Enes b. Mâlik

Ebû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme · Sahâbî, Nebî'nin hizmetkârı

Enes b. Mâlik b. en-Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Harâm b. Cündeb b. Âmir b. Ganm b. Adî b. en-Neccâr

Doğumh.ö. 10 · Medine
Vefath. 93 · Basra
KünyeEbû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme
Nisbeel-Ensârî, el-Hazrecî, en-Neccârî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerBasra, Medine, Bahreyn
TabakaMeşhur sahâbî
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.

Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.

Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.

Ailesi

Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana İbrahim b. Muhammed b. Ar'arate's–Sâmî rivayet etti. (dediki): Bize Gunder rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be, Habib b. Şehid'den, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kabir üzerine cenaze namazı kılmış.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İshâk b. Abdillâh b. Ebi Tâlha'dan duyduğum şu hadisi okudum: İshâk, Enes b. Mâlik'i şunları söylerken işitmiş: Ebû Tâlha Medine'de malı en çok olan bir Ensâri idi. Kendince mallarının en sevgilisi Beyrahâ bahçesi idi. Bu yer mescidin karşısında bulunuyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selîem) oraya girer ve içindeki iyi sudan içerdi. Enes Demişki: Şu âyet (yâni): (Siz sevdiğiniz mallardan İnfâk etmedikçe asla cennete nail olamazsınız [ Al-i İmran 92 ]; kavl-i kerîmi nazil olunca Ebû Tâlha Resulullah (Sâllallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: : — «Allah, kitabında (Siz sevdiğiniz mallardan infâk etmedikçe cennete nail olamazsınız.) buyuruyor. Şüphesiz ki benim en sevgili malım Beyruhâ'dır. Bu mal'ım Allah için sadakadır. Ben, Allah indinde onun sevabını ve zühr-u âhiret olmasını dilerim. Şimdi onu istediğin yere sarfeyle yâ Resulullah!» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Afferin, İşte kazançlı mal budur; işte kazançlı mal budur. Onun hakkında söylediklerini işittim, ben, onu akrabağna vakfetmeni muvafık görüyorum.» buyurdular. Bunun üzerine Ebû Tâlha o bahçeyi yakınları ve amıcası oğulları arasında taksim etti.
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den rivayet etti. Enes şöyle demiş: Şu (yâni) [Siz sevdiğiniz mallardan infâk etmedikçe asla cennete nail olamazsınız.] âyet-i kerimesi nazil olunca Ebû Tâlha gâlibâ Rabbimiz bizden mallarımızın bir kısmını İstiyor. Öyle ise yâ Resûlallah, Sen şâhid ol ben Berihâ denilen yerimi Allah'a verdim; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen, onu akrabana ver.» buyurdular. Ebû Tâlha da onu Hassan b. Sabit ile Übeyyu'bnu Kâ'b'a verdi.
Bana Yahya b. Yahya ile Saîd b. Mansûr ve Kuteybetü'bnu Saîd hep birden Ebû Avâne'den rivayet ettiler. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Katâde'den, o da Enes'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Âdem oğlu ihtiyarlar fakat onun iki şeyi genç kalır, (Bunlardan biri) mal'â tama' (diğeri) yaşama hırsıdır.» buyurdular.
Bana Ebû Gassân El - Mismai ile Muhammedü'bnu'l- Müsennâ rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana, babam, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yukarki hadisin mislini söylemiş.
Bize Muhammedü'bnu'! - Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammedü'bnıı Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben, Katâde'yi* Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet ederken dinledim.
Bize Yahya b. Yahya ile Saîd b. Mansûr ve Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Yahya (Ahberanâ) dedi, ötekiler: (Haddesanâ) tâbirini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebû Avâne, Katâde'den, o da Enes'den naklen tahdîs eyledi. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)- «Âdem oğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncü bir vadi daha isterdi. Âdem oğlunun karnını topraktan başka bir şey dolduramaz. Amma Allah, tevbe eden kimsenin tevbesini kabul eder.» buyurdular.
Bize İbnü'l -Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbnü'l-Müsenna (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be haber verdi; (Dediki): Katâde'yi, Enes b. Mâlik'den hadis rivayet ederken dinledim; Enes şöyle demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Ebû Avâne hadîsi gibi hadîs söylerken işittim. Bu söylediklerini (semâdan) indirilen bir şey miydi, yoksa kendinden mi söylüyordu bilmiyorum.»
Bana Harmeletü'bnu Yahya rivayet etti. (Dediki: Bize îbni Vehb haber verdi. (Dediki) :Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Enes b. Mâlik'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)den naklen haber verdi; şöyle buyurmuşlar: «Âdem oğlunun bir vâdî dolusu altını olsa, bir vadisi daha olmasını ister. Onun ağzını ancak toprak doldurur. Ama Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.»
Bana Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize ishâk b. Süleyman Er-Râzî rivayet etti. (Dediki): Ben, Mâlik* den dinledim. H. Bana Yûnus b. Abdila'lâ dahî rivayet etti. Bu lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdullah b, Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Mâlik b. Enes, İshâk b. Abdiliâh b. Ebî Tâlha'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürüyordum, üzerinde Necrân kumaşından mâ'mûl kalın kenarlı bir cübbe vardı. Derken kendisine bir Bedevi yetişerek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cübbesinden şiddetle çekti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in boynunun yanıbaşına baktım, Bedevinin şiddetle çekmesinden cübbenin kenarı iz bırakmıştı. Sonra Bedevi — «Yâ Muhammed! Allah'ın sende bulunan malından bana bir şeyler verilmesini emret.» dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona bakarak güldü, sonra kendisine ihsan verilmesini emir buyurdu.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yûnus b. Abdüla'lâ ← İbn Vehb ← Mâlik b. Enes ← İshâk b. Abdullah b. Ebû Talha ← Enes b. Mâlik
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü's- Samed b. Abdilvâris rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet elti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Ömer b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize İkrimetü'bnu Ammâr rivayet etti. H. Bana Selemetü'bnü Şebib dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l -Mugîre rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâî rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi İshâk b. AbdiIIâh b. Ebî Tâlha'dan, o da Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etmişlerdir. İkrimetü'bnü Ammâr hadîsinde şu ziyâde vardır: (Dediki).- Sonra bedevi cübbeyi kendine doğru öyle bir çektiki, Nebiyullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bedevinin göğsüne doğru döndü.» Hemmâm hadisinde de şu ziyade vardır: «Onu öyle çekti ki, cübbe yırtıldı da, kenarı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in boynunda kaldı.
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Seleme b. Şebîb ← Ebû Mugîre ← Ebû Amr Evzâî ← İshâk b. Abdullah b. Ebû Talha ← Enes b. Mâlik
Bana Harmeletü'bnü Yahya Et-Tücîbî rivayet etti, (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana, Enes b. Mâlik haber verdi ki, Huneyn günü Allah Teâlâ, Resulüne Hevâzin kabilesinin mallarından bol bol ganimet verdiği ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kureyş'ten bâzı kimselere 100'er deve ihsan etmeye başladığı vakit Ensâr'dan bâzı kimseler: «Allah, Resulullah'ı af buyursun, Kureyş'e veriyor da, bizi bırakıyor. Hâlbuki bizim kılınçlarımızdan onların kanları damlıyor!» demişler. Enes b. Mâlik Demişki: Ensârın bu sözleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı, o da kendilerine haber göndererek onları deriden yapma bir çadır altına topladı. Ensâr toplanınca Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de yanlarına geldi ve: — «Sizden kulağıma gelen bu sözler nedir?» Dedi. Ensâr'ın anlayışlıları: — «Yâ Resûlallah! Bizim rey sahibi olanlarımız için bir şey söylemediler ama aramızdan yaşça genç olan bâzı kimseler: Allah, Resulünü mağfiret buyursun, Kureyş'e veriyor da, bizi bırakıyor. Hâlbuki bizim kılınçlarımızdan onların kanları damlıyor; dediler.» cevâbını verdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Gerçekten ben küfürden yeni kurtulmuş bâzı kimselere dünyalık vererek, kalplerini yatıştırıyorum. Sizler bunların mallarla gitmelerine, sizin de evlerinize Resulullah ile dönmenize razı değil misiniz? Vallahi sizin beraberinde döndüğünüz zât, onların beraberlerinde götürdükleri mallardan daha hayırlıdır.» buyurdular. Ensâr: — «Evet, Öyledir yâ Resûlallah! Biz razıyız.» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Sizler yakında şiddetIi bir adam kayırma hâdisesine şahit olacaksınız, (o zaman da) Allah ve Resulüne kavuşuncaya kadar sabredin. Ben, havuzun başındayım.» buyurdular. Ensâr: — «Sabredeceğiz.» de (yip söz ver) diler.
Bize Hasen-i Hûlvânî ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Yakûb yâni ibni İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize, babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana, Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): «Allah, Resulüne Hevâzin kabilesinin mallarından bol bol ganimet verdiği vakit...» Râvî hadîsi yukarki hadis gibi anlatmış yalnız burada şöyle demiş: «Enes; Biz sabretmedik, dedi...» Bir de: «Amma yaşları genç bir takım insanlar...» dedi.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkûb b. îbrâhim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihâb'm kardeşi oğlu, Amıcasından naklen rivayet etti; «Bana Enes b. Mâlik haber verdi» diyerek hadîsi yukarki gibi rivayet etmiş. Ancak o da; «Enes (Dediki): Ensâr: sabrederiz, dediler.» cümlesini Yûnus'un Zührî'den rivayet ettiği gibi nakleylemiş
Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler, ibnu'l - Müsennâ (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be haber verdi. (Dediki). Ben, Katâde'yi Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ensâr'ı toplayarak: — «İçinizde, sizden başka kimse var mı?» diye sordu, Ensâr: — «Hayır, yalnız bir kız kardeşimizin oğlu var.» cevâbını verdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Şüphesiz ki bir kavmin kız kardeşi oğlu, kendilerindendir.» buyurdu ve sözüne şöyle devam etti: — «Hakîkaten Kureyş câhiliyet ve musibetten yeni kurtulmuştur. Onun için ben, onların gönüllerini almak ve kendilerini İslâm'a ısındırmak istedim. Siz başkalarının dünyalıkla, kendinizin de Resûlullah ile evlerinize dönmenize razı olmaz mısınız? Bütün insanlar bir vadiyi, Ensâr da bir dağ yolunu tutsalar, ben Ensâr'ın yolundan giderdim.» buyurdular.
Bize Muhammedü'bnu Velîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû't-Teyyâh'dan rivayet etti. (Demişki): Enes b. Mâlik'den dinledim. (Dediki): Mekke fethedildiği zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ganimetleri Kureyş'in arasında taksim etti. Bunun üzerine Ensâr: — «Bu, hakîkaten şaşacak şey! Bizim kılınçlarımızdan Kureyş'in kanları damlıyor, ganimetlerimiz ise onlara iade olunuyor!» dediler. Bu söz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına varınca hemen onları topladı ve: — «Sizden kulağıma gelen bu söz nedir?» diye sordu. Ensar: — «Ne duydunsa o'dur.» dediler. Yalan söylemezlerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), — «Siz, başkalarının evlerine dünyalıkla dönmelerine, kendinizin de evlerinize Resulullah ile dönmenize razı değil misiniz? Bütün insanlar bir vadiyi veya dağ yolunu tutsalar Ensâr da bir vadiyi veya dağ yolunu tutsa, ben, mutlaka Ensâr'ın vadisini yahut Ensârın yolunu tutardım.» buyurdular.
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile îbrâhîm b. Muhammed b. Ar'ara birbirlerinden bazı cümleler ziyadesiyle rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Avn, Hişâm b. Zeyd b. Enes'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Huneyn harbi kopunca Hevâzin ve Gatafân kabileleri bütün çoluk çocukları ve hayvanları ile (karşımıza) çıktılar. O gün Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında On-bin kişi ile serbest bırakılan Mekke'liler vardı. (Harb başlayınca) Bunların hepsi geri döndüler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnız başına kaldı. Ve o gün aralarına başka bir şey karıştırmamak şartı ile iki defa nidada bulundu. Sağına bakarak: — Ey Ensâr cemâati!» diye nida etti. Ensar: — «Lebbeyk Ya Resulallah! Müsterih ol biz seninle beraberiz.» dediler. Sonra sol tarafına bakarak (Yine): — «Ey Ensâr cemâati!» dedi. Ensâr: — «Lebbeyk Yâ Resülallah! Müsterih ol biz seninle beraberiz.» cevâbını verdiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı) beyaz bir katırın üzerinde idi. (Ondan) indi ve: — «Ben, Allah'ın kulu ve Resulüyüm.» buyurdular. Derken müşrikler bozuldu, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çok ganimetler elde etti. (Onları) muhacirlerle serbest bırakılan esirler arasında taksim etti. Ensâr'a bir şey vermedi. Bunun üzerine Ensâr: — «Harp olursa biz çağırıhyoruz fakat ganimetler bizden başkalarına veriliyor.» dediler. Bu söz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına ulaştı. Hemen Ensâr'ı bir çadıra toplayarak- — «Ey Ensâr cemâati! Sizden, kulağıma gelen (bu söz nedir?)» dedi. Ensâr sustular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (tekrar): — «Ey Ensâr cemâatı« Başkalarının dünyalıkla gitmesine kendiniz de Muhammed'le, onu aranıza alarak evlerinize gitmenize razı değil misiniz?» diye sordu: Ensâr: — «Evet, razıyız yâ Resülallah!» cevâbını verdiler. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şunu söyledi. — «(Bütün) insanlar bir vadiyi, Ensâr da bir dağ yolunu tutsaiar: ben, mutlaka Ensâr'ın yolundan giderdim.» Hişâm (Demişki): «Ben: Yâ Ebâ Hamza! Sen, bu vak'aya şahit oldun mu? dedim; (Ondan nereye kaçabilirdim ki?) cevâbını verdi.»
Bize Ubeydullah b. Muâz ile Hâmid b. Ömer ve Muhammet! b. Abdil'a'lâ rivayet ettiler. İbni Muâz (Dediki): Bize Mu'temir. b. Süleyman, babasından rivayet etti. (Demişki): Bana, Sümeyt, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Mekke'yi fethettik, sonra Huneyn harbine gittik. Müşrikler (o zaman'a kadar) gördüğüm en güzel safflar hâlinde geldiler. (Evvelâ) süvariler saff olmuş, sonra piyadeler, sonra onların arkasına kadınlar, sonra koyunlar, daha sonra da develer saff olmuştu. Biz ise kalabalık insanlar halindeydik. Adedimiz 6.000'e baliğ oluyordu. Sağ cenahtaki süvarilerimizin başında Hâlidü'bnü Velid bulunuyordu. Derken süvarilerimiz arkamıza doğru sarkmaya başladılar. Çok geçmeden süvarilerimiz dağıldılar. Bedevilerle, tanıdığımız bir takım insanlar kaçtılar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), — «Yetişin, Ey Muhacirler! Yetişin Ey Muhacirler.» diye nida etti. Sonra: — «Yetişin Ey Ensâr! Yetişin Ey Ensâr!» dedi. Enes Demişki: Bizimkilerin hikâyesi budur. Biz: — -Lebbeyk Yâ Resûlallah!» dedik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'- — «Allah'a yemin ederim ki, müşriklerin yanına gelir gelmez, Allah onları bozguna uğrattı.» Dedi. Bu suretle (müşriklerin bıraktığı) bu malları ele geçirdik, sonra Taife giderek onları 40 gün muhasara ettik. Bili âhara Mekke'ye döerek, orada konakladık. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bâzı kimselere yüzer deve ganimet vermeye başladı. Râvi hadîsin geri kalan kısmını Katâde, Ebû't - Teyyâh ve Hişâm b. Zeyd hadîsleri gibi rivayet etti.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' Süfyân'dan, o da Mansûr'dan, o da Talhatü'bnü Musarrif'den o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurma tanesi bulmuş da: «Bu hurma sadakadan olmasa onu yerdim.» buyurmuşlar.
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Üsâme, Zâide'den, o da Mansûr'dan, o da Tâlhatü'bnü Musarrif'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolda bir hurma tanesine rastlamış da: «Bu hurma sadakadan olmasaydı onu yerdim.» buyurmuşlar.
Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ ile İbnî Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurma tanesi bulmuş da: «Bu hurma sadakadan olmasaydı onu yerdim.» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Vekî' ile Muhammed ikisi birden Şu'be'den, o da Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etmişlerdir. H. Bize Ubeydullah b. Muâz dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti; o da Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitmiş: Berîre kendisine sadaka olarak verilen bir eti Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hediye etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)-. — «Bu et Berîre'ye sadaka, bize de hediyedir.» buyurdular.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb ← Vekî' ← Şu'be b. el-Haccâc ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyin, Abdullaziz b. Süheyl'den, o da Enes'den naklen haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, İbni Uleyye'den, o da Abdülazîz'den, o da Enes (Rcdiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiler. H. Bize Kuteyebtü'bnü Said dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Katâde ile Abdülazîz b. Süheyb'den, onlar da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti, Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sahur yeyin. Çünkü sahurda bereket vardır.» buyurdular.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Hüşeym b. Beşîr ← Abdülazîz b. Suheyb ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ebû Avâne ← Katâde b. Diâme ve Abdülazîz b. Suheyb ← Enes b. Mâlik
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Veki', Hişam'dan, o da Katade'den, o da Enes'den,: o da Zeydü'bnü Sabit (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti, şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte sahur yedik. Sonra namaza kalktık.» Râvi diyor ki: «Ben, sahur ile namazın arasında ne kadar müddet vardı? diye sordum. Zeyd: — Elli âyet, cevabını verdi.»
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki) Bize Yezîdü'bnü Harun rivayet eyledi. (Dediki) Bize Hemmam haber vefdi. H. Bize İbnu'l-Müsenna da rivayet etti. (Dediki) Bize Ömerü'bnü Âmir rivayet etti. Her iki râvi Katade'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Amr b. Muhammed ← Yezîd b. Hârûn ← Hemmâm b. Yahyâ ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik ← Zeyd b. Sâbit
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Sâlim b. Nûh ← Ömer b. Âmir ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik ← Zeyd b. Sâbit
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) Bize Ebu'n-Nadr, Haşim b. Kaasim rivayet etti. (Dediki) Bize Süleyman, Sâbit'den, o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda namaz kılıyordu, ben de gelerek yanıbaşına (namaza) durdum. Başka bir adam gelerek o da durdu. Neticede bir cemâat olduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim arkasında olduğumu hissedince namazda kısaltma yapmaya başladı. Sonra evine girdi, (orada) öyle bir namaz kıldı ki, onu bizim, yanımızda kılmadı. Sabahladığımız vakit kendisine: — «Akşam (arkanda) biz olduğumuzu anladın mı?» diye sorduk. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Evet, yaptığım tahfife beni sevkeden budur.» buyurdular. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) visal orucu tutmaya başladı. Bu iş ayın sonuna tesaadüf etmişti. Derken ashabından bir takım adamlar da visal orucuna başladılar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bazı adamlara ne oluyor ki visal yapıyorlar? şüphesiz siz benim gibi değilsiniz. Bana bakın, Vallahi eğer ay uzamış olsaydı size öyle bir visal orucu tuttururdum kî bu işin derinliğine dalanlar ondan vazgeçerlerdi.» buyurdular.
Bize Asım b. Nadr Et-Teymî rivayet etti. (Dediki) Bize Hâlid yani İbni'l-Hâris rivayet eyledi. (Dediki) Bize Humeyd, Sâbit'den, o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti, şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan ayının başında visal orucu tuttu. (Onu görünce) müslümanlardan bazı kimseler de visal yaptılar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duyunca : — «Bu ay bize uzamış olsa öyle bir visal yapardık ki : bu işin derinliğine dalanlar ondan vazgeçerlerdi. Şüphesiz kî sız benim gibi değilsiniz — yahut şüphesiz ki ben sizin gibi değilim.— Çünkü ben, Rabbim beni doyurup suladığı halde yaşarım.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Heyseme, Humeyd'den naklen haber verdi. Humeyd şöyle demiş: Enes radiyallahu anhu'ya seferde Ramazan orucunun hükmü soruldu da : «Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ramazanda sefer ettik ama ne oruç tutan tutmayanı ayıpladı, ne de tutmayan tutanı.» dedi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Züheyr b. Muâviye ← Humeyd et-Tavîl ← Enes b. Mâlik
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Muâviye, Âsim'dan, o da Müverrik'den, o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte seferde bulunuyorduk. Kimimiz oruçlu, kimimiz oruçsuz idik. Sıcak bir günde bir yerde mola verdik. Ekseriyetle gölgelenenlerimiz elbisesi olanlardı. Bâzılarımız güneşten eli ile korunuyordu. Derken oruç tutanlar (bîtap) düştüler. Tutmayanlar kalkarak çadırları kurdular ve develeri suladılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Şellem): «Bugün oruç tutmayanlar ecri alıp gittiler.» buyurdu.
Bize Ebû Kureyb rivayet etti, (Dediki) Bize Hafs, Asım-ı Ahvel'den, o da Müverrîk'den o da Enes (Radiyallahu anh) 'dan naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş : Resûlulllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idî. Ashabından) bâzısı oruç tuttu, bâzısı tutmadı. Tutmayanlar akıllılık ettiler ve iş gördüler. Oruçlular ise bazı işleri görmekten âciz kaldılar. Bu babdâ Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bugün oruç tutmayanlar ecri alıp gittiler.» buyurdu.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebû Küreyb ← Hafs b. Giyâs ← Âsım el-Ahvel ← Müverrik el-Iclî ← Enes b. Mâlik