Abdullah b. Mesleme

Ebû Abdurrahman · 9. tabakanın küçükleri

Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb

Doğumh. 130 · Medine
Vefath. 220 · Mekke
KünyeEbû Abdurrahman
Nisbeel-Hârisî, el-Basrî, el-Medenî aslen
Yaşadığı yerleryerleşti: Medine, yerleşti: Basra
Tabaka9. tabakanın küçükleri
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Ailesi

Babası
Muslimah bin Qa'nab al-Harithi
Kardeşleri
Isma'il bin Muslima

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim gündüz yüz defa "Ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur mülk de onun ham d de onundur. O her şeye kadirdir" derse, sanki on köleyi azad etmiş gibi olur. Ayrıca yüz iyilik sevabı yazılır yüz kötülüğü silinir. O gün akşam edinceye kadar şeytandan korunmuş olur. Bunu kendisinden dahafazla söyleyen olmadığı müddetçe o herkesten üstün kabul edilir".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Günde yüz defa tesbih edenlerin deniz köpüğü kadar bile olsa günahları bağışlanır".
Sehl r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Cennette bir kırbaç kadar yer dünya ve dünyadaki her şeyden daha iyidir" buyurduğunu rivayet etmiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Abdulaziz'in babası vasıtasıyla Sehl'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Cennet ehli cennette kendilerinden yükseklerdeki köşkleri {mesafe uzaklığından dolayı} güçlükle görebilirler. Sizin gökyüzündeki yıldızı güçlükle gördüğünüz gibi/"
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Ebu Said el-Hudri şöyle rivayet etmiştir. Bir adam birinin İhlas suresini tekrar tekrar okuduğunu duymuştu. Sanki adam bunu az buluyor gibiydi. Sabah olunca durumu Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki bu süre Kur'an'ın üçte birine denktir."
Abdullah İbn Ömer r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kervanda yol alırken Ömer İbn e\-Hattab'ın babası adına yemin ettiğini işitti ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin, Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyar. Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer
Ziyad b. Cubeyr şöyle anlatmıştır: İbn Ömerin beraberinde bulunduğum bir sırada adamın biri "Ben yaşadığım sürece her Salı veya her Çarşamba günü oruç tutmaya nezrettim ve orucumu tutarken şu kurban bayramı gününe rast geldim" deyip, hükmünü sordu. İbn Ömer: "Allah adaklarınızı yerine getirmenizi emretti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurban bayramı günü oruç tutmayı yasakladı" diye cevap verdi. Soruyu soran sorusunu tekrarlayınca İbn Ömer hiçbir şey ilave etmeyerek önceki sözün benzerini aynen tekrarladı."
Ebu Hureyre şöyle demiştir: Adamın biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "mahvoldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Derdin nedir?" diye sordu. Adam "Ramazan günü eşimle oruçlu iken ilişkiye girdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturacak mali gücün var mı?" diye sordu. Adam "Hayır" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İki ay peşpeşe oruç tutabilir misin?" dedi. Adam "Hayır" cevabını verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" diye sorunca, adam "Doyuracak bir şey bulamam" dedi. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir arak (zembil) dolusu hurma getirildi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellenı "Bunu al ve sadaka olarak dağıt" dedi. Adam "Bizden daha fakirine mi? Medine'nin kara taşlı iki yanı arasında bizden daha fakir bir aile yoktur" deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onu al ve çoluk çocuğuna yedir" buyurdu.
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde eşleri Osman'ı mirastan paylarını istemek üzere Ebu Bekir'e gönderdiler. Aişe r.anha onlara "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bize mirasçı olunmaz. Geriye bıraktığımız her mal sadakadır' buyurmamış mıdır?" dedi.
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hırsızın eli çeyrek dinar ve daha fazlasını çaldığı zaman kesilir" buyurmuştur ..
Abdullah b. Amir b. Rebi'a'nın nakline göre Hz. Ömer Şam'a doğru yola çıktı. Şam yakınındaki Serğ mevkiine ulaştığında kendisine Şam'da veba hastalığı çıktığı haberi ulaştı. (Hz. Ömer yanında bulunan bazı sahabilerin muvafakatını aldıktan sonra geriye dönmeye karar verdi.) Bu sırada Abdurrahman b. Avf kendisine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu haber verdi: "Bu hastalığın herhangi bir yerde çıktığını işittiğiniz zaman artık oraya gitmeyiniz! Hastalık sizin bulunduğunuz yerde baş gösterirse ondan kaçmak için sakın o yerden çıkmayınız. " Bunun üzerine Hz. Ömer Serğ' den geri döndü. İbn Şihab'ın Salim b. Abdullah'tan nakline göre Hz. Ömer ancak bu Abdurrahman hadisinden dolayı geri dönmüştür.
Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Salih bir kişi tarafından görülen güzel rüya, Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur.
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bu gece rüyamda kendimi Kabe'nin yanında buldum. Orada esmer bir adam gördüm ki, o görmekte olduğum esmer erkeklerin en güzeliydi. Onun kulak memelerini geçmiş bir saçı vardı ki o da görmekte olduğum saçların en güzel türünden olup, bunları taramıştı ve bu saçlardan su damlıyordu. Bu zat iki adam üzerine -yahut iki kişinin omuzları üzerine- dayanarak Kabe'yi tava! ediyordu. Ben 'Bu kimdir?' diye sordum. 'Bu, Meryem'in oğlu Mesih'tir' denildi. Sonra birden kıvırcık saçlı, sağ gözü şaşı, sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi olan bir adamla karşılaştım. 'Bu kimdir?' diye sordum. Bana 'Deccal, Mesih'tir' denildi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Medine'nin giriş yerleri üzerinde birtakım melekler vardır. Medine'ye veba hastalığı ve Deccal giremez" demiştir.
Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben ancak bir beşerim. Sizler bana davalarınızı getiriyorsunuz. Belki bazılarınız delilini diğerinden daha düzgün ifade etmiş olabilir. Ben de ondan işitmekte olduğuma göre hükmederim. Dolayısıyla her kimin kardeşinin hakkı olan bir şeyi onun lehine hükmetmiş isem sakın onu almasın. Ben ona ancak ateşten bir parça kesmiş olurum."
Yezid b. Ebi Ubeyd şöyle demiştir: Ben Seleme b. el-Ekva'a "Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hangi şey üzere bey'at ettiniz?" diye sordum. O da "Ölmek üzere bey'at ettik" diye cevap verdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Hâtim b. İsmâil ← Yezîd b. Ebû Ubeyd
Cabir b. Abdullah'ın nakline göre bedevinin biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e İslam üzere bey'at etmişti. Sonra bu kişiye bir humma hastalığı isabet etti de "Ya Resulallah! Benim bey'atımı çöz de (çöle döneyim)!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu kabul etmedi. Sonra o kişi tekrar geldi ve yine "Benim bey'atımı çöz (de ben yine çöle döneyim!)" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu isteği yine kabul etmedi. Bunun üzerine bedevi (çöle dönmek üzere) çıkıp gitti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Medine demirci körüğü gibidir. Pislikleri dışarı atar, temiz olanı alıkor" buyurdu.
Fatıma bnt. el-Münzir'in nakline göre Esma bnt. Ebi Bekr şöyle demiştir: Güneş tutulduğu zaman Aişe r.anha'ya gelmiştim. İnsanlar ayakta Aişe r.anha de ayakta namaz kılıyordu. Ben "İnsanların neyi var?" diye sordum. Aişe r.anha eliyle göğe doğru işaret etti ve "Sübhanallah!" dedi. Ben "Mucize mi?" dedim. Aişe r.anha başıyla evet işareti yaptı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirince, A1lah'a hamdetti ve onu layık olduğu şekilde övdü. Sonra şöyle dedi: "Şu anda durduğum yerde cennet ve cehennem ile ilgili olarak görmediğim hiçbir şey kalmadı gibi. Yüce Allah bana vahiyle bildirdi ki sizler kabirlerde Deccal'in fitnesine yakın bir fitneye uğrayacaksınız. mu'mine -veya Müslümana burada ravi Fatıma, Esma'nın hangi kelimeyi kullandığım hatırlamadığını ifade etmiştir- gelince, o şöyle der: Muhammed bize delilleri getirdi. Biz ona icabet ettik ve iman ettik. Kendisine "Salih bir kişi olarak uyu, senin inanmış olduğunu biliyoruz" denir. Münafığa -veya şüphe duyan ravi Fatıma, Esma'nın hangi kelimeyi kullandığım bilmiyorum demiştir- gelince o, "Bilmiyorum, insanların bir şeyler dediğini işitmiştim. Ben de öyle söyledim" diyecektir.
Enes b. Malik, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Medinelileri kastederek) "Allah'ım! Bunların mikyal ölçeklerine bereket ihsan et! Onların sa' ve müd ölçekıerine de bereket ver!" diye dua etti demiştir.
Adiy b.Hatim şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Öğretilmiş köpeklerimi avın üzerine salıyorum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e öğretilmiş olan köpeklerini Allah'ın ismini zikredip de av üzerine saldığında onlar (av) yakalamışlarsa ondan yiyebilirsin. Mi'rad denilen demirli okunu ava attığında avı yaralamışsa onu da ye!" buyurdu.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yani İbni Bilal Yahya b. Said'den, o da Muhammed b. Yahya'dan, o da amcası Vasi' b. Habban'dan naklen rivayet etti. Vasi' şöyle demiş: Mescitte namaz kılıyordum. Abdullah b. Ömer de sırtını kıbleye doğru dayamıştı. Namazımı bitirdikten sonra yan tarafından ona doğru döndüm. Abdullah dedi ki: Bazı kimseler ihtiyacını gidermek için oturacak olursan yüzünü kıbleye ve Beytu'l-Makdis' e dönerek oturma, derler. Abdullah (devamla) dedi ki: Halbuki yemin ederim ki bir evin damına çıkmıştım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i ihtiyacını görmek için yüzü Beytu'l-Makdis'e dönük olarak iki kerpiç üzerinde oturmuş gördüm.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. Dedi ki: Bize Eflah b. Humeyd, Kaasım b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe dedi ki: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte aynı kaptan cünüplükten dolayı yıkanıp, ellerimiz o kabın içine girip çıkardı.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Malik, Zeyd b. Eslem'den, o da Ata b. Yesar'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti Ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir koyun küreği yemiş sonra namaz kılmış abdest almamış.
Rivayet zinciri: Müslim ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Bize AbdiIlah b. Meslemet'el-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Mugîra, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz Âmin dediği vakit gökteki melekler de Amin der ve her ikisi birbirine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günâhları affolunur» buyurdular.
Bize Abdullah b. Meslemete'bnü Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yani İbni Bilâl) Yahya'dan -ki bu zât İbni Saîd'dir- o da Amra binti Abdirrahman'dan naklen rivayet etti. Amra, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Âişeyi şöyle derken işitmiş: «Eğer Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınların çıkardıkları modaları görseydi, onları Benî İsrail kadınlarının men edildikleri gibi mescide gitmekten mutlaka menederdi.» Râvî diyor ki: Ben Amra'ya: «Beni İsrail kadınları mescide gitmekten menedilmişler miydi?» dedim. Amra: Evet, cevabını verdi.
Bize Abdullah b. Meslemete'bnü Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Malik, Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr'den rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Dediki: Mâlik'e Sana Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr, Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, o da Ebu Katâde'den naklen: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu'I-As b. Rabî'in ve Zeyneb binti Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Ümâme kucağında olduğu hâlde namaz kılardı. Ayağa kalktığı vakit onu kucağına alır; secdeye varınca bırakırdı.» Hadîsini rivayet ettimi? dedim. Yahya: «Malik evet» cevâbını verdi., dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Abdullah b. Mesleme ve Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Âmir b. Abdullah b. Zübeyr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Mâlik b. Enes ← Amr b. Süleym ez-Zürakî ← Ebû Katâde
Bize Abdullah b; Meslemete'bni Ka'neb de rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh, Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'den, o da Selman-ı Eğarr'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cemaatla kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmibeş derece (ziyâde)'ye denk olur.» buyurdular.
Bize Abdulah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Hafs b. Âsim b. Ömer b. El-Hattâb, babasından naklen rivayet etti. Demişki: Mekke yolunda İbni Ömer'le beraber bulundum. Öğle namazını bize iki rek'ât kıldırdı. Sonra döndü geldi. Biz de onunla beraber döndük. Menziline gelip oturdu. Onunla beraber biz de oturduk. Bir aralık namaz kıldığı yere bir göz atarak birtakım kimselerin ayakta olduklarını gördü ve: — Bunlar ne yapıyor? dîye sordu. — Tesbîhde bulunuyorlar... dedim. İbni Ömer: — Ben tesbih yapacak olsam mutlaka namazımı tamamlardım. Kardeşim oğlu! Gerçekten ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde seferde bulundum. Allah rûh'unu kabzedinceye kadar iki rek'âtdan fazla namaz kılmadı. Ebû Bekir'le birlikde bulundum, o da Allah rûh'unu kabzedinceye kadar iki rek'âtdan fazla kılmadı. Ömer'le dahî beraber bulundum, o da Allah rûh'unu kabz edinceye kadar iki rek'âtdan fazla kılmadı. Sonra Osman'la beraber bulundum; o da Allah rûh'unu kabzedinceye kadar iki rek'âtdan fazla kılmadı. Allah Teâlâ dahî [Ahzab 21] (gerçekten ResûluIIah'da sizin için güzel bir Örnek vardır!) buyurmuşdur... dedi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Abdullah b. Mesleme ← Îsâ b. Hafs b. Âsım ← Hafs b. Âsım
Bize Abdullah b. Meslemete'I-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim b. Sa'd, babasından, o da Hafs b. Âsim'dan, o da Abdullah b. Mâlik İbni Buhayne'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazına İkaamet getirilmiş iken sünnet kılmakta olan birinin yanına uğramış (râvî diyor ki) ona bir şey söyledi ama ne olduğunu bilmiyoruz. Namazdan çıktığımız vakit o zâtın etrafını sararak: — Sana, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne söyledi? diye sorduk. O zât: — Bana : «Nerdeyse sizden biriniz sabah namazını dört rek'ât kılacak.» buyurdular, dedi. Ka'nebî (kendi rivayetinde) : «Abdullah b. Mâlik, İbni Buhayne'den, o da babasından...» diye rivayet etti. Ebû'l-Hüseyin Müslim derki: Ka'nebî'nin bu hadîsde «Babasından» diyerek rivayet etmesi hatâdır.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize, Mâlik rivayet etti. H. Bize, Yahya b. Yahya da rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr'den dinlediğim, onun da Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, onun da Ebû Katâde'den naklen rivayet ettiği, şu hadîsi okudum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz, mescide girdiği vakit, oturmadan önce iki rek'ât namaz kılıversin!» buyurmuşlar.