Ebû Saîd el-Hudrî

Ebû Saîd · Sahâbî, Medine müftüsü

Sa'd b. Mâlik b. Sinân b. Ubeyd b. Sa'lebe b. Ubeyd…

Vefath. 74
KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Ensârî, el-Hudrî, el-Hazrecî
TabakaKendisi ve babası sahâbîdir

Hakkında

Asıl adı Sa'd b. Mâlik b. Sinân olup Ebû Saîd künyesiyle tanınır; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Hudre koluna mensup olduğu için el-Hudrî nisbesini almıştır. Babası Mâlik b. Sinân, Hendek Savaşı'nda şehid düşmüştür. Henüz on üç yaşındayken Uhud Savaşı'na katılmak istedi; babası ısrar etmesine rağmen Peygamber yaşının küçüklüğü sebebiyle ona izin vermedi. Sonraki yıllarda Hendek'ten başlayarak on iki kadar gazvede bulundu ve Bey'atürrıdvân'a katıldı.

Peygamber'in vefatından sonra Medine'de kalarak ilimle meşgul oldu. Genç sahâbîler içinde fıkhı en iyi bilen kişi olarak nitelendirildi; kendisine "imam" ve "Medine müftüsü" gibi sıfatlar yakıştırıldı. Mescid-i Nebevî'deki ders halkasında pek çok tâbiî yetişti; Hasan-ı Basrî ve Saîd b. Cübeyr gibi isimler onun talebeleri arasındadır. Rivayet ettiği hadisleri titizlikle nakletmesi ve gerektiğinde diğer sahâbîlerin rivayetlerini düzeltmesiyle tanınır.

Kendisinden 1.170 hadis nakledilmiştir; binden fazla hadis rivayet eden yedi sahâbîden biridir. Bu rivayetlerin kırk üçü Buhârî ile Müslim'in ortak olarak, on altısı yalnız Buhârî'nin, elli ikisi yalnız Müslim'in kitabında yer alır. Vefatı yaklaştığında kabri üzerine bir yapı yapılmamasını vasiyet etti. Hicrî 74 (m. 693-694) yılında Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-bakî'a defnedildi; ölüm yılı için 63, 64 ve 65 gibi tarihler de zikredilmiştir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Ebu Said'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Allahu Teala 'Ya Adem! diye seslenir. Adem hemen cevap olarak 'Lebbeyk ve sadeyk' der. Allah Teala ateşe girecekleri çıkarıp gönder!' der. Adem 'Ya Rab! Ateşe gönderilecekler ne kadardır?' diye sorar. Allahu Teala 'Her bin kişiden dokuzyüz doksandokuzu!' diye cevap verir. Bu (o günkü şiddetli korkudan) çocuğun ihtiyarlayacağı, her gebe kadının çocuğunu düşüreceği, insanları da -sarhoş olmadıkları halde Allah'ın azabı şiddetli olduğu için- sarhoş bir durumda göreceğin gündür. Oradakilere bu haber ağır geldi ve "Ya Resulallah! Bu (binde bir) kişi hangimizdir?" diye sordular. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Size müjdeler olsun! Muhakkak ki sizden bir kişiye mukabil Ye'cüc ve Me'cüc'den bin kişi {cehenneme gönderilecektir}!" buyurdu. Sonra da "Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki ben sizlerin cennet ehlinin üçte biri olmanızı kuvvetle ummaktayım" buyurdu. Ravi dedi ki: Bunun üzerine biz yine Allah'a hamdettik ve tekbir getirdik. Bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Canım elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki ben sizlerin cennet ehlinin yarısı olmanızı kuvvetle ummaktayım. Çünkü ümmetIere nispetle sizin durumunuz, siyah öküzün derisi üzerindeki beyaz kıl gibidir, yahutta eşeğin ön ayaklarının iç taraflarında bulunan daire şeklindeki mühür gibidir."
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Allahu Teala cennet ehline 'Ey cennet ehliı' diye hitap eder. Onlar da 'Ey Rabbimiz, buyur, emrini yapmaya hazırız!' derler. Allahu Teala 'Bu halinizden razı mısınız?' buyurur. Onlar da 'Rabbimiz! Nasıl razı olmayalım, sen bize halkından hiçbir kimseye vermediğin bunca nimetleri ihsan eyledin!' derler. Allah: 'Ben size bunlardan daha şerefli bir nimet vereceğim!' buyurur. 'Ya Rab! Bunlardan daha üstün hangi nimet var ki?' derler. Allah 'Size nzamı 'indiriyorum. Artık bundan sonra ebedi olarak size darılmayacağım' buyurur."
Ebu Said' in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki iyi cins talimli ve çok süratli bir atın binicisi onun gölgesinde yüz yıl yürür de yine de onu kat edip bitiremez."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebû Hâzim ← Ebû Saîd el-Hudrî
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikten sonra Allahu Teala 'Kimin kalbinde bir hardal tanesi ağırlığınca iman varsa ateşten çıkarınız!' diye emir buyuracaktır. Bunun üzerine (bu gibiler) simsiyah yanmış ve kömüre dönmüş oldukları halde çıkacaklar ve hemen hayat nehrinin içine atılacaklar ve orada sel uğrağında -yahut selin kokmuş kara çamuru içinde- kalan yabani reyhan tohumları nasıl süratle biterse öylece biteceklerdir." Ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Görmez misin bu tohumlar (ne güzel) sapsarı olarak ve iki tarafına salınarak çıkıp sürerler!" buyurdu.
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında amcası Ebu Talib anılınca: "Umarım ki benim şefaatim kıyamet gününde amcama fayda verir. Şefaatimle amcam topuklarına ulaşabilen ateşten bir çukura konulur ve o çukurdan beyninin özü kaynar" dedi.
Ata dedi ki: Ebu Hureyre bunu rivayet ederken Ebu Said el-Hudrl'de Ebu Hureyre'nin beraberinde oturuyor ve Ebu Hureyre'nin dediklerinden hiçbir şey değiştirmeye lüzum görmüyordu ta "Bunların hepsi senin ve bir o kadar dahası da hep senindir" sözüne gelince Ebu Said, Ebu Hureyre'ye: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve SellemIden "Bunların hepsi ve daha on misli de senindir buyuracaktır" derken işittim dedi. Ebu Hureyre de ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den yalnız "Bunlar ve beraberinde bir misli daha senindir" buyurduğunu ezberledim, dedi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Atâ b. Ebû Rebâh ve Ebû Saîd el-Hudrî ← Ebû Saîd el-Hudrî
Abdullah b. Muhayriz el-Cumahi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Said el-Hıidri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında otururken Ensardan bir adam gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Bizim esirlerimiz var. Malı mülkü de severiz. Azil (doğum kontrolü) yapabilir miyiz?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Siz bunu yapıyor musunuz? Yapmanızda bir sakınca yoktur. Ancak Allah'ın dünyaya gelmesini takdir ettiği her canlı mutlaka dünyaya gelir."
Ebu Said el-Hudri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle nakletmiştir: Her halifenin iki sırdaşı olur: Biri ona iyiliği emreder ve buna teşvik eder. Diğeri ise kötülüğü emreder ve buna teşvik eder. Ancak Allah'ın koruduğu kimse korunur. Bu hadis’in geçtiği diğer yer: 7198
Ebu Said el-Hudri şöyle rivayet etmiştir. Bir adam birinin İhlas suresini tekrar tekrar okuduğunu duymuştu. Sanki adam bunu az buluyor gibiydi. Sabah olunca durumu Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki bu süre Kur'an'ın üçte birine denktir."
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Nebiler arasında şu, şundan daha hayırlıdır demeyiniz!" buyurmuştur.
Ebu Said el-Hudrı şöyle demiştir: Yahudilerden bimin yüzüne tokat atılmış bunun üzerine Yahudi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ya Muhammed! Ensardan olan sahabilerinden biri benim yüzüme tokat vurdu" diye şikayet etti. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onu çağırın!" buyurdu. Sahabiler o Ensarlı kişiyi çağırdılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sen bu kişinin yüzüne tokat attın mı?" diye sordu. O kişi şöyle cevap verdi: "Ya Resulallah! Ben Yahudilerin yanından geçtim de bu kişinin 'Musa'yı bütün insanlığın üstüne seçip tercih eden Allah'a yemin ederim ki' dediğini işittim. Ensarlı şöyle devam etti: 'Ben Muhammed'in üstüne de mi (yükseltti)?' dedim. Bu sırada öfkeye kapıldım ve yüzüne bir tokat attım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Nebiler arasında benim daha hayırlı olduğmu söylemeyiniz. Gerçek şu ki insanlar kıyamet gününde (dehşetten) bayılacaklar. Fakat ilk ayılan ben olacağım. O anda bir de göreceğim ki Musa arşın ayaklarından birini tutmuş olduğu halde olacaktır. Bilmiyorum Musa da bayılanların içinde olacak da benden evvel mi ayılacak, yoksa Tur dağındaki bayılmasının karşılığı mı verilecek?"
Ebu Said şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ganimet taksimi yaparken Abdullah b. zi'l-Huveysıra et-Temımı geldi ve "Adil ol Ya Resulallah!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona "Yazıklar olsun sana! Eğer ben adil olmazsam kim adil olur?" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer "Müsaade et şunun boynunu vurayım!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "Onu bırak! Şüphesiz onun birtakım arkadaşları vardır ki onların namazıarı karşısında kendi namazınızı, oruçları karşısında kendi orucunuzu küçük görürsünüz. Onlar okun avı (delip) çıkışı gibi dinden çıkacaklardır. (Avı delip geçen) okun tüyüne bakılır. Orada kandan hiçbir eser bulunmaz. Sonra demirine bakılır, orada da hiçbir şey bulunmaz. Sonra okun yaya giriş yerine bakılır. Orada da bir şey bulunmaz. Sonra oku n ağaç kısmına bakılır, orada da bir şey bulunmaz. Ok avın işkembesi içindeki şeylere ve kana girip çıkmış fakat onlardan hiçbir şey oka 'yapışıp kalmamıştır. Onların alameti, iki elinden biri -veya iki memesi dedi- kadın memesi gibi -ya da öteye beriye gidip gelen büyük bir et parçası gibi dedi- olan bir adamdır. Aralarında öyle biri olacaktır). Onlar, insanlar arasında bir tefrika olduğu zaman ortaya çıkarlar!" Ebu Said şöyle dedi: Ben şehadet ediyorum ki bu hadisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim ve yine şehadet ediyorum ki Hz. Ali bunlarla savaşmıştır ve ben de onun maiyetindeydim. Sonunda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in anlattığı nitelik üzere bir adam getirildi. Ebu Said "Onlardan sadakaların (taksimi) hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar, şayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kızarlar"(Tevbe 58) ayeti bunun hakkında indi, dedi.
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Herhangi biriniz sevdiği bir rüya görürse bilsin ki o muhakkak Allah tarafındandır. Rüya sahibi bu rüyası üzerine Allah'a hamdetsin ve başkasına da söylesin. Bunun dışında hoşlanmadığı bir rüya gördüğünde de muhakkak bu rüya da şeytandandır. Bu takdirde rüya sahibi rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın ve rüyasını kimseye söylemesin. Böylece o rüya kendisine zarar vermez. "
Ebu Said el-Hudri'nin nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Salih rüya Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur.
Ebu Said el-Hudri, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işitmiştir: "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür. Çünkü şeytan benim şekil ve kılığıma giremez."
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben uyuduğum esnada insanlar bana arz olunuyorlardı. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere ulaşıyor, kimi daha kısa idi. Bu sırada Ömer b. el-Hattab benim yanıma uğradı. Onun üstünde (eteklerini yerde) sürüklediği bir gömlek vardı." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "din ile" cevabını verdi.
Ebu Said el-Hudri şöyledemiştir: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim: "Uyuduğum sırada insanlar bana arz olunuyorlardı. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi bundan daha kısa idi. Ömer b. el-Hattab da bana arz olundu. Onun üstünde (eteklerini yerde) sürüklediği bir gömlek vardı" buyurdu. Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "din ile" diye cevap verdi.
Ebu Said el-Hudrı'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Herhangi biriniz sevdiği bir rüya görürse (bilsin ki) o Allah tarafındandır. Rüya sahibi bu rüyası üzerine Allah'a hamdetsin ve onu başkasına da söylesin. Bunun dışında hoşlanmadığı bir rüya gördüğünde de muhakkak ki bu rüya da şeytandandır. Bu halde onu gören şerrinden Allah'a sığınsın ve rüyasını kimseye söylemesin. Çünkü böyle yaparsa o rüya, sahinibe zarar vermez.
Sehl b. Sa'd şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. O şöyle buyuruyordu: "Ben sizin havuz başında öncünüzüm. Ona gelen içer, ondan içen ebediyen bir daha susamaz ve muhakkak benim yanıma birtakım kavimler gelecekler ki ben onlan tanırım, onlar da beni tanırlar. Sonra benimle onlar arasına bir perde çekilir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd ← Ebû Saîd el-Hudrî
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir Müslümanın en hayırlı malının koyunları olacağı günler yakındır. Müslüman dini uğruna fitnelerden kaçarak kah dağların başlarını, kah vadilerin yağmur düşen yerlerini (otlak olarak) seçecektir" diye haber vermiştir.
Ebu Said eI-Hudrı şöyIe demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün bizIere DeccaI'Ie ilgili oIarak uzun bir konuşma yaptı. Onun bize anIattıkIan arasında şu cümIeIer de vardı: "Deccal gelecektir. Onun Medine'nin içine girmesi haram kılınmıştır. Ancak Medine etrafındaki baz! çorak haldeki araziye inecektir. O gün Medine halkının en hayırlı bir siması yahut insanlann en hayırlılanndan birisi, Deccal'e karşı çıkar ve 'Ben şehadet ederim ki muhakkak sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize haber verdiği Deccal'sinf' der. Bunun üzerine Deccal (orada bulunanlara) 'Şimdi ben bu adamı öldürüp, sonra diriltirsem benim (ilahlık) iddiamda şüphe eder misiniz?' diye sorar. Onlar da 'Hayır, şüphe etmeyiz' derler. Deccal hemen o adamı öldürür, sonra diriltir. O adam 'Vallahi benim senin Deccal olduğun hakkındaki şimdiki kanaatim bundan önceki imanımdan daha kuvvetlidir' der. Bu defa Deccal bu adamı tekrar öldürmek ister fakat bir daha ona musallat edilmez."
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala bir Nebi gönderdiği ve bir kimseyi halife yaptığı zaman muhakkak onun iki tür sırdaşı olmuştur. Bunlardan biri ona iyiliği emreder ve onu o yola teşvik eder. Öbürü de ona kötülüğü emreder ve onu buna teşvik ecer. Masum olan ise Yüce Allah'ın {fenalıklardan} koruduğu kimsedir.
Ebu Said şöyle demiştir: Bir kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ya Resulallah! Erkekler senin sözlerini alıp gittiler. Şu halde biz kadınlar içinde kendiliğinden bir gün ay ır da bizler o günde sana gelelim, sen de Allah'ın sana öğrettiği şeylerden bizlere öğretirsin!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Filan ve filan günlerde, şu ve şu mekanlarda toplanın" buyurdu. Kadınlar (o günlerde ve yerlerde) toplandılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yanlarına geldi ve Allah'ın kendisine öğrettiği şeylerden kadınlara da öğretti. Sonra onlara "İçinizden hiçbir kadın yoktur ki çocuklarından üç tanesini kendisinden önce ahirete yollasın da bunlar cehenneme karşı onun için bir perde olmasın!" dedi. Bunun üzerine kadınlardan biri "Ya Resulallah! İki tanesi de öyle mi?" dedi. -Ebu Said, kadın 'İki tane' sözünÜ iki defa tekrar etti" dedi.- Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üç kere tekrar ederek "İki tane de, iki tane de, iki tane de öyledir" buyurdu.
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Muhakkak, sizden önceki ümmetierin yoluna karış karış, arşın arşın uyacaksınız. Hatta onlar bir keler deliğine girseler sizler de onları takip edeceksiniz" buyurdu. Biz: "Ya Resulallahi Bu ümmetler Yahudilerle, Hıristiyanlar mıdır?" diye sorduk. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Başka kim olacak?" buyurdu.
Ebu Said el-Hudri'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Kıyamet gününde Nuh Nebi getirilir de ona 'Tebliğ ettin mi?' diye sorulur. Nuh da 'Evet, tebliğ ettim ya Rab!' der. Bunun ardından Nuh'un ümmetine 'Nuh size tebliğ etti mi?' diye sorulur. Onlar da 'Bizi uyaran bir uyarıcı gelmedi' derler. Soruyu soran Nuh'a 'Senin şahitlerin kimdir?' der. Nuh da 'Muhammed ve ümmetidir' der. Bunun üzerine sizler getirilecek ve Nuh'un tebliğ ettiğine şahitlik edeceksiniz." Ravi bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu ayeti okudu dedi: "İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resulün de size şahit olması için sizi adil bir millet kıldık. "(Bakara 143)
Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensardan Adiy oğullarının kardeşi olan birini Hayber' e memur olarak tayin edip gönderdi. Sonra bu zat Hayber'den Cenib (denilen iyi cins) hurma ile geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Hayber'in bütün hurmalan böyle midir?" diye sordu. O kişi "Hayır vallahi, hepsi böyle değildir Ya Resulallah! Biz bu iyi hurmadan bir sa'ını (adi hurmanın) iki sa'ı karşılığında satın alırız" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Böyle yapmayın! Fakat misli mukabiliyle mislini değiş tokuş edin. Yahut bu adi hurmayı para ile satın da onun parasıyla şu iyi hurmadan alın. Tartılan her şey böyledir" buyurdu.
Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensardan Adiy oğullarının kardeşi olan birini Hayber' e memur olarak tayin edip gönderdi. Sonra bu zat Hayber'den Cenib (denilen iyi cins) hurma ile geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Hayber'in bütün hurmalan böyle midir?" diye sordu. O kişi "Hayır vallahi, hepsi böyle değildir Ya Resulallah! Biz bu iyi hurmadan bir sa'ını (adi hurmanın) iki sa'ı karşılığında satın alırız" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Böyle yapmayın! Fakat misli mukabiliyle mislini değiş tokuş edin. Yahut bu adi hurmayı para ile satın da onun parasıyla şu iyi hurmadan alın. Tartılan her şey böyledir" buyurdu.
Ebu Said el-Hudrı şöyle demiştir: Sahabilerden birisi geceleyin birinin "Kul huvallahu ahad=Oe ki o Allah birdir" suresini okumakta ve hiç durmadan tekrarlamakta olduğunu işitti. O kişi sabah olunca Nebie geldi ve bunu kendisine zikretti. -Sureyi duyanın İhlas suresini azımsar gibi bir hali vardı.- Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki bu sure muhakkak Kur'an'ın üçte birine denktir" buyurdu.
Ebu Said el-Hudrı, Mustalik oğulları gazvesinde kafirlerden pek çok esir cariye elde ettiklerini ve bu kadınlardan cima suretiyle fakat gebe kalmaksızın faydalanmak istediklerini Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e azlin hükmünü sorduklarını haber vermiştir. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunu yapmanızda herhangi bir sakınca yoktur. Fakat Allah kıyamet gününe kadar yaratacak olduğu kimseleri muhakkak yazmıştır" dedi. Ebu Said şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yaratılması takdir edilmiş olan hiçbir nefis hariç olmamak üzere muhakkak Allah onların hepsini yaratacaktır" buyurmuştur.
Ebu Said el-Hudri r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kıyamet gününde insanlar (o günün şiddetinden) bayılıp düşeceklerdir. O anda ben kendimi Musa'ya yakın bulacağım. Musa arşın direklerinden birisine tutunmuş bulunacak."