Süleymân et-Teymî

Ebü'l-Mu'temir · 4. tabaka

Süleymân b. Tarhân

Vefath. 143
KünyeEbü'l-Mu'temir
Nisbeet-Teymî, el-Basrî, el-Kays
Yaşadığı yerlerBasra
Tabaka4. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Ailesi

Çocukları
Ma'tmar bin Sulaiman-al-Taufayl

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Haccac b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Ârim b. Fadl rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Babamı Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim. Enes şöyle demiş: Nebiyyulluh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana bir sır söyledi, ondan sonra bu sırrı kimseye haber vermedim. Onu bana Ümmü Süleym de sordu ama ona da haber vermedim.
Bana Yahya b. Habib ile Muhammed b. Abdi'l-A'la ikisi birden Mu'temir'den rivayet ettiler. İbnü Habib dediki: Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan işittim. (Dediki): Bize Ebû Nadra, Câbir b. Abdillah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, Bunu vefatından bir ay önce yahut o civarda söylemiş: «Bugün doğmuş hiç bir nefis yoktur ki : Üzerine yüz sene gelsin de, o gün sağ bulunsun!» buyurmuşlar. Sikâye sahibi Abdurrahman'dan dahi Câbir b. Abdillah'dan, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet olunmuştur. Abdurrahman bunu ömrün kısalması diye tefsir etmiştir.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymi iki ısnadla birden bu hadisin mislini haber verdi
Şeyh Ebû Ahmed demiş ki: Bana Ebû Bekr Muhammed b. Zencûyete'l-Kuşeyrî haber verdi, (Dediki): Bize Abdü'l-A'lâ b. Hammad rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti.
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî Fudayl b. Hüseyn rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid (yâni İbni Zürey') rivayet etti. (Dediki): Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Ebû Berzete'I-Eslemî'den naklen rivayet etti. Bir defa bir cariye, üzerinde cemâatin bazı eşyası bulunan dişi bir deveye binmişti. Aniden Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördü. Dağın da dar yerine gelmişlerdi. Kadın : — Hal (deh) ! Allahım, buna lanet et! dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Üzerinde lanet bulunan bîr deve bizimle beraber olmasın!» buyurdular.
Bize Muhammed b. Abdi'l-A'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti, H. Bana Ubeydullah b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni İbni Saîd) rivayet etti. Bu râviler toptan Süleyman Et-Teymî'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Mu'temir'in hadîsinde şu ziyâde vardır : «Hayır! Allah'a yemin olsun üzerinde Allah'dan la'net bulunan bir deve bizimle beraber olmasın. Yahut buyurduğu gibidir.»
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abdüla'lâ el-Kaysî ← el-Mu'temir b. Süleymân ← Süleymân et-Teymî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Saîd ← Yahyâ b. Saîd ← Süleymân et-Teymî
Bize Süveyd b. Saîd, Mu'temir b. Süleyman'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Imran El-Cevnî, Cündeb'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Bir adam: Vallahi fülânı Allah affetmez, dedi. Halbuki Allah Teâlâ: Kimdir o? Benim filânı affetmeyeceğime yemin eden! Ben gerçekten filânı affettim; senin amelini de mahvettim, buyurdu.» Yahut Resûlullah'ın buyurduğu gibidir.
Bize Muhammed b. Sabbah rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Zekeriyya, Talha b. Yahya'dan rivayet etti. H. Bana Süleyman b. Ma'bed de rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn b. Hafs rivayet etti. H. Bana İshâk b. Mansûr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhanımed b. Yûsuf haber verdi. Her iki râvi Süfyân'i Sevrî'den, o da Talha b. Yahya'dan naklen Vekî'nin isnâdıyle onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize Muhammed b. Beşşâr b. Osman Eİ-Abdî rivayet etti. (Dedikî): Bize Yahya (yani İbni Saîd) ile İbni Ebî Adiy, Süleyman'dan (bu zat Et-Teymî'dir), o da Enes b. Mâlik'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar) : «Allah (Azze ve Celle) Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim, buyurdu.»
Bize Muhammed b. Abdil-A'lâ El-Kaysî rivayet etti. (Dedikî): Bize Mu'temir, babasından bu isnadla rivayet etti. Ama: «O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim...» cümlesini anmadı.
Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Huseyn rivayet etti. (Dedikî): Bize Yezid (yâni; İbni Zürey') rivayet etti. (Dedikî): Bize Teymi', Ebû Osman'dan, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti ki: Ebû Musa ve arkadaşları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte imişler. Bir dağ yoluna çıkıyorlarmış. Ebû Musa (Demişki): Bir adam bir tepeye çıktıkça: Allah'dan başka ilâh yoktur. Allah en büyüktür, diye nida etmeye başladı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Siz sağır veya gaibe seslenmiyorsunuz.» buyurdu. Ve ilâve etti: «Yâ Ebâ Musa! Yahut yâ Abdellah b. Kays! Sana cennet definelerinden bir kelime göstereyim mi?» Ben : — Nedir o yâ Resûlallah! dedim. [La havle ve la kuvvete illa billah] = «Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur.» buyurdu.
Bize bu hadîsi Muhammed b. Abdi'l-A'lâ da rivayet etti. (Dedikî): Bize Mu'temir babasından rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Osman, Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bir defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ve râvî yukarki hadîs gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dedikî): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dedikî): Bize Süleyman Et-Teymî de haber verdu (Dedikî): Bize Enes b. Mâlik de rivayet etti. Enes (Şöyle demiş). Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım! Ben acz'den, tenbellikten, korkaklıktan, ihtiyarlık ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabmdan ve hayat memat fitnesinden de, sana sığınırım.» derdi.
Bize Ebû Kâmil de rivayet etti. (Dedikî): Bize Yezid b. Zürey' rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdi'l-A'Iâ dahi rivayet etti. (Dedikî): Bize Ma'mer rivayet etti. Her iki râvi Teymî'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'âen naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki: Yezid'in hadîsinde: «Hayat memat fitnesinden de» ibaresi yoktur.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin ← Yezîd b. Zürey' ← Süleymân et-Teymî ← Enes b. Mâlik
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dedikî): Bize İbnû Mübarek, Süleyman Et-Teymî'den, o da Enes h. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen haber verdi ki; zikrettiği şeylerden ve cimrilikten Allah'a sığınmıştır.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebû Küreyb ← Abdullah b. Mübârek ← Süleymân et-Teymî ← Enes b. Mâlik
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dedikî): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedikî): Bize Muâz b. Muâz El-Anberî rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Abdi'l-A'lâ dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedikî): Bize Cerir haber verdi. Bunların hepsi Süleyman Et-Teymî'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedikî): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dedikî): Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Cennetin kapısında durdum. Bir de gördüm ki, ona girenler hep fakirlerdir. Mevki sahipleri mahpusdurlar. Yalnız cehennemlikler müstesna! Onlar cehenneme (götürülmeye) emrolunmuşlardır. Bir de cehennemin kapısında durdum. Gördüm ki : Umumiyetle oraya girenler kadınlardır!»
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Hüdbe b. Hâlid ← Hammâd b. Seleme ← Süleymân et-Teymî ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Muâz b. Muâz ← Süleymân et-Teymî ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Cerîr b. Abdülhamîd ← Süleymân et-Teymî ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd
Rivayet zinciri (5. tarîk): Müslim ← Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin ← Yezîd b. Zürey' ← Süleymân et-Teymî ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dedikî): Bize Süfyân ile Mu'temir b. Süleyman, Süleyman Et-Teymî'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kendinden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fiîne bırakmadım.» buyurdular
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Süveyd b. Saîd ve Muhammed b. Abdi'l-A'la toptan Mu'temir'den rivayet ettiler. İbni Muâz (Dedikî): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dedikî): Babam şunu söyledi: Bize Ebû Osman, Usâme b. Zeyd b. Harise ile Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den rivayet etti. Onlar da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerki, şöyle buyurmuş : «Kendimden sonra insanlar içinde erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmer rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedikî): Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedikî): Bize Cerir haber verdi. Bu râvilerin hepsi Süleyman Et-Teymî'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
Bana Hakem b. Musa rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Osman En-Nehdî, Selmânı Fârisî'den rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz Allah'ın yüz rahmeti vardır. İşte onlardan bir rahmet vardır ki : Mahlükat kendi aralarında birbirlerine onunla acırlar. Doksan dokuzu kıyamet günü içindir.» buyurdular.
Bize bu hadîsi Muhammed b. Abdi'l-A'lâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir, babasından bu isnâdla rivayet etti.
Bize bu hadîsi Yahya b. Habîb El-Harîsî de rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bana babam şunu söyledi. Bize Katâde rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. Musa rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban b. Abdirrahman Rivayet etti. H. Bize İbni Mûsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l-Velid rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. Her iki râvi Katâde'den rivayette bulunmuş ve râvilerin hepsi Şu'be'nin isnadiyle onun hadîsi gibi rivayet etmişlerdir. Şeyban ile Ebû Avâne'nin hadîsinde: «Halkdan bir adam'a Allah mal ve çoluk çocuk ihsan etmişti.» cümlesi: Teymî'nin hadîsinde de: «Çünkü o Allah nezdine bir hayr takdim etmemişti.» cümlesi vardır. Bu cümleyi Katâde : «Allah indinde bir hayır biriktirmedi...» diye tefsir etmiştir. Seyban'ın hadîsinde: «Çünkü o vallahi Allah indinde bir hayır biriktirmemiştir...» cümlesi vardır. Ebû Avâne'nin hadîsinde ise (ibteera) kelimesi mimle (imteera) şeklinde rivayet olunmuştur. Bu hadîsi Buharî «Kitâbu'l-Enbiya»'da tahric etmiştir. Bu hadîs dahi az önceki (2756) rivayet mânâsmdadır.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Hasan b. Mûsâ el-Eşyeb ← Şeybân b. Abdurrahman
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İbn Müsennâ ← Ebü'l-Velîd ← Ebû Avâne
Bize Kuteybe b. Saîd ile Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El-Cahderî, ikisi birden Yezid b. Zürey'den rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kâmil'indir. (Dediki); Bize Yezid rivayet etti. (Dediki): Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet ettiki: Bir adam bir kadından öpücük almış. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu kendisine anlatmış. Bunun üzerine : «Namazı gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerinde dosdoğru kıl! Şüphesiz ki, iyilikler kötülükleri giderir. Bu hatırlayanlara bir hatırlatmadır.» [Hud 114] âyet-i kerîmesi inmiş. Adam : — Bu bana mı mahsus yâ Resûlallah! diye sormuş. «Ümmetimden onunla amel edenlere!» buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. Abdi'I-A'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir, babasından rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Osman İbni Mes'ud'dan rivayet ettiki: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, kendisinin bir kadına ya öpmek, ya elle dokunmak veya başka bir şeyle İsabet ettiğini söylemiş. Galiba bunun keffaretini soruyormuş. İbni Mes'ud demiş ki: Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) şu âyeti indirdi... Sonra Yezid'in hadîsi gibi anlatmıştır.
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, Süleyman Et-Teymî'den bu isnadla rivayet etti. (Dediki): Bir adam bir kadına zinadan başka bir şeyle temasda bulundu. Arkacığından Ömer İbni Hattab'a geldi. O bunu ona büyülttü. Sonra Ebû Bekr'e geldi. O da bunu ona büyülttü. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi... Ve râvi Yezîd'Ie Mu'temir'in hadîsi gibi anlatmıştır.
Bize Ubeydullah b. Muaz ile Muhammed b. Abdi'I-A'Ia [El-Kaysî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir, babasından rivayet 'etti. (Demişki): Bana Nuaym b. Ebî Hind, Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Cehl: — Muhammed sizin aranızda halâ yüzünü toprağa sürtüyor mu? dedi. Kendisine : Evet! cevabı verildi. Bunun üzerine : — Lât ve Uzza'ya yemin ederim kî onu, bunu yaparken görürsem mutlaka boynuna basarım. Yahut mutlaka yüzünü toprağa gömerim, dedi. Az sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken onun yanına vardı. Boynuna basmak niyetinde idi, fakat birdenbire onu bırakıp geri döndüğünü ve elleriyle korunduğunu gördüler. Kendisine : — Sana ne oldu? denildi. — Gerçekten onunla benim aramda ateşten bir hendek, korkunç bir Şey ve bir takım kanatlar var, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bana yaklaşmış olsaydı melekler onu birer birer uzuvlarını koparırdı!» buyurdular. Râvi demiş ki: Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) Ebû Hureyre'nin hadîsinde midir, yoksa duyduğu bir şey midir bilmiyoruz—: «Hayır! Gerçeklen İnsan kendini zengin görünce azar. Hiç şüphe yok ki, dönüş Rabbinedir. Bir kul'u namaz kılarken meneden kimseye ne dersin? Ya hidâyet üzere ise; veya takvayı emrederse ne dersin! Yalanladı ve dönüp gitti ise (Ebû Cehl'i kastediyor) ne dersin? Bilmez mi ki, Allah görüyor! Hayır! Eğer vazgeçmezse mutlaka alnına yapışacağız. Yalancı, günahkâr alına! O meclisini çağırsın. Biz zebanileri çağıracağız! Hayır! Ona itaat etme I» [Alak 6'dan 19'a] âyetlerini indirdi. Ubeydullah kendi hadîsinde ziyâde etti: «Ve ona ne emretti ise etti.» dedi. İbni Abdi'l-A'lâ da: Meclisini yâni; kavmini çağırsın...ibaresini ziyâde etti.
Bize Asım b. Nadr Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan dinledim. (Dediki): Bize Katade, Enes b. Malik'den rivayet etti. O da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmişki: Şöyle buyurmuşlar: «Kafir bir hayır işlediği vakit onun sebebiyle kendisine dünyadan bir nimet verilir. Mü'mine gelince, şüphesiz Allah onun hasenatını ahirette biriktirir. Taatından dolayı dünyada da akabinde rıztk verir.»
Bize Yahya b. Habîb ile Muhammed b. Abdi'l-A'lâ rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan dinledim. (Dediki): Bize Ebû Nadra, Câbir b. Abdillah'dan rivvâyet etti. (Şöyle demiş): Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beraberinde Ebû Bekr'le Ömer olduğu halde ibni Sâid'e rastladı, ibni Sâid çocuklarla beraberdi... Ve Cüreyri'nin hadîsi gibi nakletti. Ki o bir önceki yani 2925 nolu Hadistir
Bize Yahya b. Habîb ile Muhammed b. Abdi'I-A'lâ rivayet ittiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Babam Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ederken dinledim. Ebû Saîd şöyle demiş: Kendisinden utandığım bir halde ibni Sâid bana şunu söyledi: — Haydi insanları mazur gördüm. Ya benden size ne ey Muhammedin arkadaşları! Nebiyyullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem) : «Deccal yahûdidir!» demedi mi? İşte ben müslüman oldum. «Onun çocuğu olmayacak!» demedi mi? İşte benim çocuğum oldu. «Allah ona Mekke'yi haram kılmıştır!» demedi mi? İşte ben haccettim, dedi. Sözüne devam etti. Hatta az kaldı sözü bana tesir ediyordu. ibni Sayyad Ebû Saîd'e : — Beri bak vallahi! Ben şimdi onun nerede olduğunu pek âlâ biliyorum. Babasını ve annesini de biliyorum, demiş. Kendisine : — Bu adamın yerine sen olmak ister miydin? demişler. — Bana arzolunsa geri çevirmezdim, cevâbını vermiş.
Bize Ebû Gassan EI-Mismaî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir babasından, o da Ma'bed'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben, benimle kıyamet şu iki parmak gibi olduğu halde gönderildim.» buyurdu ve şehâdet parmağı ile orta parmağını bir yere getirdi.