Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abede b. Süleyman ile Abdullah b. Numeyr rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. Her iki râvi Ubeyduilah'dan bu isnadta rivayette bulunmuşlardır. Ancak ikisi de : «Vasiyyet edeceği bîr şeyi oIen» demiş; «Vasıyyet etmek istediği» dememişindir
Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Süleyman Et-Teymî'den, o da Durayb b. Nukayr El-Kaysî'den, o da Zehdem'den, o da Ebû Mûsâ El-Eş'arî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: — Yük devesi istemek üzere Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'e gittik. "Bende size verecek yük devesi yok! Vallahi size binek hayvanı veremem!» dedi. Sonra bize üç tane beyaz hörgüçlü deve gönderdi. Bunun üzerine: — Biz Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'e yük devesi istemeye geldik. O bize deve veremeyeceğine yemra etti, dedik. Ve kendilerine giderek bunu haber verdik de: «Ben bir şeye yemîn eder de başkasını o yeminden deha hayırlı görürsem hemen o hayırlı şeyi yaparım...» buyurdular.
Bize Muhammed b. Abdilâlâ Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir, babasından rivayet etti. (Demişki): Bize Ebu's-Selîl, Zehdem'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet eyledi. Şöyle demiş: — Yürüyorduk. Nihayet yük devesi istemek için Nebiyyullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'e vardık... Râvi Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bana Aliy b. Hucr Es-Sa'dî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyni, Yûnus ile Mansûr ve Humeyd'den rivayet etti. H. Bize Ebû Kâmil El-Caliden de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Simâk b. Atiyye ile Yûnus b. Ubeyd ve diğerleri arasında Hişâm b. Hassân'dan rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz dahi rivayet etti. (Dediki): Bize EI-Mu'temir, babasından rivayet etti. H. Bize Ukbe b. Mükrem El-Ammî de rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Âmir, Saîd'den, o da Katâde'den naklen rivayette bulundu. Bu râvilerin hepsi EI-Hasen'den, o da Abdurrahmân b. Semûra'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etmişlerdir. El-Mu'temir'in babasından naklettiği rivayette «imaret» kaydı zikredilmemiştir.
Bana El-Fadl b. Sehl El-A'rac da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Gaylân rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey, Süleyman Et-Teymî'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların gözlerini oydu; çünkü onlar çobanların gözlerini oymuşlardı.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdil alâ El-Kaysî hep birden Mu'temir'den rivayet ettiler. Lâfız ibni Ebî Şeybe'nindir. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman Et-Teymî, babasından, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Bir adam (Hâmid'Ie İbni Abdilâ'lâ: Adam dediler.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kendi arazîsinden hurmalıkları veriyordu. Nihayet ona Kureyza ile Nadir fethedildi. Artık bundan sonra, verdiklerini adama iade etmeye başladı. Enes demiş ki: Bana da ailem efradı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek o adamın ailesinin verdiklerini yahut bir kısmını istememi emrettiler. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları ÜmmÜ Eymen'e vermişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. O da bana bu hurmaları verdi. Derken Ümmii Eymen gelerek elbiseyi boynuma çaldı. Ve: — Vallahi onları sana vermeyiz! Onları bana vermişti! dedi. Bunun üzerine Nehiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Yâ Ummü Eymen! Bırak onu! Sana da filân ve filân şeyi veriyorum!» buyurdu. Ama Ümmü Eymen de: — Asla! Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemîn olsun! diyordu. Artık şunu da veriyorum diye diye nihayet kendisine o hurmaların on mislini yahut on misline yakınını verdi.
Bize Asım b. Nııdr El-Temîmî de rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dedîki): Babamdan dinledim. (Dediki); Bize Katâde rivayet etti. (Dediki): Ben Enes b. Mâlik'ten dinledim. H. Bize ibnü'l-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvûd rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. H. Bize Abd h. Humeyd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybân rivayet etti. Bu râvHcrin hepsi Katâde'den, o da Enes'den naklen ibni Ebî Arûbe'nin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize Muhammed b. Abdilâla Ei-Kaysî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir, babasından, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) :Nebi (SallalIahu Aleyhi ve Sellem)'e : — Abdullah b. Ubeyy'e gitsen (iyi olur) dediler. O da gitti. Ve bir eşeğe bindi. Müslümanlar da gittiler. O yer çoraktı. Nebi (SallalIahu Aleyhi ve Sellem) yanına varınca Abdullah: — Yanımdan çekil! Vallahi eşeğinin pis kokusu beni rahatsız etti! dedi. Bunun üzerine Ensârdan bir zât: — Vallahi Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem)'in eşeği koku i'tibârı ile senden daha güzeldir! cevabını verdi. Derken Abdullah namına, kavminden biri gadaba geldi. Ve her iki taraf namına arkadaşları gadaba geldiler. Aralarında hurma dalı ile, ellerle ve ayakkabıları ile kavga oldu. Duyduğumuza göre : «Eğer mü'minlerden iki taife çarpışırlarsa hemen onların arasını yatıştırın!» [Hucurat 9] âyeti onlar hakkında inmiş.
Bize Aliy b. Hucr Es-Sa'dî rivayet etîi. (Dediki): Bize îsmâîl (yâni ibni Uleyye) haber verdi, (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem): «Bizim için kim bakacak; Ebû Cahil ne yapmış?» buyurdu. Bunun üzerine ibni Mes'ûd gitti. Ve onu Afrâ'nın iki oğlu vurmuş da yere serilmiş buldu. Hemen sakalından yakalayarak: — Ebû Cehil sen misin? dedi. O da : — Öldürdüğünüz (yahut: kavminin öldürdüğü) bir adamın üzerinde mi? cevâbını verdi. Râvi diyor ki : Ebû Miclez şöyle dedi: Ebû Cehil: Keşke beni çiftçiden başkası öldürseydi! demiş.
Bize Hâmid b. Ömer EI-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Babamı şöyle derken işittim: Bize Enes rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem): «Ebû Cehil'in ne yaptığını bana kim öğretecek?» buyurdular. Ravi, ibni Uleyye'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir. Ebû Miclez'tn sözü de ismail'in zikrettiği gibidir.
Bize Hüreynı b. Abdilâ'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Babam'ı, Ebû Miclez'den, o da Cündeb b. AbdiIIâh El-Becelîden naklen rivayet ederken işittim. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim körü körüne (dikilmiş) bir sancağın altında, asabiyyete davet veya bir asabiyyete yardım ederken öldürülürse, bu bir câhîliyyet ölümüdür!» buyurdular.
Bize yine Yahya b. Eyyub rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Uleyye rivayet etti! (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymî de haber verdi. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): — Ben cemaata, amcalarıma hizmet ediyordum. Kendilerinin fadıhım'dan onlara sunuyordum. Yaşça en küçükleriydim. Derken bir adam gelerek : — Hiç şüphesiz şarap haram kılınmıştır, dedi. Bunun üzerine cemâat : — Onu dök yâ Enes! dediler. Ben de onu döktüm. (Süleyman demiş ki) : Enes'e: — O nedir? dedim. — Koruk ve yaş hurmadır! dedi. Bunun üzerine Ebû Bekr b. Enes : — Bu o gün onların şarabıydı, dedi. Süleyman demiş ki: — Bana bir adam dahi Enes b. Mâlik'ten rivayet etti ki, Enes bunu söylemiş.
Bize Muhammed b. Abdi'1-a'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir babasından rivayet etti. (Demişki): Enes şunu söyledi: Ben cemâatin hizmetinde idim, onlara sunuyordum... Râvİ İbni Uleyye hadîsi gibi rivayet etmiştir. Yalnız o şöyle demiştir: «Ebû Bekr b. Enes: Bu o gün onların şarabıydı, dedi. Enes de mevcuttu. Ama Enes bunu inkâr etmedi.» İbni Abdi'la'lâ dedi kî : «Bize Mu'temir babasından rivayet etti. (Demişki): Bana benimle birlikte bulunanlardan bîri anlattı ki, kendisi Enes'i: Bu o gün onların şarabıydı, derken işitmiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey', Teymî'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den, naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem) kuru hurma ile kuru üzümün bîr araya karıştırılmasını ve kuru hurma ile koruk hurmanın bir araya karıştırılmasını yasak etmiştir.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey', Teymî'den nakien haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etîi. (Dediki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dediki):. Bize Süleyman Et-Teymî Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küplerde nebîz yapılmasını yasak etmiş.
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymi Tâvüs'dan rivayet etti. (Demişki): Bir adam İbn-i Ömere Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp nebizini yasak etti mi? diye sordu. İbn-i Ömer: —- Evet! cevâbını verdi. Bundan sonra Tavus : Vallahi ben bunu ondan işittim, demiş.
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Hamid b. Ömer EI-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ toptan Mu'temir b. Süleyman'dan rivayet ettiler. Lâfız İbni Muaz'ındir. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Bize babam Ebû Osman'dan ve bir de Abdurrahman b. Ebî Bekr'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yüz otuz kişi bulunuyorduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden hiç birinizin yanında yiyecek var m;?» diye sordu. Bir de baktık, bir adamın yanında bir ölçek zahire veya bunun gibi bir şey bulunuyormuş. Hemen hamur karıldı. Sonra saçları dağılmış uzun boylu müşrik bir adam bir sürü koyun sürerek (yanımıza) geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ona) : «Satılık mı, hediyye mi? —Yahut hibe mi?—» diye sordu. Adam: — Hayır! Bilâkis satılık, dedi. Ve ondan bir koyun satın aldı. Koyun hasıllandi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ciğerinin kızartılmasını emir buyurdu. Allah'a yemin ederim yüz otuz kişiden hiç bir kimse yoktur ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o koyunun ciğerinden bir parça vermemiş olsun. Mevcut ise kendisine verdi. Gaibse onun için sakladı. Abdurrahman: «Akide çanak doldurdu, bunlardan hepimiz yedik ve doyduk. Kaplarda yemek de arttı da, ben onu deveye yükledim.» demiştir. Yahut dediği gibidir.
Bize UbeyduIIah b. Muâz El-Anberî i!e Hâmîd b. Ömer Eİ-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ El-Kaysî hepsi Mu'temirden rivayet ettiler. Lâfız İbni Muâz'ındır. (Dedilerkij: Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bana babam şunu söyledi. Bize Ebû Osman rivayet etti. Ona da Abdurrahman b. Ebî Bekr rivayet etmişki: Eshab-i Suffe. fakir insanlarmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defa: «Kimde iki kişilik yemek varsa, üç kişi götürsün! Kimde dört kişilik yemek varsa beşinciyi, altıncıyı götürsün.» buyurmuşlar. Yahut buyurduğu gibidir. Gerçekten Ebû Bekr üç kişi getirmiş. Nebiyyuliah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) on kişi (yine) Ebû Bekr üç kişi götürmüş. Râvi şöyle demiş : — Şan şu ki: Annem, babam ve ben — bilmiyorum karım da dedi mi — bizim evimizle Ebû Bekr'in evinin arasında bir hizmetçi vardı. Ebû Bekr Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında akşam yemeği yedi. Sonra yatsı kılmıncaya kadar durdu. Sonra döndü ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyuklayıncaya kadar yanında durdu. Gecenin Allah'ın dilediği kadarı geçtikten sonra geldi. Hanımı ona : — Misafirlerinin yanına gelmekten yahut misafirinin yanına gelmekten seni alıkoyan nedir? dedi. Ebû Bekr : — Sen onlara akşam yemeği vermedin mi? diye sordu. Kadın : — Sen gelinceye kadar yemek istemediler. Onlara yemek (evdekiler) arzettiler. Fakat onlar galebe çaldı, dedi. Abdurrahman demiş ki: Ben giderek gizlendim. Ebû Bekr: — Ey alçak! dedi. Beddua ve sitem etti. Ve : — Yeyin, afiyet olmasın! dedi. Bir de: — Vallahi ben bu yemekten ebediyyen tatmam! dedi. Abdurrahman diyor ki: Biz bu yemekten hiç bir lokma almıyorduk ki, altından o lokmadan daha fazla artmasın. Nihayet doyduk ve yemek öncekinden daha fazla oldu. Ebû Bekr ona baktı, ne görsün, olduğu gibice yahut daha Çok!..Hanımına : — Ey Benî Firâs'ın kız kardeşi! Bu ne? dedi. Hanım : — Hayır iki gözüm! Şimdi o öncekinden üç kere daha çoktur, dedi. Bunun üzerine Ebû Bekr ondan yedi. Ve yeminini kasdederek : — Bu ancak şeytandandı, dedi. Sonra yemekten bîr lokma yedi. Ve yemeği Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdü. Yemek onun yanında sabahladı. Bizimle bir kavim arasında akid vardı. Müddet geçti. Biz de on iki adamı reis yaptık. Her adamla birlikte onlardan bir takım insanlar bulunuyordu. Her adamla kaçar kişi bulunduğunu Allah bilir. Şu kadar var ki, onlarla beraber gönderdi ve yemekten toptan yediler. Yahut dediği gibidir.
Bize İbnİ Ebî Şeybe (bu zât Osman'dır) ile İshûk b. İbrahim El-Hanzalî de her ikisi birden Cerîr'den rivayet ettiler. Lâfız İshâk'ındır. (Dediki): Bize Cerîr, Süleyman Et-Teymî'dcn, o da Ebû Osman'dan naklen haber verdi, Ebû Osman şöyle demiş: Utbe b. Fergat ile beraber idik. Bize Ömer'in mektubu geldiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «ipeği ancak âhiretîe ondan nasibi olmayan kimse giyer. Yalnız şu kadar müstesna!» buyurmuşlar. Ebû Osman baş parmaktan sonra gelen iki parmağı ile işaret etti. Taylasanları gördüğüm zaman bana onlar TayIasanların düğmeleri gibi göründü.
Bize Muhammed b. Abdi'1-A'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir babasından rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Osman rivayet etti. (Dediki): Utbe b. Fergat'la beraber idik... Ve Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Yahya b. Yahya dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey' Süleyman Et-Teymî'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen ha-her verdi. H. Bize Ebû Kâmil de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid rivayet etti (Dediki): Bize Teymî, Enes b. Mâlik'den rivayet etti. (Şöyle demiş). (Annem) Ümmü Süleym Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte idi. Onların develerini bir sürücü sürüyordu. Nebyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Enceşe! Camlar‘ın hayvanlarını yavaş sür!» buyurdular.
Bize Yahya b. Habib El-Hârisî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni İbni Haris) rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ebî Adiy rivayet etti. Her iki râvi Hişâm'dan nakletmişlerdir. H. Bize Âsim b. Nadr Et-Teymî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan dinledim. Her iki râvi demişler ki: Bize Katâde bu kıssayı Enes'den naklen rivayet etti.
Bize Heddâb b. Hâlid ile Şeyban b. Ferruh rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit El-Bunânî ile Süleyman Et-Teymî'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Ben yürütüldüğüm gece kesib-i Ahmerin yanında Musa'ya geldim.— Heddab'ın rivayetinde "uğradım" denilmiştir.— Kabrinde ayağa kalktım, namaz kılıyordu.»
Bize Ali b. Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ (yâni îbni Yûnus) haber verdi. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. Her iki râvi Süleyman Et-Teymî'den, o da Enes'den naklen rivayet etmişlerdir. H. Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman, Süfyân'dan, o da Süleyman Et-Teymî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Ben Enes'i şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Musa'ya uğradım; kabrinde namaz kılıyordu.»buyurdular. İsa'nın hadîsînde: «Yürütüldüğüm gece uğradım» ziyadesi vardır.
Bana Muhammed b. Abdi'l-A'Ia El-Kaysi rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman Et-Teymi, babasından, o da Rakabe'den, o da Ebû İshâk'dan, o da Said b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. Said şöyle demiş: İbni Abbas'a : Nevf ilmi aramağa giden Musa'nın Beni İsrail'in Musa'sı olmadığını söylüyor, dediler. — Sen onu işittin mi yâ Said! dedi. — Evet! cevâbını verdim. — Nevf yalan söylemiş, dedi.
Bize Muhammed b. Ebi Bekr El-Mukaddemi ile Hâmid b. Ömer El-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'la rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir (bu zât İbni Süleyman'dır) rivayet etti. (Dediki): Babamdan, o da Ebû Osman'dan naklen dinledim. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile onun harbettiği günlerin bazısında beraber bulunanlardan Talha ile Sa'd'dan başka kimse kalmadı. Bu söz onların hadislerinden alınmadır.
Bana Abdü'l-A'la b. Hammad ile Muhamraed b. Abdi'l-A'la El-Kaysi ikisi birden Mu'temir'den rivayet ettiler. İbnü Hammad (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan dinledim. (Dediki): Bize Ebû Osman, Selman'dan rivayet etti. Şöyle demiş: Yapabilirsen sakın pazara ilk giren ve ondan son çıkan olma! Çünkü pazar şeytanın savaş yeridir. Sancağını oraya diker. Şunu da söylemiş: Haber aldım ki: Cibril (Aieyhisselâm) Nebiyyullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş. Yanında Ümmü Seleme bulunuyormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onunla konuşmağa başlamış. Sonra Cibril kalkmış (gitmiş). Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme'ye : «Kim bu?» diye sormuş. Yahut nasıl dediyse öyledir. Ümmü Seleme: — Bu Dıhyedir, demiş. Bilâhare Ümmü Seleme şöyle dermiş : — Allah'a yemin olsun ki, onu ancak Dihye sanmıştım. Nihayet Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bizim bu haberimizi bildiren hutbesini işittim. Yahut nasıl dediyse öyledir, Râvi demiş ki: Ebû Osman'a : Sen bunu kimden işittin? diye sordum : — Usâme b. Zeyd'den cevabını verdi.
Bize Haccac b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Ârim b. Fadl rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Babamı Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim. Enes şöyle demiş: Nebiyyulluh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana bir sır söyledi, ondan sonra bu sırrı kimseye haber vermedim. Onu bana Ümmü Süleym de sordu ama ona da haber vermedim.
Bana Yahya b. Habib ile Muhammed b. Abdi'l-A'la ikisi birden Mu'temir'den rivayet ettiler. İbnü Habib dediki: Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan işittim. (Dediki): Bize Ebû Nadra, Câbir b. Abdillah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, Bunu vefatından bir ay önce yahut o civarda söylemiş: «Bugün doğmuş hiç bir nefis yoktur ki : Üzerine yüz sene gelsin de, o gün sağ bulunsun!» buyurmuşlar. Sikâye sahibi Abdurrahman'dan dahi Câbir b. Abdillah'dan, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet olunmuştur. Abdurrahman bunu ömrün kısalması diye tefsir etmiştir.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymi iki ısnadla birden bu hadisin mislini haber verdi