Ebü'l-Abbâs Abdullah b. Abbâs b. Abdülmuttalib el-Kureşî, Peygamber'in amcası Abbâs'ın oğlu, yani onun amcasının oğludur. Hicretten yaklaşık üç yıl önce Mekke'de doğdu. Peygamber'in vefatında henüz on üç yaşlarındaydı; buna rağmen kısa süren beraberliğini ve sonraki yıllarda büyük sahâbîlerden yaptığı derlemeleri olağanüstü bir ilmî birikime dönüştürdü. Kur'an'ı anlama ve açıklamadaki üstünlüğü sebebiyle "tercümânü'l-Kur'ân", ümmetin âlimi anlamında "hibrü'l-ümme" gibi unvanlarla anıldı.
Hz. Ali döneminde, hicrî 39 (659) yılında Basra valiliğine getirildi. Cemel ve Sıffîn savaşlarında Hz. Ali'nin safında bulundu; Hâricîler'le yapılan tartışmalarda onları ikna etmek üzere görevlendirildi ve bir kısmının görüşünden dönmesini sağladı. Daha sonra idarî görevlerden uzaklaşarak kendisini tamamen ilme verdi; Mekke'de oluşturduğu ders halkasında tefsir, fıkıh, dil ve Arap şiiri okuttu. Mücâhid, İkrime, Atâ b. Ebû Rebâh ve Saîd b. Cübeyr gibi tâbiîn nesli müfessirleri onun talebesidir.
Tefsir ve fıkıhta devrinin en büyük otoritesi sayıldı; görüşleri sonraki tefsir ve hadis kaynaklarında en çok nakledilen yorumlar arasında yer aldı. Kendisinden 1.660 hadis rivayet edilmiş olup en çok hadis nakleden sahâbîlerdendir. Hicrî 68 (m. 687-688) yılında yetmiş yaşlarında Tâif'te vefat etti ve orada defnedildi.
Ailesi
Babası
al-'Abbas ibn 'Abd al-Muttalib
Annesi
Umm Fadl Lubaba bint al-Harith
Eşi
Zar'ah bint Mishrah b. Madi-Karib
Kardeşleri
Fadl ibn al-'Abbas, 'Ubaydallah bin al-'Abbas, Qutham ibn al-'Abbas, Ma'bad bin al-'Abbas, 'Abdur Rahman ibn al-'Abbas, Umm Habiba ibn al-'Abbas
Çocukları
'Ali bin 'Abdullah bin 'Abbas, 'Abbas bin 'Abdullah bin al-Abbas, Muhammad bin 'Abdullah bin 'Abbas, 'Ubaydallah bin 'Abdullah bin al-Abbas, Al-Fadl, Lubabah, Asma
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Halef b. Hişam tahdis etti. Bize Hammad b. Zeyd, Ebu Cemre'den şöyle dediğini tahdis etti (1I46a): İbn Abbas (r.a.)'i dinledim. (H) Bize -lafız kendisinin olmak üzere- Yahya b. Yahya da tahdis etti. Bize Abbad, Ebu Cemre'den haber verdi. O İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle dediğini nakletti: - Abdulkays heyeti Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzuruna gelip dediler ki: Ey Allah'ın Resulü bizler Rabia'nın bir koluyuz. Bizlerle senin arana da şu Mudar kafirleri engeldir. Senin yanına ancak haram ayında gelebiliyoruz. Bize kendisiyle amel edeceğimiz ve geride bıraktıklarımızı kendisine çağıracağımız bir emir ver. Allah Resulü şöyle buyurdu: "Size dört hususu emrediyor ve size dört şeyi yasaklıyorum: (Size emrettiklerim) Allah'a iman etmek -sonra bunu kendilerine açıklayarak şöyle buyurdu-: Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahadet getirmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek ve aldığınız ganimetIerin beşte birini vermeniz, size dubba'yı, hantem'i, nakir'i ve mukayyer'i yasaklıyorum." Halef (1I46b) rivayetinde: "Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet getirmek" deyip, bir parmağını yummuştur, ifadesini ekledi.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Muhammed b. el-Müsenna ve Muhammed b. Beşşar -ki lafızları birbirine yakındır- tahdis etti. Ebu Bekr dedi ki: Bize Gunder, Şube'den tahdis etti. Diğer ikisi dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer tahdis etti. Bize Şube, Ebu Cemre'den şöyle dediğini tahdis etti: İbn Abbas'ın huzurunda onunla insanlar arasında tercümanlık yapıyordum. Ona bir kadın gelerek testilerde yapılan nebiz (şıra) hakkında soru sordu, o şöyle dedi: - Abdulkayslılar heyeti Raslilullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldi. Raslilullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Siz) kimin heyetisiniz yahut (siz) hangi kavimsiniz" buyurdu. Onlar: Rabia dediler. Allah Raslilü: "Bu gelen kavme -yahut heyete- merhaba! Utanıp, mahcup olmayasınız, pişman olmayasınız" buyurdu. (İbn Abbas) dedi ki: Heyettekiler: Ey Allah'ın Rasulü, biz sana çok uzak bir yoldan geliyoruz. Bizimle senin aranda da (1/47a) Mudar kafirlerinden olan şu kabile bulunuyor. Bizler de sana (bundan dolayı) ancak haram ayında gelebiliyoruz. Bize açık seçik bir emir ver de onu geride bıraktıklanmıza haber olarak götürelim ve onunla cennete girelim, dediler. (İbn Abbas) dedi ki: Onlara dört hususu emretti ve dört hususu da kendilerine yasakladı. (Devamla) dedi ki: Onlara bir ve tek olarak Allah'a iman etmeyi emretti ve: ''Allah'a iman ne demektir biliyor musunuz" buyurdu. Onlar: Allah ve Resulü en iyi bilir, dediler. O: ''Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve şüphesiz Muhammed'in Allah'ın ResuIü olduğuna şahadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, ramazan orucunu tutmak ve ganimetierden beşte birini eksiksiz vermek" buyurdu. Sonra onlara dubba'yı, hantem'i ve müzeffet'i yasakladı. Şu'be dedi ki: (Ebu Cemre) belki nakir'i, belki de mukayyer'i, dedi. (Allah Resulü ayrıca): "Bunu iyice belleyin ve sizden geri kalanlara bunu haber verin" buyurdu. Ebu Bekr ise rivayetinde: "Sizden geri kalan kimselere" dedi, ama onun rivayetinde de mukayyer'den söz edilmemiştir. Tahric bilgisi yukarıdaki 115 ile aynı. 115, 116 İÇİN
Bana Ubeydullah b. Muaz da tahdis etti. (1/47b) Bize babam tahdis etti. (H) Bize Nasr b. Ali el-Cahdam'i de tahdis edip dedi ki: Bana babam tahdis etti. İkisi birlikte dediler ki: Bize Kurra b. Halid, Ebu Cemre'den tahdis etti. O İbn Abbas'tan, o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bu hadisi Şube'nin hadisi rivayetine yakın olarak rivayet etti ve (onun rivayetine göre Allah Rasulü) şöyle buyurdu: "Sizlere dubba, nakfr, hantem ve müzeffet'te yapılan şıra/arı yasaklıyorum. " İbn Muaz, hadisi rivayetinde babasından ziyade olarak şunları söylemektedir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayrıea Eşec'e yani Abdulkayslıların Eşec'ine şunları söyledi: "Şüphesiz sende Allah'ın sevdiği iki haslet vardır: Vakar ve ağır başlılık (aceleci olmamak)" Bunun tahrici de 115 ile aynıdır. 117. NOLU HADİS İÇİN
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Eyyub b. Kureyb ve İshak b. İbrahim hepsi Veki" den tahdis etti. Ebu Bekr dedi ki: Bize Vek!', Zekeriya b. İshak'tan şöyle dediğini tahdis etti: Bana Yahya b. Abdullah b. Sayfi, Ebu Mabed'den tahdis etti. O İbn Abbas'tan, o Muaz b. Cebel'den. Ebu Bekr dedi ki: Bazen Veki': İbn Abbas'tan Muaz'ın şöyle dediğini nakletti dedi: Beni Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderdi ve şöyle buyurdu: "Sen kitap ehlinden bir kavmin yanına gideceksin. Onları Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve şüphesiz benim Allah'ın Resulü olduğuma şahddet getirmeye çağır. Eğer onlar buna itaat ederlerse kendilerine Allah'ın üzerlerine her gün ve gecede beş vakit namazı farz kılmış olduğunu bildir. Şayet buna itaat ederlerse onlara Allah'ın üzerlerine zenginlerinden alınıp, fakirleri arasına geri verilecek bir sadakayı (zekatı) farz kılmış olduğunu bildir ama sakın mallarının en değerlilerini almayasın. Mazlumun (bed)duasından da sakın çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur. "
Bize İbn Ömer tahdis etti. Bize Bişr b. es-Serri tahdis etti. Bize Zekeriya b. İshak tahdis etti. (H) Bize Abd b. Humeyd de tahdis etti. Bize Ebu Asım, Zekeriya b. İshak'tan haber verdi. O Yahya b. Abdullah b. Sayfl'den, o Ebu Mabed'den, o İbn Abbas'tan rivayet ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı Yemen'e gönderdi. Ona: "Sen ... bir kavrnin yanına gideceksin" deyip, Veki"in hadisinin (121.had) aynısını nakletti. 121 numaralı hadisin Tahric bilgilerinin aynı.
Bize Umeyye b. Bistam el-Ayşi de tahdis etti. Bize Yezid b. Zurey" tahdis etti. Bize Ravh -ki b. el-Kasım'dır-, İsmail b. Umeyye'den tahdis etti. O Yahya b. Abdullah b. Sayfi'den, o Ebu Mabed'den, o İbn Abbas'tan rivayet ettiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı Yemen'e gönderdiği zaman ona şöyle dedi: "Sen kitap ehli bir kavmin yanına gidiyorsun. Onları kendisine davet edeceğin ilk şey, aziz ve celil Allah'a ibadet etmek olsun. Allah'ı tanıyacak olurlarsa, kendilerine Allah'ın üzerlerine bir gün ve bir gecelerinde beş vakit namazı farz kılmış olduğunu haber ver. Bunu yapacak olurlarsa, kendilerine Allah'ın üzerlerine mallarından alınıp, fakirlerine geri verilecek bir zekatı farz kılmış olduğunu haber ver. Şayet onlar buna itaat ederlerse, sen de onlardan (zekdtı) al ve mallarının en değerlilerini almaktan uzak dur. " 121 numaralı hadisin Tahric bilgilerinin aynı.
Bana Abbâs b. Abdilâzim el-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize İkrime — ki İbni Ammârdır— rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Zumeyl rivayet etti. Dediki: Bana İbn Abbas tahdis edip dedi ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde insanlara yağmur yağdırıldı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlardan bir kısmı şükredici bir kısmı da kafir olarak sabahı etti. Onlar: Bu Allah'ın rahmetidir, dediler. Diğer bir kısmı da şu şu yıldızın doğuşu doğru çıktı dediler." (İbn Abbas) dedi ki: Bunun üzerine şu: "Hayır, işte yıldızların doğup battıkları yerlerine yemin ederim" ayeti "ve rızkınızı yalanlamaktan ibaret mi kalacaksınız" (Vakıa, 75-82) ayetine kadar nazil oldu.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. El-Kaasim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İkrimetübnü Ammâr rivayet eyledi. (Dediki): Bana Simak el-Hanefi Ebu Zümeyl rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Abbas tahdis etti. Bana Ömer b. el-Hattab tahdis edip dedi ki: Hayber gününde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından birkaç kişi gelerek filan şehittir, filan şehittir deyip durdular. Sonunda bir adamın yanından geçerken, filan şehittir dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Asla, şüphesiz ben onu ganimetten çaldığı bir hırka ya da bir aba sebebiyle cehennemde gördüm" buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hattab'ın oğlu, git ve insanlar arasında yüksek sesle: Cennete müminlerden başkası girmeyecektir diye seslen" buyurdu. (Ömer) dedi ki: Ben de çıktım ve yüksek sesle: "Şunu bilin ki müminlerden başka kimse cennete girmeyecektir" diye seslendim.
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymun ve İbrahim b. Dinar -lafız İbrahim'in olmak üzere- (2/33b) tahdis etti, bize Haccac -b. Muhammed'dir- İbn Cureyc'den tahdis etti. Bana Ya'la. b. Müs!im'in haber verdiğine göre o Said b. Cubeyr'i, İbn Abbas'tan şunu tahdis ederken dinledi: Müşriklerden birtakım kimseler çokça adam öldürmüş, çokça zina etmişlerdi. Sonra Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek dediler ki: Gerçekten söylediklerin ve kendisine davet ettiklerin çok güzeldir. Bir de bize yaptığımız amellerimize kefaretin bulunduğunu bir söylesen, dediler. Bunun üzerine: "Onlar ki Allah ile birlikte başka bir ilaha ibadet etmezler. Hak ile olması dışında Al/ah'ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi de öldürmezler, zina da etmezler. Kim bunları işlerse o günah (ları) ile karşılaşır." (Furkan, 68) buyruğu ile; "Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin" (Zümer, 53) s.yeti nazil oldu.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Ebu Bekir'indir. İshâk (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Vekî, Süfyan'dan, o da Hâlid'in âzadlısı Âdem b. Süleyman'dan, naklen rivayet etti; dediler. Âdem şöyle demiş: Said b. Cübeyr'i, İbni Abbas'dan naklen rivayet ederken dinledim, İbn Abbas dedi ki: Şu: "İçinizdekini açıklasanız da, gizleseniz de, Allah onunla sizi hesaba çeker. " (Bakara, 284) ayeti nazil olunca bu ayet'ten dolayı kalplerine hiçbir şeyden dolayı girmemiş şeyler girdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: "Dinledik, itaat ettik ve teslim olduk" deyiniz, buyurdu. (İbn Abbas) dedi ki: Allah imanı kalplerine yerleştirdi, sonra yüce Allah şu buyruğunu indirdi: "Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) kendisine, yaptığı (kötülük) de onun aleyhinedir. Rabbimiz unuttuk yahut yanıldıysak bizi sorguya çekme. " Yüce Allah: Ben de yaptım, buyurdu. "Bize mağfiret buyur ve bize merhamet eyle, sensin bizim mevlamız" (Bakara, 286) (dediler),Yüce Allah da: Ben de yaptım, buyurdu.
Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvâris, Ebu Osman Ca'd'dan rivayet etti. (Ebu Osman demiş ki): Bize Ebu Recâ'el-Utâridi, İbni Abbâs'dan, İbn Abbas, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem}'den Aziz ve Celil Rabbi hakkında rivayetle buyurdu ki: "Şüphesiz Allah iyilikleri ve kötülükleri yazmış sonra da bunları beyan etmiştir. Kim bir iyilik yapmak isteyip de onu yapmayacak olursa Allah onu kendi nezdinde tam bir iyilik olarak yazar. Kim içinden iyilik yapmak isteyip de onu yaparsa Aziz ve Celil Allah onu kendi nezdinde on iyilikten yedi yüz katına kadar ve daha pek çok kat fazlasıyla yazar. Eğer içinden bir kötülük yapmayı isteyip de ollu yapmayacak olursa bu sefer Allah onu kendi nezdinde tam bir iyilik olarak yazar eğer içinden bir kötülük yapmayı geçirip de yaparsa Allah da onu tek bir kötülük olarak yazar. "
Bize Ahmed b. Hambel ile Süreye b. Yunus rivayet ettiler dediler ki: Bize Huşeym rivayet etti (dediki): Bize Davud b. Ebu Hind Ebul Âliyye'den, o da İbn Abbas'tan rivayetine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Vadi'l-Ezrak'tan geçerken: "Bu hangi vadidir" dedi. Ashab: Bu Vadi'l-Ezrak'tır, dediler. Allah Resulü: "Ben Musa (aleyhisselam)'ı Allah'a yüksek ve gür sesiyle telbiye getirerek tepeden inerken görüyor gibiyim" buyurdu. Sonra Herşa tepesinden geçerken: "Bu hangi tepedir" diye sordu. Ashab: Herşa tepesidir, dediler. Allah Resulü: "Ben Yunus b. Metta (aleyhisselam)'a etine dolgun bir dişi deve üzerinde, üzerinde kırmızı bir cübbe bulunduğu halde devesinin yuları liften ve onu telbiye getirirken bakıyor gibiyim" buyurdu. İbn Hanbel hadisi rivayetinde dedi ki: Huşeym dedi ki: (Hulbe), lif demektir, dedi.
Bana Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize İbn Ebi Adiy, Davud'dan tahdis etti. O Ebu'I-Niye'den, o İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Mekke ile Medine arasında yolculuk yaptık. Bir vadiden geçtik, O: "Bu hangi vadidir" diye sordu. Ashab: el-Ezrak vadisidir dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: "Ben Musa (aleyhisselam)'ı ---teninin rengi ve saçı ile ilgili Davud'un bellemediği bazı şeyleri sözkonusu etti--- bu vadiden geçerken parmaklarını kulaklarına koymuş, yüksek ve gür sesiyle Allah'ı telbiye ettiğini görüyor gibiyim" buyurdu. (İbn Abbas devamla) dedi ki: Sonra bir tepenin yanına gelinceye kadar yolumuza devam ettik. Allah Resulü: "Bu hangi tepedir" buyurdu. Ashab: Bu Herşa -yahut Lut (tepesidir)- dediler. Allah Resulü: "Yunus'u üzerinde yünden bir cübbe bulunduğu halde devesinin yuları hulbe /ifinden ve bu vadiden telbiye getirerek geçerken kırmızı bir deve üzerinde görüyor gibiyim" buyurdu.
Bana Muhammed b. el-Müsenna tahdis etti. Bize İbn Adiy, İbn Avn'dan tahdis etti. O Mücahid'den şöyle dediğini nakletti: İbn Abbas'ın yanında idik. Ona Deccal'den söz ettiler. (Aralarından biri): Gözleri arasında kafir yazar dedi. (Mücahid) dedi ki: Bunun üzerine İbn Abbas: Ben onun (Allah Resulünün) bunu söylediğini kendisinden dinlemedim ama o şöyle buyurdu, dedi: "İbrahim'e gelince, arkadaşınıza (yani bana) bakın. Musa'ya gelince, o buğday tenli, etine dolgun, liften yuları bulunan kırmızı bir deve üzerinde bir adamdır. Onu vadiden aşağı inerken telbiye ediyor halde görür gibiyim. "
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs'Abdulmelik'ten, o da Âtâ'dan, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet ettiki İbni Abbas: «Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu kalbi ile gördü» demiş.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Sa'id el-Eşecc hep birden Veki'den rivayet ettiler. Eşecc dedi ki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ziyad b. Husayn Ebu Cehme'den, o da Ebu'l-Âliye'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet etti ki İbni Abbas : «Onun gördüğünü gönül yalanlamadı, yemin olsun ki, onu bir başka inişte de gördü.» âyetleri hakkında onu kalbi ile iki defa gördü demiştir.
Bize Ebu Küreyb Muhammed b. El Ala'da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame, A'meş'ten, o da Anır b. Murra'dan, o da Sa'id b. Cübeyr'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet etti. İbn Abbas dedi ki: Şu: ''Aşiretini, en yakın akrabanı" ve onların arasından en seçkin olanlarını "uyar." (Şuara, 214) ayeti nazil olunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dışarı çıkıp, Safa tepesinin üzerine çıktı. "Sabah baskınına uğradık" diye seslendi. Bu bağıran kim, dediler. (Bir kısmı) Muhammed'dir diye cevap verdiler. Bunun üzerine onun yanına gelip toplandılar. Allah Resulü: "Ey filan oğulları, ey filan oğulları, ey filan oğulları, ey Abdi Menaf oğulları, ey Abdulmuttalib oğulları" diye seslendi. Onun yanına gelip toplandılar. O: "Ne dersiniz, ben size bu dağın alt taraflarından birtakım atlıların çıkıp gelmekte olduğunu haber verecek olursam benim doğru söylediğimi kabul eder miydiniz" buyurdu. Etrafındakiler: Senin yalan söylediğini hiç görmedik, dediler. Bu sefer: "O halde şunu bilin ki, şüphesiz ben size oldukça şiddetli bir azabın öncesinde sİzi uyarıp, korkutan birisiyim" buyurdu. (İbn Abbas) dedi ki: Bu sefer Ebu Leheb: yazıklar olsun sana! Bizi bunun için mi topladın, dedi ve kalktı. Bunun üzerine şu: "Kurusun Ebu Leheb'in iki eli, kendisi de -kesinlikle- helak oldu zaten" (Tebbet, 1) suresi nazil oldu. A'meş bu şekilde surenin sonuna kadar okudu.
Bize Ebu Bekr b. EM Şeybe'de rivayet etti. (Dediki): Bize Affan rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit Ebu Osman en-Nehdi'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet ettiki: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Cehennemlikler arasında azabı en hafif olacak kişi Ebu Talib'tir. O iki (tek) ayakkabı giyinecek ve bunlardan dolayı da beyni kaynayacaktır" buyurdu.
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl. Husayn'dan, o da Sa'id b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Abbas rivayet etti. (Dediki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana bütün ümmetler gösterildi. » buyurdular sonra hadisin geri kalan kısmını Hüseyim hadisi gibi rivayet etti. Yalnız Hüşeym hadisinin baş tarafını zikretmedi
Bize Abd b, Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Nuaym rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l Mütevekkil rivayet etti. Önada İbni Abbas anlatmış. İbn Abbas bir gece Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında kaldı. Allah'ın Nebisi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gecenin son vakitlerinde kalktı. Dışarı çıkıp semaya baktı, sonra Al-i İmran suresindeki şu: "Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır." (Al-i İmran, 190) ayetini: "Bizi ateş azabından koru" (Al-i İmran, 191) buyruğuna kadar okudu. Sonra eve dönüp ağzını misvakladı ve abdest aldı sonra kalkıp namaz kıldı sonra yattı sonra kalkıp dışarı çıktı, semaya baktı yine bu ayeti okudu sonra dönüp ağzını misvakladı, abdest aldı sonra kalkıp namaz kıldı.
Bize Ebu Said el-Eşec, Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala ve İshak b. İbrahim tahdis etti. İshak: Bize Veki' haber verdi derken, diğer ikisi, tahdis etti, dediler. Bize A'meş tahdis edip dedi ki: Mücahid'i Tavus'tan tahdis ederken dinledim. O İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanından geçti ve: "Muhakkak bunlara azap edilmektedir. Ama büyük bir şey dolayısıyla azap olunmuyorlar. Bunların biri laf taşıyıp götürürdü, diğeri ise kendi sidiğinden korunmazdı" buyurdu. (İbn Abbas) dedi ki: Sonra yaş bir hurma dalı istedi, onu ikiye yardıktan sonra bunun üzerine birisini, diğerinin üzerine de ötekini dikti, sonra da: "Kurumadıkları sürece azaplarının hafifleti/eceği umulur" buyurdu.
Bana Harun b. Said el-Eyll ve Ahmed b. İsa da tahdis edip dediler ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Bana Mahreme b. Bukeyr babasından haber verdi. O Süleyman b. Yesar'dan, o İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Ali b. Ebi Talib (r.a.) dedi ki: Mikdad b. Esved'i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gönderdik. O da O'na insandan çıkan mezi hakkında, bundan dolayı nasıl yapmalıdır, diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: ''Abdest al ve fercini yıka" buyurdu.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî' Süfyan'dan, o da Selemetü'bnü Küheyl'den, o da Kureyb'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktı, ihtiyacını giderdikten sonra yüzünü ve ellerini yıkadı sonra da uyudu.
Bana Ali b. Hucr es-Sa'dî rivayet etti. (Dediki): Bana İsa b. Yunus rivayet etti. (Dediki): O Bize A'meş Salim bin Ebi'l- Ca'd'dan o da Kureyb'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana teyzem Meymune rivayet etti. Dedikİ: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e cünüplükten dolayı gusletmesi için suyunu getirdim. Ellerini iki ya da üç defa yıkadıktan sonra elini kab'a soktu sonra onunla fercine su döküp sol eliyle de onu yıkadı. Sonra sol elini yere vurdu onu iyice ovaladı sonra namaz abdesti gibi abdest aldı, sonra avuçlarını doldurarak başına üç avuç su boşalttı sonra vücudunun geri kalan kısmını yıkadı sonra o durduğu yerden çekilerek ayaklarını yıkadı sonra ona (kurulanması için) mendil (havlu) getirdim, ama onu istemedi.
Bize Ebu Bekr b. Ehî Şcybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdıis, A'meş'den, o da Salim'den o da Kureyb'den, o da İbni Abbas'dan, o da Meymune'den naklen rivayet ettiki Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellemı'e mendil getirildi, ona hiç dokunmadı ve suyu şöyle yaptı, yani onu silkti.
Bize Kuteybe b. Said ve Ebu Bekr b. Ebi Şeybe birlikte İbn Uyeyne'den tahdis ettiler. Kuteybe dedi ki: Bize Süfyan, Amr'dan, o Ebu'şŞa'sa'dan tahdis etti. O İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Meymline'nin bana haber verdiğine göre o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte aynı kapta guslederdi.
Bize İshak b. İbrahim El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Muse'I Kaari haber verdi. (Dediki), bize Zaide A'meş'den, o da Salim b. Ebil Ca'd'dan o da Kureyb'den, o da İbn Abbas'tan, o Meymune'den Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem}'e su (hazırlayıp) koydum sonra onu örttüm O da yıkandı, dedi.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Malik, Zeyd b. Eslem'den, o da Ata b. Yesar'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti Ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir koyun küreği yemiş sonra namaz kılmış abdest almamış.
Bize Züheyr b. Harb'da rivayet etti, dediki: Bize Yahya b. Said, Hişam b. Urveden rivayet etti. (Demişki): Bana Vehb b. Keysan, Muhammed b. Amr b. Ata 'dan o da İbnİ Abbas'dan naklen haber verdi. H. Bana Zührî de Ali b. Abdillah b. Abbas'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Ali dahi babasından, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet ettiki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Etli bir kemik yahut et yemiş, sonra namaz kılmış fakat abdest almamış; suya da el değdirmemiş... İzah 359 nolu Hadiste.
Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den o da Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdullah'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) süt içmiş sonra su isteyerek ağzını çalkalamış ve: «Bunun yağı vardır.» buyurmuş.