Zeyneb bint Ebû Seleme, Hz. Peygamber'in sütkardeşi ve halası Berre bint Abdülmuttalib'in oğlu olan Ebû Seleme el-Mahzûmî ile Ümmü Seleme'nin kızıdır. Anne ve babası Habeşistan'a hicret eden sahâbîlerdendi; Zeyneb de orada doğdu. Asıl adı Berre iken Resûlullah'ın tavsiyesiyle Zeyneb adını aldı.
Babası Uhud'da aldığı yara sebebiyle vefat edince annesi Ümmü Seleme h. 4 / m. 626 yılında Hz. Peygamber'le evlendi. Zeyneb de kardeşleriyle birlikte Resûlullah'ın evinde büyüdü ve bu yüzden Resûlullah'ın üvey kızı anlamında "rebîbetü Resûlillâh" diye anıldı. Daha sonra Abdullah b. Zem'a ile evlendi; Ebû Ubeyde ve Yezîd adlı oğulları ile Ümmü Külsûm ve Kureybe adlı kızları oldu. İki oğlu Harre olayında hayatını kaybetti.
Döneminin bilgili kadınları arasında sayılır; fıkıhta ilerlemiş ve dinî meselelerde görüşüne başvurulmuştur. Hz. Âişe ve annesi Ümmü Seleme başta olmak üzere çeşitli kişilerden hadis rivayet etti; oğlu Ebû Ubeyde ve Urve b. Zübeyr ondan rivayette bulundu. H. 73 / m. 693 yılında Medine'de vefat etti ve Bakî' Kabristanı'na defnedildi; cenazesinde Abdullah b. Ömer'in de bulunduğu nakledilir.
Ailesi
Babası
Abu Salamah
Annesi
Umm Salamah
Eşi
'Abdullah b. Zama'a
Kardeşleri
Salamah bin Abi Salamah, 'Umar bin Abi Salamah, Durrah bintt Abi Salamah
Çocukları
Abu 'Ubaida bin 'Abdullah bin Zama', Total 9 kids
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Yine Ümmü Seleme'nin kızı Zeyneb'i, Ümmü Habibe'den diye tahdis ederken dinledim. Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden Müslüman bir kadının kocası için beklemek zorunda olduğu dört ay on gün müstesna, üç günden fazla ihdad yapması (yas tutması) helal değildir."
Ümmü Seleme'nin kızı Zeyneb'den, onun Ebu Süfyan'ın kızı Ümmü Habibe'den rivayetine göre Ümmü Habibe'ye babasının vefat haberi ulaşınca (üç gün sonra) bir hoş koku getirilmesini istedi ve bunu iki koluna sürerek: Benim koku sürünmeye ihtiyacım yok. Şu kadar var ki ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, kocası için beklemesi gereken dört ay on günlük iddeti dışında herhangi bir ölenden ötürü üç günden fazla yas tutması helal değildir derken dinlemişimdir."
Ümmü Seleme'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, Ebu Seleme'nin oğullarına nafakalarını karşılamak için harcamada bulunacak olursam benim için bir edr söz konusu olur mu? Hem ben onları şöyle ve şöyle bırakacak değilim. Çünkü onlar benim çocuklarımdır, diye sordum. Allah Resulü: Evet, onların nafakasını karşılamak üzere yapacağın harcamalar dolayısıyla senin için bir edI' vardır, diye buyurdu."
Ebu Seleme'nin kızı Zeyneb'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Ümmü Habibe dedi ki: Ben, ey Allah'ın Rasuıü, kız kardeşim Ebu Süfyan'ın kızını nikahla, dedim. O: Bunu severek arzu eder misin, diye sordu. Ben: Evet, zaten seninle ben tek başıma değilim ki (Senden başka zevcesi bulunmayan biri değilim ki). Hayırda bana ortak olmasını en çok sevdiğim kişi de kız kardeşimdir. Allah Rasulü: Bu bana helal olmaz, diye buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Rasulü Allah'a yemin olsun ki biz kendi aramızda senin Ebu Selemelnin kızı Durrelyi nikahlamak istediğini konuşuyoruz. Allah Rasulü: Ümmü Selemelnin kızı (Durre'yi) mi diyorsun, diye sordu, ben evet deyince, şöyle buyurdu: Allahla yemin olsun ki eğer o benim himayemde, benim üvey kızım olmamış olsaydı bile yine bana helal olmazdı Çünkü o benim süt kardeşimin kızıdır. Suveybe hatun beni ve Ebu Selemeıyi beraber emzirmişti. o halde sakın bana ne kızlarınızı, ne de kız kardeşlerinizi evlenmek için teklif etmeyiniz. ' Hadise dair yeterli açıklamalar daha önceden nikah bölümünden geçmiş bulunmaktadır.
Ümmü Seleme r.anha'dan rivayete göre, "Bir kadının kocası vefat etmişti. Gözlerinden rahatsızland!. Bu kadının durumunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söylediler ve göze sürme çekmeyi söz konusu edip, kadının gözüne zarar geleceğinden korkulduğunu söylediler. O da şöyle buyurdu: And olsun sizden bir kadın evinde en kötü elbiseleri içerisinde -yahut: elbisesinde evinin en kötü yerinde- kalır dururdu. Bir köpek geçti mi kadın bir tezek atardJ. Bu sebeple, (beklemesi gereken iddet olan) dört ayan gün geçmedikçe olmaz."
Ümmü Seleme r.anha'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi evinde, yüzünde bir sarılık bulunan (ya da yüzünün rengi değişmiş) bir kız çocuğu gördü. Bunun üzerine: Buna rukye yapılmasını söyleyiniz. Çünkü buna bir nazar değmiş bulunuyor, buyurdu."
Ümmü Selemelnin kızı Zeyneb'den, dedi ki: "Ümmü Seleme'nin kendisine haber verdiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında boIunuyorken evde de muhannes bir kişi bulunuyordu. Bu kişi Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah'a: Ey Abdullah, eğer yarın Allah size Taifli fethetmeyi nasip ederse, ben sana Gaylan'ın kızını tavsiye ederim. Çünkü o dört büklüm ile gelir, sekiz büklüm ile geri döner, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu gibi kimseler sizin bulunduğunuz yere girmesinier, buyurdu." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: "Dört büklüm ile gelir ve ... gider" ifadesi ile karnındaki dört büklümü kastetmektedir. Gelirken o dört büklümü görünerek gelir. "Sekiz ile geri döner" ile kastettiği de bu dört büklümün yanlarda dörder tane oluşudur. Çünkü bu dörder büklüm her iki yanını da kuşatmış ve birbirine katılmıştır. Burada "etraf: taraflar" lafzının tekili müzekker olduğu halde (sekiz anlamında) "semanin" deyip "semaniyeten" dememiş olması, taraf kelimesinin çoğulunu kullanarak "etraf" dememiş olmasından dolayıdır.
Ümmü Seleme'den rivayete göre Ümmü Süleym: "Ey Allah'ın Rasulü, şüphesiz Allah haktan haya etmez. Kadın ihtilam olduğu takdirde gusletme yükümlülüğü var mıdır, dedi. Allah Rasulü: Suyu gördüğü takdirde evet, buyurdu. Ümmü Seleme bu sebeple gülüp: Kadın da ihtilam olur mu, deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O halde çocuk ne diye (annesine) benziyor, buyur
Ümmü Seleme r.anha'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulül Şüphesiz Allah haktan haya etmez. Kadın ihtilam olduğu takdirde gusletmesi gerekir mi, diye sordu. Allah Rasulü: Suyu gördüğü takdirde evet, buyurdu."
Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben ancak sizin gibi bir insanım. Sizler bana davalarınızı getiriyorsunuz. Olabilir ki içinizden biriniz deli/ini diğerinden daha açık ve düzgün ifade etmiş olur. Ben de işitmekte olduğum deli/ üzerine onun lehine hükmederim. Kimin lehine kardeşinin hakkından bir şeye hükmedersem o kimse bunu almasın. Çünkü ben ona ancak ateşten bir parça kesmişimdir. "
Zeynep binti Cahş şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uykudan yüzü kıpkırmızı olarak uyandı ve şöyle dedi: "Vukuu yaklaşan kötülükten vay Arapların haline! Bugün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şunun gibi bir delik açıldı!" Süfyan b. Uyeyne parmaklarıyla doksan veya yüz işareti yaptı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e "İçimizde bu kadar salih kimseler varken biz helak olur muyuz?" denildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, fısk u fücur çoğaldığı zaman (helak olursunuz)" buyurdu.
Zeynep bnt. Cahş şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün korku ile Zeyneb'in yanına girerek "La ilahe illailah! Vukuu yaklaşan bir kötülükten dolayı vay Arapların haline! Bugün Ye'cüc ve Me'cüc'ün seddinde şunun gibi bir delik açıldı" buyurdu, sonra baş parmağı ile ona yakın olan şehadet parmağını halkaladı. Zeynep bnt. Cahş dedi ki: Ben "Ya Resulallah! İçimizde bu kadar iyi kimseler varken biz helak edilir miyiz?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, fısk u fücur çoğaldığı zaman (helak olursunuz)" buyurdu.
Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben ancak bir beşerim. Sizler bana davalarınızı getiriyorsunuz. Belki bazılarınız delilini diğerinden daha düzgün ifade etmiş olabilir. Ben de ondan işitmekte olduğuma göre hükmederim. Dolayısıyla her kimin kardeşinin hakkı olan bir şeyi onun lehine hükmetmiş isem sakın onu almasın. Ben ona ancak ateşten bir parça kesmiş olurum."
Ebu Seleme'nin kızı Zeyneb'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Ümmü Seleme şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ümmü Seleme'nin hücresinin kapısı önünde bir kavga işitir. Onların yanına çıkar ve şöyle der: "Şunu bilin ben bir beşerim. Bana aranızdan davalı ve davacı gelir. Bazılarınız diğerinizden meramını daha düzgün ve açık anlatmış olabilir. Ben de doğru söylediğini zannederim ve onun lehine hükmedebilirim. Bunun için kimin lehine bir Müslümanın hakkını vermeye hükmetmiş isem bilsin ki bu hak ancak ateşten bir parçadır. İster onu alsın, isterse terk etsin!"
Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kapısının yanında bir davalaşma gürültüsü işitti ve hemen onların yanına çıktı. Onlara şöyle buyurdu: "Ben ancak bir beşerim. Şu da bir gerçek ki bazen bana hasımlar gelir, bazısı diğerinden daha belagatlz konuşabilir. Ben de bu sebeple onu doğru söyledi zannederek lehine hüküm veririm. Kimin lehine bir Müslümanın hakkını vermeye hükmetmiş isem (iyi bilsin ki) bu hüküm ateşten bir parçadır. Artık o kimse bu ateşi alsın ya da onu terk etsin."
Bize Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Muaz b. Hîşam rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebi Kesîrden rivayet etti. (Demiş ki) : Bize Selemetü'bnü Abdirrahman rivayet etti. Onada Zeynep binti Ümmü seleme rivayet etmiş. onada Ümmü Seleme rivayet etmiş. Demişki: Ben kadife bir örtü altında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatıyorken ay hali oluverdim. Derhal sıvışıp ay hali olduğum zaman giyindiğim elbiselerimi aldım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: ''Ay hali mi oldun?" dedi. Ben, evet dedim. O beni çağırdı ve kadife örtünün altında onunla birlikte yattım. Ümmü Seleme (r.anha) dedi ki: Kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte cünüplükten aynı kapta yıkanırlardı.
Bize Yahya b. Yahya et-Temimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye, Hişam b, Urveden, o da babasından, o da Zeyneb binti Ebî Seleme'den, o da Ümmü Seleme'den naklen haber verdi. Ümmü Seleme şöyle demiş: Ümmü Suleym, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip: Ey Allah'ın Rasulü, muhakkak ki Allah haktan haya etmez. İhtilam olduğu takdirde kadının gusletme yükümlülüğü var mı, dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Suyu gördüğü takdirde evet" buyurdu. Ümmü Seleme: Ey Allah'ın Resulü, kadın ihtilam olur mu, dedi. Allah Resulü: "İki elin toprağa değsin. çocuğu ona ne ile benzer ki?" buyurdu.
Bıze Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Muaz b. Hışam rivayet etti. Dediki: Bana babam, Yahya b. Ebî Kesir'den rivayet etti. (Demişki): Bize Ebu Selemete'bni Abdirrahman rivayet ett, onada Zeyneb binti ümmi Seleme rivayet etmiş. onada Ümmü Seleme anlatmışki: Kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte cünüplükten dolayı aynı kaptan guslederlerdi.
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Zeyneb binti Ebî Seleme'den, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti; şöyle demiş: — «Yâ Resûlallah! Ben, Ebû Seleme'nin oğullarına nafaka veriyorum. (Tabii) onları şöyle ve şöyle bırakacak değilim, ya... Onlar, benim oğullarım demektir. Acaba bu çocuklar için bana bir ecir var mıdır?» diye sordum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)- — «Evet. Sana, onlara verdiğin nafakanın ecri vardır.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Muhammed b. Abdirrahmân b. Nevfel'den dinlediğim, onun da Urve'den, onun da Zeyneb binti Ebî Seleme'den, onun da Ümmü Seleme'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Ümmü Seleme şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e rahatsızlığımdan şikâyet ettîm de: — Hayvana binerek halkın arkasından tavaf et! buyurdular. Ben de (o suretle) tavaf ettim. O anda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Beyt-i şerif'in yanı başında namaz kılıyor ve Tür sûresini okuyordu.»
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm haber verdi. (Dediki): Bana, babam, Zeyneb binti Ümmi Seleme'den, o da Ümmü Habîbe binti Ebî Süfyân'dan naklen haber verdi. Ümmü Habîbe şunu söylemiş : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi de kendisine: — Kız kardeşimi, Ebu Süfyân'ın kızını istermisin? dedim. — Ne yapacağım? diye sordu. — Nikâh edersin, dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Sen bunu diler misin? dedi. — Ben senin bir tanen değilim. Şu halde bana hayırda kız kardeşimin ortak olmasını dilerim; dedim. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — O bana helal olmaz! buyurdu. — Ama ben senin Dürre binti Ebî Seleme'yi istemekte olduğunu haber aldım; dedim. — Ummü Seleme'nin kızını mı? diye sordu. — Evet, dedim. — O benim terbiyem altında bulunan üvey kızım bile olmasa bana yine helâl değildir; çünkü o benim süt kardeşimin kızıdır. Onun babası ile benî Süveybe emzirmişn'r. Artık bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi arzetmeyin! buyurdular.
Bana bu hadîsi Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zaide rivayet etti. H. Bize Amru'n-Nâkıd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Esved b. Âmir rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr haber verdi. Bu râvilerin ikisi de Hişâm b. Urve'den tamamen bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır.
Bize Muhammed b, Rumh b. Muhacir rivayet etti. (Dediki: Bize Leys, Yezid b. Ebî Habîb'den naklen haber verdiki, Muhammed b. Şihâb, kendisine Urve'nin, ona da Ebu Seleme'nin kızı Zeyneb'in, ona da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Habîbe'nin anlatmış olduğunu bildirerek mektub yazmış. Ümmü Habîbe Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e : — Yâ Resulâllah! Kız kardeşim Azze'yi al! demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Sen bunu dilermisin? diye sormuş. Ümmü Habibe : — Evet yâ Resulâllah, ben senin bir tanen değilim, onun için bana hayırda kız kardeşimin ortak olmasını dilerim, demiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — O bana hela! olmaz; buyurmuş. Ümmü Habîbe (Radiyallahu anha) demişki: — Ben, Ya Resulâllah! Ama biz (aramızda) senin Dürre binti Ebî Seleme'yi almak istediğini konuşuyoruz; dedim. — Ebu Seleme'nin kızını mı? diye sordu. — Evet, dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — O benim terbiyem altrnda bulunan üvey kızım bile olmasa bana yine helâl olmaz; çünkü benim süt kardeşimin kızıdır. Ebu Seleme ile beni Süveybe emzirmıştir. Artık bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi arzetmeyin! buyurdular.
Bize Muhammed h. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etli. (Dediki): Bize Şu'be, Humeyd b. Nâfi'den, o da Zeyneb binti Ümmi Seleme'den naklen rivayette bulundu. Zeyneb şunu söylemiş: — Ümmü Seleme Âişe'ye dediki: Kendi yanıma girmesini istemediğim o sabî-i murahik [buluğa yaklaşmış çocuk] senin yanına giriyor. Âişe şu cevabı verdi: — Senin için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de örnek yokmudur? Ebu Huzeyfe'nin karısı : — «Yâ Resulâllah! Salim artık adam olduğu halde yanıma girmeye devam ediyor. Ebu Huzeyfe'nin nefsinde bundan bir hoşnudsuzluk var; dedi de, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzir ki, yanına girebilsin!» buyurdular.
Bana Ebu't-Tâhir ile Hârun b. Saîd el-Eylî rivayet ettiler. Lâfız Harun'undur. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mahramatü'bnü Bükeyr, babasından naklen haber verdi. (Demişki): Ben Humeyd b. Nâfi'i şöyle derken işittim : Ben Zeyneb binti Ebî Seîeme'yi şunu söylerken işittim: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'yi Âişe'ye şunu söylerken dinledim: — Vallahi memeden ayrılmış çocuğun beni görmesine gönlüm razı olmuyor. Âişe şu cevabı verdi : — Neden? Sehle binti Süheyl Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi de: Yâ Resulâllah! Vallahi Sâlim'in (yanıma) girmesinden Ebu Huzeyfe'nin yüzünde hoşnudsuzluk görüyorum, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzir!» buyurdu. Sehle : — Ama o saçlı sakallı (adam) dır; dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzirki, Ebu Huzeyfe'nin yüzündeki hoşnudsuzluk gitsin!» buyurdular.
Bu hadîsi Zeyneb, annesi île Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Zeyneb'den, yahut Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden birinden naklen rivayet etmiştir.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Abdullah b. Ebi Bekr'den dinlediğim, onun da Humeyd b. Nâfi'den, onun da Zeyneb binti Ebi Seleme'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum : Zeyneb Humeyd'e şu üç hadîsi haber vermiş. Humeyd (Dediki): Zeyneb şunları söyledi : Babası Ebû Süfyân vefat ettiği vakit Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Habîbe'nin yanına girdim. Ümmü Habîbe, içinde sarı renk bulunan bir koku, halûk yahud başka bir şey istedi; ve ondan (evvelâ) bir cariyeye sürdü. Sonra (kendi) yüzünün yanlarına sürdü; ve şunu söyledi: — Vallahi kokuya hiç bir ihtiyacım yok: ancak ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde : »Allah'a ve âhiret gününe îmân eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helâl değildir. Yalnız koca için dört ay on gün yas müstesna!» buyururken işittim.
Zeyneb (Dediki): Sonra kardeşi vefat ettiği zaman Zeyneb binti Cahş'ın yanına girdim. O da koku getirterek ondan süründü. Ve şunu söyledi : — Vallahi kokuya hiç bir ihtiyacım yok; ancak ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde :' «Allah'a ve âhiret gününe îmân eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helâl değildir. Yalnız koca için dört ay on gün yas tutmak müstesna!» buyururken işittim.
Humeyd (Demişki): Zeyneb'e: Tezeği senenin sonunda atardı ne demektir? diye sordum, Zeyneb şu cevâbı verdi: — Kadın, kocası öldüğü zaman küçük bir eve girer; en kötü elbisesini giyer; bir sene geçinceye kadar koku ve hiç bir şey sürünmezdi. Sonra kendisine bir hayvan, eşek veya koyun yahut kuş getirilir de onunla silinirdi. Silindiği şey ekseriya ölürdü. Sonra dışarı çıkar; kendisine bir hayvan tezeği verilerek onu atardı. Ondan sonra dilediği koku ve saireye avdet ederdi.