Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Kılabe, Enes İbn Malik'ten, onun şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Hicab ayetini en iyi ben bilirim. Hz. Zeyneb süslenip Rasulullah'a sallalla.hu aleyhi ve sellem getirildiği vakit, Hz. Nebi'le birlikte evde bulunuyordu. Allah Resulü [onunla evlenirken ziyafet olarak] yemek yaptırıp insanları davet etmişti. İnsanlar, konuşmak için oturup kaldılar. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem dışarı Çıkıyor, sonra tekrar dönüyordu. Çünkü insanlar oturmuş konuşuyorlardı. Bunun üzerine Allah Teala 'Ey iman edenler! Nebiin evlerine girmeyin! .. ' ayetini indirdi."
Mesruk'tan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Abdullah İbn Mes'Qd'un yanına gittim. Sonra o, şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini yalanlayıp ona karşı direnmeyi !,ilrdürmek isteyen Kureyş'e şöyle beddua etti: Ey Ulu Allahım! Yusuf Nebiin kavmine verdiğin yedi kıtlık yılına benzer yedi yıl ile onlara karşı bana yardım et! Bunun üzerine kıtlık oldu. Kıtlık, her şeyin tükenmesine neden oldu. Sonunda insanlar kemikleri yemeye başladılar. Durum öyle bir hal aldı ki; ayağa kalkan biri, açlık ve içinde bulunduğu zorlu durumdan dolayı göğe baktığı zaman, kendisi ile gök arasında dumana benzer bir şey görür hale geldi. Sonra şu ayetleri okudu: Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. "(Duhan 10) ... "Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. "(Duhan 15) Kıyamet günü onlardan hiç azap kaldırılır mı? Son olarak Abdullah İbn Mes'ud şöyle dedi: "Şiddetle yakalamaıldan maksat Bedir Savaşı'dır.
Muhammed [İbn Sirinl'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdurrahman İbn Ebi Leyla'nın da bulunduğu bir ilim meclisinde idim. Onun etrafındaki insanlar kendisine son derece saygı gösteriyoriardı. [Mecliste kocası ölen kadının iddetini tartışıyorlardı.] Bu esnada onun etrafındakiler kendisine görüşlerini söylediler. O da iki iddet süresinin sonuna kadar beklenmesini gerektiğini ifade etti. Ben de SUbey'a İbnu'I-Haris hadisini Abdullah İbn Utbe'den tahdis etmeye başladım. Bunun üzerine etrafındaki insanlardan biri dudaklarını ısırarak bana susmamı işaret etti. Onun bu görüşü inkar ettiğini fark ettim ve "Kufe'nin bir bucağında bulunan Abdullah İbn Utbe'ye yalan söz nispet ettiğim takdirde ben, gerçekten sınırı aşmış kimseyim," dedim. Bana işaret eden adam utandı. Bunun üzerine İbn Ebi Leyla şöyle dedi: Fakat onun amcası böyle bir şey demedi. Ebu Atiyye Malik İbn Amir ile karşılaştım ve bu meseleyi ona sordum. O da Subey'a hadisini nakletmeye başladı. Bunun üzerine ona; "Bu konuda Abdullah [İbn Mes'udl'dan bir rivayet işittin mi?" diye sordum. Biz Abdullah [İbn Mes'udl'un yanında idik. O şöyle söyledi: "Siz kadınlar için ruhsatı bırakıp ağır olan hükmü mü kabul ediyorsunuz? Allah'a yemin ederim ki, kadınlar hakkındaki kısa suref[alak Suresi uzun olan sureden/Bakara Suresinden daha sonra inmiştir. [Bu surede Allah Teala şöyle buyurmuştur:] Hamile olanlann bekleme süresi ise, yüklerini bırakmalan (doğum yapmalan)dır." (Talak 4)
Aişe radiyallahu anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hesaba çekilen herkes mutlaka helak olur" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Canım sana feda olsun! Allah Teala: 'Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür, '(İnşikak 7-8) buyurmuyor mu?" diye sordum. O da şöyle buyurdu: "Bu ayette insanların hesaba sunulacakları arz'dan bahsedilmektedir. Kimin hesabı uzarsa o kişi helak olur. "
Abdullah'tan rivayet edildiğine göre o, bir adamı bir ayeti okurken işitmiş. Ama Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den O ayetin farklı şekilde okunduğunu öğrenmişti. (Abdullah anlatmaya devam ediyor:) Adamın elinden tuttum ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. (Olayı anlatınca Nebi s.a.v. şöyle) buyurdu: "İkinizin de okuyuşu güzel. Böyle okuyun!"556 Bildiğim en büyük hakikat onun şöyle buyurduğudur: [İhtilafa düşmeyin!] Zira sizden önceki toplumları ihtilafa düşmeleri helak etmiştir."
Eyyub'dan, o Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: ... " Muhammed'den, o Ebu Hureyre'den: "İbrahim ancak üç yalan söylemiştir. İbrahim beraberinde Sare bulunduğu halde zorba birisinin ülkesinden geçti. .. diye hadisin geri kalan bölümünü zikretti. .. derken (o zalim hükümdar) ona Hacer'i verdi. (Sare) dedi ki: Allah katirin elini benden uzak tuttu ve ayrıca bana Hacer'i de hizmetçi olarak verdi. .. Ebu Hureyre dedi ki: Ey semanın suyunun oğulları! İşte anneniz budur." (Hadisi Ebu Burde'den rivayet eden) eş-Şa'bı hadisi kendisinden naklettiği Salih b. Salih'e dedi ki: "Sen bunu herhangi bir bedel ödemeksizin al, ama önceleri adam bundan daha basit bir mesele için dahi Medine'ye gider, yolculuk yapardı." Ebu Bekr, Ebu Husayn'dan naklen, o Ebu Burde'den, onun da babasından rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "O cariyeyi azad ettikten sonra onun mehrini verirse ... " diye rivayet etmiştir. (Çeviren)
Enes'ten rivayete göre: "Abdurrahman İbn Avf, bir kadın ile bir çekirdek ağırlığı (altın mehir) ödemek üzere evlendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onda güveyoluşun sevincini görünce, sebebini sordu, o da: Ben bir kadın ile bir çekirdek ağırlığı (altın mehir) ödemek üzere evlendim, dedi."
Enes r.a.'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf'ın üzerinde zaferanın sarı izlerini görünce, bu nedir diye sordu. O: Altından bir çekirdek ağırlığı mehir ile bir kadın ile. evlendim, dedi. Allah Rasulü: Allah sana mübarek eylesin. Bir koyun ile dahi olsa ziyafet ver, diye buyurdu."
Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Zeyneb ile evliliği dolayısıyla verdiği velimeyi hanımlarından hiçbirisi dolayısıyla vermiş değildir. Onunla evliliği dolayısıyla bir koyun ile düğün yemeği vermişti."
Esma' r.anha'dan rivayete göre "Bir kadın dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, benim bir kumam var. Eğer kocamın bana vermediği şeyleri vermiş gibi göstererek ona karşı tokluk gösterişinde bulunacak olursam, benim için bir vebal sözkonusu olur mu? Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kendisine verilmemiş olan şeylerle tokluk gösterişinde bulunan kimse, yalandan iki elbise giyinmiş gibi olur."
Enes İbn Sirin'den, dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken dinledim: "İbn Ömer ay hali iken hanımını boşadı. Ömer bu durumu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e nakledince, ona dönsün diye buyurdu. (Enes İbn SMn dedi ki:) Ben: "Peki bu sayılır mı", diye sordum. O: "Böyle bir soru sorma(na ne gerek var) dedi." İbn Ömer'den dedi ki: "Ona emret, ona dönsün, diye buyurdu. (Enes İbn Sırın dedi ki:) Ben: Sayılır mı diye sordum. Şöyle cevap verdi: Ya cı acze düşmüş ve ahmaklık etmişse (ne olacak), dedi."
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (veda haccının sonunda) Mekke'den ayrılmak isteyince, Safiye'nin çadırının kapısı önünde oldukça üzüntülü olduğunu gördü. Ona: Vücudu kesilesi -yahut boğazı ağrıyası- sen bizi yolumuzdan alıkoyacaksın. Nahr (kurban bayramı birinci günü) ifada tavafını yapmış mıydın diye sordu. Safiye evet deyince, Allah Resulü: O takdirde yola koyulabilirsin dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Ayetten maksat şudur: İddetin hesabı ay hali ve temizlik etrafında döner durur. Bunları bilmek ise çoğunlukla kadınlar için mümkün olur. Bundan dolayı kadın bu hususta güvenilir kabul edilmiştir. İsmail el-Kadi der ki: Ayet, iddet bekleyen kadının rahmindeki hamilelik ve ay hali hususlarına dair verdiği haberde güvenilir olduğuna delildir. Ancak yalan söylediği açıkça bilinecek türden bilgiler vermesi hali müstesnadır. el-Mühelleb dedi ki: Hadiste kadınların ay hali oluşları ile ilgili ileri sürdükleri iddialarının tasdik edileceğine bir delil bulunmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yola çıkmayı ertelemek ve beraberinde bulunanları aİıkoymak istemiştir. Buna sebep de Safiye'nin ay hali oluşudur. Bu hususta onu ne sınadı, ne de yalan söylediğini ileri sürdü. İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye'nin sadece ay hali olduğunu söylemesine dayanarak yola çıkmayı erteleyeceğini söylediğinden ötürü, buradan hareketle hükmün kocayı da etkileyeceği sonucu çıkarılmıştır. Bundan dolayı kocanın (ric'l talak ile boşamış olduğu) karısına ric'at yapmasının muteber oluşu ya da olmayışı hususları ile karnındaki gebeliğin ondan oluşu hususunda kadının ay hali ve hamilelik hakkındaki sözleri doğru kabul edilir
Suveyd b. en-Numan'dan rivayete göre "es-Sahba denilen yerde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iie birlikte idiler. -Burası Hayber'den yarım gün uzaklıkta bir yerdir.- Namaz vakti girdi. Nebi yiyecek bir şeyler getirilmesini emir buyurdu. Sevikten başka bir şey getirilmediğini gördü. Ondan bir kısmını alıp ağzında evire çevire çiğnedi. Biz de onunla birlikte (onu) ağzımızda çiğnedik. Daha sonra su getirilmesini söyledi ve ağzını çalkaladı. Arkasından abdest almaksızın namaz kıldı, biz de kıldık.'!
Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre "Bir adam çokça yemek yerdi. Müslüman olduktan sonra çok az yemek yemeğe başladı. Bu durum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarılınca o: Mu'min tek bir bağırsak için yer, kafir ise yedi bağırsak için yer, diye buyurdu."
Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mi'rad hakkında sordum. O: Eğer sivri tarafı ile isabet ettirirsen yiyebilirsin. Şayet enli tarafıyla isabet ederse ve onu öldürürse şüphesiz ki o bir vaklzdir (ağırlıkla vurulup öldürülmüş bir hayvandır) ondan yeme, diye buyurdu. Adiy: Peki köpeğimi gönderiyorum dedim, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Köpeğini salarken besmele çektiysen yiyebilirsin. Ben: Eğer avdan yerse diye sordum. O: O takdirde ondan yeme. Çünkü o senin için tutmamış, o ancak kendisi için yakalamış olur, diye buyurdu. Ben: Köpeğimi salarım da onunla beraber başka köpek bulduğum da olur . . (Hükmü nedir?) diye sordum. O: Ondan yeme. Çünkü sen ancak kendi köpeğin için besmele çekmiştin, başka köpek için besmele çekmemiştin, diye buyurdu.'1
Cabir b. Abdullah r.a.'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber günü (ehli) merkeplerin etlerini yemeyi yasakladı ve at etlerini yemeğe ruhsat verdi."
Enes r.a.'dan rivayete göre "Bir yahudinin oğlu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hizmet ederdi. Bu çocuk hastalanınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanına gidip onu ziyaret etti. Ona: Müslüman ol, dedi. Çocuk da Müslüman oldu." Said b. el-Müseyyeb de babasından: "Ebu Talib ölüm hastalığında iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. .. " dediğini nakletmektedir.
İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde su getirdi. Huzeyfe o kabı ona doğru attı ve: Benim bu kabı atışımın tek sebebi, ona bunu yapmamasını söylediğim halde bu işten vazgeçmeyişidir. Oysa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Altın, gümüş, ipek ve atlas dünyada onlara aittir, ahirette de sizindir, diye buyurmuştur, dedi."
İbnu'z-Zubeyr'den, hutbe verirken şöyle dedi: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla giyinemeyecektir" buyurdu.
Ali b. Ebi Talib r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana yollu olarak dokunmuş, siyera denilen bir kumaştan bir elbiseyi hediye olarak verdi. Ben de onu giyinip dışarı çıktım. Yüzünden kızdığını anladım, ben de bu sebeple onu etrafımdaki hanımlara parçalayıp böldüm."
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Ben Ömer'e, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı birbirine yardım eden iki kadının kim olduğunu sormak isteği ile bir sene fırsat kollayıp durdum. Ama ondan çekindiğim için soramadım. Bir gün, bir konaklama yerinde indi ve (ihtiyacını karşılamak üzere) erak ağaçlarının arasına girdi. Ağaçların arasından çıkınca ona sordum. O: Aişe ve Hafsa'dırlar, dedi. Daha sonra şunları anlattı: -Bizler cahiliye döneminde kadınları önemsemezdik. Ama İslam gelip de Allah onları söz konusu edince, bu sebeple onların üzerimizde bir haklarının bulunduğunu gördük. Ama bununla birlikte yine onları herhangi bir işimize de karıştırmıyorduk. Benimle hanımım arasında bir söz alışverişi olmuştu. O bana ağır sözler söyledi. Ben de ona: Sen işi buraya kadar mı vardırdın, diye çıkıştım, bana: Bunu bana mı söylüyorsun? Oysa senin kızın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e eziyet ediyor, dedi. Bu sefer Hafsa'nın yanına gittim ve ona: Seni Allah'a ve Rasulüne karşı gelmekten sakındırıyorum, dedim. Nebie eziyet verip onu rahatsız etmemek konusunda söyleyeceklerimi ilk olarak ona söyledim. Daha sonra Ümmü Selemelnin yanına gittim ve ona da bunları söyledim. Bu sefer Üm mü Seleme: Sana şaşıyorum ey Ömer, sen bizim işlerimize de müdahale ettin. Kala kala Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile onun zevceleri arasına girmen mi kaldı, dedi. Ve bu sözlerini tekrarladı. Ensardan bir adam vardı. O Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunmayıp ben bulunacak olursam ona gider olanları anlatırdım. Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunmayıp o bulunmuş ise o yanıma gelir ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafında bulunanlar (hükümdar ve idareciler) hep ona karşı doğrulmuşlardı (ona boyun eğmişlerdi). Geriye sadece Şam'daki Gassan kralı kalmıştı. Onun bize hücum edeceğinden korkardık. Bir gün ansızın ensardan olan o arkadaşının gelip: Bir iş oldu, dediğini duyuverdim. Ben ona: Olan ne, Gassanlı mı geldi yoksa, diye sordum. O: Bundan daha da büyük. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarını boşadı, dedi. Hemen onun evine gittim. Hepsinin hücrelerinden ağlama sesleri geliyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de birkaç basamakla çıkılan yüksekçe odasına çıkmıştı. Odanın kapısında da onun hizmetçisi vardı. Hizmetçisine gidip: Huzura girme m için bana izin iste, dedim. Bana izin verdi, ben de içeri girdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir hasır üzerinde ve hasırın böğründe iz bırakmış olduğunu gördüm. Başı altında içi lifte dolu deriden bir yastık vardı. İçeride tabaklanmamış birkaç hayvan postu ile tabaklamakta kullanılan bir miktar karaz (mazı ağacı yaprağı) vardı. Hafsa'ya ve Ümmü SelemeIye söylediklerimi ona naklettim. Üm mü Seleme'nin de bana ne şekilde cevap verdiğini anlattım. Rasulultah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine güldü ve yirmi dokuz gün kalıp sonra indL"
Sabit'ten, dedi ki: "Enes'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçını, sakalını kına (ve benzeri şeyler ile) boyamasına dair soru soruldu da, o: Saçlarını kına (ve benzeri şeylerle) boyayacak kadar saçları ağarmamıştı. Sakalında ağaran saç tanelerini saymak isteseydim (sayabilirdim)" dedi.
Avn İbn Ebi Cuhayfe'den, dedi ki: "Ben babamı gördüm de şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kan aldırma bedelini, köpeğin parasını yemeyi, faiz yiyeni, faiz yedireni, döğme yapanı ve döğme yaptıranı (bu işleri yapmalarını) nehyetmiştir."
Abdullah'tan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Müslümana sövmek fasıklık, onunla kıtal etmek küfürdür, buyurmuştur." Bu hadisi Muhammed İbn Ca'fer de Şu'be'den rivayet hususunda ona (Süleyman İbn Harb'e) mutabaat etmiştir.
(Ensar'ın mevlası Buşeyr İbn Yesar'dan rivayete göre), Rafi' İbn Hadic ile Sehl İbn Ebi Hasme kendisine şu hadisi nakletmişlerdir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyisa İbn Mesud, Hayber'e gittiler. Hurmalıklar arasında her biri bir tarafa ayrıldı. Daha sonra Abdullah İbn Sehl öldürüldü. Abdurrahman İbn Sehl ile Mesud'un iki oğlu Huvayyisa ile Muhayyisa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek arkadaşları Abdullah İbn Sehl'in durumu hakkında konuştular. Gelenlerin yaşça en küçükleri olan Abdurrahman söze başlayınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Büyük olana sözü bırak, buyurdu. (Ravilerden) Yahya: Yaşça büyük olan konuşsun buyurdu, dedi. Sonra arkadaşlarının durumu hakkında konuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öldürülen bu adamınızın -yahut arkadaşınızın- diyetini hak etmek için aranızdan elli kişi (Hayberliler öldürdü diye) yemin eder mi, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, bu görmediğimiz bir iştir, dediler. Allah Rasulü: O zaman Yahudiler arasından elli kişi yemin ederek sizin onu öldürmediğinizi söyleyip, kanından beri olduklarını belirtsinier, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, onlar kafir bir topluluktur diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tarafından onlara diyet ödedi." Sehl dedi ki: "Ben o develerden bir dişi deveye yetiştim. Sahiplerine ait olan bir ağıla girdim, o deve beni ayağıyla tekmeledi." İbn Uyeyne dedi ki: Bize Yahya, Buşeyr'den, o, Se hı 'den tahdis etti, diyerek yalnızca Sehl'in adını söyledi, (Rafi' İbn Hadle'i sözkonusu etmedi.) .
(Ensar'ın mevlası Buşeyr İbn Yesar'dan rivayete göre), Rafi' İbn Hadic ile Sehl İbn Ebi Hasme kendisine şu hadisi nakletmişlerdir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyisa İbn Mesud, Hayber'e gittiler. Hurmalıklar arasında her biri bir tarafa ayrıldı. Daha sonra Abdullah İbn Sehl öldürüldü. Abdurrahman İbn Sehl ile Mesud'un iki oğlu Huvayyisa ile Muhayyisa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek arkadaşları Abdullah İbn Sehl'in durumu hakkında konuştular. Gelenlerin yaşça en küçükleri olan Abdurrahman söze başlayınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Büyük olana sözü bırak, buyurdu. (Ravilerden) Yahya: Yaşça büyük olan konuşsun buyurdu, dedi. Sonra arkadaşlarının durumu hakkında konuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öldürülen bu adamınızın -yahut arkadaşınızın- diyetini hak etmek için aranızdan elli kişi (Hayberliler öldürdü diye) yemin eder mi, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, bu görmediğimiz bir iştir, dediler. Allah Rasulü: O zaman Yahudiler arasından elli kişi yemin ederek sizin onu öldürmediğinizi söyleyip, kanından beri olduklarını belirtsinier, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, onlar kafir bir topluluktur diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tarafından onlara diyet ödedi." Sehl dedi ki: "Ben o develerden bir dişi deveye yetiştim. Sahiplerine ait olan bir ağıla girdim, o deve beni ayağıyla tekmeledi." İbn Uyeyne dedi ki: Bize Yahya, Buşeyr'den, o, Se hı 'den tahdis etti, diyerek yalnızca Sehl'in adını söyledi, (Rafi' İbn Hadle'i sözkonusu etmedi.) .
Bera r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hassan'a: "Onları hicvet -yahut onların hicivlerine karşılık ver!- Cebrail seninle birliktedir, demiştir."
…Bera' (bin A’zib r.a.) dedi ki: "İbrahim aleyhisselam ölünce Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da: Şüphesiz onun cennette bir sütannesi vardır, buyurdu."
Enes r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir yolculukta iken Enceşe adında da bir köle, develere ezgi söylüyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Enceşe! Cam şişeleri hızlı değil, yavaş sür, buyurdu." Ravilerden Ebu Kılabe: Kadınları kastediyor, dedi.