Ebû Saîd el-Hudrî

Ebû Saîd · Sahâbî, Medine müftüsü

Sa'd b. Mâlik b. Sinân b. Ubeyd b. Sa'lebe b. Ubeyd…

Vefath. 74
KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Ensârî, el-Hudrî, el-Hazrecî
TabakaKendisi ve babası sahâbîdir

Hakkında

Asıl adı Sa'd b. Mâlik b. Sinân olup Ebû Saîd künyesiyle tanınır; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Hudre koluna mensup olduğu için el-Hudrî nisbesini almıştır. Babası Mâlik b. Sinân, Hendek Savaşı'nda şehid düşmüştür. Henüz on üç yaşındayken Uhud Savaşı'na katılmak istedi; babası ısrar etmesine rağmen Peygamber yaşının küçüklüğü sebebiyle ona izin vermedi. Sonraki yıllarda Hendek'ten başlayarak on iki kadar gazvede bulundu ve Bey'atürrıdvân'a katıldı.

Peygamber'in vefatından sonra Medine'de kalarak ilimle meşgul oldu. Genç sahâbîler içinde fıkhı en iyi bilen kişi olarak nitelendirildi; kendisine "imam" ve "Medine müftüsü" gibi sıfatlar yakıştırıldı. Mescid-i Nebevî'deki ders halkasında pek çok tâbiî yetişti; Hasan-ı Basrî ve Saîd b. Cübeyr gibi isimler onun talebeleri arasındadır. Rivayet ettiği hadisleri titizlikle nakletmesi ve gerektiğinde diğer sahâbîlerin rivayetlerini düzeltmesiyle tanınır.

Kendisinden 1.170 hadis nakledilmiştir; binden fazla hadis rivayet eden yedi sahâbîden biridir. Bu rivayetlerin kırk üçü Buhârî ile Müslim'in ortak olarak, on altısı yalnız Buhârî'nin, elli ikisi yalnız Müslim'in kitabında yer alır. Vefatı yaklaştığında kabri üzerine bir yapı yapılmamasını vasiyet etti. Hicrî 74 (m. 693-694) yılında Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-bakî'a defnedildi; ölüm yılı için 63, 64 ve 65 gibi tarihler de zikredilmiştir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muhammed Ed-Dimeşkî haber verdi, (Dediki): Bize Saîd b. Abdilâziz, Atiyyetü'bnü Kays'den, o da Kaza'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haşını rükudan kaldırdığı vakit: «Ey Rabbimiz! Göklerle, Yer ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Mecdü senaya lâyık olan Allâh'ım! kulun —ki hepimiz sana kuluz— söyiiyeceği en lâyık söz şudur: Allah'ım senin verdiğine mâni olacak yoktur. Senin vermediğini verecekde yoktur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» derdi. İzah’ı 478 de.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Malik'e Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da Abdurrahman b. Ebî Sald'den, Onun da Ebu Saîd-i Hudri'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namaz kılarsa önünden hiç bir kimseyi geçirmesin! Onu mümkün olduğu kadar menetsin! şayet yine dinlemezse onunla mukatele etsin! Çünkü o ancak bir şeytandır.» buyurmuşlar.
Bana Anıru'n-Nakîd ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. Bana İsa b. Yunus rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebu Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebu Saıd-i Hudrî rivayet ettiki Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna girmiş. Dediki: — Onu bir hasır üzerinde namaz kılarken gördüm. Hasırın üzerine secde ediyordu. Bir de onu bir elbise içinde, elbiseyi boynuna dolamış olarak namaz kılarken gördüm.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Amru'n-Nâkid hep beraber Süfyân'dan rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'deıı, naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescid'in kıblesinde tükürük görmüş de o'nu çakıL taşı ile ovalamış, sonra bir kimsenin sağına yahut önüne tükürmesini yasak etmiş. Lâkin soluna yahut sol ayağının altına tükürmeyi emir buyurmuş.
Bana Ebu't - Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize' ibni Vehb, Yûnus'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki) Bize Ya'kûb b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de İbni Şihâb'dan, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan naklen rivayet etmişler. Ona da Ebu Hureyre ile Ebu Saîd haber vermişler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir tükürük görmüş...» ve hadîs'i îbni Uyeyne hadîs'i gibi rivayet etmişler.
Bana Amrü'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize b. Uleyye, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadre'den, o da Ebu Said'den naklen rivayet etti. Ebu Said şöyle demiş: Hayber'in fethinden henüz dönmemişdik Bizler, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ashabı, bu sebzenin —sarımsağın— tarlalarına rastladık. Halk açdı. Bu sebeple sarımsağı patlayasıya yedik; sonra mescide gittik. Resulullah kokuyu duyarak: «Her kim bu pis sebzeden bırşey yerse sakın mescidde bize yaklaşmasın!» buyurdular. Bunun üzerine halk: «Sarımsak haram kılındı..., sarımsak haram kıIindı...» dediler. Bu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına vardı da: «Ey cemaat! Allah'ın bana helâl kıldığı bir şey'i haram etmek benim elimde değildir. Şu var ki ben bu sebzenin kokusundan hoşlanmıyorum.» buyurdular.
Bize Hârun b. Saîd El-Eylî ile Ahmed b. Isâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni.Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr, Bukeyr b. Eşecc'den, o da İbni Habbab'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabı ile birlikde bir soğan tarlasına uğramışlar. içlerinden bâzıları inerek soğandan yemişler. Diğerleri yememişler. (Râvî diyor ki) : Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gittik. O, soğan yemeyenleri çağırdı; diğerlerini ise soğanın kokusu gidinceye kadar yanına yaklaştırmadı.
Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef rivayet etti. (Dediki): Bize Mûsâ b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilal, Zeyd b. Eslem'den, o da Âta' b. Yesar'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Said şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namazında şekk eder de üç mü, dört mü kaç rek'ât kıldığını bilemezse şekk'i atıversin de yakînen bildiğinin Üzerine bina etsin. Sonra selam vermezden önce iki secde etsin! Şayet beş rek'ât kılmışsa bu iki secde onun namazını çift yapar. Eğer dördü tamamlamak için kıldıysa bu iki secde şeytanı çatlatmak için yapılmış olurlar.» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet etti. Bunlar hep birden A'meş'den rivayet etmişlerdir. H. Bana Süveyd b. Said rivayet etti. Dediki: Bize Ali b. Müshir rivayet etti. Bunlar hep birden A'meş'ten rivayet etmişlerdir. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Ebu Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Bize Ebu Saîd-i Hudrî rivayet etti, ki: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmiş de, onu bir hasır üzerinde namaz kılar; secde ederken bulmuş.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Süveyd b. Saîd ← Ali b. Müshir ← Süleymân A'meş ← Ebû Süfyân ← Câbir b. Abdullah ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Katâde'den, o da Ebu Nadra'daa, o da Ebu Saîd-i Hudri'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Namaz. kılacak kimseler, üç kişi olursa, biri kendilerine imam olsun! Onların İmamlığa en layık olanı, en iyi okuyanıdır.» buyurdular.
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid-i Ahmer, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. H. Bana Ebu Gassân El-Mismaî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz — ki İbni Hişâm'dır.— rivayet etti. (Dediki): Bana, babam rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla, bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Salim b, Nûh rivayet etti. H. Bize Hasen b. îsâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mübarek rivayet etti. Bunlar hep birden, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadra'dan, o da Ebu Saîd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 673 te.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Sâlim b. Nûh ← Saîd el-Cüreyrî ← el-Mnzr b. Mâlik ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Hasan b. Îsâ ← Abdullah b. Mübârek ← Saîd el-Cüreyrî ← el-Mnzr b. Mâlik ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize, Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet ettî. (Dediki): Bize, Abdil'a'lâ b. Abdil'alâ, Ma'mer'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ebû-Nadra'dan, o da Ebû Said'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : (Sabahlamadan önce vitr'i kılın!» buyurmuşlar.
Bana, İshâk b. ıMansûr rivayet etti. (Dediki): Bana, Ubeydullah, Şeyban'dan, o da Yahya'dan naklen haber verdi. Demişkî: Bana Ebû Nadrate'l- Avakî haber verdi. Onlara da Ebû Saîd haber vermiş ki, Ebû Saîd ve arkadaşları Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vitr'i sormuşlar; o da : «Vitr'i sabah'dan önce kılın!» buyurmuşlar.
Bize, Ebû Şeybe'nin iki oğlu Osman ve Ebû Bekr ile İshâk b. İbrahim El- Hanzalî rivayet ettiler. Lâfız Ebû Şeybe oğullarınındır. İshâk (bize haber verdi.) tâbirini kullandı, ötekiler: Bize, Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Ishâk'dan, o da Ebû Müslim-i Egarr'dan, o da Ebû Saîd ile Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti; dediler. Ebû Saîd ile Ebû Hureyre şöyle demişler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz ki Allah mühlet verir. Tâ ki gecenin ilk üçte biri gittiği vakit alt semâya nüzul buyurarak: Var mı istiğfar eden! Var mı tevbe eyleyen! Var mı isteyen! Var mı duada bulunan! der. (Bu) tâ fecir aydınlayıncaya kadar (böyle devam eder.)» buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Osman ve Ebû Bekir ← Cerîr ← Mansûr ← Ebû İshâk ← Ebû Abdullah el-Agarr ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. Ona da İbni Şihâb haber vermiş. Demiş ki: Bana Atâ' b. Yezîd El-Leysî haber verdi. O da Ebû Saîd-i Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İkindi namazından sonra güneş kavuşuncaya kadar, sabah namazından sonra da güneş doğuncaya kadar namaz yokdur.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Malik'e, Safyan b. Süleym'den dinlediğim, onun da Ata' b. Yesar'dan, onun'da Ebu Said-i Hudri'den naklen rivayet ettiği şu hadis’i okudum: Resulullah Sallallahu aleyhi ve selem dediki: «Cum’a günü yıkanmak her ihtilam olan kimseye vacipdir.»
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucur rivayet ettiler. Dedilerki; Bize İsmail b. Cafer, Dâvûd b. Kays'dan, o da Iyâz b. Abdillâh b. Sa'd'dan, o da Ebû Said-i Hudrî'den naklen rivayet ettij şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kurban ve Ramazan bayramı günleri musalla'ya çıkar ve evvelâ namazla işe başlardı. Namazını kıldı da, selâm verdimi ayağa kalkarak cemaata karşı dönerdi. Cemâat ise namazgahlarında otururlardı. Eğer (bu taraf'a) bir müfreze göndermeye ihtiyacı varsa, onu cemaata hatırlatır, bundan başka bir ihtiyâcı olursa, onu kendilerine emrederdi. (Hutbe esnasında): — Sadaka verin, sadaka verin, sadaka verin!» buyururdu. En ziyâde sadaka veren de kadınlar olurdu. Ondan sonra namazgâhdan ayrılırdı. Mervân b. Hakem zamanına kadar hâl, bu minval üzre devam etti. Bir def'â ben Mervân ile el ele vererek (namaza) çıktım. Namazgaha vardığımızda ne görelim! Kesîru'bnu Salt, çamurla kerpiçten bir minber yapmış. Bir de baktım Mervân'ın eli beni çekiştiriyor. Gâlibâ beni minbere doğru çekiyordu. Ben de onu namaza çekiyordum. Onun bu hâlini görünce: — «İş'e namazdan başlamak nerede kaldı?» dedim. Mervân: «Hayır, yâ Ebâ Said! Senin bildiğin (şekil) terk edildi.» dedi. — «Asla olamaz ! Nefsim kabza-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki siz, benim bildiğimden daha hayırlısını yapamazsınız.» dedim. Ebû Saîd, bunu üç defa tekrârladıkdan sonra oradan ayrılmış.
Bize Ebû Kâmil-i Cahderi Fudayl b. Hüseyin ile Osman b. Ebî Şeybe hep birden Bişr'den rivayet ettiler. Ebû Kâmil dediki: Bize Bişrü'bnü'l-Mufaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Umâratü'bnü Gaziyye rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Umara rivayet etti. Dediki: Ebû Said-i Hudri'yi şöyle derken işittim: Resûlullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ölenlerinize La ilahe illallah, sözünü telkin edin.» buyurdular.
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Cerîr» Süheyl b. Ebî Sâlih'den, o da babasından, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demişi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Bir cenazenin arkasından gittiğiniz vakit, o cenaze yere konulmadan oturmayın.» buyurdular.
Bana Süreye b. Yûnus ile Alîyyü'bnü Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail yâni İbni Uleyye, Hişâm-ı Destevâî'den rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ rivayet etti. Lafız onundur. (dediki): Muâzü'bnü Hişâm rivayet etti. (dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesîr'den rivayet etti. Demiş ki: Bize Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân, Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem):- «Cenazeyi gördünüzmü hemen kalkın, onun arkasından giden, cenaze yere konmadıkça oturmasın.» buyurmuşlar.
Bize Muhammedü'bnü Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Yahya b. Umara, babasından, o da Yahya b. Umara' dan naklen haber verdi. Yahya şöyle demiş: Ben, Ebû Saîd-i Hudrî'yi şunları söylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim; Hem avucuna beş parmağı ile işaret ediyordu.» Bundan sonra îbni Uyeyne hadîsi gibi rivayette bulundu.
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize, Bişr yâni İbni Mufaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Umârutü'bnü Gaziyye, Yahya b. Umâra'dan naklen rivayet etti. Demişki: Ebû Saîd-i Hudrî'yi şunları söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'- «Beş vesk'den daha az da zekât yoktur. Beş tane üçer yaşında deveden daha aşağı da zekât yoktur. Ve beş okiyye'den daha az gümüşte zekât yoktur.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o da İsmail b. Ümeyye'den, o da Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da Yahya b. Umâra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Resulullah (Sallalîahu Aleyhi ve Sellem) «Hurmadan olsun, hububattan olsun beş vesk'den daha az da zekât yoktur.» buyurdular. 5 - (979):.
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân yâni îbni Mehdi haber verdi. (Dediki): Bize Süfyân, İsmail b. Ümeyye'den, o da Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da Yahya b. Umâra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Beş veski bulmadıkça hububatla hurmada zekât yoktur. Üçer yaşında beş deveden daha az da zekât yoktur. Beş okiyye gümüşten daha az da zekât yoktur.» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da İyaz b. Abdillah b. Sa'd b. Ebî Şerhden, naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: İyaz. Ebû Saîd-i Hudri'yi şöyle derken işitmiş. «Biz sadaka-ı fıtri taamdan bir sâ' yahut arpadan bir sâ' veya kuru hurmadan bir sâ' yahut kuru sütden bir sâ' kuru üzümden de bir sâ' üzerinden veriyorduk.»
Bize Abdullah b. Meslemet'bni Ka'nep rivayet etti. (Dediki):Bize Dâvûd yanî İbni Kays, Iyaz b. Abdillah'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda iken biz sadaka-ı fıtri küçük büyük, hür veya memlûk her baş için taamdan bir sâ' yahut kuru südden bir sâ' veya arpadan bir bir sâ' yahut kuru hurmadan bir sâ', veya kuru üzümden bir sâ' üzerinden verirdik. Bunu tâ bize Muâviyetü'bnü Ebî Süfyan hac yahut umre yapmak için gelinceye kadar bu minval üzere vermeye devam ettik. Sonra Muâviye minber üzerinde halka bir konuşma yaptı ez cümle: Ben Şam buğdayından iki müddün bir sâ' kuru hurmaya muadil olduğu fikrindeyim dedi; Bunun üzerine halk onun re'yiyle amel ettiler.» Ebû Saîd Demişki: «Bana gelince, ben bunu yaşadığım müddetçe ilelebet eskiden verdiğim gibi vermekte devam ediyorum.»
Bize Muhammed b. Rafî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzak, Ma'mer'den, o da İsmail b. Ümeyye'den naklen rivayet etti. Demişki: Bana Iyaz b. Abdillah b. Sa'd b. Ebî Şerh haber verdi kendisi Ebû Said-i Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda iken biz sadaka-ı fıtri küçük büyük, hür memlûk herkes için üç sınıfdan (yani) kuru hurmadan bir sa' kuru sütden bir sâ', arpadan bir sâ' olarak verirdik. Muâviye halife oluncaya kadar onu böylece vermeye devam ettik. O iki müdd buğdayın bir sâ' kuru hurmaya muadil olacağını tensib etti.» Ebû Said: «Bana gelince, ben onu böylece vermeye devam ediyorum.» demiş.
Bana Muhammed b. Rafî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize îbnü Cüreyc, Haris b. Abdirrahman b. Ebi Zûbab'dan, o da Iyâz b. Abdillah b. Ebî Şerh'den, o da Ebû Said-i Hudri'den naklen haber verdi. Ebû Saîd şöyle demiş: «Biz sadaka-ı fıtri üç sınıf dan: kuru süt, kuru hurma ve arpadan verirdik.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Leys b. Sa'd haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnu Saîd de rivayet etti. —îki râvinin lâfızları birbirine yakındır.— (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd-i Makburi'den, o da İyâz b. Abdillâh b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. lyâz, Ebû Saîd-i Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkarak cemaata hutbe okudu. Ve şunları söyledi: «Hayır Vallahi! Ey cemâat! Ben, sizin için ancak Allah'ın size vereceği dünyâ zînetlerinden korkuyorum.» buyurdu. Bunun üzerine bir adam: — «Yâ Resûlallahl Hiç hayır şerri getirir mi?» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir müddet sükût etti, sonra: — «Nasıl dedin?» diye sordu. O zât: — «Yâ Resûlallahl Hiç hayır şerri getirir mi? dedim.» cevâbını verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şunları söyledi: — «Şüphesiz ki hayır ancak hayır getirir. (Ama) mal hayır demek midir? Şu muhakkak ki derenin yetiştirdiği her nebat şişkinlikten ya öldürür yahut ölmeye yaklaştırır. Yalnız yeşillik yiyen hayvanlar müstesna. (Bunlar karın dolusu) yerler, böğürleri doldu mu güneşe karşı durur, rahatça def-i hacet yahut bevleder sonra geviş getirirler. Ve yine (dönerek) ot yerler. Şimdi her khn hakkıyla bir mal alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Her kim de hakkı olmadığı hâlde bir mal alırsa, onun misâli yiyip yiyip doymayan obur gibidir.»
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Leys b. Sa'd ← Saîd el-Makbürî ← Iyâd b. Abdullah ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Leys b. Sa'd ← Saîd el-Makbürî ← Iyâd b. Abdullah ← Ebû Saîd el-Hudrî