Mûsâ b. İsmâil

Ebû Seleme · 9. tabakanın küçükleri

Vefath. 223
KünyeEbû Seleme
Nisbeel-Basrî, el-Hâfız
Tabaka9. tabakanın küçükleri
Cerh-ta'dîlsika sebt

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ömer r.a. ona "Seninle birlikte buna şehadet edecek bir kimse daha getir" dedi. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle hükmetliğine şehadet etti.
Yuseyr b. Amr şöyle demiştir: Sehl b. Huneyfe " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den Haricıler hakkında herhangi bir şey söylerken işittin mi?" diye sordum. Sehl şöyle cevap verdi: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den elini Irak tarafına doğru uzatarak şöyle buyurduğunu ışittim: "Bu taraftan bir kavim çıkacak, onlar Kur'an okurlar, Kur'an onların köprücük kemiklerinden öteye geçmez. Onlar atılan bir okun avı delip çıkması gibi İslam'dan çıkarlar."
Fulan (Sa'd b. Ubade) şöyle anlatmıştır: Ebu Abdurrahman ile Hibban b. Atiyye birbiriyle çekişti. Ebu Abdurrahman, Hibban'a hitaben Hz. Ali'yi kastederek: "Yemin olsun, senin arkadaşlarını Müslüman kanı dökmeye cüretlendiren şeyin ne olduğunu -Hz. Ali'yi kastediyordu- biliyorum" dedi. Hibban "Neymiş o hadi söyle" dedi. Ebu Abdurrahman "Söylerken işittiğim bir şey" dedi. Hibban "Neymiş o?" dedi. Ebu Abdurrahman şöyle cevap verdi: Hz. Ali dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni, ZUbeyr' i ve Ebu Mersed'i -ki üçümüz de süvari idik- (bir göreve) gönderdi. Bize "Hac bahçesine kadar gidiniz" buyurdu. -Ebu Seleme dedi ki: Ebu Avane bu kelimeyi cim harfi ile birlikte "hac" şeklinde telaffuz etti.- "Çünkü o bahçede bir kadın bulacaksınız ki onunt-fcJnında Hatıb b. Ebi Beltea tarafından Mekke'deki müşriklere yazılmış bir sahifş vardır. O sahifeyi bana getiriniz!" buyurdu. Ali r.a. şöyle devam etti: Bizler atlarımızı koşturarak süratle gittik. Sonunda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize söylemiş olduğu yerde devesi üzerinde yol almakta olan bir kadına yetiştik. Hatıb, Mekkelilere Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine doğru yürüyeceğini bildiren bir mektup yazmıştı. Kadına "Yanında bulunan mektup nerede?" dedik. Kadın "Bende hiçbir mektup yoktur!" diye inkar etti. Biz kadının devesini çöktürüp, eşyası arasında mektubu aradık, fakat hiçbir şey bulamadık. İki arkadaşım "Biz bu kadında hiçbir mektup görmüyoruz" dediler. Hz. Ali dedi ki: Ben de onlara "Yemin olsun ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hiç yalan söylemediğini biliyoruz" dedim. Bundan sonra Ali yemin ederek "Adına yemin edilen Allah'ın adı üzerine yemin ederim ki ya bu mektubu çıkarırsın ya da elbiseni üzerinden çıkarıp, seni çırılçıplak soyarım" dedi. Bunun üzerine kadın elini kuşanmakta olduğLL izannın bağına doğru uzattı ve oradan mektubu çıkarttı. Ali ile arkadaşları bu mektubu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirdiler. Ömer "Ya Resulallah' Bu zat Allah'a, Resulüne ve mu'minlere hiyanet etmiştir. Müsaade et bunun boynunu vurayım!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ya Hatıb' Bunu neden yaptın sebebi nedir?" buyurdu. Hatıb "Ya Resulallah! Ben AlIah'a ve Resulüne iman etmeyen bir kişi değilim. Fakat Kureyşlilerin yanında kendim için ailemi ve malımı korumama yarayacak bir minnettarlık eli olmasını istedim. Senin arkadaşların içerisinde herbir kişinin orada kendi kavminden ailesini, mallarını muhafaza edecek kimsesi olmayan yoktur dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hatıb doğru söyledi, onun hakkında hayırdan başka bir söz söylemeyiniz!" buyurdu. (Ali şöyle devam etti): Ömer, Hatİb hakkındaki sözünü tekrarladı ve "Ya Resulallah! O, Allah'a, Resulüne ve mü minlere hıyanet etmiştir, müsaade et de boynunu vurayım!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Hatıb, Bedir'e katılanlardan değil midir? Ne biliyorsun belki Allahu Teala Bedir ehline muttali olmuştur. (Bundan sonra) dilediğinizi yapınız, ben sizler için cenneti vacip kılmışımdır buyurmuştur" dedi. Bu söz üzerine Hz. Ömer'in iki gözü yaşa boğuldu ve "Doğruyu en iyi Allah ve Resulü bilir" dedi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Husayn b. Abdurrahman ← Fülen
Abdullah b. Mesud'un nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben, sizin havuz başına varan öncünüzüm. Yemin olsun orada sizden birtakım adamlar bana kaldınlıp gösterilecek, onlara vermek üzere elimi uzattığımda onlar çekilip, benden uzaklaştınlacaklar. Ben 'Ey Rabbim! Onlar benim arkadaşlarımdır' diyeceğim. (Yüce Allah) 'Sen onların senden sonra dinde neler icat ettiklerini bilmezsin!' buyuracaletır."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Mugîre b. Miksem ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Amr b. Said'in dedesi şöyle anlatmıştır: Medine'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidinde Ebu Hureyre ile birlikte oturuyordum. Yanımızda Mervan b. Hakem de vardı. Ebu Hureyre ben doğru sözlü olan ve doğruluğu tasdik edilen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den "Ümmetin helaki Kureyş'ten birkaç gencin elleriyle olacaktır" buyururken işittim dedi. Mervan "Allah'ın laneti o gençlerin üzerine olsun!" deyince EbU Hureyre "Bunlar filan Qğulları ve filan oğulları diye isimlerini söylemek isteseydim, muhakkak söylerdim" dedi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Amr b. Yahyâ b. Saîd ← Saîd b. Amr ← Ebû Hureyre
İbn Ömer'in -zannediyorum- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Deccal'in sol gözü şaşıdır, adeta salkımından dışarı doğru fırlamış üzüm tanesi gibidir" diye haber vermiştir.
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Redm, -Ye'cüc ve Me'cüc Seddi- şunun gibi açıldı" buyurmuştur. Ravi Vüheyb, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Şunun gibi" işaretini göstermek için baş parmağının bir tarafını, şehadet parmağının iki boğumu arasına koymak ve şehadet parmağının bir tarafını da onun üzerine koymak suretiyle "doksan" işareti yapmıştr.
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ordu birliği hazırladı ve başına Zeyd'in oğlu Üsame'yi kumandan yaptı. Onun kumandanlığı konusunda ileri geri söyleyenler oldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Üsame'nin kumandanlığı konusunda tenkitte bulunuyorsanız, siz bundan önce onun babasının kumandanlığına da dil uzatmıştınlz. Allah'a yemin ederim ki Zeyd kumandanlığa nasıllayık olduysa ve bana insanların en sevimlilerinden biri idiyse hiç şüphesiz şu Üsame de babasından sonra bana insanların en sevimlilerindendir" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Abdülazîz b. Müslim ← Abdullah b. Dînâr ← İbn Ömer
Abdullah b. Zeyd'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer hicret olmasaydı, elbette ben Ensardan bir kimse olurdum. İnsanlar bir vadiye yahut bir dağ yoluna girip gitselerdi, ben muhakkak Ensann vadisine ve gittikleri dağ ya/una giderdim!"
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bilal gece vakti nida eder. Siz İbn Ümmü Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyiniz, içiniz."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Abdülazîz b. Müslim ← Abdullah b. Dînâr ← İbn Ömer
İbn Abbas şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni bağrına bastı ve: "Allah'ım ona kitabı öğret!" diye dua etti.
Muğıre'nin katibi Verrad şöyle demiştir: Muaviye, Muğıre'ye bir mektup yazarak "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den duyduğunu bana yaz" dedi. Bunun üzerine Mugıra şöyle yazdı: Allah'ın Nebii her namazın sonunda şu duayı yapıyordu: "La ilahe illallahu vahdeha la şerıke leh, lehu'l-mulkü ve lehü'l-hamdu ve hüve ala kulli şey'in kadır. Allahümme la mania li ma a'teyte ve la mu'tiye li ma men'ate. Ve la yenfeu zelceddi minke'l-ceddü=Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O her şeye kadirdir. Allah'ım senin verdiğini engelleyecek, vermediğini verecek hiç kimse yoktur. Senin katında mal varlığı olana zenginliği fayda vermez." Mugıra mektubunda bir de şunu yazdı: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedikoduyu, çok soru sormayı ve malı zayi etmeyi yasak ederdi. O annelere karşı gelmeyi, kız çocuklarını (diri diri) toprağa gömmeyi ve dilenmeyi yasak ederdi.
Asım şöyle demiştir: Enes'e dedim ki "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'yi haram kıldı mı?" Enes "Evet filan yerle, filan yerin arasını haram kıldı. Buranın ağacı kesilmez, burada bir günah uyduran kimsenin Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti üzerine olsun." Asım şöyle dedi: Musa b. Enes bana Enes'in "Veya bir günah icad edene yataklık yapan" dediğini haber verdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Abdülvâhid b. Ziyâd ← Âsım el-Ahvel
İbn Abbas şöyle demiştir: Abdurrahman b. Avf'a Kur'an okutuyordum. Ömer'in son haccını yaptığı sene Mina'da Abdurrahman bana şöyle dedi: Eğer mu'minlerin emirinin yanında hazır bulunsaydın (acaip bir şeye şahit olacaktın!) Onun yanına bir adam geldi "(Ey mu'minlerin emiri) haberin olsun filanca kişi 'Eğer mu'minlerin emiri Ömer ölürse ben filan kimseye bey'at ederim" diyordu" dedi. Bunun üzerine Ömer "Vallahi bu akşam halkın karşısına çıkıp (bir konuşma yaparak) milletin mukadderatını gaspetmek isteyen bu adamları ortaya koyarak halkı onlardan sakındıracağım!" dedi. Ben de şöyle dedim: "Ey mu'minlerin emiri! Böyle yapma. Çünkü bu hac mevsimi esnasında insanların cahilleri ve rezilieri toplanırlar ve senin meclisine galip gelirler. Ben onların senin konuşmanı yerli yerine koyamayacaklarından ve onu her nakledip, taşıyanın (süratle ve düşüncesizce) bir yerlere uçuracağından korkarım. Onun için sabret nihayet Medine'ye, hicret ve sünnet yurdu Medine'ye var ve orada muhacir ve ensardan olan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabileri ile buluşur toplanırsın. Onlar senin konuşmanı iyi beııerler ve layık olduğu şekilde değerlendirirler." Bunun üzerine Ömer "Valiahi Medine' de ilk duracağım yerde elbette dikilip, bu konuşmayı yapacağım!" dedi. İbn Abbas (rivayetine devamla) şöyle dedi: Medine'ye geldiğimizde Ömer gelip minbere oturdu, müezzin susunca ayağa kalktı. Şöyle dedi: "Şüphesiz Allah Muhammed'i hak Nebi olarak gönderdi ve ona kitabı indirdi. Ona 'indirilen şeyler içinde recm ayeti de vardı."
Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem atlar arasında koşu yarışı yaptırdı. Önce idmana çekilmiş, zayıflatılmış at1ar salıverildi. Bu koşunun uzaklığı Hayfa ile Veda tepesine kadardı. Bir de zayıflatılmamış atlar salıverildi. Bu koşunun uzunluğu da Veda tepesi ile Züreyk oğulları mescidine kadardı. Abdullah b. Ömer yarış yapan birincilerin içindeydi.
İbn Abbas şöyle demiştir: "Ümmü Hufeyd bintü'l-Haris b. Hazn bir keresinde Nebie bir miktar tereyağ, keş ve birkaç tane keler hediye etmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların getirilmesini istedi ve bunlar onun sofrası üzerinde yeniidi. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kelerleri tiksinmiş gibi bıraktı. Eğer keler haram olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sofrası üzerinde yenilmezdi ve onların yenilmesini emretmezdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Ebû Bişr ← Saîd b. Cübeyr ← İbn Abbâs
Abdullah b. Abbas r.a. şöyle demiştir: Sizler ehl-i kitaba herhangi bir şeyi nasıl soruyorsunuz? Halbuki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e indirilmiş olan kitabınız, kitapların en yenisidir. Sizler onu halis olarak ve (içine başka hiçbir şey) karışmamış olduğu halde okumaktasınız. (Bu kitap) ehl-i kitabın Allah'ın kitabını tebdil edip, değiştirdiklerini, kitabı kendi elleriyle yazdıklarını ve onu verip az bir bedeli almak için 'Bu Allah katındandır' dediklerini sizlere söylemiştir. Dikkat edin! Size gelmiş olan ilim, onları sorma yasağı getirmiyor mu? Vallahi biz onlardan hiçbir kimseyi size indirilmiş olan kitap hakkında size soru sorarken görmüş değiliz! Abdurrezzak'ın Hureys b. Zahir'den nakline göre Abdullah b. Abbas şöyle demiştir: "Ehl-i kitaba (dininiz hakkında herhangi bir şey) sormayınlZ. Çünkü onlar, nefislerini saptırmış kimseler olarak sizlere doğru yolu asla göstermeyeceklerdir. (Onlara uyarsanız) ya hakkı yalanlarsınız ya da bir batılı doğrularsınız."(Abdurrezzak, Musannef, VI, 111) Süfyan es-Sevri bu haberi bu isnatla ancak şu lafızia nakletmiştir: "Ehl-i Kitaba herhangi bir şey sormayınız' Çünkü onlar sapıtmış kimseler olarak bir hakkı yalanladığınız veya bir batılı doğru!adığınız yolunda uyarıda bulunarak size doğru yolu asla göstermeyeceklerdir." Bu haberin isnadı hasendir. İbn Battal'ın nakline göre Mühelleb şöyle demiştir: Sözkonusu yasaklık, ehl-i kitaba hakkında nas olmayan bir mesele hakkında soru sormakla ilgilidir. Çünkü bizim şeriatımız kendisi ile yetinen bir dindir. Bizim dinimizde herhangi bir nas bulunmadığında nazar (düşünme ve tefekkür) ve istidlal, onlara soru sormaya ihtiyaç bırakmaz. Sözkonusu yasaklığa bizim şeriatımızı tasdik eden haberlerle, geçmiş milletlere dair haberler hakkında soru sormak dahil değildir. Yüce Allah'ın "Senden önce kitabı okuyanlara sor"(Yunus 94) ayetine gelince, bundan maksat, ehl-i kitabın iman edenleridir. Yasaklık ise onların içinden iman etmeyenıere soru sormaktır. Emrin tevhid ve Muhammedi risalet ve benzeri konularla ilgili olması, yasaklığın bunun dışındaki şeylerle bağlantılı olması ihtimali de mevcuttur. "Muaviye şöyle demiştir: Ka'bulahbar, ehl-i kitaptan bize haber verenlerin en doğru sözlüsü ise de bazen yalan söylemekte olduğunu da tecrübe etmekteyiz." Yani onun rivayetleriyle şahsı hakkındaki bilgiler arasında çelişki bulunmaktadır.
Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Deccal' den söz edildi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Allah sizin üzerinize gizli olmaz. Çünkü Allah sakat gözlü değildir" buyurdu ve eliyle kendi gözüne işaret etti. "Mesih Deccal ise sağ gözü sakattır. Sanki onun gözü salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibidir."
Muğire'nin nakline göre Sa'd b. Ubade "Eğer ben karımın yanında (yabancı) bir erkek görsem onu kılıcımın geniş yüzü ile değil, keskin tarafıyla vurur öldürürdüm" dedi. Onun bu sözü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Sa'd b. Ubade'nin bu kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz? Valiahi ben Sa'd'den daha kıskancım. Allah da benden daha kıskançtır. İşte Allah'ın bu kıskançlığından dolayıdır ki açık, kapalı bütün çirkin işleri haram kılmıştır. Allah'tan daha çok özür seven hiçbir kimse yoktur. İşte bundan dolayıdır ki Allah birçok müjdeciler ve uyarıcılar göndermiştir. Bir de Allah'tan daha çok övülme ve senayı seven kimse de yoktur. İşte bundan dolayıdır ki kendisine itaat edenlere cenneti vaat etmiştir."
Zeyd b. Sabit şöyle demiştir: Ebu Bekir bana haber gönderip çağırttı ve Kur'an'ın toplanması için ardına düşüp gereği gibi araştırmamı emretti. Araştırmamın sonunda et-Tevbe suresinin sonunu Ebu Huzeyme el-Ensari'nin beraberinde (yazılı) olarak buldum, bu ayetten ondan başka kimsenin yanında yazılı olarak bulmadım. Ayet 'Andolsun size kendinizden öyle bir Nebi gelmiştir ki"(Tevbe 128) şeklinde başlayıp, surenin sonuna kadar devam ediyordu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← İbrâhîm b. Sa'd ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Ubeyd b. es-Sebbâk ← Zeyd b. Sâbit
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Leys b. Sa'd ← Abdurrahman b. Hâlid ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Ubeyd b. es-Sebbâk ← Zeyd b. Sâbit
Usame b. Zeyd şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarından birinin bir oğlan çocuğu ölmek üzereydi. çocuğun annesi yanına gelmesi için Efendimize haber gönderdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kızına 'Allah'ın almak ve vermek istediği her şey kendisine aittir. Her şeyin onun nezdinde tayin edilmiş bir ömrü vardır. Sabretsin ve bunun ecrini ve sevabını Allah'tan beklesin!" diye cevap yolladı. Bu sefer kızı tekrar haber gönderip, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mutlaka gelmesi için yemin etti. Bu haber üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı. Onun beraberinde ben de kalktım. Muaz b. Cebel, Ubey b. Ka'b ve Ubade b. es-Samit dekaıktılar. Kızının evine girdiğimiz zaman çocuğu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uzatıp verdiler. çocuğun nefesi hırrltılı bir şekilde gidip gelmekte idi. Ravi dedi ki: Zannediyorum o "çocuğun nefesi, sanki eski bir kırbaya dökülen su sesi gibi çıkıyordu" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri yaşlarla doldu. Sa'd b. Ubade "(bu yaşları görünce) "Ya Resulallah! Bu (yaş ve ağlama) nedir?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah ancak kullarından merhametli ve şefkatli olanlara merhamet eyler" buyurdu.
Abdullah b. Mes'ud r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Yahudi alimlerinden biri geldi ve "Ya Muhammed! Şüphesiz Allah (kıyamet günü) göğü bir parmağı üzerine, yeri bir parmağı üzerine, dağları bir parmağı üzerine, ağaçları ve nehirleri bir parmağı üzerine ve diğer mahlukları da bir parmağı üzerine kor. Sonra eliyle 'Melik ancak benim!' buyurur, dedi. Sonra eliyle 'Melik ancak benim!' buyurur, dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güldü ve Allah'ı gereği gibi tanımadllar"(En'am 91) dedi.
İbn Mesud şöyle anlatmıştır: Ben bir keresinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber Medine'nin tarlalarından birinde yürüyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında bulunan hurma dalından bir değneğe dayanıyordu. Derken biz, Yahudilerden bir topluluğa tesadüf ettik. Onlardan birtakımı diğer takımına "Ona ruh hakkında soru sorun" dedi. Diğer takımı da "Ona bir şey sormayın. Belki bunun hakkında hoşlanmayacağınlZ bir cevap getirir" dedi. Bazıları ise "Biz ona muhakkak soracağız" dediler. Bunun üzerine onlardan biri ayağa kalktı ve "Ya Ebe'I-Kasım! Ruh nedir?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sükCıt etti. Ben kendisine vahiy verilmekte olduğunu anladım. Sonunda "Sana ruh hakkında soru sorarlar. Deki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir"(İsra ı 85) ayet-i kerimesini okudu. Hadisi rivayet eden A'meş bizim kıraatimizde böyle "ve ma CıtCı = onlara verilmemiştir" şeklindedir dedi.
Bu hadisi bana Hasan b. Ali El-Hulvâni de rivayet etti. (Dediki): Bize Musa b. İsmail rivayet etti. (Dediki): Bize Said b. Seleme, Hişâm b. Urve'den bu isnadla rivayet etti. Yalnız o: «Kısır, ahmaklığında» işleri üzerine yığılmıştır» demiş, şekketmemiştir. Şunları da söylemiştir : «Az dolaşırlar», «Çarşafı boş, zamanı kadınlarının en hayırlısı ve ortağını çatlatandır», «Zahiremizi döküp saçmaz», «Bana her kesilecek hayvandan bir çift verdi.»