'Abdul 'Aziz bin Abi Hazim, Abd al-jabbar bin Abi Hazm
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Abdulaziz şöyle dedi: Babam Ebu Hazim şöyle dedi: Ben bu hadisi Numan b. Ebi Ayyaş'a rivayet ettim. Bana ben şehadet ediyorum ki Ebu Said'den işittim. O bu hadisi rivayet ediyor ve burada şu ziyadeyi getiriyordu: "Sizin gündüz doğu ve batı ufkundaki ışıkları kalan parlak yıldızı -aradaki mesafe uzunluğundan dolayı- zorlukla gördüğünüz gibi !"
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben sizin havuz başında öncünüzüm. Benim yanıma gelen ondan içer, ondan içen de ebediyyen susamaz ve muhakkak benim yanıma birtakım kavimler gelecekler ki ben onları tanırım, onlar da beni tanırlar. Sonra benimle onlann arasına bir perde konulur."
Sehl b. Sa'd'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile katıldığı gazvelerden birinde diğer Müslümanlardan çok daha fazla azimle savaşan bir adam için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Cehennemlik bir adam görmek isteyen bu adama baksın" buyurmuştu. Bunun üzerine Müslümanlardan biri bu adamı izlemeye başladı. Adam müşriklere karşı büyük bir cesaretle savaşıyordu. Sonunda yaralandı ve hemen ölmek istedi. Kılıcının ucunu göğsüne dayadı, kılıç kürek kemiklerinin arasından çıktı. Onu izleyen kişi koşa koşa Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi ve: "Senin Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim" dedi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ne oluyor?" diye sordu. Adam şöyle dedi: "Sen falanca hakkında "Cehennemlik bir adam görmek isteyen bu adama baksın" buyurmuştun. Oysa o kimse hepimizden çok daha azimliydi. Ben onun bu haliyle ölmeyeceğini anlamıştım. Yaralanınca ölmek için acele etti ve kendisini öldürdü." Bu durum karşısında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kul, cehennem ehlinin amelini işler ancak cennet ehlinden olur. Cennet ehlinin amelini işler, cehennemlik olur. Ameller son nefese göre değerlendirilir.
Sehl b. Sa'd es-Saidl'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bana iki bacağı arasındaki ile iki çene kemiği arasındakini günahtan korumayı garanti ederse, ben de o kimseye cenneti garanti ederim."
Sehl b. Sa'd şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. O şöyle buyuruyordu: "Ben sizin havuz başında öncünüzüm. Ona gelen içer, ondan içen ebediyen bir daha susamaz ve muhakkak benim yanıma birtakım kavimler gelecekler ki ben onlan tanırım, onlar da beni tanırlar. Sonra benimle onlar arasına bir perde çekilir."
Sehl b. Sa'd şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. O şöyle buyuruyordu: "Ben sizin havuz başında öncünüzüm. Ona gelen içer, ondan içen ebediyen bir daha susamaz ve muhakkak benim yanıma birtakım kavimler gelecekler ki ben onlan tanırım, onlar da beni tanırlar. Sonra benimle onlar arasına bir perde çekilir."
Sehl b. Sa'd es-Saidi şöyle demiştir: Amr oğulları arasında bir kavga çıkmıştı. Bu kavga Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına gidince öğle namazını kıldı. Sonra aralarını düzeltmek üzere onların yanına gitti. Nihayet ikindi vakti gelince müezzin Bilal ezan okudu, kamet getiı -li ve Ebu Bekir' e namazı kıldırmasını istedi. Ebu Bekir öne geçip namaza durdu. Ebu Bekir namazda iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. İnsanların saflarını yara yara nihayet Ebu Bekir'in arkasına geldi ve ona yakın olan safın içine geçip, namaza durdu, Sehl dedi ki: Cemaat, (Ebu Bekir'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişini haber vermek için) el çırptı. Ebu Bekir ise namaza durduğu zaman onu bitirinceye kadar hiçbir şeye iltifat etmezdi. Ebu Bekir kendisine el çırpmanın durmadığını görünce başını çevirdi ve Hz. Nebii arkasında namaza durmuş gördü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir'e "Namazını kıldırmaya devam et" diye işaret etti ve eliyle de yerinde durması işareti yaptı. Ebu Bekir yerinde birazcık durdu da Nebiin "yerinde dur" işaretinden dolayı Allah'a hamdetti. Sonra geri geri yürüyerek safa girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir'in geri çekildiğini görünce öne geçti ve böylece insanlara bu namazı kıldırdı. Namazını bitirince "Ya Eba Bekir! Sana yerinde dur diye işaret ettiğim zaman neden namaza devam etmedin, bir engel mi vardı?" diye sordu. Ebu Bekir, "Ebu Kuhafe'nin oğluna Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde imamlık yapmak yakışık olmaz" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cemaate "Namazda iken herhangi bir durumla karşılaştığınızda karşı tarafı ikaz etmek maksadıyla erkekler tesbih etsin, kadınlar da el çırpsın!" buyurdu.
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisine "Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı?" diye sordu. O zat da "Evet,ezberimde şu sure, şu sure vardır" diye birtakım surelerin isimlerini saydı.
Bize Kuteybe b. Said tahdis etti. Bize Yakub -ki o Arap kabilelerinden birisi olan (Kare'ye nispetli) -b. Abdurrahman el-Kari'dir- o Ebu Hazim'den, o Sehl b. Sa'd es-Saidi'den rivayet ettiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile müşrikler karşılaştılar, birbirleriyle savaştılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karargahına dönüp öbürleri de kendi karargahlarına döndüğünde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabı arasında öyle bir adam vardı ki (onlardan) ayrılan bir kişi gördü mü onu bırakmaı, mutlaka arkasından gider, kılıcıyla onu vururdu. Müslümanlar: Bugün aramızdan hiçbir kimse filanın gösterdiği kadar yararlılık göstermedi, dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: 'J!\ma bilin ki o cehennem ehlindendir" buyurdu. Müslümanlardan bir adam: Devamlı olarak onunla birlikte ben olacağım, dedi. (Sehl) dedi ki: Onunla birlikte çıktı. O ne zaman durduysa, onunla beraber durdu, o hızlamrsa onunla birlikte hızlandı. Derken adam ağır bir yara aldı. Çabuk ölmek isteği ile kılıcının kabzasım yere, sivri ucunu da iki memesi arasına yerleştirdikten sonra kılıcının üzerine yüklenerek kendisini öldürdü. Onun arkasına takılan adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına çıkıp geldi ve: Şüphesiz senin Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ederim, dedi. Allah Resulü: "Bu neden icap etti" buyurunca, adam şöyle dedi: Az önce cehennemliklerdendir diye söylediğin o adam (hakkındaki bu sözlerini) insanlar büyük bir söz olarak değerlendirdiler (havsalaları bunu almadı). Bunun üzerine ben de: Sizin adınıza onu ben takip edeceğim, dedim ve onun arkasına takıldım. Nihayet ağır bir yara aldı, erken ölmek istediği için kılıcının kabzasım yere, keskin ucunu da memeleri arasına yerleştirdi sonra da kendisini onun üzerine iterek öldürdü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de şöyle buyurdu: "Şüphesiz bir adam insanlara göründüğü kadanyla cennetliklerin am eli ile amel eder. Halbuki o cehennemliklerdendir ve şüphesiz bir adam insanlara göründüğü kadarıyla cehennemliklerin ameli i/e amel eder. Halbuki o cennetliklerdendir. "
Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz yani İbni Ebî Hazim, Ebu Hazim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti ki Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: ''Andolsun cennete ümmetimden yetmiş bin kişi yahut yedi yüz bin kişi -(ravi) Ebu Hazim (Sehl'in) hangisini söylediğini bilmiyor- birbirine tutunmuş biri diğerinin elini tuttuğu halde cennete gireceklerdir. Onların sonuncuları girmeden ilkieri de girmeyecektir, yüzleri de ondördündeki ay suretinde olacaktır. "
Bana Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e Ebu Hâzim'den duyduğum, onun da Seni b. Sâd es-Saîdî'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aralarını bulmak için Ben-i Amr b. Avf kabilesine gitmiş Namaz vakti girince müezrin Ebu Bekir'e gelerek: Cemaata namazı kıldırırmısın? Ben de ikâmet ederim, demiş. Ebu Bekir: Evet, cevabını vermiş ve namazı kıldırmış. Mütakiben cemâat namazda iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkagelmiş ve safları yara yara birinci safa durmuş. Bunun üzerine cemaat el çırpmışlar. Ebu Bekir namazda bakınmazmış. Cemâat fazla el çırpınca bakınmış ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i görmüş, fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine, yerinde dur! diye işaret buyurmuş. Derken Ebu Bekir ellerini kaldırarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendisine verdiği emirden dolayı Allah (Azze ve Celle') ye hamdü-senâ etmiş. Sonra geri çekilerek birinci safa durmuş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ileri geçerek namazı kıldırmış. Namazdan çıktıktan sonra: «Ya Ebu Bekir ben sana emretmişken yerinde durmaktan seni ne men etti?» buyurmuş. Ebu Bekir: «Ebu Kuhâfe oğluna, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda namaz kıldırmak lâyık değildir.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bu sefer cemaata dönerek): «Acep neden bu kadar fazla el çırptığınızı gördüm. Bir kimsenin namazı esnasında başına bir şey gelirse tesbih ediversin! Zîra tesbih ettiği vakit ona bakarlar. El çırpmak yalnız kadınlara mahsustur.» buyurmuşlar.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz (yani ibni Ebî Hâzim) rivayet etti. Yine Kuteybe Dediki: Bize Yâ'kup- ki bu zât ibn-i Abdirrahman el-Kâarî'dir- rivayet etti. Abdülâziz ile Yâ'kub'un ikisi birden Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sâd'dan naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlar. (Yalnız) onların rivayetlerinde: «Ebu Bekir ellerini kaldırarak Allah'a hamd etti. Ve tâ birinci saff'a duruncaya kadar arkasına doğru geri geri gitti.» ifadesi vardır.
Bize Muhammed b. Abdillah b. Bezi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdi'l alâ haber verdi. (Dediki): Bize Ubeydullah, Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sâ'd es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Sehl: «Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Amr b. Avf kabilesinin aralarını bulmağa gitti.» diyerek yukarkilerin hadisi tarzında rivayette bulunmuş. Şunu da ziyade etmiş: «Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek safları yara yara tâ ön saf'ta durdu.» Bu hadiste: «Ebu Bekir gerisin geriye gitti.» cümlesi de vardır.
Bize Ebu Bekir b.Ebi Şeybe rivayet etti (Dediki): Bize Veki, SÜfyan'dan, o da Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: «Vallahi ben bazı kimseleri elbiselerinin darlığından dolayı çocuklar gibi boyunlarına asmış oldukları halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında (Namaz kılarken) gördüm. Bir sözcü (kadınlara hitaben): Ey kadınlar cemâati! Erkeklerden önce başlarınızı (secdeden kaldırmayın) dedi.»
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Yakûb b. Abdirrahmân b. Muhammed b. Abdillâh b. Abdilkaarî El-Kureşi rivayet etti. (Dediki) Bana Ebu Hâzim rivayet ettiki: Bir takım adamlar Sehl b. Sa'd'a gelmişler. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer'de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebu Hâzim'-den naklen rivayet etti. Ebu Hâzim şöyle demiş. (Bir takım adamlar) Sehl b. Sa'd'a gelerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in minberinin neden yapıldığını ona sordular... ve Râviler hadîsi İbni Ebî Hâzim hadîs'i gibi rivayet etmişlerdir.
Bize Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîri rivayet etti. (Dediki) Bize Fudayl b. Süleyman rivayet etli : (Dediki) Bize Ebû Hazım rivâyet etti. (Dediki) Bize Sehl b. Sa'd rivayet eyledi. (Dediki) Şu (size ak İplik kora İplikten seçilinceye kadar yiyin için) [Bakara 187] âyeti nazil olunca bazı kimseler bir beyaz bir de siyah iplik alarak bunları birbirinden seçinceye kadar yemeye devam ederdi. Nihayet Allah (Azze ve Celle) (Fecirden) kavl-i kerîmini indirerek bundan muradı beyân eyledi.
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temimi ile Ebû Bekir b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Gassâıı haber verdi. (Dediki) Bana Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd (Radiyallahu anh )'dam naklen rivayet etti. Sehl şöyle dedi, Şu ayet (yani): (Size ak iplik kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için) kavl-i ilâhisi nazil olunca bazı kimseler oruç tutmak istedimi her biri ayaklarına bîr siyah bir de beyaz iplik bağlarlar da, bu iplikleri birbirinden seçinceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bundan sonra Allah (Fecirin) kavlini indirdi. Bu suretle Allah'ın bu âyetten gece ile gündüzü ımırâd ettiğini anladılar.
Bize bu hadîsi Kuteybe dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Ya'kub rivayet eyledi. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki) Bize Abdurrahman b. Mehdi, Süfyan'dan naklen rivayet eyledi. Bu ravilerin ikisi de Ebû Hâzim'den o da Sehlü'bnü Sa'd (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Halid b. Mahled yani Katavâni, Süleyman b. Bilâl'den rivayet etti. (Demişki:) Bana Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd (Radiyallahu anh)'âan. naklen rivayet eyledi. Sehl şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennette bir kapı vardır ki ona Reyyân derler. Kıyamet gününde bu kapıdan oruçlular girecekler, onlarla birlikte başka hiç biri girmiyecektir. Oruçlular nerede denilecek. Müteakiben bu kapıdan gireceklerdir Oruçluların sonu girdi mi kapı kapanacak bir daha ondan hiç bir kimse gîremiyecektir.» buyurdular.
Bize Ahmed b. Abdete'd-Dabbî rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl b. Süleyman En-Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hâzim, Abdullah b. Ebi Katâde'den, o da babası (Ebû Katâde) (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet eyledi ki, Ebû Katâde ve arkadaşları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber yola çıkmışlar. Arkadaşları ihramlı, Ebû Katâde ihrâmsiz imiş... Bâvi hadîsi böylece rivayet etmiştir. Bu hadîste: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Ondan yanınızda bir şey varmı ? diye sordu. Ashâb — Bacağı yanımızdadır, dediler. Bunun üzerine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu alarak yedi.» ifâdesi de vardır.
Bize Kuteybetü'bnu Saîd Es-Sakafî rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub yâni ibni Abdirrahman Eî-Kaarî; Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet eyledi. H. Bize bu hadîsi yine Kuteybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz b. Ebî Hâzim babasından, o da Sehi b. Sa'd Es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş : Bir kadın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Resulallah! Kendimi sana hibe etmeye geldim; dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına bakarak onu tepeden tırnağa süzdü. Sonra başını eğdi. Kadın kendi hakkında bir hüküm vermediğini görünce oturdu. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bir zât kalkarak : — Yâ Resulallah! Eğer senin bu kadına bir ihtiyacın yoksa, onu benimle evlendiriver! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Sende (verecek) bir şey var rm?» diye sordu. O zât: — Yok vallahi ya Resulallah! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Sen evine git de bir şey bulabilecek misin bak» buyurdu. Bunun üzerine o zât gitti. Sonra dönerek: — Yok vallahi! Hiç bir şey bulamadım, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Demirden bir yüzük olsun (bulmaya) bak!» dedi. O zât yine gitti. Sonra dönerek; yok vallahi yâ Resulallah! Demirden bir yüzük de bulamadım. Lâkin işte kaftanım (Râvi Sehl malı bir kaftandan ibaretti, demiş). Bunun yarısı kadının olsun, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Senin kaftanını ne yapsın? Onu sen giymiş olsan, kadının üzerinde bir şey kalmıyacak; kadın giyse senin üzerinde ondan bir şey kalmıyacak!» buyurdular. Bunun üzerine o zat oturdu. Bir hayli oturduktan sonra kalktı. Dönüp giderken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu görerek çağrılmasını emir buyurdu. Adamı çağırdılar. Geldiği vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Ezberinde Kur'ân'dan neler var?» diye sordu. O zât: — Filân ve filân sureler ezberimdedir; diyerek (bildiği) sureleri saydı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onları ezberden okuyabilir misin?» dedi. O zât: — Evet! cevâbını verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Haydi git! Kadın sana ezber bildiğin Kur'ân ile temlik olundu.» buyurdular. Bu hadîs ibni Ebî Hâzim'indir. Lâfız itibariyle Yâkub'un rivayeti dahî buna yakındır.
Bize bu hadîsi Halef b. Hişam dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet eyledi. H. Bana bu hadîsi Zuheyr b. Harb de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. H. Bize ishâk b. ibrahim de, Derâverdî'den rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dediki); Bize Hüseyin b. Aliyy, Zâide'den rivayet eyledi. Bu râvilerin, hepsi Ebu Hâzim'-den, o da Sehl b. Ebî Sa'd'dan naklen birbirlerinden fazla olmak üzere rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki, Zâide hadîsinde: «Haydi git! Onu sana tezvic ettim. Ona Kur'ân öğret! buyurdu.» ifâdesi vardır.
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, ibni'I-Hâd'dan, o da Ebu Hâzim'den, o da Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen haber verdiki, Yahudiler: Kadının fercine arkasından cima' edilir de sonra gebe kalırsa çocuğu şaşı gözlü olur; derlermiş. Nihayet: (Kadınlarınız sizin tarlanızdır; imdi tarlanıza nereden isterseniz gidin) âyet-i kerîmesi indirilmiş.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yâni İbni Ebî Hâzim rivayet etti. Kuteybe şunu da söyledi: Bize Ya'kûb yâni İbni Abdirrahmân el-Kaariy rivayet etti. Bu râviierin ikisi de Ebû Hazim'den, o da Ebû Seleme'den, o da Fâtıme binti Kays'dan naklen rivayet etmişîer ki: Fâtime'yi kocası, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selle/n) zamanında boşamış. Ve kendisine düşük bir nafaka vermiş. Fâtıme bunu görünce : — Vallâhi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bildireceğim!» Şayet benim içîn nafaka varsa işime yarayanı alırım; bana nafaka yoksa ondan hiç bir şey almam!» demiş. Fâtıme şunu söylemiş : — Müteakiben bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyledim de : «Sana ne nafaka vardır, ne de mesken!» buyurdular.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub (yâni ibni Abdirrahmân El-Kaari), Ebû Hâzim'den rivayet etti ki, Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd'a Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yarası sorulurken dinlemiş. Sehl şöyle demiş : Vallahi ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yarasını kim yıkadığını, suyu kim döktüğünü ve yarasının ne ile tedavi edildiğini pek âlâ bilirim!.. Bundan sonra râvi, Abdülâzîz'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş; yalnız o: «Yüzü de yaralandı.» cümlesini ziyade etmiş; «hüşimet» yerine «küsiret» demiştir.
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, ishâk b. ibrahim ve ibni Ebî Ömer de toptan ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Amr b. Sevvâd EI-Âmirî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Saîd b. Ebî Hilâl'den naklen haber verdi. H. Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî de rivayet etti. (Dediki): Bana ibni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni ibni Mutarrif) rivayet etti. Bunların hepsi Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan bu hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. ibni Ebî Hilâl'in hadîsinde: -Yüzü isabet aldı.» İbni Mutarrif hadîsinde ise : «Yüzü yaralandı.» ibareleri vardır.
Bize Saîd b. Mansûr ile Kuteybe b. Saîd ikisi birden Ya'kûb'dan rivayet ettiler. Saîd (Dediki): Bize Ya'kûb b. Abdirrahmân, Ebû Hâzim'den, o da Ebû Salih Es-Semmân'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet eyledi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Darlığında, varlığında; neşatlı zamanında, kederli zamanında ve dünya işlerinin sana tercih edildiğinde dinleyip itaat etmelisin!» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki', Süfyân'dan, o da Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd Es-Sâidî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Allah yolunda bîr sabah veya akşam yürüyüşü dünyadan ve bütün dünya varlıklarından daha hayırlıdır.» buyurmuşlar.
Bize bu hadisi Kuteybe b. Saîd de, Abdülâzîz b, Ebî Hâzim ile Ya'kûb (yânî İbni Abdirrahmân El-Kaarî) den naklen rivayet etti. Her ikisi Ebû Hâzim'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. O Yahya'nın rivayeti hilâfına: «Ba'ce b. AbdulIâh b. Bedr'den» bir de: «Şu vadilerden bir vâdîde..» demiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûlaziz (yâni İbn-i Ebî Hâzim) Ebû Hazım'dan, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: Ebû Useyd Es-Sâid-i zifafında ReSûluilah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etti. Karısı o gün hizmetçileri idi. Gelin de girdi. Sehl şöyle demiş: — Biliyor musunuz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne sundu? Onun için geceden bir çanağın içine birkaç hurma ıslattı. Yemeği yeyince kendisine bunu sundu.