Hafsa, Hz. Ömer'in kızı ve Hz. Peygamber'in hanımlarından biridir. Bi'setten önce, m. 605 yılında Mekke'de doğdu. Annesi, kendisi de sahâbî olan Zeyneb bint Maz'ûn el-Cumahiyye'dir. İlk eşi, Bedir'e katılmış sahâbîlerden Huneys b. Huzâfe idi; Huneys'in Bedir'den sonra vefat etmesiyle dul kaldı.
Hz. Peygamber onunla h. 3 / m. 625 yılında dört yüz dirhem mehir karşılığında evlendi. Kendisine söylenen bir sırrı açığa vurması üzerine Resûlullah'ın onu bir süreliğine boşadığı, ardından tekrar ona döndüğü rivayet edilir. Bu olayla ilgili nakillerde Cebrâil'in, çok oruç tutup çok namaz kılan Hafsa'nın cennette de Peygamber'in eşi olacağını bildirdiği aktarılır.
Okuma yazmayı Şifâ bint Abdullah'tan öğrendi. Hz. Ebû Bekir döneminde bir araya getirilen Kur'an nüshası, babası Hz. Ömer'in vefatından sonra onun yanında emanet olarak kaldı; Hz. Osman çoğaltma işi için bu nüshayı ondan istedi. Hz. Peygamber'den ve babasından altmış kadar hadis rivayet etti. Kaynakların çoğuna göre h. 45 / m. 665 yılında Medine'de vefat etti ve Bakî' kabristanına defnedildi; h. 41 ve 50 tarihleri de zikredilir.
Ailesi
Babası
'Umar ibn al-Khattab
Annesi
Zaynab bint Maz'un
Eşi
Khunays ibn Hudhaifa, Prophet Muhammad(saw)
Kardeşleri
ibn Umar, 'Abdur Rahman bin 'Umar (Akbar)
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize, Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da İbni Ömer'den naklettiği, ona da Ünımü'l-Mü'minin Hafsa'nın haber verdiği şu hadîsi okudum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; Müezzin, sabah namazı içîn okuduğu ezandan (Fârig olup) sustuğu ve sabah (iyice) sezildiği vakit (farz) namaz kılınmadan evvel hafif ikî rek'âf (nafile) kılarmış.
Bana Ahnıed b. Abdillâh b. el-Hakem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize, Şu'be, Zeyd b. Muhammed'den naklen rivayet etti. Demişki: Nâfi'i, İbni Ömer'den naklen rivayet ederken dinledim. İbni Ömer de Hafsa'dan, rivayet etmiş. Hafsa, şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Fecir doğduğu vakit hafîf iki rek'ât'dan başka namaz kılmazdı.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr, hep birden ibni Bişr'dan rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize Muhammedü'bnü Bişr El-Abdî Ubeydullah b. Ömer'den rivayet etti. Demişki: Bize Nafi', Abdullahdan naklen rivayet etti ki, Hafsa, Ömer'in başında ağlamış da, Ömer: — «Ağır ol, ey kızcağızım! Bilmezmisinki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Gerçekten ölü, ailesinin ona ağlaması yüzünden azâb görür? buyurmuşlardır.- demiş
Bize Yahya b. Yahyâ ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya (Ahberanâ), ötekiler (Haddesenâ) tabirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den o da Müslim'den, o da Şüteyr b. Şekel'den, o da Hafsa (Radiyallahu anha)'dan naklen rivayet etti. Hafsa: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken öperdi.» demiş.
Bize Ebu'r-Rabi' Ez-zehrâni rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Avâne rivayet eyledi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de Cerîr'dcn bunların ikisi de Mansûr'dan, o da Müslim'den o da Şuteyr b. Şekel'den o da Hafsa (Radiyallahû anha)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Salim b. Abdillâh haber verdi, ki Abdullah b. Ömer (Radiyallahu anhüma) şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Hafsa dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Beş nevi hayvan vardır ki, onların hepsi fasıldır. Bunları öldürene günah yoktur: Akrep, karga, çaylak, fare ve kuduz köpek!» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e Nâfi'den dinlediğim, onun da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Hafsa (Radiyallahu anha) : «Yâ Resûlallah! Bu insanlara ne oluyorki, sen Umrenden hille çıkmadığın hâlde ihramdan çıktılar?» demiş. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben, başımı keçelerim, kurbanıma nişan da taktım. Binâenaleyh kurban kesmeden hille çıkamam.» buyurmuşlar.
Bize, bu hadîsi İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled, Mâlik'den, o da Nâfİ'den, o da İbni Ömer'den, o da Hafsa (Radiyallahu anha)'dan naklen rivayet eti. Şöyle demiş: «Yâ Resûlallah! Sen, neden hille çatmıyorsun? dedim.» ve yukarki hadîs gibi rivayette bulunmuş.
Bize Muhammedü'bnu'I-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Nâti', İbni Ömer'den, o da Hafsa (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: «Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Bu insanlara ne oluyor ki, sen Umreden hille çıkmadığın hâlde İhram'dan çıktılar? dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Çünkü ben kurbanımı nişanladım, başımı da keçeledim. Binâenaleyh hacc'dan hille çıkıncaya kadar ihramdan çıkamam, buyurdular.»
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki, Hafsa (Radiyallahu anha): «Yâ Resûlallah!..» demiş. Râvî, hadîsi, Mâlik hadîsinde olduğu gibi: «Kurban kesmedikçe ihramdan çıkamam.* şeklinde rivayet etmiştir.
Bize; İbni Ehî Ömer rivayet etti. (Dodîki): Bize Hisâm b. Süleyman El-Mahzûrn ile Abdülmelik, İbni Cüreyc'den, o da Nâfi'den o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiler. İbni Ömer şöyle demiş: Bana, Hafsa (Radiyallahu anh) rivayet etti ki: Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Veda haccı yılında zevcelerine ihramdan çıkmalarını emir buyurmuş. Hafsa dediki: «Ben : — Senin ihrâmdan çıkmana mâni nedir? diye sordum; Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Çünkü ben başımı keçeledim, kurbanımı da nişanladım. Binâenaleyh kurbanımı kesmedikçe ihram'dan çıkamam, buyurdular.»
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe ve İbni Rumh, Leys b. Sa'd'dan, o da Nâfi'den naklen rivayet ettiler. Nâfi'e de Safîyye binti Ebî Ubeyd, Hafsa'dan yahud Âişe'den veya her ikisinden naklen rivayette bulunmuşki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Allah'a ve âhiret gününe (yahut Allah'a ve Resulüne) îmân eden bir kadına bir ölü için üç günden fazla yas tutmak helâl değildir. Yalnız kocasına (tutması) müstesna!» buyurmuşlar.
Bize bu hadîsi Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Müsennâ dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdülvehhâb rivayet etti. (Dediki): Yahya b. Saîd'i şunu söylerken işittim: Ben Nâfi'yi, Safiyye binti Ebî Ubeyd'den naklen rivayet ederken dinledim. Safiyye, Peygamher (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Hafsa binti Ömer'i Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Leys ile İbni Dînâr hadîsi gibi rivayette bulunurken işitmiş. Râvî: «Çünkü kocasına dört ay on gün yas tutar.» cümlesini de ziyâde etmiştir.
Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfızları birbirlerine yakındır. (İshak ile Abd' ahberanâ tâbirini kullandılar. Ötekiler: Bize Abdürrazzâk rivayet etti, dediler.) (Demişki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Salim, İbni Ömer'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : — Hafsa'nın yanına girdim de : — Biliyor musun baban halîfe bırakmıyor, dedi. — O bunu yapacak değildir, dedim. — Muhakkak yapar! Dedi. Bunun üzerine onunla bu hususta konuşmaya yemîn ettim; ve sustum. Hattâ sabahleyin eve gittim; ama onunla konuşmadım. Sağ elimle bir dağ taşıyor gibi idim. Nihayet dönerek yanına girdim. Bana insanların hâlini sordu. Ben de kendisine haber verdim. Sonra ona: — Ben halkın bir söz söylediklerini işittim de onu sana söylemeye yemîn ettim! Diyorlar ki, sen kendine halîfe bırakmayacakmışsın. Gerçekten senin bir deve çobanın veya koyun çobanın olsa da onları bırakarak sana gelse, çobanın kaybetiğine kail olurdun. İnsanlara riâyet ise daha Çetindir. Dedim. Benim sözüm ona muvafık geldi. Ve bir müddet başını indirdi. Sonra onu bana kaldırarak şunları söyledi: — Muhakkak Allah (Azze ve Celle) dînini koruyacaktır. Ben kendime halîfe bırakmamış olsam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de halîfe bırakmamıştır. Halîfe bırakmış olsam, Ebû Bekir halîfe bırakmıştır, İbni Ömer demiş ki: — Vallahi, babam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'Ie Ebû Bekr'i anmaktan başka bir şey yapmadı. Ve anladım ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kimse ile değişecek değil ve kendine halîfe bırakacak değildir.
Bana Muhammed b. Hâtim b. Meymûn da rivayet etti. (Dediki); Bize Velid b. Salih rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Amr rivayet etti. (Dediki): Bize Zeyd b. Ebî Üneyse, Abdü'l-Melîk El-Amirî'den, o da Yûsuf b. Mâhek'den naklen rivayet etti, (Demişki): Bana Abdullah b. Safvân, Ümmü'l-Mü'mininden naklen haber verdiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den kâbe'yi kastederek: «Bu beyte kuvveti, sayısı ve hazırlığı olmayan bir kavim sığınacaktır. Kendilerine bir ordu gönderilecek, fakat bunlar yerin bîr çölüne vardıklarında batırılacaklardır.» buyurmuşlar. Yûsuf demiş ki: Şamlılar o gün Mekke'ye yürüyorlardı. Bunun üzerine Abdullah b. Safvan : Beri bak! Vallahi o bu ordu değildi, dedi. Zeyd şöyle demiş: Bana Abdûl-Melik Eî-Âmirî de Abdurrahman b. Sâbit'den, o da Haris b. Ebî Rabîa'dan, o da Ümmü'l-Mü'mininden naklen Yûsuf b. ıMâhek'in hadîsi gibi rivayette bulundu. Yalnız o bu hadisde Abdullah b. Safvan'ın söylediği orduyu anmadı.