Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etu. (Dediki): Bize Cerîr Hişâm'dan, o da İbni Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Dehre söğmeyin! Çünkü dehr ancak Allah'dır.» buyurmuşlar.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr Hişam'dan, o da İbni Sîrin'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Üzüme kerm adı vermeyin! Çünkü kerm müslüman kişidir.» buyurmuşlar.
Bize Ziiheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim ikisi birden Cerir'deu rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. îbrahim ile Alî b. Haşrem dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. H. Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala da rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye rivayet etti. H. Bize Ebû Saîd El-Eşec dahi rivayet etti, (Dediki): Bize Hafs (yâni Gıyâs) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den, o da Zeyd b. Vehb Ebû Zıbyan'dan da Cerir b. Abdillah'dan naklen rivayet etmişlerdir. Şöyle demiş; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) «Her kim insanlara merhamet etmezse Allah (Azze ve Celle) de onu etmez.» buyurdular.
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim de hep birden Cerir'den rivayet ettiler. H. Bize Ahmed b. Abde dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl b. İyad rivayet etti. Her iki râvi Mansûr'dan, o da Muhammed'den rivayet etmişlerdir. Fudayl'ın rivayetinde «İbni Şihâb'dan» Cerir'in rivayetinde ise: «Muhammed Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den» ifadesi vardır.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir haber verdi. Her iki râvi Ebû Hayyan'dan bu isnadla İsmail'in hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır. Cerir'in hadisinde şu ziyade vardır : «Allah'ın kitabı ki, onda doğru yol ve nur vardır. Her kim ona tutulur ve onunla amel ederse doğru yolda olur. Ve her kim ondan yanılırsa sapar.»
Bize bu hadisi Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usame rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize İbnü Numeyr dahi rivayet etti, (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Cerir'in hadisinde : «Ben onun evinde kızlarla oynardım. Bunlar oyuncaklardı.» demiştir.
Bana bu hadisi Züheyr b. Hârb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, Umâra'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim üç hasletten sonra Beni Temim'i sevmeye devam ediyorum; bunları onlar hakkında söylerdi. Ve râvi yukarki hadisin mislini zikretmiştir.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün!» buyurdular. — Kimin yâ Resûlallalı? denildi. «ihtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahud her ikisine yetişip de, sonra cennete giremeyenin!» buyurdular.
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim hep birden Cerîr'den rivayet ettiler. Züheyr dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Esved'den naklen rivayet etti. Esved şöyle demiş : Âişe Minâ'da iken yanına Kureyş'den bir takım gençler girdi. Gülüyorlardı. Âişe : — Niye gülüyorsunuz? diye sordu. — Filân çadır ipinin üzerine düştü. Az daha boynu yahut gözü gidiyordu, dediler. Bunun üzerine Âişe : — Gülmeyin! Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hiç bir müslüman yoktur ki, (ayağına) bir diken veya ondan büyük bir şey batsın da, onun sebebiyle kendisine bir derece verilmesin ve bir günahı silinmesin!» buyururken işittim, dedi.
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve Ishâk rivayet ettiler. İsbâk: Ahberanâ; ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. «Şüphesiz doğruluk birr'e, birr de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye nihayet doğrucu yazılır. Yalancılık fucur'a götürür. Şüphesiz fucur da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye nihayet yalancı yazılır.» buyurdular.
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr haber verdi. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu isnadla rivayet etmişlerdir. Cerîr'in hadîsinde şu ziyâde vardır : «Dediki: O gün onların Filistin'deki emîri Umeyr b. Sa'd idi. Hişâm onun yanına girerek (hali) kendisine anlattı. O da emir verdi ve fellahlar serbest bırakıldılar.»
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti, (Dediki): Bize Cerîr Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir adam yol üzerinde bir diken dalına rastladı da: Vallahi bunu müslümanlardan uzaklaştıracağım, onlara ezâ vermesin, dedi. Bu sebeple cennete konuldu.» buyurdular
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz ki, Allah bir kulu sevdiği vakit, Cibril'i çağırır da: Ben filânı seviyorum, onu sen de sev! der. Ve onu Cibril de sever. Sonra semâda seslenerek: Gerçekten Allah filânı seviyor; onu sîz de sevin! der. Artık onu semâ ehli de severler. Sonra onun için yeryüzüne kabul konur. Bir kula da buğzetti mi Cibril'i çağırarak: Ben filâna buğzediycrum, ona sen de buğzet! der. Ve Cibril ona buğzcder. Sonra semâ ehli arasında: Allah filâna buğzediyor, ona sîz de buğzedin! diye seslenir. Onlar da kendisine buğzederler. Sonra o kul için yeryüzüne buğz konur.» buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedikî): Bize Cerir Süheyl'den rivayet etti. (Şöyle demiş): Birimiz uyumak istediği vakit sağ tarafına yatmasını Ebû Salih bize emreder, sonra şöyle derdi : «Allahım! Ey göklerle yerin ve büyük arşın Rabbi! Ey bizim ve her şeyin Rabbi! Ey taneyi, çekirdeği yaran! Tevrat, İncil ve Türkan'ı indiren! Alnından tuttuğun her şeyin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Evvel sensin, senden önce hiç bir şey yoktur. Âhir de sensin! Senden sonra hiç bir şey yoktur. Zahir sensin, senin üstünde hiç bir şey yokfur. Batın da sensin, senden gayri hiç bir şey yoktur. Bizim namımıza borcu öde! Ve bizi fakirlikten zengin kıl!» Ebû Salih bunu Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selleın)'den naklen rivayet ederdi.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim rivayet etti. Her iki râvi Cerir'den, o da Mansur'dan bu isnadla rivayette bulumiıuşlardır. Mansûr: Yahudilerden bir âlim Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi, diyerek Fudayl'ın hadîsi gibi rivayette bulunmuş. Fakat: «Sonra onları sallayacak...» dememiştir. O şunu söylemiştir: — Gerçekten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onun söylediğine şaşarak kendisini tasdik için güldüğünü gördüm. Hattâ yan dişleri göründü. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onlar Allah'ı hakkıyle takdir etmediler.» dedi ve âyeti okudu.
Bize İshak b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir Mansûr'dan, o da Ebû'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Abdullah'ın yanında oturuyorduk. Kendisi de aramızda yaslanmıştı. Derken ona bir adam gelerek : — Yâ Ebâ Abdirrahman! Gerçekten Kinde kapıları yanında bir hikayeci kıssa anlatıyor ve duman mucizesi gelerek kâfirlerin canlarını alacağını, mü'minlerinse ondan nezle şeklinde müteessir olacaklarını söylüyor, dedi. Bunun üzerine Abdullah kızarak oturdu ve şunları söyledi: — Ey insanlar! Allah'dan korkun! Sizdeiı kim bir şey bilirse, bildiğini söylesin. Bilmeyen de, Allah bilir, desin. Çünkü birinizin bilmediği bir şey için, Allah bilir, demesi en büyük ilimdir. Gerçekten Allah (Azze ve Celle) Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e : «Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Ben tekellüf yapanlardan da değilim de!» [Sad 86] buyurmuştur. Şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanlarda bir gerileme gördüğü vakit : «Allahım! Yûsuf'un yedi (sene) si gibi yedi (sene)!» buyurmuştu. Müteakiben başlarına öyle bir kıtlık gelmişti ki, her şeyi silip süpürmüş. Hattâ açlıktan deri ve laşeleri yemişlerdi. Onlardan biri gökyüzüne bakarak duman şeklinde bir şey gördü. Hemen Ebû Süfyan gelerek : — Yâ Muhammed Sen Allah'a tâatı ve akrabaya yardımı emrederek geldin. Ama kavmin helak oldular. İmdi onlar için Allah'a dua et, dedi. Allah (Azze ve Celle): «Semânın insanları saracak aşikâr bir duman getireceği günü gözet! Bu acıklı bir azabdır.» [Duhan 10-11] âyet-i kerîmesini: «Şüphesiz ki, siz döneceksiniz...» kavli kerîmine kadar buyurdu. Abdullah şöyle dedi : Hiç hakkında : «O gün biz en büyük savlette tutacağız, biz intikam alacağız [Duhan 16] buyurulan günde âhiretin azabı açılır mı? Batşe, Bedir günüdür. Duhan ayeti batşe, lızâm ve rûm âyeti geçmişlerdir.
Bana Züheyr h. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aieyhi ve Sellem): «Hiç bîr kimseyi ameli kurtaracak değildir.» buyurdu. Ashab : — Seni de mi yâ Resûlallah! dediler. «(Evet!) Beni de! Meğer ki, Allah kendinden bîr rahmet ile imdadıma yetişe!» buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şu Ka'b oğullarının babası Amr b. Luhay b. Gamca b. Hindif'î cehennemde bağırsaklarını sürüklerken gördüm.» buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cehennemliklerden iki sınıf vardır ki, ben onları görmedim. (Biri) Beraberlerinde sığır kuyrukları gibi kamçılar olup, onlarla İnsanları döğen bir kavm, (diğeri} giyinmiş, çıplak, eğrilmiş ve eğrilten bir takım kadınlardır! Başları eğri deve börgüçleri gibidir. Bunlar cennete giremeyecek, onun kokusunu da duyamayacaklardır. Halbuki cennetin kokusu şu kadar ve şu kadar mesafeden duyulacaktır.» buyurdular
Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yunus ile Ebû Muâviye haber verdiler. Bu râvîlerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîs'in mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile ibni Numeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir haber verdi. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İsmail'den bu isnadlâ İbrahim b. Humeyd'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Yezid'in hadîsinde: «Bana ey oğulcuğum, dedi.» ziyâdesi vardır.
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Muaviye rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ehî Şeyhe dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ebû Muaviye ile Vekî, A'meş'dcn, o da Ebû Salih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden daha aşağı olanlara bakın! Sizin fevkinizde olanlara bakmayın! Bu Allah'ın nimetini küçümsememenize daha lâyıktır.» buyurdular. Ebû Muaviye: «Allah'ın sîzin üzerinize olan nimetini.» demiş.
Bize bu hadisi Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, Süheyl'den, o da babasıyla ibni Ebî Saîd'den, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular... Râvi Bişr ile Abdû'l-Aziz'im hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.