'Abdullah bin Sa'id al-Maqbari, Sa'd bin Sa'id bin Abi Sa'id
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Kuteybetü'bnü Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Said b. Ebu Said'den, o da Babasından, onun da Ebu Hureyre'den rivayetinee göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanların benzerini görmeleri üzerine iman ettiği birtakım mucizelerin verilmediği nebilerden hiçbir Nebi yoktur. Ancak bana verilen Allah Teala'nın bana vahyettiği bir vahiydir. Bu sebeple kıyamet gününde, aralarında kendisine uyanları en çok kişinin kendim olacağımı ümit ederim. "
Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Said b. Ebî Said'den, o da Atâ' b. Minâ'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen onun şöyle dediğini rivayet eyledi: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : ''Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu adaletli bir hakem olarak inecek. Andolsun haç'ı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. Andolsun genç dişi develer başıboş bırakılacak, onlara rağbet edilmeyecek, onlar önemsenmeyecektir. Düşmanlıklar, buğzlaşmalar ve kıskançlıklar kaybolup gidecektir. Andolsun insanlar mala (almaları için) çağrılacaklar fakat kimse onu kabul etmeyecektir. "
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Amr en-Nakid, İshak b. İbrahim ve İbn Ebu Ömer tahdis etti. Hepsi İbn Uyeyne' den rivayet etti. İshak dedi ki: Bize Süfyan, Eyyub b. Musa'dan haber verdi, o Said b. Ebi Said el-Makburi'den, o Ümmü Seleme'nin azatlısı Abdullah b. Rafi"den, o Ümmü Seleme'den şöyle dediğini nakletti: Ben ey Allah'ın Rasulü saçımın örgülerini bağlayan bir kadınım. Cünüplükten gusletmek için onu çözeyim mi dedim. O: "Hayır, başına üç defa su dökmen sana yeter sonra üzerine su dökersin ve böylece temizlenirsin" buyurdu.
Bana Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki; Bana Saîd b. Ebu Saîd, babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide girmiş. Onun arkasından bir zât girerek namaz kılmış. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek selâm vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selâmı almış ve o zât'a: «Dön de namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın» buyurmuş. O zat dönerek evvelce kıldığı gibi namazı tekrar kılmış. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek selâm vermiş. Resulullah «Ve aleyke's selâm» dedikten sonra: «Dön de (yeniden) kıl, zira sen namaz kılmadın» buyurmuş ve bunu üç defa tekrarlamış. Nihayet o zat: «Seni hak (din) ile gönderen Allah'a yemin ederim ki ben bundan a'lâsını beceremiyorum. Bana öğret,» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaza kalktığın zaman tekbir al! Sonra kolayına geldiği kadar Kur'ân oku sonra rüku et ve âzâ yatışıncaya kadar rüku'da kal. Sonra başını kaldırarak iyice doğrul. Sonra secdeye vararak âzâ yatışıncaya kadar secde et! Sonra başını kaldır ve âzâ yatışıncaya kadar otur ve bunu bütün namazlarında böyle yap» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Usame ile Abdullah b. Nümeyr rivayet ettiler. H. Bize İbrii Nümeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Her ikisi de dediler ki: Bize Ubeydullah, Saîd b. Ebî Sâid'den, o da) Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Bir adam mescide girerek namaz kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bir köşede bulunuyormuş... Her iki râvi bu hadîsi yukarıdaki kıssa gibi rivayet ettiler, yahud onlar bu hadîste; «Namaza kalktığın vakit güzelce abdest al! Sonra kıbleye karşı doneerek tekbir al!» ibaresini ziyade ettiler.
Bize Ebu Muhammed b. El-Alâ El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame, Velîd (yani İbni Kesir) den rivayet etti. (Demişki): Bana Sâîd b. Ebî Saîd el-Makburî, babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Sonra namazdan çıkarak: «Ey Filan! namazını güzel kılsanal. Hiç namaz kılan kimse nasıl namaz kıldığına bakmazmı? Çünkü namazı ancak kendisi için kılar. Vallahi ben önümden nasıl görürsem arkamdanda öyle görmekteyim» buyurdular.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ'da rivayet etti. (Dediki) Bize Ebî Bekir El-Hanefî rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülhamîd b. Ca'fer rivayet etti. Bunlar topdan Sâîd-i Makburî'den, o da Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den naklen rivayet etmişlerdir. Amr, Ebu Katâde'yi: «Bir defa biz mescidde oturuyorken yaımıza Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkageldi.- diyerek yukarkilerin badîs'i tarzında rivayet ederken işitmiş. Yalnız o namazda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in imam olduğunu söylememiştir.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Cafer İbni Ziyâd da rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni îbni Sa'd) Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki. Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdiki, Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin, yetişebildiğiniz kadarını (İmamla) kılın; yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayın!» buyururken işitdim.
Bize, Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Saîd b. Ebî Saîd-i Makburî'den dinlediğim, onun da Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Ebû Seleme, Âişe'ye: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ramazandaki namazı nasıldı? diye sormuş : Âişe : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne ramazanda, ne de ramazandan başka gecelerde onbir rek'âtdan fazla namaz kılmış değildir. Dört rek'ât namaz kılardı. Artık onların güzelliğini ve uzunluğunu sorma! Sonra dört rek'ât (daha) kılardı; onların da güzelliğini ve uzunluğunu sorma! Sonra üç rek'ât namaz kılardı. Ben: Yâ Resûlâllah! Vitr*i kılmadan mı uyuyorsun; dedim, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Âİşe! Gerçekten benim gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz; buyurdu.» demiş.
Bize, Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize, Ahdülvehhâb (yâni Sekafî) rivayet etti. (Dediki): Bize, Ubeydullah, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da Ebû Seleme'den, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki, Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir hasırı vardı. Onu geceleyin kendine hücre yapar da, içinde namaz kılardı. Gündüzün ise (yere) yayardı. Derken cemâatda onun namazına uymaya başladılar. Ve bir gece toplandılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ey cemâat! Siz gücünüzün yeteceği işlere bakın! Çünkü siz usanmadıkça Allah usan (mış muamelesi yap) maz. Allah' indinde amellerin en makbulü az da olsa devam üzre yapılanıdır.» buyurdular. Râvî diyor ki: «Âl-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şey yaptılarmı, artık ona devam ederlerdi.»
Bize Yahya b. Yahya ile Amru'n-Nâkıd, Süfyân'dan, o da Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen yukarki hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti; şöyle buyurmuşlar: «Cenazeyi sür'atli (ce) götürün. Eğer. cenaze iyi ise (netice) hayırdır. —İhtimâl— Bir an evvel onu (kabirdeki) hayır ve sevabına ulaştırmış olursunuz, dedi. Şayet cenaze sâlih bir kimse değilse, (netice) şerrdir. Bir an evvel onu omuzlarınızdan atmış olursunuz.»
Bana Muhammed b. Râfi ile Abd b .Humeyd hep birden Abdurrazzâk'dan rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Yahya b. Habib de rivayet etti. (dediki»: Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (dediki): Bize Muhammed b. Ebî Hafsa rivayet etti. Bu her iki râvi Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebü Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki Ma'mer hadîsinde; «Ebû Hureyre'nin bu hadîsi ancak merfû olarak rivayet ettiğini biliyorum, dedi.» ibaresi vardır.
Bize Kuteybetü*bnu Said rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebi Saîd'den, o da Saîd b. Yesâr'dan naklen rivayet etti, o da Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş. (Ebû Hureyre şöyle demiş). Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Hiç bir kimse helâlinden bir sadaka vermemiştir ki, Rahman olan Allah onu yemini ile kabul buyurmuş olmasın. —(Zaten) Allah helâlden başkasını da kabul buyurmaz— velev ki (sadaka) bir hurma tanesinden ibaret olsun. Bu hurma Rahmân'ın keffinde sizden birinizin tayını yâhût sütten kesilen deve yavrusunu büyüttüğü gibi büyür hattâ dağdan daha büyük olur.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Leys b. Sa'd haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnu Saîd de rivayet etti. —îki râvinin lâfızları birbirine yakındır.— (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd-i Makburi'den, o da İyâz b. Abdillâh b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. lyâz, Ebû Saîd-i Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkarak cemaata hutbe okudu. Ve şunları söyledi: «Hayır Vallahi! Ey cemâat! Ben, sizin için ancak Allah'ın size vereceği dünyâ zînetlerinden korkuyorum.» buyurdu. Bunun üzerine bir adam: — «Yâ Resûlallahl Hiç hayır şerri getirir mi?» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir müddet sükût etti, sonra: — «Nasıl dedin?» diye sordu. O zât: — «Yâ Resûlallahl Hiç hayır şerri getirir mi? dedim.» cevâbını verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şunları söyledi: — «Şüphesiz ki hayır ancak hayır getirir. (Ama) mal hayır demek midir? Şu muhakkak ki derenin yetiştirdiği her nebat şişkinlikten ya öldürür yahut ölmeye yaklaştırır. Yalnız yeşillik yiyen hayvanlar müstesna. (Bunlar karın dolusu) yerler, böğürleri doldu mu güneşe karşı durur, rahatça def-i hacet yahut bevleder sonra geviş getirirler. Ve yine (dönerek) ot yerler. Şimdi her khn hakkıyla bir mal alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Her kim de hakkı olmadığı hâlde bir mal alırsa, onun misâli yiyip yiyip doymayan obur gibidir.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Malik'e, Saîd b. Ebt Seîd El-Makbûri'den dinlediğim, onun da Ubeyd b. Cürey'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Ubey Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhuma)'ya : — «Ya Eba Abdirrahman! Görüyorum ki, sen arkadaşlarının yapmadığı dört şeyi yapıyorsun.» demiş, İbni Ömer (Radiyallahu anhüma) : — «Ne onlar ya İbni Cüreyc?» demiş. Übeyd: — «Senin Kabe rükünlerinden yalnız iki rüknü yemâniyi istilam ettiğini gördüm ve gördüm ki, septiyye denilen ayakkabıları giyiyorsun. Ve yine gördüm ki, sarıya boyanı yorsun. Bir de Mekke'ye vardığında başkaları hilâli gördükleri vakit telbiyede bulunurken senin terviye gününe kadar telbiye getirmediğini gördüm.» cevâbını vermiş. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer (Radiyallahu anh) şunları söylemiş: «Rükünlere gelince; Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i iki rüknü yemâniden başkasını istilam ederken görmedim, Septiyye denilen ayakkabılarını giymemin sebebi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kılsız ayakkabı giyerken görmüş olmamdır. Onlarla abdest alırdı. Binaenaleyh ben de öyle ayakkabı giymek isterim. Sarı boyaya gelince: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'! sarı boyalı elbise giyerken gördüm. Bu sebeple ben de sarı boyalı elbiseyi giymeyi severim. Telbiye mes'elesinde dahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayvan, kendisini kaldırıp doğrultuncaya kadar telbiye ederken görmedim.»
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da babasından naklen rivayet etti ki, Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel!em): «Hiç bir müslüman kadına yanında kendisine nikâh haram olan bir adam bulunmaksızın bir gecelik yere sefer etmesi helâl değildir» buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, îbni Ebî Zi'b'den rivayet etti. (Demişki): Bize Saîd b. Ebî Saîd, babasından, o da Ebû Hureyre'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel!em)'den naklen rivayet etti. «Allah'a ve Âhiret gününe iman eden bir kadının beraberinde mahrem olmaksızın bir günlük yola gitmesi helâl değildir.» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Saîd b. Ebî Saîd-i Makburî'den dinlediğim, onun da babasından, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum : Resulullah «Allah'a ve Âhiret gününe iman eden bir kadının yanında kendisine nikâhı haram olan biri bulunmadıkça bir gün ve bir gecelik yola gitmesi helâl değildir.» buyurmuşlar.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den; o da Ebû Şureyh-i Adevî'den naklen rivayet etti ki, Ebû Şureyh Amr b. Saîd'e : —Mekke'ye ordu gönderirken— «Bana, müsaade buyur yâ Emîr! Sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Mekke'nin fethinin ertesi günü söylediği bir sözü anlatayım. Bunu benim kulaklarım işitmiş; kalbim bellemiş ve konuşurken gözlerim görmüştür. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah'a hamd-û senada bulunduktan sonra: — Şüphesiz Ici, Mekke'yi insanlar değil, Allah haram kılmıştır. Binâenaleyh Allah'a ve Âhiret gününe iman eden hiç bir kimsenin orada kan dökmesi ve oradan bir ağaç kesmesi helâl değildir. Şayet bir kimse orada Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'ın harbi ile istidlal ederek kendisi için harb'e ruhsat görürse ona: Allah, Resulüne (bu bâbta) izin vermiş, fakat size izin vermemiştir deyin! Bana da ancak gündüzün bir saatında Mekke'de kıtale izin verdi. Mekke'nin bugünkü hürmeti dünkü hürmeti gibi olmuştur. Burada bulunan, bulunmayana tebüğ etsin.» buyurdular. Ebû Şureyh'e (bunu söyleyince) Amr sana ne dedi? diye soranlar oldu. Ebû Şureyh : — Ben bunu senden daha iyi bilirim yâ Ebâ Şureyh! Muhakkak ki, Harem-i Şerif bir âsîyi, bir idam kaçagını ve bir bozguncuyu barındırmaz cevâbını verdi, dedi.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti, (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da Mehrînin azadlısı Ebu Said'den naklen rivayet etti ki, Ebû Saîd, Harra gecelerinde Hz. Ebû Saîd'î Hudrî'ye gelerek Medine'den çekilmek hususunda onunla istişarede bulunmuş. Ve kendisine Medine'nin pahalılığından çoluk çocuğunun kalabalığından dert yanmış. Medine'nin meşakkat ve sıkıntısına sabrı Kalmadığını haber vermiş. Hz. Ebû Said ona şunları söylemiş: — Yazık sana! Ben sana bunu emredemem. Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i; «Eğer bir kimse Medine'nin sıkıntısına katlanarak öiürse müslüman olmak şartıyle kıyamet gününde ben ona şefaatçı yâhut şahid olurum, buyururkea işittim.
Bana Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr (Dediki): Bize Süfyân, Zührî'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ulaştırmak suretiyle rivayet etti. «Uç mescidden başka hiç bir mescidi ziyaret için yola çıkılmaz, bunlar: Benim şu mescidim, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksâ'dır.» buyurmuşlar.
Bana Amru'n-Nâkıd ile Zuheyr b. Harb ve ibni Ebî Ömer rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zühri'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şehirlinin köylü nâmına mal satmasını, satıcıların müşteriyi aldatmak için fiat yükseltmelerini, bir kimsenin din kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür göndermesini veya onun satışı üzerine satış yapmasını nehyetmiş ve: Kadın, kız kardeşinin kabındakini yahut tabağındakini boşaltmak için onun boşanmasını istemesin, buyurmuşlar. Amr kendî rivayetinde: «Bir kimse kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık da yapmasın» cümlesini ziyâde etti.
Bize Saîd b. Mansur ile Züheyr b. Harb, Abdü'l âlâ b. Hammâd ve Amru'n-Nâkıd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân, Zührî'den rivayet etti. İbni Mansur: Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den naklen dedi. Abdülâlâ: Ebu Seleme'den yâhud Saîd'den. o da Ebu Hureyre'den naklen dedi. Züheyr: Saîd'den yâhud Ebu Seleme'den bîri yâhud her ikisi Ebu Hureyre'den naklen ifâdesini kullandı. Amr ise: Bize Süfyân bir defa. Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den diyerek; bir defa, Saîd'den yâhud Ebu Seleme'den ifadesiyle; başka bir defa da: Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'den, ibaresi ile rivayet etti; dedi. Bunlar Ma'mer'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize Züheyr b. Harb ile Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ve Ubeydullah b. Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya b. Saîd, UbeyduUah'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Saîd b. Ebî Saîd babasından, o da Ebu Hureyre'den. o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi, «Kadın dört şey için nikâh edilir: Malı, asaleti, güzelliği ve dîni için. Sen dindarına zaferyâb ol ellerin topraklansın!» buyurmuşlar.
Bana îsâ b. Hammâd El-Mısri rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi, ki onu şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallellahu Aleyhi ve Sellem): «Birinizin cariyesi zina eder de zinası sübut bulursa ona (lâyık olan) haddi vursun! Ama (suçunu) başına kakmasın! Sonra yine zina ederse ona (lâyık olan) haddi vursun! Fakat (suçunu) başına kakmasın! Sonra üçüncü defa tekrar zina eder de zinası sübût bulursa artık onu velev kıldan bir ip mukabilinde olsun salıversin!» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekir b, Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim hep bîrden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekr El-Bursânî haber verdi. (Dediki): Bize Hişâm b. Hassan haber verdi. Bunların ikisi de Eyyûb b. Musa'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme ile İbni Numeyr, Ubeydullah b. Ömer'den rivayet ettiler. H. Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usâme b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Hennâd b. Seriy ile Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim de Abde b. Süleyman'dan, o da Muhammed b. İshâk'dan naklen rivayet ettiler. Bu râvilerin hepsi Said El-Makburî'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki İbni İshâk kendi hadîsinde: «Saîd'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen üç defa zina ettiği vakit cariyeye dayak atılması hususun, da: «Sonra dördüncüde onu satsın!» demiştir.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da Ebû Şüreyh El-Adevî'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş : ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşurken kulaklarım duydu ve gözlerim gördü; buyurdular ki: «Her kîm Allah'a ve son güne îmân ediyorsa misafirine caizesini ikram etsin!» Ashab: — Onun caizesi nedir yâ Resûlâllah? dediler. «Günü ile gecesîdir. Misafirlik üç gündür. Bundan ötesi ona sadakadır.» buyurdu. Birde: «Her kim Allah'a ve son güne îmân ediyorsa (ya) hayır söylesin yahut sussun!» buyurdular
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. El-Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülhamîd b. Cafer, Said b. Ebî Saîd EI-Makburî'den, o da Ebû Şüreyh El-Huzâî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Misafiriik üç gündür. Misafirin caizesi de bir gün bir gecedir. Müslüman bîr adama dîn kardeşinin yanında onu günaha sokacak kadar (fazla) kalması helâl olmaz!..» buyurdu. Ashâb: — Yâ Resûlâllah, onu nasıl günaha sokar? dediler. «Onun yanında oturur kalır; kendisini ağırlayacak bir şeyi de yoktur!» buyurdular
Bize bu hadîsi Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Bekir (yâni El-Hanefî) rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülhamîd b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd El-Makburî rivayet etti. Kendisi Ebû Şüreyh El-Huzâî'yi şöyle derken İşitmiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu söylerken kulaklarım duydu, gözüm gördü ve kalbim belledi...» Müteakiben râvi, Leys'in hadîsi gibi nakletmiştir. Bu hadîste o Vekî'in hadîsinde olduğu gibi: «Hiç birinize dîn kardeşinin yanında onu günaha sokacak kadar katması helâl olmaz!» cümlesini de zikretti