Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Yahya b. Yahya ve Alîyyü'bnü Hucr rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı; ötekiler: (Bize, Abdülâzîz b. Ebî Hâzim rivayet etti.) dediler. Abdülazîz, babasından, o da Sehl'den naklen rivayet etmiş. Sehl: «Biz ancak cum'a namazından sonra kaylûle yapar; yemek yerdik.» demiş. İbni Hucr: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında...» ifâdesini ziyâde etti.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Ca'fer'den, o da babasından, o da İbni Ebî Râfi'den naklen rivayet etti. İbni Ebî Râfi' şöyle demiş: (Medine valisi) Mervân, Ebû Hureyre'yi kendi yerine bırakarak Mekke'ye gitti. Bu sebeple bize cum'ayı Ebû Hureyre kıldırdı da ilk rek'atta cum'a sûresini okudukdan sonra son rek'âtda Münâfikûn sûresini okudu. Namazdan çıktıkdan sonra Ebû Hureyre'ye yetişerek: — «Gerçekden sen, Alî b. Ebî Tâlib'in Kûfe'de iken okuduğu iki sûreyi okudun.» dedim. Ebû Hureyre: — «Çünkü ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i cum'a günü bu sûreleri okurken işittim.» dedi.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivüyet etti. (Dediki); Bize Süleyman yâni ibni Bilâl, Cafer'den —ki ibni Muhammed'dir.— O da Ata b. Ebi Rabâh'dan naklen rivayet etti. Ata', Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ln zevcesi Âişe'yi şöyle derken işitmiş: «Hava rüzgârlı ve bulutlu oldumu, bu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yüzünden belli olur, (ileri geri) gidip gelmeye başlardı. Yağmur yağdığı zaman ona sevinir ve bu gam kin hâl kendisinden giderdi. Ben, bunu kendisine sordum da: — (Gerçekten ümmetime musallat kılınacak bir azâb olmasından korktum.) cevâbını verdi. Yağmuru görünce (Rahmettir.) buyururdu.»
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebi rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Yahya'dan, o da Amra'dan naklen rivayet etti ki, Bir yahudi karısı dilenmek üzere Âişe'ye gelmiş ve ona: «Allah seni kabir azabından korusun.» demiş. Âişe der ki: Bunun üzerine ben: Yâ Resûlallah! İnsanlar kabirlerde azâb edilirler mi?» diye sordum. Hadisi rivayet eden Amra demiş ki: Âişe şunları söyledi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. — Allah'a sığınırım, buyurdu. Sonra bir sabah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir merkebe bindi. Derken güneş tutuldu. Ben, hücreler arasından kadınlarla birlikte mescide çıktım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de merkebinden inerek geldi ve mescidindeki namaz kıldığı yere vardı. Hemen namaza durdu. Cemâat da arkasında namaz'a durdular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzun bir kıyam yaptıktan sonra rükû'a gitti. Uzun bir rükû' da yaptıktan sonra başını kaldırdı ve (yine) uzun bir kıyam yaptı. Ama bu evvelki kadar uzun değildi. Sonra rükû'a vararak uzun bir rükû' yaptı. Bu da birinci rükû' kadar uzun değildi. Sonra rükû'dan doğruldu; güneş açılmıştı. Müteakiben: — «Ben, sizi kabirlerde deccalın fitnesi gibi fitnelere mâruz bırakılırken gördüm.» buyurdu. Amra demiş ki: «Âişe'yi şöyle derken işittim: Bundan sonra hep Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cehennem azabından, kabir azabından Allah'a sığındığını işitirdim.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Said rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mâlik rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da îbni Ömer'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda sadaka-i fıtri Müslümanların hür veya köle, erkek veya kadın her birine hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' olmak üzere farz kıldı.
Bize Abdullah b. Meslemet'bni Ka'nep rivayet etti. (Dediki):Bize Dâvûd yanî İbni Kays, Iyaz b. Abdillah'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda iken biz sadaka-ı fıtri küçük büyük, hür veya memlûk her baş için taamdan bir sâ' yahut kuru südden bir sâ' veya arpadan bir bir sâ' yahut kuru hurmadan bir sâ', veya kuru üzümden bir sâ' üzerinden verirdik. Bunu tâ bize Muâviyetü'bnü Ebî Süfyan hac yahut umre yapmak için gelinceye kadar bu minval üzere vermeye devam ettik. Sonra Muâviye minber üzerinde halka bir konuşma yaptı ez cümle: Ben Şam buğdayından iki müddün bir sâ' kuru hurmaya muadil olduğu fikrindeyim dedi; Bunun üzerine halk onun re'yiyle amel ettiler.» Ebû Saîd Demişki: «Bana gelince, ben bunu yaşadığım müddetçe ilelebet eskiden verdiğim gibi vermekte devam ediyorum.»
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki) Bize Hişâm b. Sa'd, Osman b. Hayyân Ed-Dimaşki'den, o da Ünımü Derdâ'dan naklen rivayet eyledi, şunları söylemiş: «Ebu'd-Derdâ (Dediki) Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in seferlerinden birinde pek sıcak bir günde onunla beraber bulunduğumuzu hatırlarım, öyle ki: İnsan sıcağın şiddetinden elini başına koyardı. (O gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Abdullah b. Revaha'dan başka oruç tutanımız yoktu.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muğîra yani El-Hizâmi, Ebu'z-Zinâd'dan o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti. Ebû Hureyre : «ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Oruç bir kalkandır, buyurdular.» demiş.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh b. Humeyd, Kaasim b. Muhammed'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ihrama girerken ihramı için hille çıkarken beyii tavaf etmezden önce dahi hilli için ellerimle kokulamışımdır.»
Bize Ubeydullah b. Meslete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Yahyâ yâni İbni Saîd'den, o da Amra'dan naklen rivayet eyledi. Amra şöyle demiş: Ben, Âişe 'yi şunu söylerken işittim: «Resûlulfah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Zî'l-Kaadenin yirmibeşinde yolo çıktık Yalnız hacc yapılacak sanıyorduk. Mekke'ye yaklaştığımız vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanlarında hedy olmayanlara beyti tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'yi îfâ ettikten sonra ihramdan çıkmalarını emir buyurdu.» Âişe (Radiyallahu anha) (sözüne devamla) (Dediki): «Bayram günü bize sığır eti getirdiler. Ben : — Bu nedir? dedim. — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevceleri nâmına kurban kesti; dediler.» Râvî Yahya demiş ki: «Ben, bu hadîsi Kaasim b. Muhammed'e andım da : — Vallahi Âişe, hadîsi sana olduğu gibi söylemiş; dedi.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Malik rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Mâlike, Ca'fer b. Muhammed'den dinlediğim, onun da babasından, onun da Câbir b. AbdiIlâh (Radiyallahu anhuma)'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Câbir: «Ben (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üç tavafda Hacer-i Esved'den başlıyarak yine ona varıncaya kadar ramel yaptığını gördüm.
Bize Abdullah b, Meslemete'bnİ Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh yani ibni Humeyd, Kasım'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: «Müzdelife gecesi Sevde, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den önce izdiham olmadan (Mina'ya dönmek için) ondan izin istedi. Sevde, sebita bir kadındı. — Kasim, sebita'nın: Ağır mânâsına geldiğini söylemiş.— Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona izin verdi. Bu suretle Sevde ondan önce yola çıktı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bizi sabahlayıncaya kadar alıkoydu, biz de onunla beraber döndük. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, Sevde'nin yaptığı gibi izin isteyerek, onun izniyle dönmüş olsam benim için bu her sevinilecek şeyden daha iyi idi.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh, Kaasim'den, o da Âîşe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş : «Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in develerini:! nişan iplerini ellerimle Ördüm. Sonra onlar'ı nişanladı ve boyunlarına alâmet taktı. Bilâhare banları Beyt-i şerife gönderdi. Kendisi Medine'de kaldı ama (bununla) ona helâl olan hiç bir şey haram olmadı.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh, Kaasim b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş : «Safiyye'nin tavafı ifâzayi yapmadan hayız göreceğinden korkuyorduk. Derken yanımıza Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek: — Safiye bizi yolumuzdan alıkoyacakmı diye sordu. Biz: — O ifâzasını yaptı, dedik. — Öyleyse alıkoymayacak buyurdular
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yani İbni Bilâl Abdurrahmân b. Humeyd'den naklen rivayet etti. Abdurrahmân, Ömer b. Abdi'I-A'zîzi, Sâib b. Yezid'e şunu söylerken işitmiş : «Mekke'de ikâmet hususunda bir şey işittinmi?» Sâib : — Alâ' b. Hadramî'yi: — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i. (Muhacir için tavaf-ı saderden sonra Mekke'de üç gün kalma hakkı vardır) buyururken işittim. Galiba bundan fazla kalamaz demek istiyordu, cevâbını verdi.»
Bize Abdullah b. Meslemete'l Ka'nebî ile Yahya b. Yahya ve Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Ka'nebî: (Mâlik b. Enes'e okudum); Kuteybe ise: (Bize Mâlik rivayet etti) dediler. Yahya —ki bu lâfız onundur— Mâlik'e: Sana İbni Şihâb, Enes b. Mâlik'ten naklen: «Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih yılında Mekke'ye başında bir miğfer olduğu halde girdi. Onu çıkardığı vakit yanına bir adam gelerek: — îbni Hatal Kabe'nin örtüsüne yapışmıştır, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Onu öldürün! buyurdular, dediğini rivayet etti mi? diye sordum. Mâlik: — Evet! cevâbını verdi.»
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Utbetü'bnü Müslim'den, o da Nâfi' b. Cübeyr'den naklen rivayet etti kî: Mervân b. Hakem halk'a hutbe okuyarak Mekke'yi, halkını ve hürmetini anlatmış; fakat Medine'yi, onun halkını ve hürmetini anmamış. Bunun üzerine Râfi' b. Hadîc kendisine seslenerek : «Aceb neden senin Mekke'yi) halkını ve hürmetini anlattığını işitiyorum da Medine'yi, onun halkını ve hürmetini söylemiyorsun? Halbuki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun iki taşlığının arasını haram kılmıştır. Bu bizde bir Havlan derisi üzerinde yazılıdır. istersen onu sana okutabilirim.» demiş. Nâfi' demiş ki: «Bunun üzerine Mervân sustu. Sonra: (Evet) bunun bir kısmını (ben de) işitmiştim; dedi.»
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b, Bilâl, Amr b. Yahya'dan, o da Abbas b. Sehl es-Sâidî'den, Ebû Humeyd'den naklen rivayet etti. Ebû Humeyd: «Tebûk gazasında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yola çıktık» diyerek hadisi rivayet etmiştir. Bu hadis de şu cümleler de vardır: Sonra yola revan olduk. Vâdil-Kura'ya geldiğimiz vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben acele ediyorum. İmdi sizden kim isterse benimle birlikte acele gelsin; dileyen kalsın» buyurdular. Bunun üzerine yola çıktık. Medine'ye yaklaşınca ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İşte Medîne! ve işte Uhud!.. Uhud bizi seven bir dağdır. Biz de onu severiz.» buyurdular.
Bize Abdullah b. Meslemete'I-Ka'nebi rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik, Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Bir kadınla halası ve yine bir kadınla teyzesi bir nikâh altında toplanamaz» buyurdular.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Abdilazîz rivayet etti. (Müslim der ki, îbni Mesleme, Ebu Umâmete'bni Sehl b. Huneyfin neslinden Medîneli bir Ensârîdir.) o da ibni Şihâb'dan, o da Kabîsatü'bnu Züeyb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hala kardeş kızı üzerine, kız kardeş kızı da teyze üzerine nikâh edilemez.» buyururken işittim.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki); Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya yâni İbni Saîd'den, o da Amra'dan naklen rivayet etti. Amra Hz. Âişe'yi, haram kılan süt'ü anlatırken dinlemiş. (Demişki): Âişe şunu söyledi: «Ma'lum on defa emme.» âyeti Kur'ân'da nazil olmuştur. Sonra «Beş ma'lum emme.» âyeti de nazil oldu.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Abdurrahmân b. Humeyd'den, o da Abdülmelik b. Ebî Bekr'den, o da Ebu Bekr b. Abdirrahmân'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme ile evlenerek zifaf'a girdiği zaman yanından çıkmak istediğinde Ümmü Seleme elbisesinden tutmuş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «İstersen senin yanında daha fazla kalayım ve bunu senin nevbetine sayayım. Bakire'ye yedi, dul'a üç gece (zifaf hakkı) vardır.» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd b. Kays, Mûsâ b. Yesâr'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayette bulundu. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim süt'ü biriktirilmiş bir koyun satın alırsa, hemen onu götürüp sağsın! Eğer sütünden memnun kalırsa mülkünde bırakır; aksi takdirde hayvanı, beraberinde bir ölçek kuru hurma ile iade eder.» buyurdular.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nabî rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da ibni Ömer'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim bir yiyecek satın alırsa, onu tamamen tesellüm etmedikçe satmasın!» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Yahya'dan —ki İbni Saîd'dir—, o da Büşeyr b. Yesâr'dan, o da biri Sa'd b. Ebî Hasme olmak üzere hemşehrileri bâzı ashâb-ı Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) taze hurmayı kuru hurma karşılığında satmaktan nehyetmiş ve: «Bu ribâdir; bu müzâbenedir.» buyurmuş. Yalnız ariyyenin, bir-iki ağaç hurmanın yemişini satmağa ruhsat vermiş. Onu bir hâne halkı kuru hurma ile takdir ederek alır; taze taze yerlermiş.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Mâlik'e: Sana Dâvûd b. Husayn, İbni Ebi Ahmed'in azâdlısı Ebû Süfyân'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki, ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş veskten daha az yahut beş vesklik (beş mi yoksa beşten az mı dediğinde râvi Dâvûd şekk etmiştir) ariyyelerin göz kararı ile satışına ruhsat vermiş (değilmi?) dedim. Mâlik: — Evet; cevâbını verdi.
Bize Abdullah b. Mesleme El-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Mûsâ b. Ebî Temîm'den, o da Satd b, Yesâr'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dînâr dînâr mukabilinde satılır; aralarında fazlalık yoktur. Dirhem de dirhem mukabilinde satılır; aralarında fazlalık yoktur.» buyurdular.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl Abdülmecîd b. Süheyl b. Abdirrahman'dan naklen rivayet eti. O da Saîd b. El-MÜseyyeb'i, Ebû Hureyre ile Ebû Saîd'den naklen rivayet ederken dinlemiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Adiy El-Ensari'nin kardeşini Hayber'e Vali göndermiş. O zât (oradan) a'Iâ hurma getirmiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Hayber'in bütün hurmaları böyle midir?» diye sormuşlar. — Hayır! Vallahi yâ Resûlâllah! Biz bunun bir ölçeğini bayağı hurmanın iki ölçeği ile satın alıyoruz; demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Böyle yapmayın! Ve lâkin misli misline alın! Yahut bunu satın; karşılığı ile ötekinden alın! Tartı da böyledir!» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Yahya'dan —ki İbni Said'dir— rivayet etti. Şöyle demiş: Saîd b. El-Müseyyeb rivayet ederdiki, Muammer şunları söylemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Her kim ihtikâr yaparsa âsî olmuştur.» buyurdu. Bunun üzerine Saîd'e: Ama sen ihtikâr yapıyorsun? dediler. Saîd: Bu hadisi rivayet eden Ma'mer dahi ihtikâr yapardı; cevabını verdi.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik b. Enes, Zeyd b. Eslem'den, o da babasından naklen rivayet ettiki, Ömer b. Hattâb şunları söylemiş : İyi cins bir atımı Hak yolunda tesadduk ettim. Az sonra sahibi onu ziyan etmiş. Ben onu ucuza satacağını anlayarak Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hükmünü sordum da: «Onu ne satın al, ne de sadakandan dön; zira sadakasından donen kusmuğuna dön (üp yiy) en köpek gibidir.» buyurdular.