Doğumh. 58
Vefath. 146
KünyeEbû Sehl
Nisbeel-A'râbî, el-Abdî, el-Basrî
Yaşadığı yerleral-Basra
Tabaka6. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullâh sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bir kimse inanarak ve sevabını yalnızca Allah'tan umarak bir Müslümanın cenazesinin arkasından giderse, namazını kılıp defnedinceye kadar onunla birlikte bulunursa iki kır'at ecirle döner. Her bir kırat Uhud Dağı kadardır. Kim cenaze namazını kılar sonra cenaze defnedilmeden dönerse o da bir kırat ecirle dönmüş olur. Tekrar: 1323, 1325
İmrân'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir seferdeydik. Geceleyin ilerlemeye devam ettik. Gece'nin sonlarına geldiğimiz zaman düşüp uyuduk. Bir yolcu için bundan daha tatlı bir uyku olamazdı. Sabahleyin ancak güneşin sıcağı bastırınca uyanabildik. İlk önce falanca, sonra filanca, daha sonra ise öteki falanca uyandı. (Ebu'r-Racâ uyanan ilk üç kişinin isimlerini zikretmiştir Ancak Avf unutmuştur.} Dördüncü olarak ise, Hz. Ömer uyandı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyuduğu zaman uyandırılmazdı. Çünkü uyuduğu esnada ne olduğunu (vahyin gelip gelmediğini) bilmiyorduk. Ancak Hz. Ömer uyanınca insanların başına gelen durumu anladı. Kendisi sert tabiatlı biriydi. Bu yüzden tekbir getirdi. Tekbir getirirken sesini yükseltti. Yüksek sesle tekbir getirmeyi sürdürdü. Nihayet Ömer'in tekbir seslerini duyan Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyandı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyanınca Hz. Ömer, ona gidip insanların başına gelen durumu anlattı. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) 'Hiçbir zararı yok' veya 'Bir şey olmaz, haydi yola koyulun' dedi. Bunun üzerine insanlar yola çıktı. Biraz yürüdükten sonra, Nebi s.a.v. konakladı ve abdest suyu istedi. Sonra abdest aldı. Namaz için ezan okundu. Daha sonra Allah Resulü insanlara namaz kıldırdı. Namazı bitirip yönünü çevirince toplulukla birlikte namaz kılmayan bir adamın insanlardan ayrı durduğunu fark etti. Ona 'Ey falanca! Neden cemaatle birlikte namaz kılmadın?' diye sordu. Adam, Cünüp oldum, yanımda da su yok' diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Toprakla teyemmüm al! Bu sana yeter' buyurdu. Daha sonra Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ilerlemeye devam etti. Bu defa insanlar ona gelip susuzluktan yakındı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine konakladı ve falancayı (Ebu Raca bu kişinin adını zikretmişti. Ama Avf unutmuştur.) ve Hz. Ali'yi yanına çağırdı. Onlara 'Gidip su arayın' dedi. Onlar da, yola çıktılar. Derken devesi üzerinde su dolu iki büyük kırba arasına oturmuş bir kadına rastladılar. Ona 'Suyu nerde buldun?' diye sordular. Kadın, 'dün bu vakitler su dolduruyor-dum. Adamlarımızı suyun başında bıraktık' diye cevap verdi. Bunun üzerine ona 'Haydi yürü bakalım' dediler. Kadın 'Nereye?' diye sorunca, 'Allah Resulü'nün yanına' diyerek karşılık verdiler. Bunun üzerine kadın 'şu kendisine sâbiî' denen adama mı?' diye sordu. 'Evet, işte o kast ettiğin kişiye doğru gidiyorsun, haydi kımılda' şeklinde karşılık verdiler. Nihayet kadını Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına getirdiler ve aralarında geçen konuşmayı anlattılar. Bunun üzerine Allah Resulü Onu devesinden indirin' buyurdu. Sonra bir kap isteyip kırbaların ağzından, getirilen kaba su boşalttı. Sonra kırbaların ağzını bağladı. Daha sonra kırbaların altında bulunan kapakları açıp insanlara şöyle seslendi: 'Haydi hem siz için hem de (hayvanlarınızı) sulayın.! Bunun üzerine dileyenler su içti, dileyenler hayvanını suvardı. Sonunda, cünüp olan adama bir kap su verildi ve Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, 'Git ve bu suyu başından aşağı dök' dedi. Bu esnada kadın, ayakta durarak suyunun başına gelenleri izliyordu. Allah'a and olsun ki, kırbalardan su alma bitti. Yine de kırbalar bize, su alma işlemine başlamadan önceki halinden daha dolu görünüyordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Onun için bir şeyler toplayın' buyurdu. Bunun üzerine ashâb-ı kiram, biraz has hurma, biraz un ve biraz da kavut topladılar. Sonra bunları bir çıkına koydular. Daha sonra kadını devesine bindirip çıkını eline verdiler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de ona, Gördüğün gibi senin suyundan bir şey eksiltmedik. Zira Hak Teâlâ, bizi suya kandırdı.' dedi. Nihayet kadın gecikmiş olarak ailesinin yanına vardı. Ona 'Neden geciktin?' diye sordular. O da şöyle cevap verdi: 'Şaşılacak bir şey oldu. İki adam karşıma çıktı. Beni kendisine sâbiî denilen adamın yanına götürdüler. Şöyle şöyle oldu. Allah'a and olsun ki, bu adam ya şununla bunun arasındaki (bu esnada orta parmağı ile şehadet parmağını göğe doğru kaldırmıştı. Bununla gök ile yeri kasdediyordu) en büyük sihirbazdır. Ya da, gerçekten Allah'ın elçisidir.' Bu olaydan sonra Müslümanlar o kadının kabilesinin etrafında bulunan müşriklere baskın düzenliyorlardı. Fakat onun kabilesine ilişmiyorlardı. Kadın bir gün kavmine, 'Eminim ki onlar, size bilinçli bir şekilde ilişmiyorlar. Müslüman olmak istemez misiniz? diyerek onları İslamiyet'e davet etti. Onlar da bu çağrısına uydular ve hep birden Müslüman oldular.
İmrân İbn Husayn el-Huzâî'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaatle birlikte namaz kılmayıp bir köşede yalnız başına olan bir adam gördü. Ona: 'Cemaatle namaz kılmaktan seni alıkoyan nedir?' diye sordu. Adam, 'Ey Allah'ın elçisi, cünüp oldum, su da yok' diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "O zaman toprakla teyemmüm al! Zira bu sana yeter."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdân b. Muhammed ← Abdullah b. Mübârek ← Avf ← Ebû Recâ' ← İmrân b. Husayn
Seyyar İbn Selâme'den şöyle nakledilmiştir: "Babamla birlikte Ebu Berze el-Eslemî'nin yanına gittik. Babam ona 'Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem farz namazları nasıl ne zaman kılardı?' diye sordu. O da şöyle cevap verdi: 'Güneş en yüksek noktaya çıktıktan sonra batı istikametine doğru meyletmeye başlayınca sizin ilk namaz dediğiniz öğle namazını kılardı. Asr / İkindi namazını kıldığı zaman, bizden biri Medine'nin en ücra köşesinde bulunan evine gittiği zaman hâlâ güneş parlamaya devam ederdi. (Ravi Ebu Berze'nin) Akşam namazı hakkında söylediklerini unuttum' (demiştir); Sizin 'Ateme' dediğiniz yatsı namazını ise, geciktirirdi. Yatsı namazından önce uyumayı, bu namazdan sonra ise konuşmayı hoş karşılamazdı. Sabah namazını bitirdiği zaman herkes yanı başında oturanı tanırdı. Sabah namazında altmış ile yüz âyet arasında Kur'an okurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Mukâtil ← Abdullah b. Mübârek ← Avf ← Seyyâr b. Selâme
Ebu'l-Minhâl'den şöyle nakledilmiştir: "Babamla birlikte Ebu Berze el-Eslemî'nin yanına gittik. Babam ona Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in farz namazları nasıl kıldığını bize anlat' dedi. O da şunları söyledi: Öğle namazını güneş batı yönüne doğru harekete geçince sizin "ilk namaz" dediğiniz öğle namazını kılardı. İkindi namazını kılınca, bizden biri Medine'nin ücra köşesinde bulunan ailesinin yanına döndüğü vakit güneş hâlâ parlaklığını korurdu. (Ravi der ki:) Akşam namazı hakkında ne dediğini unuttum. Yatsı namazını ise geciktirmeyi severdi. Yatsı namazından önce uyumayı, ondan sonra da konuşmayı hoş karşılamazdı. Sabah namazını ise, bizim yanı başımızdakini tanıyacak kadar hava ağarınca bitirirdi. Sabah namazında altmış ile yüz âyet arasında Kur'an okurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Müsedded b. Müserhed el-Basrî ← Yahyâ b. Saîd ← Avf ← Seyyâr b. Selâme
Semure İbn Cündeb'in naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir rüya ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Başı taşla yarılan kimse Kur'ân'ı öğrenecek, fakat onu (ezberleyip korumayı ve onunla amel etmeyi) terk edecek. Ayrıca farz namazları da uykudan kalkmadığı için bırakacak."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mü'emmel b. Hişâm ← İsmâil b. İbrâhîm ← Avf ← Ebû Recâ' ← Semüre b. Cündeb
Said İbn Ebu'l-Hasen şöyle anlatır: İbn Abbas r.a.'ın yanında idim. Ansızın.bir adam geldi ve: "Ey İbn Abbas' Ben el emeği ile geçimini temin eden bir kimseyim. Ben şu resimleri yapmaktayım" dedi. Bunun üzerine İbn Abbas r.a. ona, "Ben sana sadece, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğim şu sözü nakledeceğim: "Bir kimse resim yaptığı zaman, Allah o kişi'ye, yaptığı resme ruh üfleyinceye kadar azap edecektir. Ve o ona asla ruh veremeyecektir." Bunun üzerine adam'a bir sıkıntı bastı, yüzü sarardı. İbn Abbas r.a. ona, "İllaki yapacaksan, bari ağaç -canlı olmayan şeylerin resimlerini- yap" dedi. Tekrar: 5963, 7042
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ramazanda verilen zekatları korumam için bana vekalet vermişti. Bu arada (bir gece) birisi geldi ve hurma'dan avuçlayıp aldı. Hemen onu yakaladım ve "Vallahi seni Resulullah'a götüreceğim" dedim. Bana, "Ben ihtiyaç sahibi bir kimseyim, çoluk çocuğum var, şiddetle bunlara muhtacım" dedi. Ben de onu bıraktım. Sabah olduğu zaman Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Ebu Hureyre! Dün yakaladığın kimse ne yaptı?" diye sordu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü' Bana, çok ihtiyacı olduğunu ve kalabalık bir ailesi bulunduğunu anlatıp halinden şikayette bulundu. Ben de acıdım, salıverdim" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O yalan söylemiş, yine gelecek" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem söylediği için, yine geleceğini anladım ve gözetlemeye koyuldum. Birden gelip yine avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve "Seni Resulullah'a götüreceğim" dedim. Bana, "Beni bırak, ben buna muhtacım ve çoluk çocuğum var, bir daha gelmeyeceğim" dedi. Acıdım, yine bıraktım. Sabah olunca, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Ebu Hureyre! Yakaladığın kimse ne yaptı?" diye sordu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulül Bana, çok ihtiyacı olduğunu ve kalabalık bir ailesi bulunduğunu anlatıp halinden şikayette bulundu. Ben de acıdım, salıverdim" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O sana yalan söylemiş, yine gelecek" buyurdu. Üçüncü kez onu gözetledim. Yine gelip avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve "Mutlaka seni Resulullah'a götüreceğim. Bu üçüncü ve sonuncusu artık. Sen gelmeyeceğini söylemiştin sonra döndün" dedim. Bana, "Beni bırak da, sana, Allah'ın sana bir takım yararlar sağlayacağı bazı kelimeler öğreteyim" dedi. "Neymiş onlar?" dedim. Bana (şöyle dedi), "Yatağına girdiğin zaman ayete'l-kürsi'yi oku. Allah tarafından sana bir koruyucu gönderilir. Sabaha kadar sana hiçbir şeytan yaklaşamaz" dedi Ben de onu serbest bıraktım. Sabah olunca, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Ebu Hureyre! Dün yakaladığın kimse ne yaptı?" diye sordu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü! Bana, Allah'ın bana birtakım yararlar sağlayacağı bazı kelimeler öğretti Ben de salıverdim" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Nedir onlar" buyurdu. Ben de, "Bana, "Yatağına girdiği n zaman ayete'l-kürsı'yi oku. Allah tarafından sana bir koruyucu gönderilir. Sabaha kadar sana hiçbir şeytan yaklaşamaz" dedi" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O, çok yalancı bir kimse olduğu halde (bu konuda) doğru söylemiş. Üç gündür kiminle karşılaştığını biliyor musun Ey Ebu Hureyre?" diye sordu. Ebu Hureyre, "Hayır" diye cevap verince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O şeytandı" buyurdu. Tekrar: 3275, 5010
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Muhammed b. Sîrîn ← Ebû Hureyre
Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, beni Ramazan zekatlarını korumak üzere görevlendirmişti. Ben bu malları korurken oradaki gıda maddelerini aşırmaya çalışan biri geldi. Ben de onu yakalayıp: 'Seni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götüreceğim' dedim." Ebu Hureyre yaşadıklarını anlattıktan sonra o kişinin kendisine şunları söylediğini bildirmiştir: "Yatağına uzandı ğında ayete'l-kürsi'yi oku! Bunu yaparsan sabaha kadar başında Allah'ın görevlendirdiği bir bekçi nöbet tutar ve hiçbir şeytan sana yaklaşamaz!" Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu kıssayı duyunca: "O kişi sana doğru söylemiş fakat kendisi yalancının tekidir; o şeytandı!" buyurmuştur.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Muhammed b. Sîrîn ← Ebû Hureyre
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kötü yola düşmüş / fahişe bir kadın, bir kuyu başında rastladığı susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe yardımı sebebiyle bağışlanmıştır. Bu kadın köpeğe su vermek için ayakkabısını çıkardı ve örtüsüne bağlayıp kuyudan su çekti. İşte köpeğe yaptığı bu iyilikten dolayı bağışlandı."
Semure dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu gece (rüyamda) bana iki kişi geldi. Uzunluğundan dolayı neredeyse başını göremeyeceğim kadar uzunca bir adamın yanından geçtim. O İbrahim Sallallahu Aleyhi ve Sellem'di."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mü'emmel b. Hişâm ← İsmâil b. İbrâhîm ← Avf ← Ebû Recâ' ← Semüre b. Cündeb
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Musa çok hayalı ve avretini örtmeye çokça gayret eden birisi idi. Hayasından ötürü teninden hiçbir yer görünmezdi. İsrailoğullarından ona eziyette bulunanlar eziyet ederek: Onun bu şekilde örtünmesinin tek sebebi derisindeki bir kusurdan dolayıdır. Başka bir sebebi de yoktur. Bu ya bir baraştır ya hayalarında şişiklik vardır yahut bir başka hastalığı vardır, dediler. Allah da onların Musa'nın onların söylediklerinden beri olduğunu ortaya çıkarmak istedi. Bir gün tek başına iken elbiselerini çıkartıp, taşın üzerine bıraktı. Sonra yıkandı. Yıkanmasını bitirince elbiselerini almak üzere geldi. Fakat taş, elbisesini de beraberinde hızlıca götürüp gitti. Musa, asasını aldı ve taşın arkasından gitti. Bu arada: Ey taş elbisemi ver, ey taş elbisemi ver, diyordu. Nihayet İsrailoğullarından bir topluluğun yanına kadar vardı. Onun çıplak olduğunu ve Allah'ın yarattığı en güzel bir surette bulunduğunu gördüler. Böylelikle Allah onların söylediklerinden onu temize çıkarmış oldu. Taş da yerinde durdu, elbisesini alıp giyindi. Asasıyla da taşa vurmaya koyuldu. Allah'a yemin ederim, onun üç, dört ya da beş defa taşa vurmasından ötürü taşta girintiler vardır. İşte yüce Allah'ın: "Ey iman edenler! Siz de Musa'yı incitenler gibi olmayın. Allah onları dediklerinden temize çıkardı. O Allah indinde itibarlı ve değerli idi. "[Ahzab,69] buyruğu bunu anlatmaktadır.
Ebi Musa el-Eş'ari'nin oğlu Ebu Burde dedi ki: "Abdullah b. Ömer bana: Benim babamın senin babana ne dediğini biliyor musun, diye sordu. Ben: Hayır dedim. Dedi ki: Babam (Ömer) baban (Ebu Musa'y)a dedi ki: Ey Ebu Musa, Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m ile birlikte Müslüman oluşumuz, onunla beraber hicret edişimiz, onunla beraber cihad edişimiz ve bütün amelimizin bizim için (ecri itibariyle) sabit olması ve devam etmesi seni sevindirir mi? Buna karşılık ondan sonra yapmış olduğumuz her bir amelden lehimize de, aleyhimize de olmaksızın başa baş çıkmamız (hoşuna gider mi?) Bunun üzerine babam dedi ki: Allah'a yemin ederim ki hayır. Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sonra da cihad ettik, namaz kıldık, oruç tuttuk, pek çok hayır işledik. Bizim elimizle pek çok insan Müslüman oldu. Şüphesiz bizler bunları (ecirlerini) ümit ederiz. Bunun üzerine babam (Ömer) dedi ki: Bana gelince Ömer'in canı elinde olana yemin ederim ki, o dediklerimizin ecrinin bize baki kılınıp verilmesini, daha sonra yaptığımız her bir işten de vebalsiz başa baş kurtulmuş olmayı çok arzu ederim. (Ebu Musa'nın oğlu Burde der ki): Ben de bunun üzerine: Allah'a yemin ederim şüphesiz senin baban, benim babamdan daha hayırlıdır, dedim."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ b. Bişr ← Revh b. Ubâde ← Avf ← Muâviye b. Kurre ← Ebû Bürde
Ebu Osman dedi ki: Selman r.a.'i şöyle derken dinledim: "Ben Ramehürmüz'lüyüm."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân ← Avf ← Ebû Osman ← Selmân el-Fârisî
Ebu Bekre dedi ki: "Cemel vakası günlerinde Cemel savaşına katılmış bulunanlara yetişip, onlarla birlikte savaşmaya tam gidecekken, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş olduğum bir söz ile Allah beni faydalandırmıştır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle buyurmuştu: İşlerini yönetmek üzere başlanna bir kadın getiren bir toplum asla iflah olmaz. " Bu Hadis 7099 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Ebû Saîd ← Ebû Bekre
Semura İbn Cündeb'in şöyle dediği rivayetedilmiştir: Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem bize şöyle buyurdu: Dün gece bana iki melek geldi. Beni uyandırıp binaları altın ve gümüş tuğlalardan yapılmış bir şehre götürdüler. Bizi, vücudlarının bir yarısı gördüğün insanların en güzeli, diğer yarısı ise gördüğün insanların en çirkini şeklinde olan insanlar karşıladı. Bu iki melek onlara; 'Gidin ve şu nehre atlayın!" diye emretti. Onlar da gidip nehre at/adı/ar. Sonra bize döndüler. Çirkinlikleri kalmamıştı. En güzel surete girmişlerdi. Sonra iki melek bana şöyle dedi: Burası Adn Cenneti. Şurası da senin makamın. Bir kısmı güzel, bir kısmı çirkin olan insanlar ise iyi ameli kötü amele karıştıran kimseler. Allah Teala onları bağışladı. İmam Buharı, Hz. Nebi'in uzun bir rüyası hakkında Semura İbn Cündeb'den nakledilen hadisin bir bölümünü verdi. Bu hadisin tamamı "Kitabu'tta'bır"de gelecektir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Mü'emmel b. Hişâm ← İsmâil b. İbrâhîm
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Avf ← Ebû Recâ' ← Semüre b. Cündeb
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Hz. Musa son derece hayalı bir insan idi. Şu ayette bu duruma işaret edilmiştir: Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu, dedikleri şeyden temize çıkardı. 0, Allah yanında şerefli idi. " (Ahzab 69)
Ebu Hureyre bu rivayeti merfCı' olarak nakletmiştir. Bunu, en fazla mevkCıf olarak nakleden Ebu Süfyan [Himyeri'dir]. Söz konusu rivayet şöyledir: "Cehenneme 'doldun mu?' diye sorulur. O da; 'Daha var mı?' diye cevap verir: Bunun üzerine Rab Tebareke ve Teala ayağını Cehennemin üstüne koyar. Bu defa Cehennem, 'yeter, yeter' der. " Hadisin geçtiği diğer yerler: 4850, 7449.
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Ramazan'da toplanan zekat mallarına bekçi kıldı. Bir gün birisi gelip, avucuyla yiyecek {hurma) aldı. Hemen onu yakaladım. Ona, 'seni Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna çıkaracağım' dedim. Sonra Ebu Hureyre olayın devamını anlattı. Ebu Hureyre şöyle dedi: "O bana şunu dedi: Yatağına girdiğin vakit, ayete'l-kürsi'yi oku. Bu durumda mutlaka Allah tarafından gönderilen bir bekçin olur. Şeytan da sabaha kadar sana ilişemez. " Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: "O yalancı olduğu halde sana doğru söylemiş. O kişi şeytandı."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Muhammed b. Sîrîn ← Ebû Hureyre
İmran'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Cennete muttali oldum, cennetliklerin çoğunluğunun fakir kimseler olduğunu gördüm. Cehennem ateşine de muttali oldum, cehennemliklerin çoğunluğunun kadınlar olduğunu gördüm."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Ebû Recâ' ← İmrân b. Husayn
İmran'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Cennete muttali oldum ve ahalisinin çoğunun fakirler olduğunu gördüm; Cehenneme muttali oldum, onun ahalisinin çoğunu da kadınlar olarak gördüm."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Ebû Recâ' ← İmrân b. Husayn
Ebu Hureyre'den naklen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet etmiştir: "Kim oruçluyken unutarak yerse orucuna devam etsin. Onu yediren ve içiren Allah'tır.»
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yûsuf b. Mûsâ ← Ebû Üsâme ← Avf ← Hallâs b. Amr ve Muhammed b. Sîrîn ← Ebû Hureyre
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zaman yaklaşınca mu'minin rüyası hemen hemen hiç yalan çıkmaz. Çünkü mu'minin rüyası, Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Nebilikten cüz olan bir şey yalan çıkmaz." Muhammed b. Sirin şöyle dedi: Benim kanaatim de budur. İbn-i Sirin şöyle devam eder: Rüyanın üç çeşit olduğu söyleniyordu. İnsanın içinden geçenler, şeytanın korkutması ve Allah tarafından olan müjde. Kim rüyada hoşlanmayacağı bir şey görürse bunu hiç kimseye söylemesin ve kalkıp namaz kılsın. İbn-i Sirin şöyle devam eder: Rüyada tasma görmek hoş karşılanmazdı. Onlar ayağa vurulan bağı bukağıyı hoş görürlerdi ve ayağa vurulan bağ, dinde sebat anlamına gelir denirdi.
Semura b. Cündeb şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Herhangi biriniz rüya gördü mü?" diye sık sık sorduğu olurdu. Bunun üzerine Allah'ın anlatmasını dilediği biri olursa çıkar rüyasını anlatırdı. Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sabah vakti bize kendi gördüğü rüyasını şöyle anlattı: "Bu gece bana iki kişi geldi. Beni (rüyada) uyandırdılar ve 'Bizimle yürü!' dediler. Ben de onlarla birlikte yürüdüm. Nihayet yatmakta olan bir adamın yanına vardık. Bunun başucunda da elinde taş bulunan başka bir adam durmuş, o yatan adamın başını taşla vurup kınyordu. Taşı başına her vurduğunda taş o tarafa yuvarlanıp gidiyordu. Atan adam da arkasından koşuyor ve onu tekrar alıp getiriyordu. O dönüp gelmeden berikinin başı iyi oluyor ve eski haline dönüyordu. Sonra taşı getiren adam yatan adamın üzerine dönüyor ve ona birinci defa yaptığının aynısını yapıyordu. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Ben bu iki kişiye 'Subhanallah! Bu iki kişi nedir?' diye sordum. Bana 'Yürü, yürü!' dediler. Bizler yürüdük ve sonunda arka üstü yatmakta olan bir adamın yanına geldik. Onun başucunda da elinde demirden çatal bir kanca bulunan başka bir adam ayakta duruyordu. Ayakta duran adam yatan adamın. yüzünün bir tarafı üzerine eğiliyor ve ağzının yan tarafını ta başının arkasına kadar yırtıp parçalıyordu. Yine onun boğazını da başının arkasına kadar kesip parçalıyor, gözünü de başının arkasına kadar yırtıp parçalıyordu." Ravi dedi ki: Ebu Reca "A=kesiyor" yerine "=yarıyor" ifadesini kullanmış da olabilir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Sonra bu adam onun ağzının diğer tarafına geçiyor ve orasını da ilk yaptığı gibi yarıp parçalıyordu. Bu kısmı parçalamayı bitirinceye kadar ağzın diğer yanı eskiden olduğu gibi iyileşiyordu. Sonra adam tekrar oraya dönüyor, orasını birinci defada yaptığı gibi kesip yarıyordu." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: "Ben yine yanımdaki iki kişiye 'Subhanallah! Bu iki adamın hali nedir?' diye sordum. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "O iki kişi bana 'Yürü, yürü!' dediler. Biz yine yürüdük ve tennur (tandır) gibi bir şeyin yanına geldik." Ravi dedi ki: Zannederim ki o şöyle diyordu: "Bir de baktık ki onun içinde karışık bağırmalar ve birçok sesler vardı." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Biz onun ağzına doğru baktık ki içeride birçok çıplak erkekler ve çıplak kadınlar vardı. Onların aşağısından kendilerine bir ateş alevi geliyordu. Onlara bu alev geldikçe bağırıp çağırıyorlardı. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Yanımdaki iki kişiye 'Bu çıplak erkekler ve kadınlar nedir?' diye sordum. O ikisi bana 'Yürü, yürü!' dediler. Biz yine yürüdük ve bir nehir üzerine geldik." Ravi dedi ki: Zannediyorum ki o şöyle diyordu: "Nehir kan gibi kırmızı idi. Bir de baktık ki bu nehirin içinde yüzmekte olan bir adam vardı. Nehrin kenarında da yanıbaşında birçok taş toplamış bir adam vardı. Nehirdeki bu adam yüzdüğü kadar yüzüyor, sonra yanında taşlar toplayan adamın yanına geliyor ve ona doğru ağzını açıyor. Kenardaki adam da ona bir taş atıp yutturuyor. Bunun üzerine nehirdeki adam yüzerek geriye doğru gidiyor. Sonra tekrar kenardakine doğru dönüp geliyor. Kenardakinin yanına her dönüşünde onun ağzının içine bir taş daha atıyor ve ona taşı yutturuyor." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: "Yanımdaki iki kişiye 'Bu iki adamın hali nedir?' diye sordum. Bana 'Yürü, yürü!' dediler." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: "Biz yine yürüdük ve sonunda gördüğüm en çirkin görünüşte olan çirkin manzaralı bir adamın yanına geldik. Bir de baktı k ki onun yanında yatmakta olduğu ve etrafında koşmakta bulunduğu bir ateş vardır. Ben yine o iki kişiye 'Bu adamın hali nedir?' diye sordum. Onlar da bana 'Yürü, yürü!' diye emrettiler. Biz yine yürüdük. Sonunda uzun ağaçlar ve bol bitkilerle sarılmış bir bahçeye geldik. Bahçede baharın her bir çiçeğinden vardı. Bahçenin ortasında çok uzun boylu bir adam vardı ki ben onun semaya doğru uzanan başını hemen hemen göremiyordum. Adamın etrafında da asla görmediğim kadar pek çok çocuklar vardı. Ben yanımdaki iki kişiye 'Bu uzun adam ve bu çocuklar nedir?' diye sordum. O iki kişi bana 'Yürü, yürü!' dediler. Biz yine yürüdük ve sonunda büyük bir bahçeye vardık. Ben asla ondan daha büyük ve daha güzel bir bahçe görmüş değilim. Yanımdaki iki kişi bana 'Bu ağaçların içinde yükseğe çık!' dediler. Biz o ağaçların içlerinde yükseklere doğru çıktık. Nihayet altın ve gümüşten tuğlalarla bina edilmiş olan bir beldeye ulaştık. Şehrin kapısına geldik ve açılmasını istedik. Kapı bizim için açıldı. Kapıdan şehre girdik. Bizleri onun içinde birtakım adamlar karşıladılar ki, bunların vücutlarının yarısı gördüğüm en güzel insan şeklinde, diğer yarısı da gördüğüm en çirkin insan şeklinde idi. Yanımdaki iki kişi o insanlara 'Gidiniz de şu nehir içine giriniz' dediler. Orada enine akmakta olan bir nehir vardı ki sanki suyu süt kadar beyazdı. O insanlar gittiler ve o nehrin içine girdiler. Sonra kendilerinden o çirkin sıfatlar gitmiş olarak en güzel surette bizim yanımıza döndüler. Yanımda bulunan iki kişi bana 'Bu şehir Adn cennetidir, işte burası senin menzilindir!' dediler. Gözlerim yükselip, yukarıya doğru baktı, bir de ne göreyim! Gökyüzündeki çok uzak bulut gibi bembeyaz bir köşk gördüm. Yanımdaki iki kişi bana 'İşte orası senin menzilindir!' dediler. Ben de onlara '11 Ila h sizlere bereketler ihsan eylesin! Müsaade edin de oraya gireyim' dedim. Onlar 'Şimdi oraya giremezsin. Sen ileride oraya gireceksin!' dediler. Ben yanımda bulunan o iki kişiye 'Ben bu gece boyunca çok hayret verici şeyler gördüm. Benim gördüğüm bu şeyler nedir?' dedim. O iki kişi bana şöyle anlattı: Sana bunun haberini vereceğiz. Şu yanına geldiğin ve taş ile başı ezilen birinci adam Kur'an'ı alıyor, onu reddediyor ve farz namazı terk ederek uyuyordu. Şu üzerine gelip, başının arkasına kadar ağzının bir tarafı, boğazı da başının arkasına kadar, gözü de başının arkasına kadar yırtılıp parçalandığını gördüğün adam da erkenden evinden gider ve öyle bir yalan söylerdi ki onun bu yalanı her tarafa yayılırdı. Şu fırın gibi binanın içinde görmüş olduğun o çıplak erkek ve kadınlar da zina eden erkekler ve kadınlardır. O nehirde yüzmekte olup üzerine geldiğin ve kendisine taş yutturulan adam ise faiz yiyen kimsedir. Bir ateş yanında onu yakıp, etrafında koşmakta olan o çirkin manzaralı adam da cehennemin bekçisi olan Malik'tir. O büyük bahçenin içinde gördüğün uzun boylu adam İbrahim Nebidir. Onun etrafındaki çocuklar ise fıtrat üzere ölen her bir çocuğudur." Semura dedi ki: Bazı Müslümanlar "Ya Resulallah! Müşriklerin çocukları da mı?" diye sordular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müşriklerin çocukları da" buyurdu ve devamla: "Kendilerinin bir kısım güzel, diğer kısımları da çirkin olan o topluluk bir kısım güzel amellerini diğer çirkin amelleriyle karıştırmış olan kimselerdir ki Allah onların suçlarını bağışlamıştır."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mü'emmel b. Hişâm ← İsmâil b. İbrâhîm ← Avf ← Ebû Recâ' ← Semüre b. Cündeb
Ebu Bekre şöyle demiştir: Yemin olsun ki Allah beni Cemel vakası günlerinde bir kelime ile mükafatlandırmıştır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına Fars halkının Kisra Perviz'in kızını başlarına hükümdar seçtikleri haberi gidince "İdarelerini bir kadına veren hiçbir kavim iflah olmamıştır" buyurmuştu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman b. el-Heysem ← Avf ← Ebû Saîd ← Ebû Bekre
Ebu'l-Minhal şöyle demiştir: İbn Ziyad ve Mervan Şam'a hakim oldukları, Abdullah b. Zübeyr de Mekke'de harekete geçtiğinde, Basra'da kura ilimle uğraşanlar yine hilafete karşı isyan ettiklerinde, babamla birlikte Ebu Berze el-Eslemi'nin yanına gittik ve evinde bulunduğu sırada huzuruna girdik. Ebu Berze kendisine ait kamıştan yapılmış yüksek bir odanın gölgesinde otururken huzuruna girdik ve yanında oturduk. Babam ondan hadis rivayet etmesini istedi. Ona "Ey Ebu Berze! İnsanların içine düştükleri hali görmez misin?" dedi. Onun ilk konuştuğunda işittiğim sözü şu oldu: "Şüphesiz benim Allah katında sevap beklediğim şeylerden biri, Kureyş'ten birtakım kabileiere öfke duyar oluşumdur. Şüphesiz sizler ey Arap topluluğu, sizler bilmekte olduğunuz şu illet, azlı k veya sapıklık hali üzere idiniz ve muhakkak ki Allah sizleri İslam dini ve Muhammed ile kurtardı. Nihayet şu gördüğünüz seviyeye ulaştınız. Şu dünya aranızı ifsat edip bozdu ve şu Şam' da bulunan zat vallahi eğer savaşırsa dünyalık elde etmekten başka bir amaçla savaşmaz. Şu sizlerin aranızda bulunan kimseler vallahi savaşırlarsa muhakkak dünyalık elde etmek için savaşırlar ve şu Mekke' de bulunan kimse de eğer savaşırsa mutlaka dünyalık elde etmek için savaşır."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ahmed b. Yûnus ← Ebû Şihâb ← Avf ← Ebü'l-Minhâl
Ebu Berze şöyle demiştir: "Yüce Allah İslamla ve Muhammed'le ihtiyacınızı gidermiş veya sizi uyandırmıştır." Ebu Abdullah şöyle demiştir: Bu rivayette "......" yuğnikum fiili geçmektedir. O aslında "" "ne'aşekum" şeklindedir. I'tisam Bölümünün aslına bakmak gerekir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Sabbâh ← el-Mu'temir b. Süleymân ← Avf ← Seyyâr b. Selâme ← Ebû Berze
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Biz. Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki) : Bize Bedevi Avf b. Ebî Cemile Ebu Raca' El-Utâridi'den, o da Imrân b. Husayn'dan naklen rivayet etti. Imrân şunları söylemiş: «Biz bir seferde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunduk. Bir gece yürüdük; gecenin sonu gelince tan yerinden az önce öyle bir uykuya daldık ki; yolcu için ondan daha tatlı uyku olamaz. Bizi ancak güneşin sıcağı uyandırdı...» Râvî hadîsi Selnı b. Zerîr hadîsi gibi rivayet etmiş (tabiî biraz) ziyâde ve noksan yapmış. (Meselâ) bu hadîsde râvî: «Ömer b. Hattâb, uyandığında cemâatin başına geleni görünce hemen tekbîr aldı. Tekbîr alırken sesini de yükseltti. Ömer, gür sesli ve celâdetli bir zât idi. Nihayet onun tekhir sesinin şiddetinden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyandı, o uyanınca ashâb başlarına geleni kendisine şikâyet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Zararı yok. Yola revân olun!» buyurdular.» diyerek hadîsi hikâye etmişdir.
Rivayet zinciri: Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← en-Nadr b. Şümeyl ← Avf ← Ebû Recâ' ← İmrân b. Husayn