Ebü'l-Abbâs Abdullah b. Abbâs b. Abdülmuttalib el-Kureşî, Peygamber'in amcası Abbâs'ın oğlu, yani onun amcasının oğludur. Hicretten yaklaşık üç yıl önce Mekke'de doğdu. Peygamber'in vefatında henüz on üç yaşlarındaydı; buna rağmen kısa süren beraberliğini ve sonraki yıllarda büyük sahâbîlerden yaptığı derlemeleri olağanüstü bir ilmî birikime dönüştürdü. Kur'an'ı anlama ve açıklamadaki üstünlüğü sebebiyle "tercümânü'l-Kur'ân", ümmetin âlimi anlamında "hibrü'l-ümme" gibi unvanlarla anıldı.
Hz. Ali döneminde, hicrî 39 (659) yılında Basra valiliğine getirildi. Cemel ve Sıffîn savaşlarında Hz. Ali'nin safında bulundu; Hâricîler'le yapılan tartışmalarda onları ikna etmek üzere görevlendirildi ve bir kısmının görüşünden dönmesini sağladı. Daha sonra idarî görevlerden uzaklaşarak kendisini tamamen ilme verdi; Mekke'de oluşturduğu ders halkasında tefsir, fıkıh, dil ve Arap şiiri okuttu. Mücâhid, İkrime, Atâ b. Ebû Rebâh ve Saîd b. Cübeyr gibi tâbiîn nesli müfessirleri onun talebesidir.
Tefsir ve fıkıhta devrinin en büyük otoritesi sayıldı; görüşleri sonraki tefsir ve hadis kaynaklarında en çok nakledilen yorumlar arasında yer aldı. Kendisinden 1.660 hadis rivayet edilmiş olup en çok hadis nakleden sahâbîlerdendir. Hicrî 68 (m. 687-688) yılında yetmiş yaşlarında Tâif'te vefat etti ve orada defnedildi.
Ailesi
Babası
al-'Abbas ibn 'Abd al-Muttalib
Annesi
Umm Fadl Lubaba bint al-Harith
Eşi
Zar'ah bint Mishrah b. Madi-Karib
Kardeşleri
Fadl ibn al-'Abbas, 'Ubaydallah bin al-'Abbas, Qutham ibn al-'Abbas, Ma'bad bin al-'Abbas, 'Abdur Rahman ibn al-'Abbas, Umm Habiba ibn al-'Abbas
Çocukları
'Ali bin 'Abdullah bin 'Abbas, 'Abbas bin 'Abdullah bin al-Abbas, Muhammad bin 'Abdullah bin 'Abbas, 'Ubaydallah bin 'Abdullah bin al-Abbas, Al-Fadl, Lubabah, Asma
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Ali b. Hucr rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Muhamnıed b. Amr b. Halhale, Muhammed b. Amr b. Ata'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Esvabını üzerine toplayarak namaza çıkmış. O esnada kendisine ekmekle etten müteşekkil bir hediye getirmişler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ondan) üç lokma yiyerek cemaata namaz kıldırmış, hiçbir suya da el değdirmemiş.
Bize bu hadisi Ebu Kureyb'de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üsame, Velid b. Kesir'den rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Amr b. Ata rivayet etti. Ben İbni Abbas'Ia beraberdim...» diyerek hadîsi İbni Halhale hadisinin manası île rivayet etti.» Bu hadiste «İbni Abbas Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu yaptığına şahit olmuş» cümlesîde vardır. Birde «Namaz kıldı» demiş. Fakat «Cemaata kıldırdı» kaydını söylememiştir.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekr b. Ebî Şeyhe, Amru'n-Nakıd ve İbni Ebu Ömer Toptan İbni Uyeyne'den rivayet ettiler, Yahya dedi ki, Bize Süfyan b. Uyeyne Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdillah'dan, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi. İbni Abbas şöyle demiş: Meymune'nin azadlı bir cariyesine bir koyun tasadduk edilmiş. Koyun ölmüş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onun yanından geçerek : «Bunun derisini alsanız da tabaklayıp ondan faydalansanız ya!» buyurmuş oradakiler. — «O ölüdür, dediler» bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onun ancak yenmesi haramdır.» buyurmuşlar. Ebu Bekr ile İbni Ebî Ömer kendi rivayetlerinde Meymune (R.A.)'dan dediler.
Bana Ebut' Tahir ile Harmele'de rivayet ettiler, Dedilerki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihab'dan, o da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ölü bir koyun buldu. Bu koyun Meymunenin azadlı bir cariyesine sadaka malından verilmişti. Bunun üzerine: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bunun derisinden istifade etseniz ya!» buyurdu. (Oradakiler) — «O ölüdür» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu.i ancak yenmesi haramdır.» buyurdular.
Bize İbni Ebî Ömer ile Abdullah b. Muhammed ez Zührî'de rivayet ettiler. Lafız İbni Ebî Ömer'indir. Dediler ki Bize Süfyan, Amr'dan, o da Ata'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) atılmış bir koyun ölüsünün yanına uğradı. Bu koyun Meymunenin azadlı bir cariyesine sadaka malından verilmişti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bunun derisini alarak tabaklasalar da ondan istifade etseler ya!» buyurdular.
Bize Ahmed b. Osman en-Nevfeli rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Dinar haber verdi. (Dediki): Bana hayli zaman önce Ata haber verdi. Dediki Bana İbni Abbas haber verdi. ona da Meymune haber vermiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcelerinden birinin bir koyunu varmış; koyun ölmüşde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onun derisini alsanız da ondan istifade etsenizdi ya!» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrahim b. Süleyman, Abdülmelik b. Ebi Süleymandan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune'nin azadlı bir cariyesine aid (ölü) bir koyunun yanından geçmiş de.» «Bunun derisinden istifade efsenizdi ya!» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilal, Zeyd b. Eslem'den naklen haber verdi. Ona da Abdurrahman b. Va'le haber vermiş ki Abdullah b. Abbas şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Deri tabaklandığı vakit femiz olur.» buyururken işittim.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nakıd da rivayet ettiler. Dediler ki Bize İbni Uyeyne rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd'de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülaziz yani İbni Muhammed rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb ile İshak b. İbrahim dahî hep birden Veki'den, o da Süfyan'dan naklen rivayet ettiler. Bunların hepsi Zeyd b. Eslem'den, o da Abdurrahman b. Va'Ie'den, o da İbni Abbas'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun yani Yahya b. Yahya hadîsinin mislini rivayet ettiler.
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî ile Ebu'r Rabî' Ez-Zehranî rivayet ettiler. Yahya: Bize Hammad haber verdi dedi. Ebu'r Rabî' ise; Bize Hammad, Amr b. Dinar'dan o da Saîd b. el-Huveyris'den o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti, ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) heladan çıkmış, kendisine yemek getirmişler ve Abdest lafı etmişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben namaz kılmak mı istiyorum ki, abdest alayım.» buyurmuşlar; dedi.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe'de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Anır'dan, o da Saîd b. el-Huveyris'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben İbni Abbas'dan dinledim. Şöyle diyordu: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Heladan gelmiş de kendisine yemek getirmişlerdi. Abdest almayacak mısın, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Niçin? Namaz mı kılacağımki, abdest alayım.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Müslim et-Taifî, Amr b. Dinar'dan, o da Saib oğullarının azadlısı Saîd b. Huveyris'den naklen haber verdiki, Saîd, Abdullah b. Abbas'i şöyle derken işitmiş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) helaya gitti; geldiği zaman kendisine yemek takdim ettiler ve: — Ya Resulullah! Abdest almayacakmısın? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Niçin? Namaz içinmi?» buyurdular.
Bana Muhammed b. Amr b. Abbad b. Cebele dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Âsim, İbni Cüreyc'den rivayet etti. Demiş ki: Bize Saîd b. Huveyris rivayet etti. Saîd, İbni Abbas'ı şöyle derken işitmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) helada kaza-i hacet etti de kendisine yemek getirildi. O (bundan) yedi, fakat suya falan dokunmadı. İbni Cüreye demişki: Bana Amr b. Dînar, Said b. Huveyris'den naklen şunu da ziyade etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)': — Sen abdest almadan, demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namaz kılmak istemedim'ki, abdest alayım.» buyurmuşlar. Amr bunu Said b. Huveyris'den dinlediğini söyledi.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Bumh b. el-Muhacir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Saîd b. Cübeyr ile Tâvus'dan, onlar da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi ki, İbni Abbâs şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretir ve: — «Mübarek tahiyyeler salavât-ı tayyibât Allah'a mahsustur, selâm sana ey Nebiy! Allah'ın rahmetleri ile bereketleri de sana!.: Selam bize ve Allah'ın salih kullarına!... Ben Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Resulullah olduğuna şahadet ederim» buyururdu. İbni Rumh'un rivayetinde «Bize Kur'ân'ı öğretir gibi» ifâdesi vardır.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu Zübeyr Tâvus'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti» demiş. İzah Bu hadîsi Buhârî'den maada bütün Sünen sahipleri tahrîc etmişlerdir. Neyevî'nin beyânına göre; hadîsteki «Mübare-kât, salâvât, tayyibat kelimeleri baştaki tehiyyât üzerine ma'tufturlar. Yalnız ihtisar için aralarından atıf harfi (vav) hazfedilmiştir ki bu Arap lisanında caiz ve maruftur. Hadîsin mânâsı gerek tahiyyât, gerekse ondan sonra zikredilen «Mübarekât, salâvât» ve «tayyibat» hep Allah'a mahsustur» demektir. 402 / 55 56 57 58 59 nolu Hadis'i şerifi okumadı iseniz okuyunuz!!!
Bize Ebu Câ'fer Muhammed b. Sabbâh ile Amru'n-Nâkıd hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. İbni Sabbâh Dediki: Bize Hüseyni rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Bişr, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan: «Namazında pek bağırma! Sesini pek de alçaltma.» [ İsra 110 ] Âyeti kerimesi hakkında şu hadîsi haber verdi. Demişki: Bu ayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de gizli bulunduğu sırada indi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına namaz kıldırırken Kur'ânı yüksek sesle okuyordu. Müşrikler bunu işitince hem Kur'ân'a, hem onu indirene, hem de getirene sövüyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Peygamberi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Namazını aşikar etme ki müşrikler okuduğunu duymasın! Onu ashabın işitmiyecek derecede alçak sesle de yapma! Kur'ân'ı onlara işittir! Yalnız bu derece yüksek okuma, ikisinin arasında, yâni aşikâr ile gizli arası bir yol tut!., buyurdu.
Bize Kuteybetübnü Saîd ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim hep birden Cerîr'den rivayet ettiler. Ebu Bekir Dediki: Bize Cerîr b. Abdilhamîd, Musa b. Ebî Aişe'den, o da Said b. Cübeyr'den, o da îbni Abbâs'dan Teâlâ Hazretlerinin (Onunla dilini oynatma!) Ayeti kerimesi hakkında şu hadisi rivayet etti. İbni Abbas şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Cibril vahy indirdiği zaman çok defa dilini, dudaklarını oynatırdı. Vahiy kendisine şiddet verirdi. Vahyin gelişi onun bu hâlinden bilinirdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şu âyetleri indirdi: «Ona acele edeyim diye dilini onunla oynatma!» Yani vahyi acele alayım diye dilini oynatma! Çünkü onu toplamak da, okumak da, ancak Bize aittir. «Yâni hakîkaten onu senin kalbinde toplamak ve dilinde okutmak ancak Bize aittir. Sen onu okuyacaksın» öyle İse biz okuduğumuz vakit sen onun okunuşuna tâbi ol» [ Kıyamet 16 ] İbni Abbâs (Bu âyetleri tefsir sadedinde) şöyle demiş: Onu indirdik, Sen hemen onu dinle! «Onun beyânı ancak Bize aittir.» Yânî senin lisânından beyân etmek Bize âiddir. Bundan sonra artık Cibril ona geldi mi sükut eder, Cibril gittiği vakit vahyi: Allah Teâlâ'nm kendisine vaad buyurduğu şekilde okurdu.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Musa b. Ebî Âişe'den, o da Said bin Cübeyr'den, o da ibn-i Abbâs'dan Teâlâ Hazretlerinin: «Onu acele edeyim diye onunla dilini oynatma» âyeti kerîmesi hakkında şunu rivayet etti: İbni Abbâs demiş ki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vahiyden güçlük çeker; dudaklarını kıpırdatırdı.» Râvî diyor ki: «İbni Abbâs: (İşte bak) ben de dudaklarımı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıpırdattığı gibi kıpırdatıyorum.» dedi. Saîd b. Cübeyr dahî: «ibni Abbâs dudaklarını nasıl kıpırdattıysa ben de öyle kıpırdatıyorum.» diyerek dudaklarını kıpırdatmış, (ve rivayetine şöyle devam etmiş): Bunun Üzerine Allah Teâlâ: «Onu acefe edeyim diye onunla dilini oynatma) Çünkü onu toplamak da okutmak da ancak Bize âidtir» âyetlerini indirdi. İbni Abbâs bunları şöyle tefsir etti: Kur'ân'ı senin kalbinde toplamak bize aittir. Sonra sen onu okursun. «Onu biz (Cibrîlin dili ile) okuduğumuz vakit sen hemen onun okunuşuna tabî ol.» (İbni Abbâs bunu da şöyle tefsir etti): Sen hemen dinle ve sükut et! Sonra hakîkaten senin onu okuman bize âit bir iştir. İbni Abbâs Dediki; Artık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Cibril geldiği zaman dinler. Cibril gidince vahyi onun okuttuğu gibi okurdu.
Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Ebu Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne cinlere Kur'ân okudu, ne de onları gördü, (yalnız şu oldu): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabından bir cemaatla birlikte Ukâz panayırına gitmeyi kasdederek yola çıktılar. O tarihte şeytanlara semadan haber almak men edilmiş; Üzerlerine gök taşları atılmış, bunun Üzerine şeytanlar kavimlerinin yanına dönmüşler. Kavimleri onlara: «Size ne oldu» demişler. Şeytanlar: «Semâdan haber almakdan menedildik. Üzerimize gök taşları gönderildi.» diye cevap vermişler. Kavimleri: «Bu mutlaka yeni zuhur etmiş bir şeyden dolayı olacak. Siz hemen yeryüzünün şarkını, garbını dolaşın da bakın. Semâdan haber almanıza mâni olan bu şey nedir?» demişler. Şeytanlar da yerin şarkını, garbını dolaşmaya gitmişler, Tihâme taraflarını tutan takım Ukas panayırına gitmekte olan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nahle denilen yerde ashabına sabah namazını kıldırırken onun yanına uğramışlar. Cinler Kur'ân'ı işitince onu dinlemişler, ve (Birbirlerine) Semâdan haber almamıza mâni olan işte budur, demişler. Müteakiben kavimlerine dönerek: «Ey kavmimiz! Biz doğru yolu gösteren şaşılacak bir kırâet dinledik. Ve ona îman ettik, bundan sonra Rabbimize asla hiç bir şeyi şerik koşmayacağız.» demişler. Bunun üzerine Allah (azze ve celle) Nebii Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e [ Cin 1 ] «Deki! Bana cinlerden bir takımının (okuduğum Kur'an'ı) dinledikleri vahy olundu.» âyeti kerîmesini indirdi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum, onun da Ubeydullah b. Abdillâh'dan, onun da Abdullah b. Abbâs'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Abbâs şöyle demiş: «Annem Ümmü Fadl binti Haris, bir defa beni «Mürselât» suresini okurken işitti de: — Yavrucuğum! Vallahi bu sureyi okumanla bana hatırlattın! Bu sure Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in son defa akşam namazında okuduğunu işittiğim suredir, dedi.»
Bize Ebu Bekir b. Eb! Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym b. Beşîr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Hassan, Kays b. Sa'd'dan, o da Atâ'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi ki: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını rükudan kaldırdığı vakit: «Allah'ım! Ey Rabbimiz, göklerle yer ve onların arasındaki her sey, onlardan sonra dilediğin her sey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Mecdüsenâya lâyık olan Allah'ım! Senin verdiğine mâni olacak yoktur. Vermediğini verecek de yoktur. Senin katında hiç bîr varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» dermiş.
Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Hassan rivayet etti. (Dediki): Bize Kays b. Sa'd, Atâ'dan, o da İbni Abbâs'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisi: «Onlardan başka dilediğin her şey dolusu» cümlesine kadar rivayet etti. Sonrasını zikretmedi.
Bize Saîd b. Mansur ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Sühaym, İbrahim b. Abdillâh b. Ma'bed'den, o da babasından, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi. İbni Abbâs şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi açtı. Halk Ebu Bekir'in arkasında saff olmuşlardı. (Bunu görünce): «Ey nâs! Şu muhakkak ki müslümanın göreceği yahut ona gösterilecek salih rüyadan başka Nebiliğin müjdecilerinden hiç bir şey kalmamıştır. Dikkat edin ki Ben rüku veya secde halinde Kur'an okumaktan nehy olundum. Rüku da Allah Teâlâ'yı ta'zim edin! Secdede ise duâ etmeye çalışın! Zira secde halinde duanızın müstecâb olması pek me'muldür.» buyurdular.
Ebu Bekir Dediki: Bize Süfyân, Süleyman'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bize Yahya b. Eyyub rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Sühaym, İbrahim b. Abdillâh b. Ma'bed b. Abbâs'dan, o da babasından, o da Abdullah b. Abbâs'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi açtı. Vefatına müncer olan bu hastalığında başı sarılı idi. Ve üç defa: «Allah'ım, tebliğ ettimmi?» dedi (sonra şunları ilâve etti): «Hiç şüphe yok ki sâlih bir kulun göreceği yahut kendisine gösterileceği rüyadan başka Nebiliğin müjdecilerinden hiç bir şey kalmamıştır.» Bundan sonra râvî Süfyân hadîsi gibi rivayette bulunmuş.
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebu Âmir El-Akadî haber verdi. (Dediki): Bize Dâvud b. Kays rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn, babasından, o da ibn-i Abbâs'dan, o da Ali'den naklen rivayet etti. Ali: «Habibim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni rüku veya secde halinde Kur'an okumaktan nehyetti.» demiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nafi'den dinlediğim şu hadîsi okudum. H. Bana İsa b. Hammâd EI-Mısrî de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen haber verdi. H. Bana da Harun b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk b. Osman rivayet etti. H. Bize de EI-Mukaddemî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni El-Kattân), İbni Aclân'dan naklen rivayet etti. H. Bana Harun b. Saîd El-Eylî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usametü'bnü Zeyd rivayet etti. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr de rivayet ettiler. (Bunlar) İbni Câ'fer'i kastederek: Bize İsmail rivayet etti, dediler, (ismâil demişki): Bana Muhammed -ki îbni Amr'dır- haber verdi. H. Bana da Hennâd b. Seriy rivayet etti. (Dediki): Bize Abde, Muhammed b. İshâk'dan rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da babasından, o da Alî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. Ancak Dahhâk ile İbni Aclân, Alî'den İbni Abbâs'ın da rivayet ettiğini ziyâde eylemişler ve hepsi: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükuda bulunduğu halde Kur'ân okumaktan beni nehyetti.» demişler. Fakat rivayetlerinde Zührî, Zeyd b. Eşlem, Velîd b. Kesîr ve Dâvud b. Kays'ın dedikleri gibi: «Secde hâlinde kıraatten nehyettiğini söylememişlerdir.»
Bana Amr b. Ali de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Bekir b. Hafs'dan, o da Abdullah b. Huneyn'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiki: İbni Abbâs: «Rüku halinde bulunduğum zaman Kur'ân okumaktan nehyolundum.» demiş. Ravi isnâtda Alî'yi zikretmemişdir.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebü'r-Rabî'ez-Zehrânî rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) ta'birini kullandı. Ebü'r-Rabî': Bize Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dinar'dan, o da Tâvus'dan, o da îbni Abbâs'dan naklen rivayet etti: Dediki; Îbni Abbâs şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yedi şey üzerine secde etmek emrolundu. Saçlarını ve elbisesini toplamakdan da nehyedildL Bu hadîs Yahya'nındır. Ebu'r Babı': «Yedi kemik üzerine yâni avuçların, dizlerin» ayakların ve alının üzerine secde etmesi emrolundu. Saçlarını ve elbisesini toplamakdan nehyedildi.» dedi.
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed -ki İbni Câ'fer'dir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Dinar'dan» o da Tâvus'dan, o da îbni Abbas'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet ettiki, şöyle buyurmuşlar: «Bana yedi kemik üzerine secde etmem, elbise ve saçımı toplamamam emrolundu.»
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süyan b. Uyeyne, İbni Tâvus'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yedi şey üzerine secde etmeye me'mur olmuş. Saçlarıyla elbisesini toplamakdan da nehy buyurulmuş.