Asıl adı Abdullah'tır, ancak künyesiyle meşhur olmuştur. Kureyş'in Zühre koluna mensuptur. Babası, cennetle müjdelenen on sahâbîden (aşere-i mübeşşere) Abdurrahman b. Avf'tır; annesi ise Kelb kabilesi reislerinden Asbağ b. Amr'ın kızı Tümâdır. Hicrî 22 (m. 642-643) yılı civarında Medine'de doğdu ve babasını on yaşlarındayken kaybetti.
Hz. Ebû Bekir'in bir kızı tarafından emzirildiği için Hz. Âişe'nin süt kardeşi sayılmış, bu yakınlık ona Âişe'den rahatça ilim alma imkânı vermiştir. Ayrıca Hz. Osman, Üsâme b. Zeyd ve Abdullah b. Selâm gibi sahâbîlerden hadis öğrendi. Kendisinden Şa'bî, Ömer b. Abdülazîz, İbn Şihâb ez-Zührî ve Yahyâ b. Saîd el-Ensârî gibi tanınmış âlimler rivayette bulundu.
Hicrî 49-54 (m. 669-674) yılları arasında, vali Saîd b. Âs döneminde Medine kadılığı görevini yürüttü. Çok sayıda fetva vermesiyle tanınan, güvenilir bir hadis hâfızı ve fakih olarak anıldı. Medine'nin yedi fakihini (fukahâ-i seb'a) sayan listelerde yedinci isim için önerilen adaylardan biridir. H. 94 / m. 712-713 yılında yetmiş iki yaşlarında Medine'de vefat etti; ölüm yılı için h. 93 ve h. 104 gibi rivayetler de nakledilmiştir.
Ailesi
Babası
'Abdur Rahman Ibn 'Awf
Annesi
Tumadir bint al-Asbagh Kalbia
Eşi
Umm Walad, Umm Hasan, Umm Walad, Umm 'Uthman, Burayha of B. Zuhra
Kardeşleri
Muhammad bin 'Abdur-Rahman, Ibrahim bin 'Abdur Rahman, 'Umar bin 'Abdur Rahman bin Awf, Humaid bin 'Abdur Rahman, Zayd bin 'Abdur Rahman, 'Urwa (Akbar) bin 'Abdur Rahman, Salim(Asghar) bin 'Abdur Rahman, Abu Bakr bin 'Abdur Rahman, 'Abdullah bin 'Abdur Rahman, 'Abdur Rahman bin 'Abdur Rahman, Mus'ub bin 'Abdur Rahman
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Bekr İbn Hafs'ın Ebu Seleme'nin şöyle dediğini işittiği nakledilmiŞtir: "Aişe r.anha'nın kardeşi ile birlikte onun yanına gittik. Kardeşi o'na Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl ğusül abdesti aldığını sordu. Bunun üzerine: Aişe (r.anha) bir sa' miktarında bir kap getirtti ve ğusletti. Başından aşağı su döktü. Onunla aramıza bir perde vardı.
Ebu Seleme radiyallahu anh'den şöyle nakledilmiştir: "Aişe radiyallahu anha Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in cünüp iken uyuyup uyumadığını sordum. O da, 'Abdest alarak uyurdu' cevabını verdi. Tekrar: 288.
Ebu Seleme (r.a.) şöyle demiştir: "Bir gün Ebu Saîd el-Hudrî'y' ziyarete gidip kendisine gel seninle biraz hurmalıklara doğru yürüyelim dedim. Teklifimi kabul edip dışarı çıktı. Ona kadir gecesiyle ilgili olarak Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den neler işittiğini sordum. Ebu Saîd şu cevabı verdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ayının ilk on günü itikafa girdi ve biz de onunla birlikte itikafa girdik. Cebrail, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip; 'İstemiş olduğun şey işte önünde' dedi. Bundan sonra ResûluIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ortadaki on günü de İtikafta geçirdi ve biz de onunla birlikte itikafta bulunduk. Cebrail, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip; 'İstemiş olduğun şey işte önünde' dedi. Ramazan'ın yirminci gecesinin sabahında Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak ashab-i kiram'a şu hutbeyi okudu: "İçinizden kim benimle birlikte itikaf'a girmişse bundan sonraki on gün de itikafa devam etsin. Çünkü Kadir Gecesi'nin ne vakit olduğu bana gösterildi fakat sonra geri unutturuldu. Kadir Gecesi Ramazan'ın son on gecesinin tekli gecelerindedir. Ben rüyamda şunu gördüm; sanki çamura secde ediyordum." Mescidin tavanı hurma dallarıyla kapatılmıştı ve gökyüzünde bulut namına hiçbir şey görünmüyordu. Fakat bir süre sonra bir bulut gökyüzünü kapladı ve üzerimize sağanak bir yağmur yağmaya başladı. ResûluIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yağmurlu günde bize namaz kıldırdı. Ben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (su ve çamurla kaplanmış mescid zeminine secde ettiği) için alnında ve burnunun ucunda çamur ve su kalıntıları bulunduğunu gördüm. İşte bu durum O'nun gördüğü rüya'nın sadık bir rüya olduğunu gösteriyordu."
Ebu Seleme (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: Ebu Hureyre (r.a.)'in İnşikak suresini okuyup secde ettiğini gördüm. Kendisine, şaşkınlıkla niçin secde ettiğini sorunca bana şu cevabı verdi: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in secde ettiğini görmeseydim ben de secde etmezdim."
Ebu Seleme İbn Abdurrahman Aişe (r.anha)'ya: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ramazan'da namazı nasıldı?" diye sordu. Âişe (r.anha) şöyle dedi: "Resulullah ne Ramazan'da ne de başka zaman onbir rekattan fazla gece namazı kılmamıştır. Önce dört rekat kılardı. Bu rekatların güzelliğini ve uzunluğunu sorma gitsin! Sonra dört rekat daha kılardı. Bunların da güzelliğini ve uzunluğunu sorma gitsin! Sonra üç rekat kılardı." (Aişe (r.anha) dedi ki): Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Vitir kılmadan uyuyor musun?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ey Âişe! Benim gözlerim uyur, ama kalbim uyumaz" dedi. Tekrar: 2013, 3569
Ebu Seleme İbn Abdurrahman Hz. Aişe'ye "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ramazan ayında kıldığı namaz nasıldı?" diye sordu. Aişe r.anha. şöyle dedi: Ne Ramazanda ne de diğer zamanlarda on bir rekat'tan fazla kılmazdı. Önce dört rekat kılardı ki bunların güzelliğini ve uzunluğunu sorma gitsin! Sonra dört rekat daha kılardı ki bunların da güzelliğini ve uzunluğunu sorma gitsin! Sonra üç rekat daha kılardı. Ben: Ey Allah'ın Resulü! Vitir namazı kılmadan önce uyuyor musun? Diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim gözlerim uyur, ancak kalbim uyumaz"
Ebu Seleme r.a. şöyle demiştir: Arkadaşım Ebu Said'e (kadir gecesini) sordum. Bana şunları anlattı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Ramazan'ın ortasındaki on günde itikaf yaptık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yirminci günün sabahında minbere çıkarak bize hitap ederek şöyle dedi: "Bana kadir gecesi gösterildi, sonra da unutturuldu. Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününün tek gecelerinde araştırın. Ben (rüyamda kadir gecesinde) su ve çamur içinde secde ettiğimi gördüm. Benimle birlikte itikaf yapanlar, itikafına geri dönsün". Bunun üzerine biz itikafa geri döndük. Gökyüzünde hiçbir bulut görmüyorduk. Sonra bir bulut geldi ve yağmur yağdı. O kadar yağdı ki mescid'in tavanından aktı. Mescid'in tavanı hurma dallarından yapılmıştı. Namaz için kamet getirildi. Resulullah'ın su ve çamur içinde secde yaptığını gördüm. Öyle ki çamurun izini onun alnında gördüm.
Ebu Seleme İbn Abdurrahman şöyle demiştir: Ebu Said el-Hudrî'ye şöyle sordum: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kadir gecesinden bahsettiğini duydun mu? Ebu Said şöyle dedi: Evet. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Ramazanın ortasındaki on günde itikaf'a girdik. Yirminci günün sabahı itikaf'tan çıktık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yirminci günün sabahı bize bir hutbe okuyarak şöyle dedi: "Bana kadir gecesi gösterildi, sonra unutturuldu. Kadir gecesini son on gün'ün tekli gecelerinde arayınız. Ben (kadir gecesinde) su ve çamur üzerinde secde yaptığımı gördüm. Resülullah ile birlikte itikafa girmiş olanlar geri dönsünler". Bunun üzerine insanlar mescid'e geri döndü. Gökyüzünde hiçbir bulut görnüyorduk. Derken bir anda hava bulutlandı, yağmur yağdı. Bu arada namaz için kamet getirildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çamur ve su içinde secde yaptı. öyle ki ben onun burnunun yan tarafında ve alnında çamur bulunduğunu gördüm.
Muhammed b. İbrahim'den rivayet edildiğine göre, Ebu Seleme ona, kendisinin bazı insanlarla arsa yüzünden sorunlarının olduğunu, bunu Hz. Aişe r.anha'ya anlatınca onun şöyle dediğini haber vermiştir: "Ey Ebu Seleme, o arsadan uzak dur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Her kim, bir karış dahi olsa (gasben başkasının) arazisinin sınırlarına haksız olduğu halde girerse, yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak cezalandırılır" buyurmuştur.
Bir arazi dolayısıyla bazı kimselerle anlaşmazlık yaşayan Ebu Seleme İbn Abdurrahman Hz. Aişe'ye gitmiş ve yaşananları ona anlatmıştı. Hz. Aişe ona şunları söyledi: "Ebu Seleme, gel bu toprak parçasından vazgeç. Zira Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim haksızlık ederek, zulüm ile bir karış toprağı ele geçirse, yedi kat yer onun boynuna dolanır."
Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan rivayete göre; "O, Aişe r.anha'ya: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ramazan ayında namazı nasıldı diye sormuş, o da şu cevabı vermişti: Ramazanda olsun başka aylarda olsun onbir rekattan fazla namaz kılmazdı. (Önce) dört rekat kılardı, güzelliklerini uzunluklarını hiç sorma, sonra dört rekat daha kılardı, onların da güzelliklerini uzunluklarını hiç sorma, sonra da üç rekat kılardı. Ben: Ey Allah'ın Resulü, vitir kılmadan önce mi uyuyacaksın, diye sordum. O: Gözlerim uyur ama kalbim uyumaz, diye buyurdu."
Ebu Seleme'nin şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Hureyre yanında oturuyorken bir adam İbn Abbas'a gelip "kocası öldükten kırk gün sonra doğum yapan kadının [beklemesi gereken iddet] hakkında bana fetva ver" dedi. İbn Abbas da "O, iki iddetten süresinin sonunu bekler," şeklinde cevap verdi. Ebu Seleme ise şöyle demiştir: Ben, "Hamile olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır," ayetini okudum. Ebu Hureyre Ebu Seleme'yi kastederek şöyle demiştir: Yeğenim ile birlikteyim. Derken İbn Abbas kölesi Kureyb'i soru sormak üzere Ümmü Seleme'ye gönderdi. O da şöyle cevap verdi: Eslem kabilesinden SUbey'a'nın eşi öldürülmüştü. O esnada SUbey'a hamile idi, kocasının ölümünden kırk gün sonra doğum yaptı. Sonra onu istemeye başladılar. En sonunda Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisine nikahladı. Ebu's-Senabil de onu isteyenler arasında idi. Hadisin geçtiği yer: 5318.
Ebu Seleme ve Ata b. Yesar, Ebu Said el-Hudrl'ye gelerek ona Haruriyye'yi sormuşlar ve "Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Haruriyye'den söz ettiğini işittin mi?" demişlerdir. Ebu Said şöyle cevap vermiştir: "Ben Haruriyye'nin kimler olduğunu bilmem. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. Şöyle buyuruyordu: "Bu ümmetin içinde -bu ümmetin içinden demedi- bir kavim çıkar ki onların namazlarını karşısında kendi namazlarınızı hor görürsünüz. Onlar Kur'an okurlar fakat Kur'an boğazlarından yahut " hançerelerinden öteye geçmez. Onlar okun avı delip çıkışı gibi dinden çıkarlar. Okun atıcısı okuna, temrenine, onun yukarsına sarılan sargıya bakar sonra avcı şüphelenerek fuka denilen kiriş yerine kandan bir şey bulaşıp, bulaşmadığına bakar (orada da kan izi göremez)!"
Ebu Seleme şöyle alnlatmıştır: Andolsun ben rüya görürdüm de bu rüya beni hasta ederdi. Nihayet Ebu Katade'den işittim. Şöyle diyordu: Ben de rüya görürdüm de gördüğüm rüya beni hastalandırırdı. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. O şöyle buyuruyordu: "Güzel rüya Allah tarafındandır. Herhangi biriniz sevdiği bir şeyi gördüğünde bunu kendisini seven kimselerden başkasına anlatmasın. Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman ise bu rüyanın ve şeytanın şerrinden Allah'a sığınsın ve sol tarafına üç defa tükürsün ve sakın bu kötü rüyasını kimseye söylemesin. Çünkü böyle yaparsa o çirkin rüya kendisine zarar veremez. "
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatmıştır: Müslümanlardan biri ile Yahudilerden biri birbirlerine sövdü. Müslüman "Muhammed'i alemler üzerine seçip tercih eden Allah'a yemin ederim ki" dedi. Bunu yapmakta olduğu bir yeminde söyledi. Yahudi de "Musa'yı alemler üzerine seçip tercih eden Allah'a yemin ederim ki" dedi. Bu sırada Müslüman elini kaldırıp, yahudinin yüzüne bir tokat vurdu. Bunun üzerine Yahudi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gitti. Ona o müslümanla aralarında geçeni haber verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Benim için Musa'dan daha hayırlıdır demeyiniz. Çünkü insanlar kıyamet günü hep düşüp bayılacaklar. (Ben de bayılacağım) fakat ilk ayılan ben olacağım. O anda ben Musa'yı arşın bir tarafına sıkıca tutunmuş bulacağım. Bilmiyorum Musa da bayılanların içinde idi de benden evvel mi ayıldı yoksa baygınlıktan Allah'ın istisna ettiği kimselerden mi oldu?" dedi.