Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Vail'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Abdullah insanlara her Perşembe vaaz verirdi. Bir adam ona: "Keşke bize hergün vaaz versen" dedi. Abdullah: "Sizi usandırma korkusundan dolayı bunu yapmıyorum. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizi usandırmamak maksadıyla vaaz vermek için uygun zamanlarımızı kolladığı gibi, ben de sizin istekli olduğunuz zamanları kolluyorum" dedi.
Rib'i İbn Hiraş, Hz. Ali'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benim ağzımdan yalan uydurmayınız. Kim benim ağzımdan yalan uydurursa cehenneme girsin".
Ebu Musa r.a. şöyle demiştir: Bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Allah yolunda savaşmak nedir? Birimiz öfkesi sebebiyle savaşıyor, birimiz asabiyetten dolayı savaşıyor". Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başını ona doğru kaldırdı (çünkü adam ayaktaydı) ve şöyle dedi: "Kim Allah'ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa işte o Allah yolundadır. Tekrar: 2810, 3126, 7458.
İbn Abbas r.a., Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Sizden biri eşi ile cinsel ilişkide bulunacağı zaman: Bismillah, Allahümme cennibne'ş-şeytâne ve cennibi'ş-şeytâne mâ razaktenâ (Bismillah, Allah'ım bizi şeytandan uzak tut, şeytanı da bize rızık olarak vereceğin (çocuktan) uzak tut) derse ve o İlişki sebebiyle bir çocuklarının olması takdir edilirse şeytan ona zarar veremez. Tekrar: 3271, 3233. 5165
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'deki (veya Mekke'deki) bahçelerden birine uğradı. Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini duydu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "ikisi azap görüyorlar. (Kendilerince) büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Oysa ki bu büyük bir günahtır. Birisi idrarından sakınmazdı. Diğeri ise insanlar arasında laf getirip götürürdü (koğuculuk yapardı)". Sonra bir dal istedi. Dalı ikiye ayırarak her birinin kabrinin başına bir parçasını koydu. Ona: "Ey Allah'ın Resulü bunu niçin yaptın" diye soruldu. şöyle buyurdu: "Umulur ki bu dallar kurumadıkça onların azabı hafifletilir". Tekrar: 218, 1361, 1378, 6052, 6055. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Nesâî, Tahara, Cenaiz
Huzeyfe r.a. şöyle demiştir; Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürüdük bir ailenin duvarın arkasında olan çöplüğüne doğru çekildi. Sizden birinizin ayakta durduğu gibi ayakta durarak tuvaletini yaptı. Ben ondan uzaklaştım. Bana işaret etti ben de yanına gittim. O işini görünceye kadar ben arkasında durdum."
Ebu Vâil şöyle demiştir: Ebu Musa el-Eş'arî r.a. idrar yapma konusunda şiddetli davranır ve şöyle derdi: "İsrailoğulları'ndan birinin elbisesine idrar bulaşsa bunu keserdi". Bunun üzerine Huzeyfe şöyle dedi: "Keşke Ebû Musa bu sözü söylemeseydi. Çünkü Resulullah (sallallahu aleyhi ve Sellem) bir topluluğun süprüntülüğüne uğradı da ayakta su döktü."
Berâ' bin A'zib r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yatmak istediğinde namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ tarafına doğru yat ve şöyle de: Allahumme eslemtu vechî ileyk, ve fevvadtü emrî iteyk, ve elce'tü zahrî ileyk, rağbeten ve rehbeten ileyk, lâ melcee velâ mencee minke illâ ileyk, Allahumme âmentu bi kitâbikellezî enzelte ve nebiyyikellezî erselte. (Allahım yüzümü (kendimi) sana teslim ettim. İşimi sana havale ettim. Sırtımı sana dayadım. Ümidim de sendedir, korkum da. Senden ancak sana sığınılır. Allah'ım indirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere İman ettim.) O gece ölürsen fıtrat üzere ölmüş olursun. Bunlar son söylediğin sözler olsun. Berâ diyor ki: Ben bu sözleri Nebi s.a.v.'e tekrarladım. "Allahumme âmentu bi kitâbikellezî enzelte" ifadesine ulaşınca ben "ve resulike" dedim. Nebi şöyle buyurdu: Hayır (öyle değil) ve nebiyyikellezî erselte. Tekrar; 6311, 6313, 6315, 7488. Diğer tahric: Tirmizi Dua; Müslim, Zikir
Aişe r.anha'dan şöyle nakledilmiştir: "İkimiz de cünüp iken Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir kaptaki suyu kullanarak ğusül abdesti alırdık."
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Ensardan bir kadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hayz’dan dolayı nasıl gusül abdesti alayım?' diye sordu. O da, 'Güzel kokulu bir bez veya pamuk al! Üç kez temizlen''! diye cevap verdi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem haya etti ve yüzünü çevirdi. (Üç kez temizlen! yerine) Bununla temizlen! de demiş olabilir. (Baktım olacak gibi değil) kadını yanıma çektim ve Nebi 'in ne kasdettiğini ona anlattım."
Alkame'den şöyle nakledilmiştir: Abdullah İbn Mes'ûd Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine namaz kıldırdığını anlattı. (Alkame'nin rivayet ettiği ravi İbrahim, fazla mı yoksa eksik mi kıldırdığını hatırlamıyorum demiştir.) Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) selam verince ona, "Ey Allah'ın elçisi namazla ilgili yeni bir gelişme mi oldu?" diye sordular. O da, "Böyle bir şey olmadı" diye cevap verdi. Ashab-ı kiram: "Şöyle şöyle namaz kıldırdın" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayaklarını büküp kıbleye yöneldi ve iki kez secdeye gitti, sonra selâm verdi. Yüzünü bize çevirdikten sonra ise şöyle buyurdu: Eğer namazda bir değişiklik olsaydı elbette size haber verirdim. Ancak ben de sizin gibi bir insanım. Nasıl ki siz unutuyorsanız, ben de unuturum. O halde unuttuğum zaman bana hatırlatın. İçinizden kim namazı konusunda şüpheye düşerse doğru olanı esas alıp ona göre namazını tamamlasın. Sonra selâm verip iki kez secde etsin. Tekrar: 404, 1226, 6671, 7249.
Âişe (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Bizi köpek ve merkeplerle bir mi tuttunuz?! Oysa ben yatakta yan gelmiş yatarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelir, yatağı tam ortalayarak karşısına geçer, sonra da namaz kılardı. Onun bu şekilde bana doğru yönelmesi hoşuma gitmezdi. Bu yüzden, yatağın ayak tarafından sessizce sıyrılmaya koyulurdum. Sonunda hiç sezdirmeden yorganımdan ayrılırdım.
Aişe (radiyallahu anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. rükûlarında ve secdelerinde 'Sübhaneke Allahumme Rabbena ve bi hamdike Allahummağfirli’ diye dua ederdi. Tekrar: 817, 4293, 4967, 4968
Aişe (r.anha)şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah Teala'nın (Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile) buyruğuna uyarak rükû ve secdelerinde şu duayı çokça okurdu: [Sübhaneke Allahumme Rabbena ve bi hamdike Allahummağfirli] ‘’
el-Berâ İbn Azib (r.a.)'den nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kurban Bayramı namazından sonra bize hutbe okudu ve şunları söyledi: "Kim bizim kıldığımız namazı kılar ve bizim kestiğimiz gibi kurbanını keserse gerçekten de kurban görevini tam olarak yerine getirmiş olur. Fakat kim kurbanını namazdan önce keserse namazı kabul olur, ama kurbanı olmaz." Bunun üzerine el-Berâ'nın dayısı Ebu Bürde İbn Niyâr: "Ey Allah'ın Resulü, ben bir koyun kurban ettim ve namazdan önce kestim. Ben bu günün yemee içme günü olduğunu biliyorum ve istedim ki bu gün kesilen ilk koyun benim vimde kesilen koyun olsun. Bu yüzden koyunumu kestim ve namaza gelmeden önce de biraz yedim" diye Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumunu anlatınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Öyleyse senin koyunun et koyunu olmuş" buyurdu. Bürde: "Ey Allah'ın Resulü bizim henüz bir yaşını doldurmamış fakat İki koyundan daha çok sevdiğim bir keçimiz var. Bu keçiyi kurban etsem görevimi yerine getirmiş olur muyum?" diye sorunca Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Senin için evet, fakat senden sonra başkaları için hayır." buyurdu.
el-Berâ İbn Âzib (r.a.)'den nakledilmiştir: Bir kurban bayramı günü Resul.-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize namazdan sonra hutbe okudu ve şunları söyledi: "Kim bu günde bizim gibi namaz kılar ue bizim kestiğimiz gibi kurbanını keserse şüphesiz bizim ibadet tarzımıza uygun hareket etmiş olur. Kim de namazdan önce hayvanını kesecek olursa bu bir etlik olur." Bunun üzerine Ebu Bürde İbn Niyar kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü, Allah'a yemin ederim ki, ben hayvanımı namaza gelmeden önce kestim bile... Ben bu günün yeme içme günü olduğunu biliyorum. Bu yüzden erken davrandım ve kestiğim hayvandan biraz yiyip aileme ve komşularıma da ikram ettim." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu, et için kesilmiş bir koyundur" buyurdu. Ebu Bürde tekrar söz alıp: "Fakat ey Allah'ın Resulü benim bir keçim var. Bu keçi bana göre iki koyundan daha değerli. Bunu kurban etsem görevimi yerine getirmiş olur muyum?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu cevabı verdi: "Evet olur. Ancak senden sonra hiç kimse için böyle bir kurban geçerli olmayacaktır."
Abdullah İbn Mesud (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hicretten önce Mekke'li müşriklerin İslam davetini kabul etmeyip yüz çevirdiklerini görünce, 'Allah'ım onlara Yusuf döneminde yedi yıl süren kıtlık seneleri gibi kıtlık yılları musallat et' diye beddua etti. Bunun üzerine Mekkelİ müşriklerin başına öyle bir kıtlık yılı geldi ki, her şeyi kuruttu ve bitki namına bir şey kalmadı. Hatta bu yüzden hayvan derilerini, ölmüş hayvanları ve kokuşmuş leşleri yemek zorunda kaldılar. Onlardan biri gökyüzüne baktığında açlıktan gözlerinin önü karardığı için gökyüzünü dumanlı bir şekilde görürdü. Bu sıkıntılı anlarda Ebu Süfyan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek; "Ey Muhammed, sen Allah'a itaat etmeyi ve akrabalık ilişkilerini sağlam tutmayı emrediyorsun, fakat şu kavminin haline bir baksana, neredeyse yok olup gidecekler... Onlar için Allah'a dua et!" dedi. Allah şöyle buyurmuştur: "Şimdi sen, göğün insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır, işte o zaman insanlar' Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz derler. Nerede onlarda öğüt almak! Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve 'Bu kendisine bir takım bilgiler öğretilmiş bir deli, dediler. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine eski halinize döneceksiniz. Fakat biz (onları) büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız. [Duhan, 10-16] Bu ayette geçen "şiddetle yakalayacağımız gün" ifadesi Bedir savaşını anlatmaktadır. Buna göre duman (dühan), yakalama (batşe), kaçınılmaz ceza / azap (lizam) ve İranlıların Bizanslılar tarafından mağlup edileceğine dair Kur'an'ın verdiği haber meydana gelmiş demektir.
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle dediği nakledilmiştir: "Kureyş müşrikleri İslam'a girmekte gevşek davranıp iş'i ağırdan almış ve geç kalmışlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara beddua etti ve bir kuraklık yılı başladı. Kureyş'liler bu kuraklık yılında neredeyse yok oluyordu, hiçbir şey bulamadıkları için leş ve kemik yemeye başlamışlardı. Bunun üzerine Ebu Süfyan (Bedİr savaşından önce Medine'ye gelerek} Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Sen geldin ve bize akrabalık ilişkilerini iyi tutmamızı emrettin. Halbuki işte kavminin hali, helak oldular. Haydi artık Allah'a dua et!" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şimdi sen, göğün insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle [Duhan, 10] ayetini okudu. Fakat onlar yine küfürlerinde ısrar ettiler, inkarcılıklarını devam ettirdiler. (Bu ayetin devamında zikredilen ve) "Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün" diye ifade edilen gün Bedir savaşının yaşandığı gündür." Esbat'ın Mansur'dan naklettiği rivayette Mansur şöyle bir ek bilgi nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti ve bunun üzerine Allah Kureyş'lilere yağmur lütfetti. Hatta yağmur bir hafta boyunca hiç kesilmeden yağdı. Bunun üzerine halk yağmurun çok yağmasından şikayet etmeye başladılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Allah'ım, çevremize yağdır, üzerimize değil!" diye dua etti. O'nun duasının ardından gökyüzündeki bulutlar kayboldu ve çevredeki insanların üzerine yağmur yağmaya başladı."
Abdullah radıyallahu anh şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bir adamdan bahsedildi ve "Sabaha kadar uyudu, namaza kalkmadı" denildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şeytan onun kulağına işedi" buyurdu. Tekrar: 3270
Ali r.a. şöyle demiştir: Baki'u-Garkad'da bir cenazedeydik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza gelerek oturdu, biz de onun etrafına oturduk. Elinde bir asa vardı. Başını eğdi, asasıyla yere vurmaya başladı. Sonra şöyle buyurdu: "Sizin hepinizin ve can taşıyan tüm insanların cennetteki ve cehennemdeki mekanı yazılmıştır (takdir edilmiştir). Kimin bedbaht ve kimin bahtiyar olduğu da takdir edilmiştir." Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın bizim için takdir ettiği şey'e güvenerek ameli bırakamaz mıyız? Bizden (Allah'ın takdirine göre) bahtiyarlardan olan kimse, zaten (Allah'ın takdiri sebebiyle) bahtiyar kimselerin amelini işler. İçimizden (Allah'ın takdirine göre) bedbaht olan kimse de bedbaht kimselerin amelini işler" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bahtiyar kimselere bahtiyarların ameli kolaylaştırılır, bedbaht kimselere ise bedbahtların ameli kolaylaştırılır' dedi. Daha sonra şu ayetleri okudu: "Kim (Allah yolunda) verir ve (Allah'a karşı gelmekten) sakınır, en güzeli (kelime-i tevhidi) tasdik ederse biz ona en kolay olanını (cennete gitmeyi) kolaylaştırırız. Kim de cimrilik eder, kendini müstağni sayar ve en güzeli de yalanlarsa biz de ona en zor olanı (cehenneme gitmeyi) kolaylaştırırız.[Leyl 5-10] Tekrar: 4945, 4946, 4947, 4948, 4949, 6217, 6605, 7552 Diğer tahric edenler: Tirmizî, Kader; Müslim, Kader
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resûl-İ Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kadın, evin yiyeceğinden; aile huzurunu kaçırmadan ve israfa kaçmadan infak ettiği zaman kendisi, infak sevabını; kocası da o yiyeceği kazanmış olmanın sevabını alır. Malı koruyan kişi de aynı sevabı alır. Bir kişinin aldığı sevap diğerinin aldığını eksiltmez. Tekrar: 1437, 1439, 1440, 1441, 2065
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kadın, evin yiyeceğinden, aile huzurunu kaçırmadan ve israfa kaçmadan infak ettiği zaman kendisi, infak sevabını, kocası da o yiyeceği kazanmış olmanın sevabını alır. Malı koruyan kişi de aynı sevabı alır."
Saîd İbn Cübeyr şöyle anlatır: "İbn Ömer r.a. vücuduna zeytin yağı sürerdi. Bu olayı İbrahim en-Nehaî'ye hatırlatınca bana, "Sen onun görüşünü ne yapacaksın?!" dedi.
Aişe (r.anha) şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte (Medine'den) çıktık. Niyetimiz haccın dışında başka bir şey değildi. Mekke'ye ulaşınca Kabe'yi tavaf ettik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hedy kurbanı getirmemiş olanların ihramdan çıkmasını emretti. Hedy kurbanı getirmemiş olanlar arasında Hz.Nebi'in hanımları da vardı. Onlar da ihram'dan çıktılar. Bu sırada ben adet gördüm. Dolayısıyla Kabe'yi tavaf edemedim. Hasabe gecesi (teşrik günlerinden sonra hacıların Muhassab adlı yerde geçirilen gece) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar, umre ve hac yaparak dönüyorlar. Ben ise sadece hac yaptım" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Mekke'ye geldiğimiz gecelerde sen tavaf etmedin mi?" diye sorunca: "hayır" diye cevap verdim. Bunun üzerine bana, "Erkek kardeşinle birlikte Ten'im'e git ve umre için ihrama gir. Daha sonra burada buluşuruz" buyurdu. Safiyye (r.anha) şöyle demiştir: "Zannediyorum (adetli olduğum için) sizi Medine'ye gitmekten biraz alıkoyacağım". Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey yoldan alıkoyucu! Sen Kurban kesme günü tavaf yapmadın mı?" diye sorunca Safiyye, "evet" diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O halde bir beis yok, ayni gidiyoruz" buyurmuştur. Aişe r.anha devamla şöyle anlatır: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ben, Mekke'den çıkarken o da inerken veya ben inerken o da çıkarken karşılaştık."