade etti: Sa'd: «Bana namazı Bedeviler mi öğretecek?» demiş.
Bize ibni Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdetü'bnü Ebî Lübâbe İle Abdülmelik b. Umeyr rivayet ettiler. Onlar da Mugîratü'bnü Şu'be'nin kâtibi Verrâd'ı şöyle derken işitmişler: Muâviye, Mugîra'ya: Bana Resulullah (Sallalhu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey yaz!., diye mektup gönderdi. Bunun üzerine o da, ona şu cevâbı yolladı: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda selâm verdikten sonra: «Allah'dan başka hiç bir ilâh yoltdur; yalnız o vardır; onun şeriki yokdur; mülk onundur; hamd de ona mahsûsdur; hem o her şey'e kaadirdir. Allâh'ım! Senin verdiğine mâni olacak hiç bir kimse yokdur; vermediğini verecek de yokdur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» buyururken işittim.
Bana Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Bükeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybân, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da İbni Umârate'bni Rueybe'den, o da tabasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan kimse cehenneme girmez.» buyurdular. Rueyb'in yanında Basralılardan biri varmış. Rueyb'e: — Bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den senmi işittin? demiş. Rueybe: — Evet! Bununla onun aleyhine şehâdet ederim... cevâbını vermiş. Basralı zât: — Ben de şehâdet ederim. Vallahi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bunu senin kendisinden dinlediğin yerde söylerken dinledim, demiş. İzah Cerîr hadisini Buhârî «Mevâkitü's - Salât», «Tefsir» ve «Tevhîd» bahislerinde; Ebu.Dâvûd, Nesâî ve îbni Mâce Sünnet bahsinde muhtelif ravîlerden tahrîc etmişlerdir. «Kendinize galebe çaldırmamak elinizden geliyorsa bunu yapın ifâdesi namaza gelmekden kinayedir. Galebe çalacak şeylerden murâd da uyku ve dünya işi ile meşguliyet gibi namaza mâni olan şeylerdir. Hadîsin bir çok rivayetlerinde: «Sonra okudu.» denilmiş, âyeti kim okuduğu bildirilmemişdir. Bu yüzden ulemâ ihtilâfa düşmüş; bâzıları âyeti Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) okuduğunu, bir takımları da Cerîr okuduğunu iddia etmişlerdir. Babımızın Cerîr rivayeti okuyanın Cerîr olduğunu sarahaten beyân etmekle bu ihtilâflara son vermişdir. Okunan âyetteki tesbîhden murâd; namazdır. Mü'minlerin kıyâmetde, Allah Teâlâyı göreceklerini bildiren bu hadîsin bir çok muhtelif rivayetleri vardır. Nevevî diyorki: «Şüphesiz sizler Rabbinize arz olunacak ve onu şu ay'ı gördüğünüz gibi göreceksiniz...» ifâdesinden murâd : «Siz Allah'ı şek'siz, şüphesiz ve hiç bir meşakkatsiz; muhakkak sûretde göreceksiniz. Netekim şu ay'ı da hiç bir meşakkat çökmeden muhakkak sûretde görmektesiniz...» demekdir. Binâenaleyh buradaki teşbih görülen iki şey'i birbirine benzetmek değil; görmeyi görmeye benzetmekdir. Allah'ı görmek mü'minlere mahsûsdur. Küffâr, onu göremiyeceklerdir. Bâzıları Allah'ı bu ümmetin münafıkları da gorecekdir; demişlerse de bu kavil zayıf dır. Sahih olan ehl-i sünnetin cumhurunun kavlidir ki sâir küffâr gibi münafıklar da Allah Teâlâ yı göremiyeceklerdir...»
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr El-Abdi rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. Ebî Zaide rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik b. Umeyr, Ebu'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah; «Vallahi ben nifakı malûm münâfıkdan yahut hastadan başka hiç birimizin namazdan geri kalmadığını görmüşümdür. Hasta olan bile iki adam arasına girerek mutlaka namaza gelirdi. Gerçekden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize sünen-i hüdâyı öğretti : «Ezan okunan mescidde namaz kılmak da sönen-i hüdâdandır.» dedi.
Bana Aliyyü'bnü Hucr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Yahya Şuayb b. Safvân, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Ebû Bürdete'bnü Ebî Musa'dan, o da Ebû Musa'dan naklen haber verdi. Demişki: Ömer vurulduğu vakit Suheyb evinden geldi ve Ömer'in yanına girdi. Onun yanında durarak, ağlamağa başladı. Bunun üzerine Ömer: — Ne ağlıyorsun? Bana mı ağlıyorsun? dedi. Suheyb: — Evet. Vallahi sana ağlıyorum, ey mu'mirilerin emîri, cevabını verdi. Ömer: — Vallahi sen pek âlâ bilirsin ki Resûlullah (Saîlallahu Aleyhi ve Sellem), «Üzerine ağlanan kimse azâb görür» buyurmuşlardır; dedi. (Râvi Abdülmelik diyor ki:) «Ben, bunu Mûsâ b. Tâlha'ya söyledim de, o: — (Âişe: Bunlar ancak yahudiler idi, diyordu.) mukaabelesinde bulundu.
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî ile Ebû Kâmil ve Muhammed b. Abdilmelik El-Emevî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebû Avâne, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Münzir b. Cerîr'den, o da babasından naklen rivayet etti. Cerir şöyle demiş: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında oturuyordum. Derken kaplan postu rengindeki gömleklerini başlarına geçirmiş bir takım insanlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler...» Râvîler bu hadîsi kıssası ile rivayet ettiler. Bu hadîste: «Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırdı. Sonra küçük bir minbere çıkarak Allah'a hamd-ü senada bulundu. Ve: Bundan sonra: «(Malûmunuz olsun ki) Allah, kitabında (Ey insanlar! Rabbinlzden korkun!..) âyet-l kerîmesini indirdi; buyurdular.» İbaresi de vardır.
Bize Sehi b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâd b. Abdillâh EI-Bekkâî, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Mûsâ b. Tâlha'dan, o da Abdullah b, Ömer (Radtyallahû anhûma) 'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: Ay söyle, şöyle ve şöyledir (Yâni) on, on ve dokuzdur.»
Bize Kutaybetü'bnû Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Cerîr, Abdülmelik yâni ibnl Umeyr'den, o da Kazea'dan, o da Ebû Saîd (Radiyallahû anh)'den naklen rivayet eyledi. Kazea Demişki: Ben, Ebû Saîd'den bir hadîs dinledim de hoşuma gitti. Kendisine : — «Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen mî işittin?» diye sordum, Ebu Saîd : — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitmediğim bir şeyi mi söyleceğim ? Ben, onu : — İki günde oruç tutmak caiz değildir: Kurban bayramı günü ile Ramazan bayramı günlerinde, buyururken işittim.» dedi
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) Bize Cerir, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Muhammed b. Münteşirden, o da (Radiyallahü anhüma) Humeyd b. Abdirrahman'dan, o da Ebû Hureyre dan merfû olarak rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e farz namazdan sonra hangi namazın ve Ramazan ayı orucundan sonra hangi orucun efdal olduğu soruldu da: — «Farz namazdan sonra en faziletli namaz : Gece yarısı kılınan namazdır, ramazan ayından sonra en faziletli oruç: Allah'ın ay'ı olan Muharrem orucudur.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyin b. Aliy, Zâid'den, o da Abdülmelik b. Umeyr'den bu isnâdla oruç bahsinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Kuteybetu'bnü Saîd ile Osman b. Ebi Şeybe hep birden Cerîr'den rivayet ettiler. Kuteybe (Dediki): Bize Cerîr, Abdü'l-Melik yani İbni Umeyr'den, o da Kazea'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Kazea şöyle demiş: Ebû Saîd'den bir hadîs dinledim de hoşuma gitti. Kendisine : — Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen mi işittin? diye sordum. Ebû Saîd : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitmediğim bir şeyi onun üzerinden mi söyliyeceğim? dedi. Kazea demiş ki: Ebû Saîd'î şöyle derken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Semerleri ancak üç mescide gitmek için bağlayın! Benim şu mescidime, Mescid-i Harâm'a ve Mescid-i Aksâ'ya! buyurdular. Ve yine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kadın yanında mahremi veya kocası olmaksızın hiç bîr zaman iki günlük yola çıkmasın!» buyururken işittim
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdülmelik b. Umeyr'den rivayet etti. (Demişki): Kazea'dan dinledim. (Dediki): Ben Ebû Saîd-i Hudrî'den dinledim. Ebû Saîd : «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel!em)'den dört şey işittim; bunlar benim hoşuma gitti, beğendim. (Evvelâ) yanında kocası veya yakın akrabası olmaksızın kadının iki günlük yola gitmesini yasak etti...» dedi ve hadîsin geri kalan kısmını hikâye eyledi
Bana Ubeydullah b. Amr el-Kavârîrî ile Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn el-Cahderî rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kâmil'indir. (Dedilerki): Bize Ebû Avâne, Abdülmelik b. Umeyrden, o da Muğîre'nin kâtibi Verrâd'dan, o da Muğîre b. Şu'be'den naklen rivayet etti. (Demişki): (Muğire b. Şu’be r.a. dediki:) Sa'd b. Ubâde: Ben refikamın yanında bir adam görürsem onu mutlaka ters tarafını çevirmeden kılıçla vururum; dedi. Bu söz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına vardı. Bunun üzerine: «Siz Sa'd'ın gayretine şaşıyor musunuz? Vallahi ben ondan daha gayurum; Allah da benden daha gayurdur. Gayretinden dolayıdır ki, Allah kötülüklerin aşikârını gizlisini haram kılmıştır. Allah'dan daha gayur hiç bir şahıs yoktur. D'zür Allah'a olduğundan fazîa hiç bir kimseye makbul olamaz. Bundan dolayıdır ki, Allah Nebileri müjdeci ve korkutucu olarak göndermiştir. Allah'tan başka hiç bir kimseye medh daha makbul değildir. Bundan dolayıdır ki, Allah cenneti va'd etmiştir.» buyurdular.
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn b. AHy, Zâide'den, o da Abdülmeîik b. Umeyr'den bu isnâdla bu hadisin mislini rivayet etti. O demiş; dememiştir.
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca*fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Ribî b. Hırâş'dan, o da Huzeyfe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: — Bir adam ölmüş de cennete girmiş. Kendisine: (Dünyada) ne yapıyordun? diye sormuşlar. Ya hatırlamış yahut hatırlatılmış da : — Ben insanlarla alışveriş yapardım. Fakire mühlet verir; para pul hususunda müsamaha gösterirdim; cevâbını vermiş. Bu sebeple de affolunmuş. . Bunun üzerine (orada bulunan) Ebû Mes'ûd: «Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ben de işittim.» demiş.
Bana Kaasim b. Zekeriyyâ da rivayet etti. (Dediki); Bize Hüseyn b. Alî, Zâide'den, o da Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasmdan naklen rivayette bulundu. Şöyle demiş: Tüm malımı vasiyyet edeyim mi? dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni dolaştı. (Kendisine) : — Bütün malımı vasiyyet edeyim mi? dedim. «Hayır!» cevâbını verdi. — Yarısını? dedim. (Yine) : «Hayır!» cevâbını verdi. Bunun üzerine : — Üçte birini olur mu? dedim. «Evet, üçte bir de çok a!» buyurdular.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Abdurrahmân b, Ebî Bekra'dan, naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Babam, Ubeydullah b. Ebî Bekra'ya Sicistan'da kaadî iken: «Öfkeli olduğun halde iki kişi arasında hüküm verme! Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hiç bir kimse öfkeli olduğu halde iki kişi arasında hüküm vermesin! Buyururken işittim.» diye mektup yazdı. Mektubu onun nâmına ben yazdım.
Bu hadîsi bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki); Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize Şeybân b. Ferrûh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. {Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. H. Bize Muhamnıed b. EI-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de Şu'be'den rivayet etmişler. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn b. Aliy, Zâide'den naklen rivayet etti. Bu râvilerîn hepsi Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Abdurrahnıân b. Ebî Bekra'dan, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Ebû Avâne hadîsinin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «İnsanların (hilâfet) işi, kendilerine on iki zat hükmettiği müddetçe yürümekte devam edecektir.» buyurdu. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana gizli kalan bir söz konuştu. Hemen babama : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dHi.
Bana Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ca'fer Er-Rakkî rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Amr, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş : «Ebû Talha, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendisine has olmak üzere yemek yapmasını Ümmü Süleym'e emretti. Sonra beni ona gönderdi...» Ve râvi hadîsi nakletmiştir. Bu hadîste şöyle de demiştir: «Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini koydu ve onun üzerine besmele çekti. Sonra : «On kişiye izin ver!» dedi. Ebû Talha da onlara izin vererek girdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yeyin ve besmele çekin!» dedi. Onlar da yediler. Bunu seksen kişiye yaptı. Bundan sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ev sahipleri yediler. Ve artık bıraktılar.»
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet eîti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim da rivayet etti, (Dediki): Bize Cerîr ile Amr b. Ubeyd, AbdülMelik b. Umeyr'den, o da Amr b. Hureys'den, o da Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Mantar mendendir. Onun suyu göze şifadır.» buyururken işittim.