Tam adı Ebû Abdillâh Urve b. ez-Zübeyr b. el-Avvâm el-Kureşî el-Esedî'dir. H. 23 / m. 643 yılında Medine'de doğdu. Babası aşere-i mübeşşereden Zübeyr b. Avvâm, annesi Esmâ bint Ebû Bekir'dir; dolayısıyla Hz. Ebû Bekir'in torunu, Hz. Âişe'nin ise yeğenidir. Hadis ilmindeki birikiminin önemli bir kısmını teyzesi Âişe'den almış, kırkı aşkın hocadan rivayette bulunmuştur. Abbâsî öncesi Medine'nin en tanınmış âlimlerinden biri olarak "Medine'nin yedi fakihi" arasında sayılır.
Ağabeyi Abdullah b. Zübeyr'in halifeliğini ilân etmesi üzerine bir süre Mekke'de onun yanında bulundu; Abdullah h. 73'te öldürülünce Dımaşk'a, Halife Abdülmelik b. Mervân'ın yanına gitti. Bir dönem yaklaşık yedi yıl Mısır'da kaldı. Buna rağmen siyasî çekişmelerden uzak durmayı tercih etti ve ömrünü ilim ile ibadete ayırdı; geceleri Mescid-i Nebevî'de arkadaşlarıyla ilmî sohbetler yapardı.
İlim tarihindeki ayrı bir katkısı, siyer ve megâzî alanındaki çalışmalarıyla İslâm tarih yazıcılığının temellerini atmış olmasıdır. En tanınmış öğrencisi, hadis tedvininin öncüsü İbn Şihâb ez-Zührî'dir. H. 86 / m. 705'te Dımaşk yolculuğu sırasında bacağındaki ağır bir rahatsızlık sebebiyle ayağı kesilmiş, aynı yolculukta oğlu Muhammed'i de bir kaza sonucu kaybetmiştir. "Fakihler yılı" diye anılan h. 94 / m. 713'te, Medine'ye yaklaşık iki yüz kilometre uzaklıktaki Fur' adlı yerleşimde vefat etmiştir.
Ailesi
Babası
Zubayr ibn al-Awwam
Annesi
Asma' bint Abi Bakr
Eşi
Umm Yahya bint al-Hakam b. Abi al-'Aas, Umm Walad, Others
Kardeşleri
'Abdullah ibn al-Zubayr, al-Mundhir bin al-Zubayr, ''Asim ibn al-Zubayr, al-Muhajir ibn al-Zubayr, Khadija al-Kubra bint al-Zubayr, Ummul Hasan bint al-Zubayr, 'Aisha bint al-Zubayr
Çocukları
Hisham bin 'Urwa, 'Abdullah bin 'Urwa, 'Uthman bin 'Urwa bin al-Zubair, Muhammad bin 'Urwa bin al-Zubair, Yahya bin 'Urwa bin al-Zubair, 'Umar, Aswad, 'Ubiadullah, Mus'ab, Umm Yahya, Asma
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ben cenazenin imamın önünde durduğu şekilde onun önünde durduğum sırada, ailesiyle birlikte olduğu döşeğin üzerinde namaz kılardı.
Urve'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Aişe (r.anha) kıble tarafında uzanmış bir halde iken, onunla birlikte uyuduğu döşeğin üzerinde namaz kılardı."
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıble yönündeki duvarda, sümük veya tükürük ya da balgam gördü ve hemen onu temizledi."
Aişe validemizden şöyle nakledilmiştir: "Ümmü Habibe ile Ümmü Seleme Habeşistan'da gördükleri içinde resimler bulunan bir kiliseden bahsettiler. Bundan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de söz ettiler. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Onlar, aralarından salih bir zât öldüğü zaman mezarının üstüne bir mescid yapıp içine de o görmüş olduğunuz resimleri çizerlerdi. İşte onlar kıyamet günü Allah katında mahlukatın en kötüsüdür. Tekrar: 434, 1341, 3828.
Hz. Âişe'den şöyle nakledilmiştir: Ümmü Seleme Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Habeşistan'da gördüğü Mâriya kilisesinden bahsetti. Ona orada gördüğü resimleri anlattı. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: Onlar öyle bir toplum ki, aralarından salih bir kul (veya salih bir adam) öldüğü zaman mezarının üzerine bir mescid yaparlar. Sonra da onun içine o resimleri yaparlar, işte onlar, Allah katında mahlukatın en kötüsüdür."
Hz. Aişe'den şöyle nakledilmiştir: "Bir gün Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in odamın kapısının önüne geldiğini gördüm. O esnada Habeşliler Mescİd-i Nebevî'de oyun oynuyorlardı. Bu sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oyunlarını izlemem için ridasıyla beni perdeliyordu. Tekrar: 455, 950, 988, 2906, 3529, 3931, 5190, 5236.
İbn Şîhab Urve kanalıyla Hz. Aişe'den şöyle nakletmiştir: "Habeşliler kısa mizraklarıyla oynarken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onları İzlediğini-gördüm."
Âişe (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Hendek savaşında Sa'd İbn Muâz, kolundaki atar damardan yaralanmıştı. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem o'nu yakından ziyaret edebilmek için Mescid-i Nebevî'de o'na mahsus bir çadır kurdurdu. O esnada Mescid'de Ğıfar-oğulları'nın bir çadırı vardı. Kendilerine doğru akan kandan korkup yan tarafta olan çadıra doğru: 'Ey çadırdaki komşular! Sizin tarafınızdan bize doğru bir şeyler akıyor?' diye seslendiler. İşte o akan şey, Sa'dın yarasından sızan kandı. Bir müddet sonra da Sa'd bu yaradan dolayı vefat etti. Tekrar: 2813, 3901, 4117, 4122.
Ümmü Seleme (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Hasta olduğumu Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arz ettim. O da: İnsanların arkasından deveye binerek tavaf buyurdu. Ben de bu şekilde tavafımı yaptım. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kabe'nin karşısında namaza durup Tur suresini okuduğunu gördüm. Tekrar: 1619, 1626, 1633, 4853.
Urve İbn Zübeyr (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe validemiz şöyle dedi: Aklım yetti yeteli anne ve babam müslümandır. Her Allah'ın günü Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabah akşam bize gelirdi. Derken Ebu Bekir'in aklına bir fikir geldi ve evinin avlusuna bir mescid İnşa etti. Orada namaz kılıp Kur'an okuyordu. Müşriklerin kadın ve çocukları başına toplanıp, hayran hayran ona bakıyorlardı. Çünkü Ebu Bekir hisli bir insandı. Kur'an okuduğu zaman göz yaşlarına hakim olamazdı. Onun bu hali, Kureyşli müşrikleri endişelendirmişti. Tekrar: 2138, 2263, 2264, 2297, 3905, 4093, 5087, 6079.
Aişe (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Ben yatağında tam karşısına gelecek şekilde uyurken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılardı. Vitir namazını kılmak istediği zaman ise beni uyandırırdı. Sonra ben de vitrimi kılardım."
Hişam babası (Urve) kanalıyla Âişe (r.anha)'nın şöyle dediğini nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güneş ışıkları odama girmeye devam ettiği bir sırada, ikindi namazını kılardı."
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Güneş ışıkları odama vururken, henüz gölgenin de uzamadığı bir vakitte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikindi namazını kılardı."
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Güneş ışıkları odama vururken, henüz gölgenin de uzamadığı bir vakitte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikindi namazını kılardı."
Urve Aişe r.anha'nın kendisine şöyle haber verdiğini nakletmiştir: "Bir gece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatsı namazını geciktirdi. Bu olay İslâm'ın henüz yayılmadığı bir dönemde vuku bulmuştu. Ömer (r.a.), 'Kadınlar ve çocuklar uyuyakaldı' deyinceye kadar Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılmaya gelmedi. Sonra mescid'e gelip cemaat'e, Yeryüzünde sizin dışınızda kimse bu namazı beklemiyor' dedi. Tekrar: 569, 862, 864.
Urve Aişe (r.anha)'nın şöyle dediğini nakletmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatsı namazını geciktirdi. Derken Ömer (r.a.), 'Haydi namaza! Kadınlar ve çocuklar uyumaya başladı' diye seslendi. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıldırmak için çıktı ve şöyle buyurdu: Yeryüzünde sizden başka bu namazı bekleyen yoktur." Ravi şöyle demiştir: "O dönemde sadece Medine'de cemaatle namaz kılınırdı. İnsanlar, şafak kaybolduktan sonra gecenin üçte biri dolana kadarki zaman içinde bu namazı kılardı."
Urve İbn Zübeyr Âişe (r.anha)'nın kendisine şöyle haber verdiğini nakletmiştir: "Müslüman kadınlar, mırt adı verilen örtüye bürünerek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte sabah namazına iştirak ederlerdi. Namaz bitince evlerine dönerlerdi. Gecenin karanlığından ötürü kimse onları tanımazdı.
İbn Ömer (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Güneş yuvarlağının bir kısmı doğunca, namazı güneşin yükseleceği vakte kadar erteleyin. Güneş yuvarlağının bir kısmı batınca, namazı güneşin tamamen batacağı vakte kadar te'hir edin. Tekrar: 3272
İbn Ömer (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Güneş yuvarlağının bir kısmı doğunca, namazı güneşin yükseleceği vakte kadar erteleyin. Güneş yuvarlağının bir kısmı batınca, namazı güneşin tamamen batacağı vakte kadar te'hir edin. Tekrar: 3272
Hişam'dan şöyle nakledilmiştir: "Babam, Âişe r.anha'nın kendisine şöyle dediğini bana haber verdi: Yeğenim! Allah Resulü yanımda bulunduğu zaman süresince ikindi namazından sonra kıldığı iki rekat namazı asla terk etmedi."
Aîşe (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem müezzin sabah ezanını bitirince fecir aydınlandıktan sonra farz'dan evvel kalkar, kısa olarak iki rekat namaz kılardı. Sonra müezzin kamet okumak için gelinceye kadar sağ tarafının üstüne yatardı. Tekrar: 994, 1123, 1160, 1170, 6310.
Hişâm İbn Urve, babası Urve İbnü'z-Zübeyr'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Aişe (r.anha)'dan duydum, bize Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletti; Akşam yemeği hazır olduğunda namaz için kamet getirilmiş olsa bile önce yemeğinizi yeyin. Tekrar: 5465.
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha )şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına sebep olan hastalığı çekerken 'Ebu Bekir'e söyleyin insanlara namazı kıldırsın' diye emir vermişti. Ben: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz. Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedim ve hatta Hafsa'dan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip aynı şeyleri söylemesini istedim. O da gidip: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz. Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Durun bakalım, Daha fazla üstüme gelmeyin, Yusuf'un başını derde sokan siz kadınlar değil misiniz zaten!? Söyleyin Ebu Bekir'e namazı kıldırsın' diyerek emrini tekrarladı." Hafsa (r.anha) bu olay üzerine Aişe (r.anha)'ya şöyle demiştir: "Sen'den bana bir fayda geleceğini zaten hiç düşünmüyordum." Diğer tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Salat
Aişe (r.anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandığı zaman namazları Ebu Bekir'in kıldırmasını emretmişti. Bu emir üzerine Ebu Bekir de cemaate namaz kıldırıyordu." Urve İbn Zübeyr şöyle demiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini daha iyi hissettiği için odasından çıkıp cemaate katıldı. Ebu Bekir o sırada namazı kıldırıyordu. Ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i görünce geriye çekilmek istedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir'e, yerinde kal, diye işaret buyurdu ve onun hemen yanıbaşında hizasına oturdu. Bu esnada Ebu Bekir Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e cemaat ise Ebu Bekir (radiyallahu anh)'e uymuştu."
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hasta olduğu günlerden birinde evinde oturduğu yerde namaz kıldırıyordu. Arkasında bulunan cemaat ise ayakta namaz'a durmuştu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara eliyle işaret ederek oturmalarını istedi. Namazı bitirdikten sonra onlara şöyle buyurdu: İmam kendisine uyulması için vardır; o rükûya vardığında siz de rükû edin, o kalktığında siz de kalkın, o oturarak namaz kılıyorsa siz de oturarak namazlarınızı kılın. Tekrar: 1112, 1236 ve 5658.
Mu'minlerin annesi Aişe (radiyallahu anha) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına sebep olan hastalığı sırasında: 'Ebu Bekir'e söyleyin insanlara namazı kıldırsın’ diye emir vermişti-. Ben: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz, Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedim ve hatta Hafsa'dan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip aynı şeyleri söylemesini istedim. O da gidip: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz,, Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Yeter artık, "daha fazla üstüme gelmeyin, Yusuf un başını derde sokan siz kadınlar değil misiniz zaten!? Söyleyin Ebu Bekir'e namazı kıldırsın' diyerek emrini tekrarladı." Hafsa (r.anha) bu olay üzerine Aişe (r.anha)'ya şöyle demiştir: "Senden bana bir fayda geleceğini zaten hiç düşünmüyordum."
Aişe (r.anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün üzerinde nakışlar bulunan siyah bir elbise ile namaz kılmıştı. Namazdan sonra elbisesini çıkarıp şöyle buyurdu; Bu elbisenin nakışları namazda dikkatimi çekti ve beni meşgul edip namazdan alıkoydu. Alın bunu Ebu Cehm'e götürün ve bana enbicani getirin!"
Mervân İbnü'l-Hakem şöyle demiştir:"Bir defasında Zeyd İbn Sabit (r.a.) bana şöyle demişti; Sen niye böyle davranıyorsun anlamıyorum; akşam namazında niçin kısa sûreler okuyorsun ki! Ben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in akşam namazlarında en uzun iki sûrenin uzun olanını okuduğunu işittim."
Urve İbnü'z-Zübeyr Aişe (r.anha)'nın kendisine şunu haber verdiğini nakletmİştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'da iken şöyle dua ederdi; [Allahümme eûzübike min Azabi'l-Kabri ve Eûzübike min Fitneti'l-Mesihi'd-Deccâl ve Eûzübike min Fitneti'l-Mahyâ ve Fitneti'l-Memât Allahümme innî Eûzübike mine'l-Me'semi ve'l-Mağrami] "Allah'ım kabir azabından sana sığınırım, Allahım Mesih - deccâlin fitnesinden sana sığınırım, hayatın ve Ölümün fitnesinden sana sığınırım, Allah'ım günahlardan ve borçlu olmaktan sana sığınırım,' Sahâbîlerden birisi Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Resulü borçlu olmaktan ne kadar çok Allah'a sığınıyorsunuz böyle?!' deyince Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bir kimse borçlandığı zaman konuşur fakat yalan söyler, söz verir fakat sözünde durmaz. Tekrar: 833, 2397, 6368, 6375, 6376, 6377 ve 7129.