Ebû Vâil

Ebû Vâil el-Esedî · Tâbiî, Kûfeli zâhid muhaddis

Şakîk b. Seleme

Vefath. 82
KünyeEbû Vâil el-Esedî
Nisbeel-Esedî, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerKûfe
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Asıl adı Şakîk b. Seleme el-Esedî olup kaynaklarda çoğunlukla künyesiyle, Ebû Vâil diye anılır. Yaklaşık 600 yılında doğdu ve Câhiliye devrini idrak etti. Hz. Peygamber'in devrine yetiştiği hâlde onu Müslüman olarak göremediği için muhadramûn arasında sayılır. Hz. Ebû Bekir'in halifeliği sırasında İslâm'a girdi; Kûfe kurulduktan sonra bu şehre yerleşti ve ömrünün geri kalanını burada geçirdi.

Elli kadar sahâbîden hadis dinlediği belirtilir; bunlar arasında Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd ve Hz. Âişe gibi isimler bulunur. Özellikle İbn Mes'ûd'un yanında yetişmesi, onu Kûfe ilim geleneğinin taşıyıcılarından biri hâline getirdi. Kendisinden Mesrûk b. Ecda', Hammâd b. Ebû Süleyman ve A'meş gibi âlimler rivayette bulunmuş, Hammâd yoluyla bu birikim Ebû Hanîfe'ye kadar ulaşmıştır. Güvenilirliği konusunda ittifak edilmiş, Yahyâ b. Maîn onun için bir benzerinin sorulamayacağını söyleyerek mertebesinin yüksekliğini ifade etmiştir. Hadisin yanı sıra kıraat ve ferâiz alanlarında da bilgisiyle tanınırdı; rivayetleri Kütüb-i Sitte'de yer alır.

Sıffîn (37/657) ve Nehrevan (38/658) savaşlarına Hz. Ali'nin safında katıldı. Vali Ubeydullah b. Ziyâd onu şehrin malî işleriyle görevlendirdiyse de aşırı harcamalara karşı çıktığı için azledildi; daha sonra Haccâc b. Yûsuf'un teklif ettiği görevi kabul etmedi. Sade bir hayat sürdü, devletten aldığı tahsisatı fakirlere dağıtır, gelirinin kaynağı konusunda titiz davranırdı. Yüz yaşlarında iken h. 82 / m. 701 yılında Kûfe'de vefat etti; bazı kaynaklarda 99 tarihi de zikredilir.

Ailesi

Kardeşleri
'Abdur Rahman bin Salmah

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

İbn Abbas'ın hanımı Zeynep (r.a.) şöyle anlatır: Mescidde idim. Bu sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Bana, "Ziynetlerinden bile olsa sadaka ver" buyurdu. Zeynep, hem kocası Abdullah'a, hem de himayesinde bulunan yetimlere infak ediyordu. Zeynep, kocası Abdullah'a, "Resulullah'a Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir sorar mısın? Benim sana ve himayemdeki yetimlere yaptığım infak sadaka yerine geçer mi?" dedi. Abdullah ona, "Sen kendin sor" dedi. Bunun üzerine bir gün Zeynep Resulullah'ın yanına gitti. (Zeynep olayı şöyle anlatıyor): "Kapıda benim gibi, soruları olan ensardan bazı kadınların olduğunu gördüm. Bu arada Bilal geldi. Bilal'den bizim sorumuzu Resullah'a sormasını istedik. Ona, "Bizim kim olduğumuzu ona söyleme" diye tenbih ettik. Bilal içeri girdi ve soruyu sordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Soruyu soran kimdir?" dedi. Bilal, "Zeynep" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hangi Zeynep" dedi, Bilal, "Abdullah'ın hanımı" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Evet ona iki sevap vardır. Birisi yakınlıktan dolayı, diğeri sadaka verdiği için" buyurdu.
Ebu Vail şöyle anlatır: Şeybe İle birlikte Kabe'de bir oturakta oturuyorduk. Şeybe bana, "Burada Ömer r.a. de oturmuş ve şöyle demişti: "Düşündüm ki, Kabe'nin içinde ne kadar altın ve gümüş varsa hepsini fakirlere dağıtayım." Ben de ona, "Bunu Hz. Nebi ve Ebu Bekir yapmadılar" dedim. Bunun üzerine Ömer r.a., "Onlar, örnek alınacak kimselerdir" diye cevap verdi." Tekrar; 7275
Huzeyfe (r.a) anlatıyor: Birgün Ömer r.a.; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fitneler hakkında bir şey söylediğini duyup öğrenen var mı?" diye sordu. Ben: "Resulullah'ın bu konu hakkında şöyle buyurduğunu işittim: "Kişinin kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği sadaka; ailesi, malı ve komşusu konusunda düştüğü hatalara ve çektiği sıkıntılara (fitne) keffaret olur" deyince aramızda şöyle bir konuşma geçti: "Ben bunu sormamıştım ki! Ben denizin dalgaları gibi etrafımızı kuşatacak fitneleri soruyorum!" "Fakat seninle bu fitneler arasında kapalı bir kapı var!" "Peki bu kapı açılacak mı yoksa kırılacak mı?" "Kırılacak!" "Öyleyse kıyamet gününe kadar bir daha hiç kapanmayacak demektir!" Bu hadisin ravilerinden Şakîk şöyle demiştir: "Biz, Mesruk'tan "Hz. Ömer kapının kim olduğunu biliyor muydu?" diye Huzeyfe'ye sormasını rica ettik. Mesruk İbnü'l-Ecda bu soruyu yöneltince Huzeyfe: "Tabi ki, hem de dünün bu günden önce olduğunu bildiğinden daha iyi biliyordu!" diye cevap verdi."
Aişe r.anha Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Kadın, bir bozgunculukta bulunmaksızın kendi evindeki yiyecekten infak ederse, infak ettiğinin sevabını alır. Kocası da bunu kazanmanın sevabını alır. Hazin (yiyecek vb. şeyleri koruyan bekçi vb. kimseler) için de aynı şey söz konusudur. Bunlar birbirinin sevabını eksiltmez".
Ebu Mes'ud r.a. şöyle demiştir: Ensardan, Ebu Şuayb diye bilinen bir adam gelerek kasap olan kölesine şöyle dedi: "Bana beş kişiye yetecek kadar yemek yap. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dahil beş kişiyi yemeğe davet etmek istiyorum. Ben onun yüzünde açlığın izini gördüm." Ebu Şuayb Hz. Nebi ile birlikte beş kişiyi çağırdı. Onlarla birlikte başka bir adam daha geldi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Şuayb'a: "Bu da bizimle geldi. İzin vermek istersen izin ver, dilersen dönsün" buyurdu. Ebu Şuayb: "Hayır (dönmesin). Ben ona izin verdim" dedi. Tekrar: 2456, 5434, 5461 (Bu hadisle ilgili geniş açıklama 2201 nolu Hadis te.)
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ömer b. Hafs ← babam ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Ebû Mes'ûd
Şakik'ın naklettiğine göre Ebu Mes'ud el-Ensari şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize, sadaka vermemizi emrettiği zaman bizden biri pazara gider ve hammallık yapar ve karşılığında bir müdd (buğday) kazanırdı. Böyle yapanlardan bazılarının bugün yüz binlerle ifade edilebilecek servetleri vardır. Ebu Vail (Şakık), "Bu son sözü, Ebu Mes'ud'un kendisi için kullandığını düşünüyorum" demiştir.
Abdullah İbn Mes'ud r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Kim yalan yere yemin ederek müslüman bir kimsenin malını alırsa (kıyamet günü) Allah'ı kendisine öfkelenmiş bir şekilde bulacaktır. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır. "[AI-i İmran, 77] Bu sırada Eş'as gelerek şöyle demiştir: Ebu Abdurrahman size ne naklediyor. Bu hadis benimle ilgili olarak nazil olmuştur. Amca oğlumun arazisinde benim bir kuyum vardı. Bana, "Şahitlerin nerede?" dedi. Ben de, "şahidim yok" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O halde yemin etmesini iste" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü O (yalan yere) yemin eder" dedim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıdaki hadisi zikretti. Daha sonra Allah (c.c) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tasdik için yukarıda zikredilen ayeti indirmiştir. 2356 Tekrar: 2416, 2515, 2666, 2669, 2673, 2676, 4549, 6659. 6676. 7183, 7445. 2357 Tekrar: 2417, 2516, 2667. 2670, 2677, 4550, 6660, 6677.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdân b. Muhammed ← Ebû Hamze ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Abdullah İbn Mes'ud r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Kim yalan yere yemin ederek müslüman bir kimsenin malını alırsa (kıyamet günü) Allah'ı kendisine öfkelenmiş bir şekilde bulacaktır. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır. "[AI-i İmran, 77] Bu sırada Eş'as gelerek şöyle demiştir: Ebu Abdurrahman size ne naklediyor. Bu hadis benimle ilgili olarak nazil olmuştur. Amca oğlumun arazisinde benim bir kuyum vardı. Bana, "Şahitlerin nerede?" dedi. Ben de, "şahidim yok" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O halde yemin etmesini iste" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü O (yalan yere) yemin eder" dedim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıdaki hadisi zikretti. Daha sonra Allah (c.c) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tasdik için yukarıda zikredilen ayeti indirmiştir. 2356 Tekrar: 2416, 2515, 2666, 2669, 2673, 2676, 4549, 6659. 6676. 7183, 7445. 2357 Tekrar: 2417, 2516, 2667. 2670, 2677, 4550, 6660, 6677.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdân b. Muhammed ← Ebû Hamze ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Abdullah (İbn Mes'ud) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Kim bir müslümanın malını elde edebilmek için yalan yere yemin ederse kıyamet günü Allah'ı kendisine kızmış bir şekilde karşısında bulur." Eş'as şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki bu olay benimle ilgilidir. Benimle bir yahudi arasında bir arazi meselesi vardı. Yahudi arazinin benim olduğunu inkar etti. Ben de olayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arzettim. Bana, "Şahidin-delilin var mı?" diye sordu. Ben de "hayır" diye cevap verdim. Yahudiye "Yemin et" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü! Bu durumda yemin eder ve benim malımı elde eder" dedim. Bunun üzerine Allah (c.c), "Allah'a olan ahid ve yeminleri karşılığında az bir bedeli satın alanlar var ya 'işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. " [Al-i İmran, 77] ayetini indirdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Abdullah (İbn Mes'ud) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Kim bir müslümanın malını elde edebilmek için yalan yere yemin ederse kıyamet günü Allah'ı kendisine kızmış bir şekilde karşısında bulur." Eş'as şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki bu olay benimle ilgilidir. Benimle bir yahudi arasında bir arazi meselesi vardı. Yahudi arazinin benim olduğunu inkar etti. Ben de olayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arzettim. Bana, "Şahidin-delilin var mı?" diye sordu. Ben de "hayır" diye cevap verdim. Yahudiye "Yemin et" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü! Bu durumda yemin eder ve benim malımı elde eder" dedim. Bunun üzerine Allah (c.c), "Allah'a olan ahid ve yeminleri karşılığında az bir bedeli satın alanlar var ya 'işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. " [Al-i İmran, 77] ayetini indirdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Ebu Mes'ud r.a.'dan rivayet edilmiştir: Ensardan Ebu Şuayb adında birinin aşçılık yapan bir kölesi vardı. Ebu Şuayb ona "Bize beş kişilik bir yemek pişir. Belki beşinci kişi olarak Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i çağırabilirim" dedi. -Hz. Nebi'in yüzünde açlık belirtileri görmüştü.- Onu yemeğe davet etti. Onlarla birlikte davet edilmemiş biri daha geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu adam, bizim peşimize düşüp geldi. Ona da izin veriyor musun?" buyurdu. O da "elbette" dedi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Ebû Avâne ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Ebû Mes'ûd
Huzeyfe r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Çöplüğe gitti ve ayakta bevletti. Not: Bu hadis, Taharet bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.(224. hadiste)
Ebu Vail'den rivayet edilmiştir: Abdullah şöyle demişti: "Bir mal'ı elde etmek için haksız yere yemin eden kişi Allah'ın huzuruna Allah kendisine çok öfkeli iken çıkar. Allah: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır" [AI-i İmran 77] ayetini indirerek bunu doğrulamıştır." Sonra Eş'as İbn Kays yanımıza gelerek "Ebu Abdurrahman (Abdullah) size ne anlatıyor?" diye sordu. Biz de Abdullah'ın sözünü aktardık. Bunun üzerine Eş'asi: "Doğru söylemiş. Bu ayet benim hakkımda indirilmişti. Benimle bir adam arasında bir kuyu konusunda bir anlaşmazlık vardı. Anlaşmazlığımızı Allah Resulü'ne götürdük. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bana) "Ya iki şahit getir, ya da bu kişi yemin etsin" buyurdu. Bunun üzerine ben "O yemin eder, hiç de önemsemez" dedim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir malı elde etmek için haksız yere yemin eden kişi Allah'ın huzuruna Allah kendisine öfkeli iken çıkar" buyurdu. Sonra Allah bunu doğrulayan bir ayet indirdi" dedi ve "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini ... " ayetini okudu.
Ebu Vail'den rivayet edilmiştir: Abdullah şöyle demişti: "Bir mal'ı elde etmek için haksız yere yemin eden kişi Allah'ın huzuruna Allah kendisine çok öfkeli iken çıkar. Allah: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır" [AI-i İmran 77] ayetini indirerek bunu doğrulamıştır." Sonra Eş'as İbn Kays yanımıza gelerek "Ebu Abdurrahman (Abdullah) size ne anlatıyor?" diye sordu. Biz de Abdullah'ın sözünü aktardık. Bunun üzerine Eş'asi: "Doğru söylemiş. Bu ayet benim hakkımda indirilmişti. Benimle bir adam arasında bir kuyu konusunda bir anlaşmazlık vardı. Anlaşmazlığımızı Allah Resulü'ne götürdük. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bana) "Ya iki şahit getir, ya da bu kişi yemin etsin" buyurdu. Bunun üzerine ben "O yemin eder, hiç de önemsemez" dedim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir malı elde etmek için haksız yere yemin eden kişi Allah'ın huzuruna Allah kendisine öfkeli iken çıkar" buyurdu. Sonra Allah bunu doğrulayan bir ayet indirdi" dedi ve "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini ... " ayetini okudu.
Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim bir müslümanın malını elinden almak için haksız yere yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında Allah'ın kendisine gazablandığını! kendisine kızmış olduğunu görür" buyurmuştu. Eş'as b. Kays "Allah'a yemin ederim ki bu hadis benimle ilgiliydi. Bir Yahudi ile benim ortak bir tarlamız vardı. Yahudi benim payımı inkar etti. Nebi s.a.v.'e gelerek durumu kendisine arz ettim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Delilin şahidin var mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. Yahudiye "Yemin et" dedi. Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Resulü! O çekinmeden yemin eder ve malımı elimden alır" dedim. Bunun üzerine: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır" [AI-i İmran 77] ayeti indirildi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim bir müslümanın malını elinden almak için haksız yere yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında Allah'ın kendisine gazablandığını! kendisine kızmış olduğunu görür" buyurmuştu. Eş'as b. Kays "Allah'a yemin ederim ki bu hadis benimle ilgiliydi. Bir Yahudi ile benim ortak bir tarlamız vardı. Yahudi benim payımı inkar etti. Nebi s.a.v.'e gelerek durumu kendisine arz ettim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Delilin şahidin var mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. Yahudiye "Yemin et" dedi. Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Resulü! O çekinmeden yemin eder ve malımı elimden alır" dedim. Bunun üzerine: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır" [AI-i İmran 77] ayeti indirildi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Ebu Vail r.a.'den rivayet edilmiştir: Abdullah şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Her kim başkasına ait bir mala sahip olmak için haksız yere yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında Allah'ın kendisine gazablandığını görür"." (buyurmuştu.) Sonra Allah bunu doğrulayan şu ayeti indirdi: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır"[Al-i İmran 77] Sonra Eş'as b. Kays bir gün çıkıp yanımıza (Ebu Vail'in bulunduğu bir meclise) geldi ve "Abdurrahman (İbn Mes'ud) size ne anlattı?" diye sordu. Biz de İbn Mes'ud'un sözünü ona söyledik. Bunun üzerine şöyle dedi: "Doğru söylemiş. O ayet benim hakkımda indirilmişti. Ben biriyle mahkemelik olmuştum. Allah Resulü'ne gittik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ya iki şahit getirirsin, ya yemin eder" buyurdu. Bunun üzerine ben "İyi de o yemin eder ve hiç de umursamaz" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim haksız yere yemin ederek bir mala sahip olursa• Allah'ın huzuruna, O, kendisine öfkelenmiş olarak çıkar" buyurdu. Allah da bunu doğrulayan bu ayetleri indirdi."
Ebu Vail r.a.'den rivayet edilmiştir: Abdullah şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Her kim başkasına ait bir mala sahip olmak için haksız yere yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında Allah'ın kendisine gazablandığını görür"." (buyurmuştu.) Sonra Allah bunu doğrulayan şu ayeti indirdi: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır"[Al-i İmran 77] Sonra Eş'as b. Kays bir gün çıkıp yanımıza (Ebu Vail'in bulunduğu bir meclise) geldi ve "Abdurrahman (İbn Mes'ud) size ne anlattı?" diye sordu. Biz de İbn Mes'ud'un sözünü ona söyledik. Bunun üzerine şöyle dedi: "Doğru söylemiş. O ayet benim hakkımda indirilmişti. Ben biriyle mahkemelik olmuştum. Allah Resulü'ne gittik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ya iki şahit getirirsin, ya yemin eder" buyurdu. Bunun üzerine ben "İyi de o yemin eder ve hiç de umursamaz" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim haksız yere yemin ederek bir mala sahip olursa• Allah'ın huzuruna, O, kendisine öfkelenmiş olarak çıkar" buyurdu. Allah da bunu doğrulayan bu ayetleri indirdi."
Abdullah b. Mes'ud r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim birinin malını elinden almak için (yalan yere) yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında, Allah'ın ona gazab etmiş olduğunu görecektir.'' buyurmuştur.
Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim birinin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse Allah'ın huzuruna, O, kendisine kızmış olarak çıkar." buyurdu. Sonra Allah bunu doğrulayıcı olarak "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini. .. " (Al-i imran 77) ayetini indirdi. Sonra Eş'as'a rastladım. "Abdullah bugün size ne anlattı" diye sordu. Ben de şunları, şunları anlattı, dedim. Bunun üzerine Eş'as bu ayet benim hakkımda indirilmiştiı dedi.
Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim birinin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse Allah'ın huzuruna, O, kendisine kızmış olarak çıkar." buyurdu. Sonra Allah bunu doğrulayıcı olarak "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini. .. " (Al-i imran 77) ayetini indirdi. Sonra Eş'as'a rastladım. "Abdullah bugün size ne anlattı" diye sordu. Ben de şunları, şunları anlattı, dedim. Bunun üzerine Eş'as bu ayet benim hakkımda indirilmiştiı dedi.
Ebu Musa r.a.'dan nakledilmiştir: Birisi Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek şöyle bir soru yöneltti: "Bir adam ganimet elde etmek için, diğeri nam salmak için, bir başkası da ne kadar cesur olduğunu göstermek için savaşıyor. Bunlardan hangisi Allah Teala yolundadır?" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Kim Allah'ın kelimesi en üstün olsun diye savaşıyorsa o Allah yolundadır."
Abdullah İbn Mes'ud r.a.'den nakledilmiştir: "Bir gün bana bir adam geldi ve nasıl cevap vereceğimi bilemediğim bir soru sordu. Sorusu şöyleydi: "Bir adam düşün! Çok iyi bir hazırlık yaparak silahlarını kuşanmış, heyecanlı ve zinde bir şekilde komutanının gözetimi altında savaşa çıkmış. Fakat bu komutan onu asla gücünün yetmeyeceği işlerle yükümlü tutuyor. Sence böyle bir şey yapılabilir mi?" Ben de ona şöyle dedim: "Allah'a yemin ederim ki sana nasıl cevap verebileceğimi bilmiyorum. Fakat biz Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte iken belki de bize sadece bir defa gücümüzün yetmeyeceğini düşündüğümüz bir sorumluluk yükledi. Allah'a şükür biz bu sorumluluğun üstesinden geldik. Sizler Allah'tan gereği gibi korktuğunuz sürece hayır üzeresiniz demektir. içinize bir şüphe - şek düşerse bilen birisine sorarsınız ve o da sizi tatmin edecek, şüpheden kurtaracak doğru cevabı verir. Fakat şu anda sizin gönlünüzü ferahlatacak, içinizdeki şüpheyi giderecek birisini bulmanız neredeyse imkansız. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, şu dünyanın geriye kalanı, duru ve saf olan temiz kısmı içilmiş ve bulanık kısmı kalmış su birikintisine benzer."
Ebu Musa r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Esirlerin bağlarını çözün, açları doyurun ve hastaları ziyaret edin!" Tekrar: 5174, 5373, 5649, 7173
Huzeyfe r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Müslüman olduğunu söyleyenlerin sayımını yapıp yazın!" diye talimat verdi. Biz de bu talimat üzerine sayım yaptık ve bin beş yüz yetişkin erkeğin kaydını yaptık. Hatta sayım sonucunda gördüğümüz rakamın çokluğu yüzünden: "Biz bin beş yüz kişiyiz ve korkuyoruz öyle mi?!" diye şaşkınlığımızı dile getirdik. Fakat daha sonraki yıllarda biz büyük bir kargaşa ortamında yaşadık ve bu yüzden bir kimse tek başına namaz kılmaya korkar oldu." A'meş'ten nakledilen rivayette: "Saydığımız yetişkin erkeklerin sayısının beş yüz olduğunu gördük" diye geçmektedir. Ebu Muaviye rivayeti ise şöyledir: "Altı yüz ile yedi yüz arasında yetişkin erkeğin kaydını yaptık."
Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'in naklettiğine göre bir bedevı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Bir adam ganimet elde etmek için, diğeri nam salmak için, bir başkası da ne kadar cesur olduğunu göstermek için savaşıyor. Bunlardan hangisi Allah Teala yolundadır?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Kim Allah'ın sözü (.....) en üstün olsun diye savaşıyorsa o Allah yolundadır."
Abdullah İbn Mes'ud r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Huneyn savaşından sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ganimet mallarını paylaştırırken insanların bir kısmını diğerlerine tercih etmişti. Mesela; Akra' İbn Habis ile Uyeyne'ye yüzer deve vermişti. Ayrıca bu paylaştırma sırasında Araplar'ın eşrafından bir kısmını da diğer insanlara tercih etmişti. Ben birisinin bu paylaştırmadan hoşlanmayarak şöyle dediğini duydum: "Vallahi bu paylaştırma adil yapılmamıştır ve bu paylaştırma sırasında kesinlikle Allah'ın rızası gözetilmemiştir." Ben de kendi kendime: "Allah'a yemin ederim ki, bu adamın söylediklerini Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatacağım" dedim ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gidip olan biteni anlattım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: "Allah ve Resulü adil olmayacaksa başka kim adil olabilir?! Allah Hz. Musa'ya rahmet eylesin, o bundan daha fazla eziyet gördüğü halde yine de sabretmişti. " Tekrar: 3405, 4335, 4336, 6059, 6100, 6291, 6336.
Ebu Vail'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Sıffin'de idik. Bu sırada Sehl İbn Huneyf kalkıp şunları söyledi: "Ey insanlar, kusuru kendinizde arayın! Biz Hudeybiye barışı yapılırken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. O gün bir savaş olsaydı hiç geri durmaz savaşırdık. Barış sonrası Hz. Ömer gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, biz hak üzereyiz onlar ise batıl üzereler, değil mi?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Evet, öyle" buyurdu. Hz. Ömer: "Bizden ölenler cennete, onlardan ölenler ise cehenneme gidecek, öyle değil mi?" diyerek sorusuna devam etti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet, öyle" buyurdu. Hz. Ömer: "Peki öyleyse biz neye karşılık dinimize göre kıyaslandığında çok değersiz ve aşağılık olan bu inanca böylesine tavizler veriyoruz? Şimdi biz, Allah onlarla bizim aramızdaki hükmünü daha vermeden çekip gidecek miyiz?" diye tepkisini ifade edince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey Hattab'ın oğlu, ben Allah'ın Resulüyüm. Allah beni asla yarı yolda bırakmayacaktır." Bu cevap üzerine Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir'in yanına gelerek ona da aynı şeyleri söyledi. Hz. Ebu Bekir de ona şöyle karşılık verdi: "O Allah'ın Resulüdür. Allah onu asla yarı yolda bırakmayacaktır." Bu olayın ardından Fetih suresi vahyedildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de inen bu sureyi sonuna kadar Hz. Ömer'e okudu. Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü, bu bir fetih mi yani?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" buyurdu."
Enes İbn Malik r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Verdiği sözde durmayıp hainlik eden herkesin kıyamet gününde bir sancağı olacaktır. Bu sancak kıyamet günü dikilecek - başka bir rivayete göre "oradakiler tarafından görülecek" - ve onun tanınmasını sağlayacaktır."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ebü'l-Velîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Ebü'l-Velîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Verdiği sözde durmayıp hainlik eden herkesin kıyamet gününde bir sancağı olacaktır. Bu sancak kıyamet günü dikilecek - başka bir rivayete göre "oradakiler tarafından görülecek" - ve onun tanınmasını sağlayacaktır."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ebü'l-Velîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Ebü'l-Velîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik