Sa'd bin Sa'id bin Qays bin 'Amr, 'Abd Rabba bin Sa'id bin Qays bin 'Amr
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yani İbni Bilal Yahya b. Said'den, o da Muhammed b. Yahya'dan, o da amcası Vasi' b. Habban'dan naklen rivayet etti. Vasi' şöyle demiş: Mescitte namaz kılıyordum. Abdullah b. Ömer de sırtını kıbleye doğru dayamıştı. Namazımı bitirdikten sonra yan tarafından ona doğru döndüm. Abdullah dedi ki: Bazı kimseler ihtiyacını gidermek için oturacak olursan yüzünü kıbleye ve Beytu'l-Makdis' e dönerek oturma, derler. Abdullah (devamla) dedi ki: Halbuki yemin ederim ki bir evin damına çıkmıştım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i ihtiyacını görmek için yüzü Beytu'l-Makdis'e dönük olarak iki kerpiç üzerinde oturmuş gördüm.
Bize Kuteybe b. Said tahdis etti, bize Leys tahdis etti. (H) Bize Muhammed b. Rumh b. Muhacir de tahdis etti. Bize Leys, Yahya b. Said'den haber verdi. O Sa'd b. İbrahim'den, O Nafi' b. Cubeyr'den, O Urve b. el-Muğire'den, O babası Muğıre b. Şu'be'den rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacını görmek üzere dışarı çıktı. Muğire içinde su bulunan bir matara ile arkasından gitti. İhtiyacını bitirince eline su döktü, O da abdest alıp mestleri üzerine mesh etti. İbn Rumh'un rivayetinde "hiyne" lafzı yerine "hatta" lafzı yer almaktadır. (Bu durumda bu lafzın geçtiği yerdeki ibare: nihayet ihtiyacını bitirince ... demek olur.)
Bunu bize Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize Abdulvehhab tahdis edip dedi ki: Ben Yahya b. Said'i bu isnad ile rivayet ederken dinledim ve: Yüzünü ve ellerini yıkayıp, başına mesh etti (3/66) Sonra mestler üzerine mesh etti dedi.
Muhammed b. Beşşar ve Muhammed b. Hatim de birlikte Yahya el-Kattan'dan tahdis ettiler. İbn Hatim dedi ki: Bize Yahya b. Said etTeymi'den tahdis etti. O Bekr b. Abdullah'tan, o el-Hasan'dan, o İbn Muğire b. Şu'be'den, o babasından diye nakletti. Bekr dedi ki: Ben İbnu'l-Muğire'yi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (3/68b) abdest aldı, başının ön tarafına (alnına), sarığa ve mest1erinin üzerine mesh etti (derken) dinledim.
Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti (Dediki): Bize Yahya b. Saîd El-Kattan, Yahya b. Saîd El Ensariden rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd hep birden Deraverdî'den rivayet ettiler. Yahya b. Yahya dediki: Bize Abdülaziz b. Muhammed El-Medeni, Yahya b. Saîd'den naklen haber verdiki Enes b. Malik'i şunu anlatırken dinlemiştir: Bir bedevi kalkıp mescidin bir tarafında küçük abdestini bozdu. İnsanlar ona bağırmaya başladılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: "Onu bırakın" buyurdu. Adam işini bitirince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) büyük bir kovanın getirilmesini emir buyurdu, o kova onun sidiği üzerine döküldü.
Bize yine Abdülvaris b. Abdüssamed rivayet etti. (Dediki): Bana babam dedemden, o da Hüseyin'den naklen rivayet etti. Yahya demişki: Bana Ebu Seleme'de haber verdi. Ona da Urvetü'bnü Zübeyr haber vermiş. Ona da Ebu Eyyub kendisinin bu hadîsi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğini haber vermiş.
Bize Abdullah b. Meslemete'bnü Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yani İbni Bilâl) Yahya'dan -ki bu zât İbni Saîd'dir- o da Amra binti Abdirrahman'dan naklen rivayet etti. Amra, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Âişeyi şöyle derken işitmiş: «Eğer Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınların çıkardıkları modaları görseydi, onları Benî İsrail kadınlarının men edildikleri gibi mescide gitmekten mutlaka menederdi.» Râvî diyor ki: Ben Amra'ya: «Beni İsrail kadınları mescide gitmekten menedilmişler miydi?» dedim. Amra: Evet, cevabını verdi.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb (yani Sekafi) rivayet etti. Dediki: H. Bize Amrü'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti.Dediki: H. Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid el-Ahmer rivayet etti.Dediki: H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. Dediki: Bize İsâ b. Yunus haber verdi. Bu râvîlerin hepsi Yahya b. Saîd'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Yahya'dan - ki bu zât İbni Saîd'dir - o da Adiy b. Sabit'den, o da Berâ b. Âzib'den naklen rivayet etti. Berâ' şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsı namazını kıldım da «Tîn» Suresini okudu.»
Bize Kuteybetü'bnu Saîd ile îsâ b. Hammâd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Ebu Ümâmete'bnü Sehl b. Huneyf den, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklen rivayet etti. Ömer, şöyle demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir tek elbise içinde ona sarınmış ve iki ucunu çapraz bağlamış olarak namaz kılarken gördüm.» İsa b. Hammad kendi rivayetinde: «Omuzları üzerine dedi.» ifadesini ziyade etmişdir.
Bize Ebu'r-Rabî Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Saîd, Abdurrahman b. El-A'râc'dan, o da Abdullah b. Mâlik İbni Buhaynete'l-Ezd'den naklen rivayet etti. ki: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken oturmak istediği çift rek'âtda ayağa kalkmış ve namazına devam etmiş. Namazın sonu gelince selâm vermeden secde etmiş: sonra selâm vermiş. İzah Bu hadîsi bütün Kütüb-i Sitte sahipleri «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Buharî onu bir iki yerde rivayet eder. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ilk oturuşu unutarak kıldığı bu namaz bâzılarına göre öğle bir takımlarına göre ise ikindi idi.
Bana îshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Mûsâ, Şeyban'dan, o da Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre: «Bir defa ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde öğle namazını kılıyordum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Yanlışlıkla) iki rek'âtda selam verdi. Bunun üzerine Benî Süleym'den bir zât ayağa kalktı...» diyerek hadîs'i olduğu gibi rivayet etmiş.
Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. El-Müsennâ hep birden Yahya El-Kattân'dan rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki: Bana Nâfî', ibni Ömer'den naklen şöyle haber verdi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân-ı okur; içinde secde bulunan bir sure de okur ve secde ederdi. Biz de onunla beraber secde ederdik. Hattâ bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı.
Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî ile İshâk b. Mûse'I - Ensârî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ma'n, Mâlik'den, o da Yahya b. Saîd'den, o da Amre'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kılardı da kadınlar Çarşaflarına sarınarak dağılırlar; alaca karanlıkdan dolayı tanınmazlardı.» Ensârî kendi rivayetinde müteleffifât» tâbirini kullandı. İzah Bu hadîsi Buhari «Namaz» bahsinin bir iki yerinde; Ebu Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbni Mâce dahî «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Müteleffiât; tâbiri «Mü teleffif ât» şeklinde de rivayet edilmişdir. Ekseri rivayetler müteleffiât kelimesi ile vârid olmuşlardır. Her iki kelimenin mânâları «Bürünerek» demekse de aralarında fark vardır. Esmaî'nin beyânına göre, müteleffiât: Hiç bir tarafı görünmemek şartı ile âdeta çul ile sarınır gibi sarınanlardır. Bâzılarına göre kadınların bu şekilde sarındıkları örtüye «Lifâ» derler. El-Muvatta» şerhinde şöyle denilmişdir: «Teleffu': Elbiseyi başın üzerine koyarak; onunla sarınmakdır. iltifâ'; ancak başı Örtmekle olur. (İltifâ', istimal gibidir, yânî gelişi güzel sannmakdan ibarettir.) deyenler hatâ etmişdir. Teleffüf ise başını örtmekle olduğu gibi açmakla da tehakkuk eder.» Mirt: Kazzâz'in beyânına göre çarşaf demekdir. Bâzıları mırt'ın ipek, yün veya ketenden yapma bir örtü olduğunu söylerler. Bir takımları, bunun yeşil elbise demek olduğunu; diğerleri de siyah kıl'dan yapma elbise olduğunu söylemişlerdir. Mırt'ın çizgili elbiseler demek olduğunu söyleyenler hattâ gömleğe mırt denildiğini ileri sürenler de olmuştur. Bunu kadınların giymediği söylenirse de «El-Muvatta» şârihi Abdülmelik: «Mırt ince yünden yapılmış dört köşeli hafif elbisedir. O zamanın kadınları bununla örtünürlerdi.» demişdir. Kadınların tanınmaması yâ karanlık devam ettiği için yahut sımsıkı sarınıp büründüklerindendir. Aynî bu cümleyi îzâh ederken: «En iyisi onların kadın mı, erkek mi olduklarını kimse tanımaz. Görenlerin gözüne yalnız bir karaltı görünürdü; demekdir,» şeklinde mutâlea beyân etmişdir.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Hüseyin b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Şeybân, Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet etti. Ebu Seleme'ye de, Ebu Hureyre haber vermiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsı namazını kılarken «semia'llâhu limen hamîdeh» dediği zaman arkasından, secdeye gitmezden önce : «Allah'ım, Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar!..» dermiş. Sonra râvî, Evzâî'nin hadîsi gibi rivâyetde bulunarak: «Yusuf'un kıtlık yılları gibi.» ifâdesine kadar varmış; ondan sonrasını zikretmemiş. İzah 679 da.
Bize yine Muhammedü'bnü'I - Müsennâ rivayet etti. (Dediki): iBze, Abdülvehhâb rivayet etti. Dedi ki: Ben, Yahya b. Saîd'den dinledim; dediki: Bana, Muhammed b. Abdirrahmân haber verdi. Kendisi, Amra'yı, Âişe'den nalken rivayet ederken dinlemiş ki, Âişe, şöyle diyormuş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Sabah namazının iki rek'ât sünnetini kılar ve o kadar hafîf tutardı ki, ben (kendi kendime) acaba bu iki rek'âtda Ümmü'l-Kur'ân'ı okudumu derdim.!»
Bize, îshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'I-Mugîre haber verdi. (Dediki): Bize, Evzâî rivayet etti. (Dediki): Bize, Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Selemete'bnü Abdrirahmân, Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gecenin yarısı yahut üçte ikisi geçtiği zaman Allah Tebâreke ve Teâlâ alt semâya nüzul eder de: Var mı isteyen? kendisine verilecek! Duâ eden var mı? duası kabul edilecek! İstiğfarda bulunan var mı? kendisine mağfiret olunacakdır! buyurur. (Bu) tâ sabah aydınlayıncaya kadar (böyle devam eder.)» buyurdular.
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. Dediki: Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Amra'dan o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, Âişe şöyle demiş: «Halk İş göç sahibi idiler. Kendilerine bakacak kimseleri yokdu. Bu sebeple nahoş koktukları olurdu. (Onun için) kendilerine siz cuma günü yıkansanız a!...» denildi.»
Bana Abdullah b. Abdirrahmân ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Saîd'den, o da Amra binti Abdirrahmân'dan, o da Amra'nın bir kız kardeşinden naklen rivayet etti. Demişki: Ben Kaf sûresini cum'a günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ağzından öğrendim. Onu her cum'a minberde okuyordu.
Bu hadîsi bana Ebû't-Tahir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb, Yahya b; Eyyûb'dan, o da Yahya b. Saîd'den, o da Amra'dan, o da Amra binti Abdirrahmân'ın kendinden büyük olan bir kız kardeşinden naklen Süleyman b. Bilâl hadîsi gibi haber verdi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Said'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr haber verdi; Ona da Abbâd b. Temim haber vermiş, ona da Abdullah b. Zeyd El-Ensârî haber vermişki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası için namazgaha çıkmış, duâ etmek isteyince kıbleye dönmüş ve cübbesini ters çevirmiş.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebi rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Yahya'dan, o da Amra'dan naklen rivayet etti ki, Bir yahudi karısı dilenmek üzere Âişe'ye gelmiş ve ona: «Allah seni kabir azabından korusun.» demiş. Âişe der ki: Bunun üzerine ben: Yâ Resûlallah! İnsanlar kabirlerde azâb edilirler mi?» diye sordum. Hadisi rivayet eden Amra demiş ki: Âişe şunları söyledi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. — Allah'a sığınırım, buyurdu. Sonra bir sabah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir merkebe bindi. Derken güneş tutuldu. Ben, hücreler arasından kadınlarla birlikte mescide çıktım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de merkebinden inerek geldi ve mescidindeki namaz kıldığı yere vardı. Hemen namaza durdu. Cemâat da arkasında namaz'a durdular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzun bir kıyam yaptıktan sonra rükû'a gitti. Uzun bir rükû' da yaptıktan sonra başını kaldırdı ve (yine) uzun bir kıyam yaptı. Ama bu evvelki kadar uzun değildi. Sonra rükû'a vararak uzun bir rükû' yaptı. Bu da birinci rükû' kadar uzun değildi. Sonra rükû'dan doğruldu; güneş açılmıştı. Müteakiben: — «Ben, sizi kabirlerde deccalın fitnesi gibi fitnelere mâruz bırakılırken gördüm.» buyurdu. Amra demiş ki: «Âişe'yi şöyle derken işittim: Bundan sonra hep Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cehennem azabından, kabir azabından Allah'a sığındığını işitirdim.»
Bize, bu hadîsi Muhammedü'bnü'l-Müsennâ da rivayet etti, (Dediki): Bize Abdülvahhâb rivayet etti. H. Bize îbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Abdülvahhâb ile Süfyân hep birden Yahya b. Saîd'den bu isnâdla, Süleyman b, Bilâl hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır.
Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ ile Ebû Bekir b. Hallâd, ikisi birden Yahye'l-Kattan'dan rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ Dediki: Bize Yahya, Süfyân'dan rivayet etti. Demişki: Bize Habib, Tâvûs'dan, o da İbni Abbâs'dan, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, Bir Küsûf vakasında namaz kılmış, kıraat yaptıktan sonra rükû etmiş, sonra yine kıraat yapmış ve rükû' etmiş, sonra yine kıraat yapmış ve rükû' etmiş sonra yine kıraat yapmış ve rükû'a gitmiş, sonra secde etmiş, ikinci rek'atı da bu şekilde kılmış.
Bize Îbnü'l-Müsennâ ile ibni Ebî Ömer rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ dediki: Bize Abdülvahhâb rivayet etti. (dediki): Yahya b. Saîd'i şöyle derken işittim: Bana Amra haber verdi, o da Alşe'yi şunları söylerken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, İbni Harise ile Ca'fer b. Ebî Tâlib ve Abdullah b. Ravâha'nın katli haberi gelince oturdu; mahzun olduğu belliydi. Ben, kapının aralığından bakıyordum. Derken ona bir adam gelerek: — «Yâ Resûlallah! Ca'fer'in kadınları...» diyerek onların ağladıklarım söyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona gidip kadınları nehyetmesini emir buyurdu. O zât da gitti. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kadınların kendisine itaat etmediklerini söyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ikinci defa giderek kadınları nehyetmesini emir buyurdu; o da gitti. Sonra tekrar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — «Vallahi bu kadınlar bize galebe çaldılar, yâ Resûlallah!» dedi. (Râvî dediki): Âişe, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o adam'a: «Hadi git!.. Onların ağızlarına toprak saç!-» buyurduğunu söyledi. Aişe şöyle demiş: «Bunun üzerine ben o adama: Allah senin cezanı kaldırsın! Vallahi ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sana emrettiğini yaptın; ne de onu kederiyle başbaşa bıraktın! dedim.»
Bize, bu hadisi Ebü Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Muâviyetü'bnü Sâlih'den naklen haber verdi. H. Bana Ahmedü'bnü İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (dediki): Bize Abdülaziz yâni İbni Müslim rivayet etti. Bunların hepsi Yahya b. Said'den bu isnâdla, bu hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Abdülazîz'in hadîsinde: «Ne de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i derdiyle başbaşa bıraktın ... denilmiştir.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü Rumh b. El-Muhacir de rivayet etti. Lâfız onundur. (dediki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Vâkıd b. Amr b. Sa'd b. Muaz'dan naklen rivayet etti. Vâkıd şöyle demiş: Biz, bir cenazede ayakta dururken Nafi* b. Cübeyr beni gördü. Kendisi oturmuş; cenazenin yere indirilmesini bekliyordu. Bana: — «Neden ayakta duruyorsun?» dedi; ben: — «Cenazenin yere indirilmesini bekliyorum. Çünkü Ebû Said-i Hudrî bu husûsda hadîs rivayet ediyor.» dedim. Bunun üzerine Nafi şunu söyledi: — «Bana, Mes'ûd b. Hakem, Ali bin Ebi Tâlib'den naklen rivayet ettiki, Alî (Radiyallâhu anh): — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cenaze için) ayağa kalktı; sonra oturdu, dedi.»
Bana Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile îshâk b. İbrahim ve ibni Ebî Ömer toptan Sekaff den rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ (dediki): Bize Abdülvahhâb rivayet etti. (dediki): Ben, Yahya b. Sald'den dinledim. (dediki): Bana, Vâkıd b. Amr b. Sa'd İbni Muâz-i Ensârî haber verdi; ona da Nâfi' b. Cübeyr haber vermiş. Ona da Mes'ûd b. Hâkem-İ Ensârî haber vermiş. Mes'ûd da cenazeler hakkında Aliyyü'bnü Ebî Tâlib'in şunu söylediğini işitmiş: «Şüphesiz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Cenaze için evvelâ) kalktı, sonra oturdu.» Nafi' b. Cübeyr'in bu hadîsi rivayet etmesi Vâkıd b. Amr'ın cenaze yere konuluncaya kadar ayakta durduğunu gördüğü içindir.
Bana Züheyr b. Harb ile Muhammedü'bnü'l-Müsennâ hep birden Yahye'l-Kattan dan rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Hubeyd b. Abdirrahmân, Hafs b. Asımdan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi; şöyle buyurmuşlar: Yedi sınıf İnsan vardır ki Allah onları kendi (arş'ının) gölgesinden başka hiç bir gölge bulunmayan (kıyamet) gün(ün)de (arş'ının) gölgesinde gölgelendirecektir. (Bunlar): Âdil hükümdar, Allah'a ibâdet ede ede yetişen genç, kalbi mescidlere bağlı olan kimse, Allah için sevişen, onun için bir yere gelen; onun için biribirinden ayrılan iki kimse, kendisini mevkii sahibi, güzel bir kadın (fenâlığa) davet ettiği hâlde: — Ben Allah'dan korkarım; diyen adam, sol elinin verdiğini sağ eli duymayacak derecede gizli sadaka veren kimse ve tenha bir yerde Allah'ı zikrederek gözleri boşanan kimselerdir.»