Mûsâ b. İsmâil

Ebû Seleme · 9. tabakanın küçükleri

Vefath. 223
KünyeEbû Seleme
Nisbeel-Basrî, el-Hâfız
Tabaka9. tabakanın küçükleri
Cerh-ta'dîlsika sebt

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Enes r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adam'ı (kurbanlık) bir deveyi sürerken görünce: Ona bin, buyurdu. Adam: Bu, kurbanlık bir devedir, dedi. Allah Rasulü: Ona bin, buyurdu. Adam tekrar: Bu, kurbanlık bir devedir, dedi. Allah Rasulü: Veyl sana! Bin ona, buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Hemmâm b. Yahyâ ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Abdurrahman İbn Ebi Bekre'den, o babasından, dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bir başka adamdan övgüyle söz etti. Allah Rasulü bunun üzerine: Vay sana! Sen kardeşinin boynunu kopardın, dedi ve bu sözünü üç defa tekrarladı. (Devamla) şöyle buyurdu: Her kim mutlaka övecekse o takdirde: Filanın böyle olduğunu zannediyorum. Onu hesaba çekecek olan ise Allah'tır ve ben Allah'a karşı hiç kimseyi temize çıkaramam, desin ve bu sözlerini böyle olduğunu biliyorsa söylesin, buyurdu."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivSyete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Benim adımı ad olarak veriniz, ama benim künyemle künyelenmeyiniz, Beni rüyasında gören bir kimse, beni gördü demektir. Çünkü şeytan benim suretime giremez. Kasten benim hakkımda yalan uyduran bir kimse de cehennemdeki yerine hazırlansın."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Ebû Hasîn ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym, diğer kadınlar ile birlikte ağırlıklar arasında bulunuyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kölesi Enceşe de onların bindikleri develeri sürüyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Enceş, cam şişeleri sevk etmen yavaş olsun, buyurdu."
Abbas İbn Abdulmuttalib'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! (Amcan) Ebu Talib'e herhangi bir faydan oldu mu? Çünkü o seni koruyor ve senin için düşmanlarına öfkeleniyordu, diye sordu. Allah Rasulü: Evet, o topuklarına kadar yakın ateşten bir çukur içindedir. Ben olmasaydım ateşin en alt basamağında olacaktı, buyurdu."
Enes'den rivayete göre; "Muaz (İbn Cebel) dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında binek üzerinde iken Allah Rasulü: Ey Muaz, dedi. Ben: Lebbeyke ve sa'deyk, dedim. Sonra bunun benzerini üç defa tekrarladı. (Devamla şöyle buyurdu): Allah'ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun? Ben: Hayır deyince, o: Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, ona hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeleridir, buyurdu. Daha sonra bir süre yol aldı ve: Ey Muaz, dedi. Ben: Lebbeyke ve sa'deyk, dedim. O: Eğer kullar bunu yapacak olurlarsa Allah'ın üzerindeki haklarının ne olduğunu biliyor musun? Onları azap etmemesidir, buyurdu,"
Mu'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan dedi ki: "Bizler, yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri aramızdan birimiz eksik olmamak üzere hep birlikte onun yanında bulunuyarken Fatıma aleyhisselam, karşıdan yürüyerek geldi. Allah'a yemin ederim ki onun yürüyüşü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşünden hiç farklı değildi. t)nu görünce güzel bir şekilde onu karşıladı ve: Kızıma merhaba' dedikten sonra onu sağ -yahut sol- tarafına oturttu. Daha sonra ona gizlice bir şeyler söyleyince, Fatıma çok şiddetli bir şekilde ağladı. Onun bu kadar üzüldüğünü görünce, ikinci bir defa ona gizli bir şey daha söyledi. Bu sefer güıüverdi. Sonra Nebiin diğer hanımları arasında ben ona: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızdan özelolarak sana gizlice bir şeyler söyledi, sonra sen ağladın, dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gittikten sonra ona: Sana ne söyledi, diye sordum, o: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklayacak değilim, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra Fatıma'ya: Senin üzerindeki hakkım için senden mutlaka bana (Allah Ras(ı!ünün sana gizlice söylediklerini) haber vermeni istiyorum, dedim. Fatıma: Şimdi söyleyebilirim deyip bana haber vererek şunları söyledi: Birinci defada benimle gizlice konuştuğunda şunu haber vermişti: Cibril her sene bir defa Kur'an-ı Kerim'i başından sonuna kadar onunla karşılıklı olarak okuyordu. Bu sene ise benimle Kur'an'ı iki defa karşılıklı olarak okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin oldukça yaklaşmış olduğudur. O halde sen de Allah'a karşı takvalı ol ve sabırlı ol. Şüphesiz ki bep senin için senden önce gidecek en iyi bir kimseyim, demişti. (Fatıma devamla) dedi ki: İşte bundan dolayı ben de senin o gördüğün şekilde ağladım. Benim dayanamadığımı görünce, bana ikinci defa gizlice bir şeyler söyleyerek: Ey Fatıma! mu'minierin kadınlarının efendisi -yahut bu ümmetin kadınlarının efendisi- olmaya razı değil misin, buyurdu."
Mu'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan dedi ki: "Bizler, yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri aramızdan birimiz eksik olmamak üzere hep birlikte onun yanında bulunuyarken Fatıma aleyhisselam, karşıdan yürüyerek geldi. Allah'a yemin ederim ki onun yürüyüşü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşünden hiç farklı değildi. t)nu görünce güzel bir şekilde onu karşıladı ve: Kızıma merhaba' dedikten sonra onu sağ -yahut sol- tarafına oturttu. Daha sonra ona gizlice bir şeyler söyleyince, Fatıma çok şiddetli bir şekilde ağladı. Onun bu kadar üzüldüğünü görünce, ikinci bir defa ona gizli bir şey daha söyledi. Bu sefer güıüverdi. Sonra Nebiin diğer hanımları arasında ben ona: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızdan özelolarak sana gizlice bir şeyler söyledi, sonra sen ağladın, dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gittikten sonra ona: Sana ne söyledi, diye sordum, o: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklayacak değilim, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra Fatıma'ya: Senin üzerindeki hakkım için senden mutlaka bana (Allah Ras(ı!ünün sana gizlice söylediklerini) haber vermeni istiyorum, dedim. Fatıma: Şimdi söyleyebilirim deyip bana haber vererek şunları söyledi: Birinci defada benimle gizlice konuştuğunda şunu haber vermişti: Cibril her sene bir defa Kur'an-ı Kerim'i başından sonuna kadar onunla karşılıklı olarak okuyordu. Bu sene ise benimle Kur'an'ı iki defa karşılıklı olarak okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin oldukça yaklaşmış olduğudur. O halde sen de Allah'a karşı takvalı ol ve sabırlı ol. Şüphesiz ki bep senin için senden önce gidecek en iyi bir kimseyim, demişti. (Fatıma devamla) dedi ki: İşte bundan dolayı ben de senin o gördüğün şekilde ağladım. Benim dayanamadığımı görünce, bana ikinci defa gizlice bir şeyler söyleyerek: Ey Fatıma! mu'minierin kadınlarının efendisi -yahut bu ümmetin kadınlarının efendisi- olmaya razı değil misin, buyurdu."
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde elini yanağının altına koyup: "Senin adınla ölür ve dirilirim" uyandığında da "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun" dermiş.
Abdullah İbn Zeyd'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazgaha gidip yağmur duası etmiş; daha sonra kıbleye dönüp ridasını ters çevirmiştir.
Said İbn Ebi Vakkas şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem veda haccında beni ölüme yaklaştıran hastalığım sebebiyle ziyaret etmişti. Ona şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü! Gördüğün üzere hastayım; malımın çok olduğunu biliyorsun. Benim yegane varisim, biricik kızımdır. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi?" olumsuz cevap verince yarısını bağışlamayı teklif ettim. Bunun üzerine "Üçte bir bile çoktur; varislerini zengin bırakman onlan insanlara avuç açar bırakmandan daha iyidir. Allah nzası için verdiğin her nafakanın karşılığını göreceksin, Hatta hanımına yedirdiği yemek sebebiyle bile sevap alacaksın" buyurdu. Ben "Arkadaşlarımdan geriye mi kalacağım?" diye sordum. Şöyle cevap verdi: "Asla geri kalmayacaksın. Allah rızası için yaptığın her amel seni bir derece yükseltecek. Senin bir kısım insanlara fayda n bazılanna (İslam düşmanlanna) ise zarann dokunacaktır. Allahım! Ashabımın hicretini tamamla. Onlan topuklan üstünde geri çevirme. Sa'd İbn Havle'ye ise üzülmek gerekir", Said İbn Havle Mekke'de öldüğü için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzüntü duymuştu
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: "Allahım! Cehennem fitnesinden ve azabından, kabir fitnesinden ve azabından, zenginlik ve fakirlik fitnelerinden, mesih deccal fitnesinden sana sığınırım".
Ebu Said el-Hudri'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bir olay anlatmıştır: "Sizden önce geçenler içinde -veya sizden öncekiler içinde- bir adam vardl. Allah ona mal ve eulat vermişti." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Kendisine ölüm yaklaşınca oğullarına 'ben sizler için ne çeşit bir baba oldum?' dedi. Oğulları 'Sen bize hayırlı bir baba oldun' dediler. O da 'Şurası muhakkak ki bu baba Allah yanında bir hayır biriktirmemiştir' dedi." Katade bu "Iem yebteir" sözünü "Allah yanında bir hayır biriktirmemiştir" şeklinde tefsir etmiştir. "Baba şöyle devam etti: 'Bu baba Allah huzuruna vardığında Allah ona azap edecektir. Bunun için bakınız! Ben öldüğüm zaman beni yıkayınız, kapkara kömür olduğum zaman beni ezip öğüterek ufalayınız -veya beni iyice inceltiniz.Sonra şiddetli esen bir rüzgar olduğu zaman benim zerrelerimi rüzgara verip uçurunuz' dedi ve oğullarından bu söylediklerini yapacaklarına dair 'Rabbime yemin olsun ki yapacağız!' diye kesin ahd ve söz aldı. Sonra oğulları onun kendilerine söylediği bu işleri yaptıilir Allah o kimseye 'OL! buyurdu. O da hemen bir adam olup, ayakta durdu. Sonra Allah ona 'Ey kulum bu yaptığın uasiyete seni seukeden nedir?' diye sordu. O zat 'Senin mehafetin -veya senden korkmaktır-' dedi. Allah 'onu Allah'ın kendisine merhamet etmesi telafi eder' buyurdu."
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikten sonra Allahu Teala 'Kimin kalbinde bir hardal tanesi ağırlığınca iman varsa ateşten çıkarınız!' diye emir buyuracaktır. Bunun üzerine (bu gibiler) simsiyah yanmış ve kömüre dönmüş oldukları halde çıkacaklar ve hemen hayat nehrinin içine atılacaklar ve orada sel uğrağında -yahut selin kokmuş kara çamuru içinde- kalan yabani reyhan tohumları nasıl süratle biterse öylece biteceklerdir." Ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Görmez misin bu tohumlar (ne güzel) sapsarı olarak ve iki tarafına salınarak çıkıp sürerler!" buyurdu.
Cabir İbn Semure'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Kayser helak olduktan sonra başka kayser yoktur, kisra helak olduktan sonra da başka kisra yoktur. Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, onların hazineleri Allah yolunda infak edilecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Abdülmelik b. Umeyr ← Câbir b. Semüre
Abdullah İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Atalarınız adına yemin etmeyin" buyurmuştur.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Abdülazîz b. Müslim ← Abdullah b. Dînâr ← İbn Ömer
Abdullah İbn Mesud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendisinden yemin etmesi istendiğinde bir müslümanın malından pay elde eden kişi, Allah'ı gazaplandırmış olarak onun huzuruna Çıkar." Allah Teala bunu tasdik etmek üzere "Şüphesiz Allah'a olan ahidlerini ve yeminierini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiç bir nasip yoktur" ayetini indirdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Eş'as bin Kays geldi ve "Ebu Abdurrahman size ne anlattı?" diye sordu. Onlar da şöyle şöyle anlattı, dediler. Eş'as şöyle dedi: "Bu ayet benim hakkımda nazil oldu. Amcamın oğlunun arazisindebana ait bir kuyu vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip durumu arz ettim, o da bana bu konuda ya benim delil getirmem ya da onun yemin etmesi gerektiğini söyledi. Ben de "Ya kendisine ait olduğuna dair yemin ederse?" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "Kendisinden yemin etmesi istendiğinde günah işleyerek bir müslümanın malından payelde eden kişi, Allah'ı gazaplandırmış olarak onun huzuruna çıkar."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Abdullah b. Mesud şöyIe demiştir: ResuIuIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kelime söyIedi, ben de başka bir kelime söyIedim. O 'llah'a bir şeyi eş kılarak ölen kimse ateşe sokulacaktır" dedi. Ben de "Allah'a hiçbir şeyi eş klImayarak ölen kimse cennete girdirilir" dedim.
İbn Abbas şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbe okurken güneşte dikilmiş bir adam gördü de onun ismini ve halini sordu. Sahabiler "O Ebu İsrail'dir, ayakta dikilmeye, oturmamaya, güneşten gölgelenmemeye, konuşmamaya ve bu suretle oruç tutmaya nezretmiştir" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O zata "Ona söyle konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın!" diye emretti.
Ebu Hureyre r.a.'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zandan sakının! Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin özel hayatını işitmeye çalışmayın, birbirinizin mahrem hayatını araştırmayın. Birbirinize karşılıklı kin beslemeyin, birbirinize arka dönüp yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Birbirinize kardeşler olun."
İbn Abbas'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Miras pay/arını sahip/erine veriniz. Bu pay/ardan geri kalan her hangi bir şey de baba tarafından en yakın olan erkek kişiye aittir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Esved'in nakline göre Aişe r.anha Berire'yi azad etmek için sahiplerinden satın almak istedi. Sahipleri de vela hakkının kendilerine ait olması şartını ileri sürdüler, Aişe r.anha "Ya Resulallah! Ben Berıre'yi hürriye tine kavuşturmak için satın almak istedim. Sahipleri onun velasının kendilerine ait olmasını şart koşuyorlar!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sen onu aza d et! VelCi hakkı ancak azad edene aittir -veya- sen bedelini ver" buyurdu. Ravi şöyle devam eder: Bunun üzerine Aişe r.anha Berıre'yi satın alıp, azad etti. Berıre hür olunca (köle bulunan kocasıyla nikahını fesh etme veya devam. hususunda) muhayyer kılındı. O da kendi nefsini(yani nikahının feshini) tercih etti ve "Bana şu kadar mal verilse bile artık onunla birlikte olmam" dedi. Esved "Berıre'nin kocası hür idi" demiştir. Ancak Esved'in sözü munkatıdır. İbn Abbas'ın "Ben onu bir köle olarak gördüm" sözü daha sahihtir.
İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem fiyatı üç dirhem olan bir kalkan hırsızlığında hırsızın elini kestirmiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Cüveyriye b. Esmâ ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah şu hırsıza lanet etsin ki o bir miğfer çalar da eli kesilir. Bir ip çalar da eli kesilir. "
Enes şöyle demiştir: Ukl kabilesinden bir topluluk Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi ve Suffa'da ikamet etmeye başladı. Ancak Medine'nin havası onlara iyi gelmedi ve burada kalmak istemediler. Bunun üzerine "Ya Resulallah! Bize süt arayıver!" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Ben sizin için süt bulamam. Ancak Allah'ın Resulünün deve sürülerinin yanına gitmeniz çaresini bulabilirim" dedi. Bundan sonra onlar deve sürülerinin bulunduğu yere gittiler. Orada develerin sütlerinden ve idrarlarından içtiler. Nihayet böylece sağlıklarına kavuştular, semizlenip, kuvvetlendiler. Sonra da çobanı öldürdüler ve develeri önlerinekatıp, sürüp götürdüler. Bundan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e imdat isteyen bir kişi gelip, haber verince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların izleri üzerine bir askeri birlik gönderdi. Gün yükselmeden onları yakalayıp getirdiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz demir çubuk getirilmesini emretti. Demir çubuklar ateşte kızdırıldı. Bunlarla suçluların gözlerine mil çektirdi, ellerini ve ayaklarını kestirtti, kesilen yerlere kanı dindirici bir dağlama tedavisi uygulamadı. Sonra bu caniler Harre denilen kara taşlık bir yere atıldılar. Bunlar orada su istediler fakat kendilerine su verilmedi, nihayet ölüp gittiler. Ebu Kılabe bunlarla ilgili olarak şöyle der: Bu kişiler hırsızlık yaptılar, insan öldürdüler, Allah ve Resulüne karşı savaş açtılar.
Şeyban! şöyle anlatır: Abdullah b. Ebu Evfa'ya recm cezasını sordum. Bana "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem recm cezası uyguladı" dedi. Ben "Nur suresinden önce mi yoksa sonra mı uyguladı?" diye sordum. Bana "Bunu bilmiyorum" dedi.
Muğire b. Şu'be şöyle demiştir: Sa'd b. Ubade "Bir erkeği karımla birlikte yakalasam onu kılıcımın keskin ağzıyla vurur öldürürdüm" demişti. Onun bu sözü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına gidince yanında bulunanlara "Sizler Sa'd'ın bu kıskançlığına şaşıyor musunuz? Emin olunuz ki ben ondan daha kıskancım. Allah da muhakkak benden daha kıskançtır" buyurdu.
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kim bize silah çekerse artık o kimse bizden değildir" buyurmuştur.
Ömer r.a., sahabilerle kadının doğum vaktinden önce düşürülen çocuğu (cenini) hakkında istişare etti ve Muğire "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir köle veya bir cariyeyi gurre olarak vermesini hükmetli" dedi.